Geçtiğimiz hafta sonu Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri Nevşehir’in kaplıcalar ilçesi olan Kozaklı’da İcmal gençliğinin eğitim kampı vardı.
3 bin kişilik katılımla muhteşem bir kamp gerçekleşti.
Organizasyonda görevli olduğumuz için biz de kampa 3 gün önceden gittik ve 3 gün boyunca gece gündüz yoğun bir çalışma gerçekleşti.
Kampın bizlere sağladığı maddi manevi faydalar bir tarafa gerçekten böyle fedakar, cefakar ve çalışkan bir kadronun içinde bulunduğum için ayrıca mutluluk duydum.
Bütün çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.
Eğitim kampının programları dopdoluydu.
Gündüzleri seminerler, akşamları teravih namazları…
Birbirinden bilgili ve kıymetli akademisyenler ve gençlik temsilcileri hazırladıkları tebliğleri seminerlerde sundular.
Seminerleri takip eden gençlerimizin hem birçok konuda bilgi dağarcıkları genişledi hem de oluşan manevi atmosfer vesilesiyle duygu dolu anlar yaşadılar.
Yani hem akıl tatmin oldu hem de gönül.
Diva otelinin geniş lobisinde kılınan 3 bin kişilik teravih namazları ise görülmeye değerdi. Teravih namazlarının bir kısmını Prof. Dr. Haydar Baş Bey bizzat kendisi kıldırdı, bir kısmını da Bilal Demiryürek kıldırdı.
Otel lobisi salat u selamlar, tekbirler ve okunan Kur’anlarla yankılandı.
Aileler, gençler iftar ve sahurlarda birbiriyle kaynaştı, tanıştı.
Cumartesi akşamı ise Grup Nefes güzel ilahileri ve türküleriyle kulaklarımızın pasını sildi.
Bu arada gerçekleşen söz merasimi ise gençlere, “hayırlı bir evlilik nasıl olur” sorusunun canlı misalini gösterdi.
Sahneye gelen Ayhan Aşan söylediği şarkılarla gençleri coşturdu.
Ve nihayet son güne gelindi.
Prof. Dr. Haydar Baş Beyin final konuşmasına…
3 bin gencin “Üstad” nidalarıyla kürsüye gelen Sayın Baş, tarihi bir konuşma yaptı.
Prof. Dr. Baş, bir Vatikan projesi olan dinler arası diyalog faaliyetlerinin Türk milleti üzerindeki tahribatından bahsettikten sonra, “Tek düşmeyen kale benim İcmal Gençliğimin olduğu kaledir. Biz düşersek, emin olun, bu topraklarda yaşayan sizleri bir daha geri döndürecek hiçbir irade kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Şii, Sünni, Caferi, Alevi, Bektaşi bu milletin bir ve beraber olduğunun altını çizen Sayın Baş, “Şimdi bu millet bütün kurum, kuruluş, mezhepleriyle dimdik ayaktadır” dedi.
Prof. Dr. Haydar Baş, İcmal Gençliğine düşen vazifeyi şöyle özetledi:
“Bu vatanın birliğinde, beraberliğinde, dirliğinde, yükselmesinde ve kalkınmasında taşlar siz olacaksınız. Hiç kimseden bunu beklemeyin. Ben görüyor ve izliyorum ki, artık sizlerden başka hiç kimsede umut kalmadı. Bu öyle büyük bir dava ki, çok mukaddestir. Bu mukaddes davayı taşıyan hamallar, Allah’ın hamalları sizler olacaksınız.”
Salonu dolduran 3 bin genç heyecanıyla, sloganıyla, coşkusuyla, Sayın Baş’ın bahsettiği bu mukaddes emaneti seve seve sırtına almıştı.
Milletimizin ve dünya insanlarının sürekli olarak karanlık bir vadiye çekilmek istendiği tehlikeli bir dönemde, artık Prof. Dr. Haydar Baş’ın önderliğinde İcmal Gençliğinin güneşi doğmaktadır.
Bu vatan, bu millet bundan sonra asla sahipsiz kalmayacaktır.
3 bin kişilik katılımla muhteşem bir kamp gerçekleşti.
Organizasyonda görevli olduğumuz için biz de kampa 3 gün önceden gittik ve 3 gün boyunca gece gündüz yoğun bir çalışma gerçekleşti.
