logo
28 AĞUSTOS 2026

İmam Ali gelecekle ilgili önemli olayları haber vermekte

İmam Ali (a.s) gelecekle ilgili önemli olayları haber vermektedir.

28.08.2026 00:07:00
Haber Merkezi
 
İmam Ali gelecekle ilgili önemli olayları haber vermekte
İmam Ali gelecekle ilgili önemli olayları haber vermekte
İmam Ali (a.s) gelecekle ilgili önemli olayları haber vermektedir.

"Onlar hidayete karşı nevalarına uymak istediklerinde o da (Hz. Mehdi) hevaya karşı hidayete uymayı ister. Onlar, Kur'an'a karşı reylerini isterlerse, o da reye karşı Kur'an'a uymayı ister.

...Savaş her yana yayıldığı, diz boyu yükselip şiddetlendiği zaman, doğumu yaklaşmış hamile kadınlar gibi göğüsler dolar, verdiği süt önce tatlı gelir, sonra acır.

Yarın bilmediğiniz olaylar olacak, Emir Sahibi (Hz. Mehdi), onlardan kötülük yapan kimseleri sorguya çekecek; yeryüzü, içinde altın ve gümüş cinsinden ne varsa dışarı atacak, servet ve hazinelerini ona sunacak. O da adalet nasıl uygulanılırmış, onlara gösterecek; Kitab'a ve sünnete tekrar hayat verecek.







...(Mervan b. Hakem veya Süfvani'nin) Şam'dan seslendiğini, Kufe civarında bayraklarını dalgalandırdığını ve sütünün sağılmasına kızan deve gibi saldırdığını görür gibiyim! Yeryüzünü başlarla örtecek, ağzı açık, adımları ağır, hareketi geniş, saldırısı büyüktür.

Allah'a andolsun sizleri yeryüzüne dağıtıp paramparça edecek ve gözde kalan sürme gibi geride pek azınız kalacak. Bu, aklını yitiren Arabın aklı başına gelinceye kadar sürüp gidecek.

O halde yaşayan sünnete, apaçık hükümlere, nübüvvet mirasını (günümüze) taşıyan size yakın ahde/ilme uyun. Bilin ki Şeytan, uyasınız diye kendi yollarını sizlere kolay göstermektedir."







Şura yapıldığı esnada şöyle buyurmuştur:

"Hiç kimse, benden önce hakkın davetine, akrabalığın gereğini yapmaya ve keremiyle yardıma koşmadı.

Artık sözümü dinleyin ve dediklerimi aklınızda tutun. Pek yakında bu iş için kılıçların çekildiğini, ahitlere hıyanet edildiğini göreceksiniz. Sonunda bir kısmınız dalalet ehlinin önderleri, bir kısmınız da cehalet ehlinin taraftarı olacak."







İnsanları gıybetten sakındırmıştır.

"İsmet sıfatına sahip, Allah'ın lütfüyle günahlardan korunmuş olan kimselerin, günah ve kötülük işleyenlere acımaları gerekir. Sürekli Allah'a şükretmeli ve bu şükür onları halkın ayıbını söylemekten alıkoymalıdır.

İnsan, kardeşinin işlediği ayıbı nasıl söyler, onu duçar olduğu bela sebebiyle nasıl yerer? Oysa o, ayıbı işleyenin ayıbından daha büyüğünü işlediği zaman Allah'ın, kendisinin ayıbını örttüğünü hatırlamaz mı?

Onun işlediğinin benzerini işlediği halde onu nasıl kötüler! Onun gibi bir suç işlememiş olsa bile, ondan başka daha büyük bir suç işleyerek (gıybet etmekle) Allah'a isyan etmiştir. Allah'a yemin olsun, büyük bir suç işlememiş, küçük bir suç işle­mişse de zaten insanların ayıbını görüp onları yermesi daha büyük bir suçtur.







Ey Allah'ın kulu! Hiç kimseyi günahıyla ayıplamakta acele etme; belki günahı bağışlanır. Küçük bir günah işledim diye kendini güvende sayma; belki o yüzden azaba uğrarsın.

Sizden bir başkasının ayıbını bilen kimse, kendi ayıbını da bildiği için onun ayıbını açmasın. Allah'a şükretmek onu, başkalarının ayıbıyla uğraşmaktan alıkoysun."

