logo
28 AĞUSTOS 2026

Başkomutan Atatürk’ün sözleriyle 30 Ağustos zaferi

28.08.2026 00:00:00
 
Atatürk, Büyük Taarruz'un nasıl hazırlandığını, nasıl başlatıldığını, nasıl geliştiğini ve nasıl Büyük Zafer'le sonuçlandığını ayrıntılarıyla şöyle anlatıyor:

"Efendiler, harp, muharebe, nihayet meydan muharebesi yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Milletlerin çarpışmasıdır. Meydan muharebesi milletlerin bütün mevcudiyetleriyle, ilim ve fen sahasındaki seviyeleriyle, ahlâklarıyla, kültürleriyle kısaca bütün maddî ve manevî kudret ve faziletleriyle ve her türlü vasıtalarıyla çarpıştığı bir imtihan sahasıdır.

Türk milleti son mücadeleleriyle, bilhassa burada kazandığı zaferle, gösterdiği azim ve irade ile bilinen bu gerçekleri bir defa daha tarihin bağrına çelik kalemle kazımış bulunuyor.

Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk Devletinin, genç Türk Cumhuriyeti'nin temeli burada sağlamlaştırıldı. Ebedi hayatı burada taçlandı.

Bu sahada akan Türk kanları, bu gökyüzünde uçan şehit ruhları devlet ve Cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır Burada temelini attığımız 'Şehit Asker' âbidesi işte o ruhları, o ruhlarla beraber gazi arkadaşlarını, fedakâr ve kahraman Türk milletini temsil edecektir. Bu âbide, Türk vatanına göz dikeceklere Türk'ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, hücumunu, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır.

Efendiler, bu muazzam zaferin etkenleri üzerinde en önemlisi ve yükseği Türk milletinin sınırsız koşulsuz egemenliğini eline almış olmasıdır. Bu hâdisenin tarihimizde ve bütün cihanda ne büyük, ne feyizli bir inkılâp olduğunu izaha lüzum görmem. Milletimizin uzun asırlardan beri hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler elinde, onların tahakküm ve istibdadı altında ne kadar ezildiğini, onların hırslarını temin yolunda ne kadar büyük felâketlere ve zararlara uğradığını düşünürsek, milletimizin hâkimiyetini eline almış olması hâdisesinin büyüklüğü ve önemi gözlerimizde belirir. Gerçi büyük zaferin ertesine kadar İstanbul'da halife ve sultan namı altında bir şahıs ve onun işgal ettiği hilâfet ve saltanat unvanıyla bir makam vardı. Fakat bu zaferden sonra millet o makamları ve o makam sahiplerini lâyık olduğu akıbete ulaştırdı.

Efendiler, ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, mahvolur. Milletlerin tutsaklığı üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar. Avrupa'nın ortasından doğunun öbür ucundaki binlerce senelik memleketlere bakacak olursak, Osmanlı İmparatorluğunun hak ettiği yazgıyı daha güzel anlayabiliriz.

Arkadaşlar, saraylarının içinde Türk'ten gayri unsurlara dayanarak, düşmanlarla ittifak ederek Anadolu'nun, Türklüğün aleyhine yürüyen çürümüş gölge adamlarının Türk vatanından kovulması, düşmanların denize dökülmesinden daha kurtarıcı bir harekettir. Türk milletinin atalarının kutsal emaneti olan bu topraklarda tam manasıyla efendi olarak yaşaması, ancak anlamsız olduktan başka, varlıkları tam bir zarar ve felâket olan makamların bertaraf edilmesiyle mümkün olabilirdi.

Efendiler, artık vatan bakım, bayındırlık istiyor, zenginlik ve refah istiyor. İlim ve marifet, yüksek medeniyet, hür fikir ve hür zihniyet istiyor. Şeref, namus, istiklâl, hakikî varlık, vatanın bu taleplerini tamamen ve çabucak yerine getirmek için esaslı ve ciddi bir surette çalışmayı emreder.

Efendiler, milletimizin hedefi, milletimizin ülküsü bütün cihanda tam manasıyla uygar bir toplum olmaktır. Bilirsiniz ki, dünyada her kavmin özgürlük ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu uygarlık yapıtlarıyla doğru orantılıdır. Medenî eser vücuda getirmek kabiliyetinden mahrum olan kavimler, hürriyet ve bağımsızlıklarından tecrit olunmaya mahkûmdurlar. İnsanlık tarih baştanbaşa bu dediğimi teyit etmektedir. Uygarlık yolunda yürümek ve başarılı olmak yaşam koşuludur. Bu yol üzerinde duraklayanlar veyahut bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak cehalet ve gafletinde bulunanlar, uygarlığın coşkun seli altında boğulmaya mahkûmdurlar.

Efendiler, milletimiz burada kutladığımız büyük zaferden daha mühim bir vazife peşindedir. O zaferin kavranması milletimizin iktisat sahasındaki başarılarıyla mümkün olacaktır.

Efendiler, son sözlerimi münhasıran memleketimizin gençliğine tevcih etmek istiyorum.

Gençler! Cesaretimizi sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile, insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en değerli simgesi olacaksınız.

Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.

Arkadaşlar, bu gaza ve şehadet diyarını terk ederken 'şehit askeri' hep beraber hürmet ve tazimle selâmlayalım."

Başkumandan Gazi Paşa Atatürk'ün önünde saygıyla eğiliyoruz.
 
Adem Birinci / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.