Kampın bizlere sağladığı maddi manevi faydalar bir tarafa gerçekten böyle fedakar, cefakar ve çalışkan bir kadronun içinde bulunduğum için ayrıca mutluluk duydum.
Bütün çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.
Eğitim kampının programları dopdoluydu.
Gündüzleri seminerler, akşamları teravih namazları…
Birbirinden bilgili ve kıymetli akademisyenler ve gençlik temsilcileri hazırladıkları tebliğleri seminerlerde sundular.
Seminerleri takip eden gençlerimizin hem birçok konuda bilgi dağarcıkları genişledi hem de oluşan manevi atmosfer vesilesiyle duygu dolu anlar yaşadılar.
Yani hem akıl tatmin oldu hem de gönül.
Diva otelinin geniş lobisinde kılınan 3 bin kişilik teravih namazları ise görülmeye değerdi. Teravih namazlarının bir kısmını Prof. Dr. Haydar Baş Bey bizzat kendisi kıldırdı, bir kısmını da Bilal Demiryürek kıldırdı.
Otel lobisi salat u selamlar, tekbirler ve okunan Kur’anlarla yankılandı.
Aileler, gençler iftar ve sahurlarda birbiriyle kaynaştı, tanıştı.
Cumartesi akşamı ise Grup Nefes güzel ilahileri ve türküleriyle kulaklarımızın pasını sildi.
Bu arada gerçekleşen söz merasimi ise gençlere, “hayırlı bir evlilik nasıl olur” sorusunun canlı misalini gösterdi.
Sahneye gelen Ayhan Aşan söylediği şarkılarla gençleri coşturdu.
Ve nihayet son güne gelindi.
Prof. Dr. Haydar Baş Beyin final konuşmasına…
3 bin gencin “Üstad” nidalarıyla kürsüye gelen Sayın Baş, tarihi bir konuşma yaptı.
Prof. Dr. Baş, bir Vatikan projesi olan dinler arası diyalog faaliyetlerinin Türk milleti üzerindeki tahribatından bahsettikten sonra, “Tek düşmeyen kale benim İcmal Gençliğimin olduğu kaledir. Biz düşersek, emin olun, bu topraklarda yaşayan sizleri bir daha geri döndürecek hiçbir irade kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Şii, Sünni, Caferi, Alevi, Bektaşi bu milletin bir ve beraber olduğunun altını çizen Sayın Baş, “Şimdi bu millet bütün kurum, kuruluş, mezhepleriyle dimdik ayaktadır” dedi.
Prof. Dr. Haydar Baş, İcmal Gençliğine düşen vazifeyi şöyle özetledi:
“Bu vatanın birliğinde, beraberliğinde, dirliğinde, yükselmesinde ve kalkınmasında taşlar siz olacaksınız. Hiç kimseden bunu beklemeyin. Ben görüyor ve izliyorum ki, artık sizlerden başka hiç kimsede umut kalmadı. Bu öyle büyük bir dava ki, çok mukaddestir. Bu mukaddes davayı taşıyan hamallar, Allah’ın hamalları sizler olacaksınız.”
Salonu dolduran 3 bin genç heyecanıyla, sloganıyla, coşkusuyla, Sayın Baş’ın bahsettiği bu mukaddes emaneti seve seve sırtına almıştı.
Milletimizin ve dünya insanlarının sürekli olarak karanlık bir vadiye çekilmek istendiği tehlikeli bir dönemde, artık Prof. Dr. Haydar Baş’ın önderliğinde İcmal Gençliğinin güneşi doğmaktadır.
Bu vatan, bu millet bundan sonra asla sahipsiz kalmayacaktır.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Körfez'de diplomasi satrancı ve Trump'ın geri adımı / 07.05.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026
- Zeytin ağacından insana uzanan devlet terörü / 03.05.2026
- 1 Mayıs ve maden emekçilerinin zaferi / 02.05.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026
- ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu? / 30.04.2026
- Sahadaki başarıdan masadaki itibara / 29.04.2026
- Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı / 28.04.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026
- Zeytin ağacından insana uzanan devlet terörü / 03.05.2026
- 1 Mayıs ve maden emekçilerinin zaferi / 02.05.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026
- ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu? / 30.04.2026
- Sahadaki başarıdan masadaki itibara / 29.04.2026
- Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı / 28.04.2026




























