Hakkı olmayana iyilik etmek hususunda...

"Uygun olmayan yerde ve ehli olmayan kimseye iyilik eden kişinin nasibi, ancak aşağılık, şerli ve cahillerin övgüleridir. Bu övgü onlara iyilik ettiği müddetçe devam eder. Ne kadar da cömert bir eli var (derler, oysaki) o, Allah hakkında cimridir

Allah'ın mal verdiği kimse, sevap kazanmak için onunla yakınlarına sahip çıksın, misafirlere ihsanda bulunsun esirleri hürriyete kavuştursun, yoksullara ve borçlulara ihsanda bulunsun ve haklara riayet edip musibetler karşısında sabretsin.

Bu huyları kazanmak; dünyanın şerefini ve yüceliğini elde etmek ve ahiret faziletlerine erişmektir inşallah" Nehc'ul Belaga 138-142 Hutbe

Sucukta etiket skandalı: Son kullanma tarihini değiştirdi

İstanbul Sultangazi'de bir vatandaş, satın aldığı sucuğun üzerindeki etiketi kaldırınca ürünün son kullanma tarihinin geçtiğini fark etti. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından mağazada denetim yapan zabıta ekipleri, son kullanma tarihi geçmiş ürünler tespit ederek iş yerini mühürledi

27.08.2026 11:44:00
İHA
 
Sucukta etiket skandalı: Son kullanma tarihini değiştirdi
Sucukta etiket skandalı: Son kullanma tarihini değiştirdi
Olay, geçen pazar günü Sultangazi Zübeyde Hanım Mahallesi'nde meydana geldi. Kahvaltı için alışveriş yapan vatandaş, satın aldığı sucuğun görüntüsünden şüphelenerek ambalajı inceledi.






Ürünün orijinal etiketinin üzerine farklı bir etiket yapıştırıldığını fark eden vatandaş, üstteki etiketi kaldırdığında alttaki etikette yer alan son kullanma tarihinin geçtiğini gördü. Ürünün son kullanma tarihinin yeni etiketle değiştirildiğini öne süren vatandaş, o anları cep telefonu kamerasıyla kaydederek sosyal medyada paylaştı.








Görüntülerin ardından harekete geçen Sultangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, söz konusu mağazada denetim gerçekleştirdi. Raflardaki ürünleri tek tek inceleyen ekipler, bazı ürünlerin son kullanma tarihlerinin geçtiğini belirledi.








Yapılan incelemede, tarihi geçmiş ürünlerin etiketlerinin değiştirilerek yeniden satışa sunulduğunun tespit edilmesi üzerine mağaza ekipler tarafından mühürlendi. Denetim ve mühürleme işlemleri cep telefonu kamerasına yansıdı.

Kocaeli'de çatırdayan bina yıkıldı: Eşyalarını bile alamadılar

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde gece saatlerinde binalarından gelen çatırdama sesleriyle uyanan vatandaşlar korku dolu anlar yaşadı. Bitişiğindeki temel kazısı nedeniyle hasar gördüğü değerlendirilen 4 katlı bina, güvenlik gerekçesiyle içindeki eşyalar tahliye edilemeden iş makineleriyle yıkıldı. Yıkım çalışmalarını izleyen bina sakinleri ise yaşananları anlattı

27.08.2026 11:36:00
İHA
 
Kocaeli'de çatırdayan bina yıkıldı: Eşyalarını bile alamadılar
Kocaeli'de çatırdayan bina yıkıldı: Eşyalarını bile alamadılar
Alınan bilgiye göre, Yenişehir Mahallesi Karanfilli Sokak'ta bulunan 4 katlı binada oturan vatandaşlar, gece saatlerinde yapının kolon ve kirişlerinden sesler gelmesi üzerine durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik şeridi oluştururken, bina tedbir amacıyla hızla boşaltıldı.






Olay yerine çağrılan AFAD ekiplerince binada ve bitişiğindeki inşaatın temel kazı alanında inceleme yapıldı. İncelemeler sonucunda çökme riski bulunduğu tespit edilen binanın yıkılmasına karar verildi. Güvenlik gerekçesiyle vatandaşların içeriden eşyalarını almasına izin verilmezken, 4 katlı yapı ekiplerin gözetiminde yıkıldı.








