logo
12 EKİM 2026

Hz. Hatice’tül Kübra (Hz. Hatice) -1-

12.10.2026 00:00:00
 
Hz. Hatice (s.a), Hz. Fatıma'nın değerli annesi ve Allah'ın Elçisi'nin yar ve dert ortağıydı. Hayatının önemli bir kısmını cahiliye döneminde geçirmişti ama o günün insanlarının ahlak ve davranışlarına sahip değildi. O, kendi kişiliğini ve gerçek hüviyetini koruyabilen İslam öncesi ender kadınlarından birisi idi. Tarihçiler onun hakkında iyilik ve güzellikten başka bir şey yazmış değillerdi. Hz. Hatice'nin (s.a) kapısı her zaman fakirlere açıktı.

Hz. Hatice (s.a) hayatta olduğu müddet içinde Hz. Muhammed (s.a.a) başka bir kadın istemedi. O, Hz. Fatıma Zehra'yı dünyaya getirip süt verme şerefine sahipti...

Soy bilimcilerine göre Hz. Hatice'nin anne ve babası Arap yarımadasının en köklü ailelerindendir. Meşhur aktarıma göre Allah'ın Elçisi'nin (s.a.a) çocuklarının isimleri şöyledir: "Kasım, Abdullah (Tayyib ve Tahir lakapları ile lakaplanmışlardır), Rukeyye, ve Fatıma Zehra."

Kasım ve Abdullah çocukluklarında dünyadan ayrılmışlardı. Hz. Hatice (s.a) Kasım'ın vefatından sonra Allah'ın Elçisi'ne şöyle dedi:

"Ey Allah'ın Elçisi! Kasım'a verdiğim süt arttı. Keşke Allah ona süt emme dönemi bitinceye kadar vakit verseydi."

Allah'ın Elçisi (s.a.a) şöyle dedi:

"Onun çocukluk dönemi cennette tamamlanacaktır."

Hz. Hatice şöyle dedi:

"İnanabilsem onun ölümü bana kolay gelecektir."

Allah'ın Elçisi (s.a.a) şöyle dedi:

"Onun sesini sana duyurmasını Allah'tan isteyeyim mi?"

Hz. Hatice şöyle dedi:

"Hayır, ey Allah'ın Elçisi! Allah ve Peygamberi doğru diyorlar."

Cahiliye döneminde Hz. Hatice (s.a) kendi kavminin arasında seçkin bir hanımefendi ve temiz olmakla tanınıyordu. Tarihçiler defalarca onu, ileri görüşlü, zeki, akıllı ve şerefli bir hanım olarak yazmışlardır.  Onun ileri görüşlü, zeki ve takvalı oluşunun en iyi delili, cahiliye döneminde zahiri güzelliğe, bütün üstün sıfatları taşımasına ve büyük servete sahip olmasına rağmen asla kendisini lekelememesi ve paklık ve kemalde kendisine "Tahire" denilerek yükselmesidir. "Hatice'ye cahiliye döneminde Tâhire (pak ve tertemiz) deniliyordu."

Fakirlere yardım etmekten bir an olsun uzak durmuyordu ve evi ihtiyaç sahiplerinin sığınağı idi.

Hz. Hatice (s.a) cahiliye döneminin seçkin ve insanların saygı duyduğu hanımefendisi idi. O dönemde ona "Kadınlarının Hanımefendisi" deniliyordu.

Hz. Hatice'nin (s.a) serveti, konumu ve güzel sıfatları Kureyş'in zengin ve ileri gelenlerinden birçoğunu —Akabe İbn-i Ebu Muît, Salt İbn-i Şehab, Ebu Cehil ve Ebu Süfyan gibi— onunla evlenme düşüncesine sokmuş ve yalvartmıştı...

Ama Hz. Hatice (s.a) evlilik düşünmediğini ileri sürerek onların tamamının isteğini geri çevirmişti.

Hz. Hatice amcasının oğlu Varaka İbn-i Nevfel ile bir konuşmasında, evlenmemesinin sebebinin, düşündüğü kişinin olmaması olduğunu söylemiştir.

Hz. Hatice servet sahibi bir kadındı ve erkekleri ticaret için kiralıyordu. Ticaret yapmaları için erkeklerle sözleşmeler imzalıyor ve onları ticarete gönderiyordu.

Hz. Muhammed (s.a.a)'in doğru sözlü oluşu, emanetdarlığı ve güzel ahlakı Hz. Hatice'nin (s.a) Hz. Peygamber'e (s.a.a) Şam'a ticarete gitmesini önermesine sebep oldu. Anlaşma gereği Hz. Hatice (s.a) diğerlerine vermiş olduğu ücretten fazla bir ücret Hz. Muhammed (s.a.a)'e ödedi ve Museyre adındaki kölesini de yanında götürmesi için ona verdi. Allah'ın Elçisi onun bu önerisini kabul edip Şam'a gitti. Durak yerlerinin birisinde, rahibin ibadet ettiği yerin yakınında bir ağacın gölgesinin altında mola verdi.

Rahip, Museyre'ye şöyle sordu:

"Ağacın altındaki kimdir?"

Museyre şöyle dedi:

"Kureyş kabilesinden ve Mekkelidir."

Rahip şöyle dedi:

"Bu ağacın altında peygamber haricinde kimse oturmaz."

Allah'ın Elçisi (s.a.a), Şam'a getirmiş olduğu Hz. Hatice'nin (s.a) mallarını sattı ve yerine mal aldıktan sonra Kureyş kervanı ile birlikte Mekke'ye geri döndü.

Hz. Hatice (s.a) Allah'ın Elçisi'nin (s.a.a) almış olduğu malları, iki katına ya da daha fazlasına satmış ve büyük kâr etmişti. Hz. Hatice (s.a) Museyre'ye bu yolculukta Hz. Muhammed (s.a.a)'den neler gördüğünü sordu ve o da bu seferde Hz. Muhammed (s.a.a)'den görmüş olduğu mucizeleri, aşırı derecedeki sadakatini, emanetdarlığını ve fedakârlığını anlattı. Kureyş'in hanımefendisi Hatice, Museyre'nin söylediklerini dinliyordu ki Kureyş'in efendisi, Muhammedü'l-Emin aklında canlandı ve artık Museyre'nin sözlerini dinleme gücü kalmamıştı.  Allah, o pak ve temiz hanıma daha fazla yücelik vermeyi irade etmişti.

Hz. Hatice bir gece rüyasında Mekke'nin üstünde parlak bir güneşin döndüğünü ve sonra da kendi evine girdiğini gördü. Rüyasını Varaka'ya anlattı ve Varaka da ona, büyük biriyle, şöhreti dünyaya yayılacak biriyle evleneceğini söyledi.

Hz. Hatice (s.a) parlak güneşini sadece Mekke'nin emini ve Hz. Abdullah'ın oğlunun güzel ve melekûtî çehresinde görüyordu. Çünkü mutluluk ve saadetin Muhammed'in (s.a.a) sahip olduğu zirveye çıkmış takva ve Allah'ı tanımakta olduğunu biliyordu. Hz. Hatice'nin (s.a) kalbi Peygamber'e karşı melekûtî aşkla dolmuştu ve Hz. Muhammed (s.a.a)'e duyduğu sevgiyi ona açıklama fırsatını bekliyordu.

(Devam edecek…)
 
Adem Birinci / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.