"Bir şeyler oluyor Kemal, ev kayıyor galiba"

Binada 21 yıldır ikamet eden Tülay Aydın, İHA'ya yaptığı açıklamada, gece saatlerinde bir gürültü duyduklarını ve binanın kaydığını hissettiğini söyledi. Durumu eşine ve ev sahibine bildirdiğini anlatan Aydın, "Bir şeylerin olduğunu tahmin ettim ve eşime söyledim. 'Bir şeyler oluyor Kemal, ev kayıyor galiba' dedim. Sonra eşim aşağı indi. 'Tülay bir şey oluyor' dedi. Ev sahibime söyledim. 'Ev gidiyor koşun' dedi. Eşim çantamı almaya girdi. Başka da bir şey yok" dedi.








"21 yıllık evimiz bir gecede yok oldu"

Güvenlik gerekçesiyle evden hiçbir eşya alamadıklarını ifade eden Aydın, "Bunlar benim portmantoda namaz kıldığım kıyafetlerimdi, onlarla çıktım. Hepimiz öyle aynı böyle kıyafetlerleyiz. Üst kattakiler zaten uyumaya çalışıyorlarmış. Onları da bağırarak çıkardım. Evin nereye yatacağını anlayamadıkları için yıkıldığını söylediler. Bize tam bilgi vermediler ve anlamadık. Her şeyimiz gitti. 21 yıllık evimiz bir gecede yok oldu. Çocuklar okula başlayacak ve hiçbir şey yok" diye konuştu.








"Çatır çatır sesler gelmeye başladı"

Nebiye Kurtuldu ise binada daha önce de kayma hissettiğini ancak ihtimal vermediğini dile getirerek yaşadığı panik anlarını şöyle anlattı:

"Zaten normalde bina kayıyormuş gibi hissederdim ama ihtimal vermezdim. Dün gece de kapı dikkatimi çekti. 'Kapı neden oynamış'' dedim. Bina yatmaya başlamış ama kapı sabit duruyor. Ama ben yine önemsemedim, gittim yattım. Alt kattaki kiracımız aşağı inmiş. Eşine söylemiş. Bina aşağıdan çatlamaya başlamış. Su boruları patlamış. Dükkanda çatlamalar olmaya başlamış. Görümcem de beni uyarmak için bağırıyordu ama ben uyku sersemiydim, ne yaptığımı bilemedim. O ara da çatır çatır sesler gelmeye başladı. Çok korktuk, zaten sonra da binaya sokmadılar. Eşyalarımızı alamadık. Çantam hazırdı. Kimliğim zaten hep yanımdaydı. Ben diyordum da kimse bana inanmıyordu. 'Bu bina gidecek' diyordum, hep içime doğdu ama ihtimal vermedim. Keşke bir tahliye durumu olsaydı. Yan taraftaki inşaatın ustalarına da söylemiştim. 'Ev sallanıyor, çok sallanıyor' dedim. 'Abla senin psikolojin bozuk' dediler. 'Burası beni korkutuyor' demiştim."






Nişanlı kızın kaçırıldığı iddiası ortalığı karıştırdı: 5 kişi bıçaklandı

Kocaeli'de nişanlı bir kızın kaçırıldığı iddiasıyla iki aile arasında kovalamaca sonrası çıkan kavgada 5 kişi bıçaklandı. Bir kişinin durumunun ağır olduğu öğrenildi

27.08.2026 08:00:00 / Güncelleme: 27.08.2026 12:38:46
İHA
 
Nişanlı kızın kaçırıldığı iddiası ortalığı karıştırdı: 5 kişi bıçaklandı
Nişanlı kızın kaçırıldığı iddiası ortalığı karıştırdı: 5 kişi bıçaklandı
Olay, Derince ilçesi Mersincik Mahallesi Hayat Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 27 ZA 568 plakalı minibüs ile plakası öğrenilemeyen otomobil arasında kovalamaca yaşandı.






Kovalamacada bir araç park halindeki başka araca çarptı. Kazanın ardından araçlardan inen taraflar birbirine tekme, tokat, bıçak ve beyzbol sopası ile saldırdı. Kavgada bir kişi karnından, bir kişi boğazından, 2 kişi ise vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklandı.









Vatandaşlar kavgayı ayırmaya çalıştı

Olayın yaşandığı sırada kahvehanede bulunan vatandaşlar, tarafları ayırmaya çalıştı. Bu sırada kavgayı ayırmaya çalışan vatandaşlardan biri elinden bıçakla yaralandı. Kavganın ardından bazı şüpheliler otomobille olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Bir kişinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.







Öte yandan tarafların akraba oldukları ve olayın, nişanlı bir kızın kaçırıldığı iddiası sebebiyle çıktığı öne sürüldü. Olayla alakalı kaçan şahıslar ise yakalanamadı. Polis olaya ilişkin çalışma başlattı.




















Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor

Savaşlar, ekonomik krizler ve küresel iklim değişikliklerinin etkisiyle hız kazanan uluslararası göç hareketleri, hedef ülkelerde ve büyük kentlerde uyum krizlerini beraberinde getiriyor

26.08.2026 00:48:00
Yaşar Cebesoy
 
Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor
Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor
Savaşlar, ekonomik krizler ve küresel iklim değişikliklerinin etkisiyle hız kazanan uluslararası göç hareketleri, hedef ülkelerde ve büyük kentlerde uyum krizlerini beraberinde getiriyor.

Göç eden topluluklar ile ev sahibi toplum arasında yaşanan "kültürel şok", gündelik yaşam pratiklerinden kamusal alan kullanımına kadar pek çok noktada toplumsal gerilimin artmasına yol açıyor.







Sosyologlar ve göç uzmanları, dil bariyeri ve yaşam tarzı farklılıklarından doğan uyum sorunlarının doğru entegrasyon politikalarıyla yönetilememesi durumunda, kentlerde paralel toplumların oluşabileceği konusunda uyarıyor.

"Kültürel şok, yalnızca yeni gelenlerin değil; alıştığı sosyal çevrenin ve kuralların değiştiğini gören yerel halkın da yaşadığı iki yönlü bir uyumsuzluk sürecidir."







Kültürel şok nedir?

Sosyolojide bireyin veya grupların alıştığı sosyal normlardan, dil ortamından ve kültürel sembollerden aniden uzaklaşarak farklı bir değerler dizisiyle karşılaşması olarak tanımlanan kültürel şok, göç alan kentlerde iki farklı boyutta hissediliyor:

Dil engelinin yarattığı iletişim kopukluğu, sosyal soyutlanma, dışlanma korkusu ve güvenli alan arayışıyla kendi içine kapanma eğilimi.

Yerleşik yaşam düzeninin, komşuluk ilişkilerinin ve kamusal alan normlarının değiştiği algısı; buna bağlı olarak gelişen kimlik kaybı ve güvenlik kaygıları.







Toplumsal gerilimi besleyen temel etkenler

Saha araştırmaları ve uzman değerlendirmeleri, kent merkezlerinde ve mahalle ölçeğinde yaşanan sürtüşmelerin ana sebeplerini şu başlıklar altında topluyor:

Ortak bir dilin kurulamaması, gündelik hayattaki basit etkileşimlerin dahi yanlış anlaşılmasına ve karşılıklı güvensizliğe zemin hazırlıyor.







Komşuluk ilişkileri, gürültü standartları, eğlence biçimleri ve kamusal mekanların kullanımı konusundaki alışkanlık farklılıkları mahalle ölçeğinde huzursuzluk yaratıyor.

Ev kiralarındaki değişimler, iş gücü piyasasındaki rekabet ve kamusal hizmetlere erişim konularındaki algılar toplumsal tepkileri artırabiliyor.







Entegrasyon mekanizmalarının yetersiz kaldığı durumlarda göçmen grupların belirli bölgelerde kümelenmesi, toplumlar arasındaki temas noktalarını tamamen yok ediyor.

Uzmanlar, kültürel şok ve uyum krizlerinin aşılması için yalnızca güvenlik merkezli yaklaşımın yeterli olmadığını; zorunlu dil eğitimi, kamusal kural uyum programları ve yerel halkı da kapsayan sosyal entegrasyon projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Milli Eğitim siyaset üstü bir devlet vizyonuna dönüşmeli

Türkiye'de her iktidar değişikliği ve hatta her bakan değişimiyle sil baştan yenilenen eğitim müfredatı ile sınav sistemleri, eğitim camiasını ve velileri yormaya devam ediyor

26.08.2026 00:36:00
Yaşar Cebesoy
 
Milli Eğitim siyaset üstü bir devlet vizyonuna dönüşmeli
Milli Eğitim siyaset üstü bir devlet vizyonuna dönüşmeli
Türkiye'de her iktidar değişikliği ve hatta her bakan değişimiyle sil baştan yenilenen eğitim müfredatı ile sınav sistemleri, eğitim camiasını ve velileri yormaya devam ediyor.

Eğitim uzmanları, akademisyenler, öğretmen örgütleri ve veli dernekleri; eğitim sisteminin sürdürülebilir bir başarıya ulaşması için politikaların siyasi iktidar değişimlerinden tamamen arındırılması gerektiği yönündeki ortak çağrılarını büyütüyor.

Hazırlanan analizler ve uzman raporları, eğitimde başarıya giden yolun kişilere veya dönemsel politikalara bağlı olmayan, "siyaset üstü bir devlet vizyonu" oluşturmaktan geçtiğini ortaya koyuyor.







Ortak görüş

Bir ülkenin geleceğini inşa eden eğitim, 4-5 yıllık seçim periyotlarına ya da dönemsel siyasi vizyonlara kurban edilemez. Eğitim müfredatı kişilere değil, anayasal güvence altındaki bağımsız bir kurulun uzun vadeli stratejisine bağlı olmalıdır.







Sık Değişen Sistemler Eğitimde İstikrarı Zedeliyor

Eğitim camiasının en çok dikkat çektiği konuların başında, liseye ve üniversiteye giriş sistemlerinde sıkça yapılan köklü değişiklikler geliyor.

Müfredatta yapılan aralıksız güncellemeler, bir yandan öğretmenlerin uyum sürecini zorlaştırırken diğer yandan öğrencilerin motivasyonunu ve ailelerin geleceğe yönelik planlamalarını olumsuz etkiliyor.

Saha araştırmaları ve uzman görüşleri, sürekli değişen kuralların eğitimde nitelik kaybına yol açtığına ve mevcut yapının uzun vadede sürdürülemez olduğuna işaret ediyor.







Siyaset Üstü Eğitim Modeli İçin Temel Öneriler

Eğitimcilerin ve uzmanların çözüm için öne çıkardığı temel maddeler şu şekilde sıralanıyor:

Bağımsız "Ulusal Eğitim Üst Kurulu" Kurulması: Ölçme, değerlendirme ve müfredat belirleme yetkisinin; günlük siyasi tartışmalardan uzak, akademisyenler, öğretmenler ve pedagoglardan oluşan anayasal bir özerk kurula devredilmesi.







50 Yıllık Ulusal Eğitim Stratejisi: Hükümetler değişse dahi uygulanması zorunlu olan, yasal güvenceye bağlanmış ve dönemsel müdahalelerden korunmuş uzun vadeli bir eğitim hedefleri belgesinin oluşturulması.

Sınav Sistemlerinde İstikrar Güvencesi: Liselere ve üniversitelere giriş sistemlerinin en az 10 yıl boyunca hiçbir şekilde değiştirilmeyeceğine dair yasal bir moratoryum uygulanması.







Bilimsel ve Gelecek Odaklı Müfredat: Eğitim içeriğinin dönemsel ideolojik yönelimlere göre değil; küresel bilimsel standartlar, yapay zekâ, dijitalleşme ve eleştirel düşünme yetkinlikleri doğrultusunda şekillendirilmesi.

Gelişmiş ülkelerdeki başarılı eğitim sistemleri incelendiğinde, ortak paydanın "siyasi müdahalelerden arındırılmış istikrarlı yapılar" olduğu vurgulanıyor. Türkiye'de de benzer bir reformun hayata geçirilmesi durumunda, hem eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanacağı hem de uluslararası başarı sıralamalarında kalıcı bir artış yakalanacağı öngörülüyor.

Uluslararası hukukun en ağır yakalama mekanizması: Kırmızı bültenle arama

Uluslararası suçlulukla mücadelede sınırların ötesine geçen en etkili adli iş birliği aracı "Kırmızı Bülten"dir (Red Notice)

25.08.2026 14:08:00
Hasan Gündoğdu
 
Uluslararası hukukun en ağır yakalama mekanizması: Kırmızı bültenle arama
Uluslararası hukukun en ağır yakalama mekanizması: Kırmızı bültenle arama
Uluslararası Suç Polisi Teşkilatı (INTERPOL) bünyesinde yürütülen bu mekanizma, sınır ötesine kaçan şüpheli veya hükümlülerin dünya genelinde tespit edilmesini, yakalanmasını ve iade edilmesini hedefleyen uluslararası bir talep bildirisidir.






Kırmızı Bülten Şunları İfade Eder:

Uluslararası Tutuklama Tutanağı Değildir: Kırmızı bülten bizzat bir uluslararası tutuklama kararı sayılmaz. İlgili üye ülkenin adli makamları tarafından verilmiş yerel bir tutuklama veya mahkumiyet kararına dayanan "küresel bir duyuru" niteliğindedir.

Geçici Gözaltı Talebidir: Bülten yayınlandığında, taraf ülkelerin kolluk kuvvetleri aranan kişiyi gördükleri yerde tespit edip geçici olarak gözaltına alma ve iade sürecini başlatma yetkisine sahip olur.

Egemenlik İlkesi Geçerlidir: Bir ülkenin kırmızı bülten çıkaran kişiyi kendi topraklarında yakalayıp tutuklaması tamamen o ülkenin iç hukukuna ve uluslararası sözleşmelere olan taraf durumuna bağlıdır.






Yayınlanma Süreci ve Hukuki Şartlar

Bir devlet, hakkında kesinleşmiş ceza bulunan veya ağır bir suçtan aranan bir şahsın yurt dışına kaçtığını tespit ettiğinde Ulusal Merkez Büro (NCB) aracılığıyla INTERPOL Genel Sekreterliğine başvurur.

Bültenin onaylanması için şu şartların sağlanması zorunludur:

• Suçun Niteliği: İşlenen suçun ağır bir adli suç (cinayet, terör, uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, nitelikli dolandırıcılık vb.) olması gerekir. Önemsiz veya hafif suçlar için kırmızı bülten çıkarılamaz.

• Hukuki Dayanak: Talebe eklenmiş geçerli bir yerel tutuklama müzekkeresi veya kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmalıdır.

• Anayasal Sınırlar (Madde 3): INTERPOL Tüzüğü'nün 3. maddesi uyarınca; siyasi, askeri, dini veya ırki nitelikteki talepler kesinlikle reddedilir.






Diğer INTERPOL Bülten Türleri

INTERPOL, farklı durumlara özel renk kodlarıyla bültenler düzenler:

Kırmızı: Aranan kişilerin yerinin tespiti ve iade amacıyla yakalanması
Sarı: Kayıp kişilerin (özellikle çocukların) bulunması
Mavi: Şüpheli kişilerin kimlik veya faaliyetleri hakkında ek bilgi toplanması
Siyah: Kimliği tespit edilemeyen cesetlerin teşhis edilmesi
Yeşil: Sabıkalı suçluların yeni ülkelerde suç işleme riskine karşı uyarı yapılması
Turuncu: Kamu güvenliğine açık ve yakın tehdit oluşturan durum/materyal uyarısı






Kırmızı bülten, uluslararası adaletin kaçış alanlarını kapatan ve suçluların iade sürecini başlatmak için kullanılan en kritik iş birliği mekanizmasıdır.

Adalete güven yitirildiğinde ne olur?

Adalet mekanizması ve bağımsız yargı, bir devletin toplumsal sözleşmesini ayakta tutan ana sütundur

25.08.2026 00:41:00 / Güncelleme: 25.08.2026 13:11:43
Yaşar Cebesoy
 
Adalete güven yitirildiğinde ne olur?
Adalete güven yitirildiğinde ne olur?
Adalet mekanizması ve bağımsız yargı, bir devletin toplumsal sözleşmesini ayakta tutan ana sütundur.

Yargı sistemine ve hukukun üstünlüğüne dair inancın zedelenmesi ya da tamamen kaybolması, yalnızca hukuki bir kriz değil; sosyal, ekonomik ve kurumsal boyutları olan zincirleme bir çöküş sürecini tetikler.







Toplumsal Çözülme ve İhakk-ı Hak Eğilimi

Yargının adil karar vermediği düşüncesi toplumda yaygınlaştığında, bireyler arasındaki uyuşmazlıkların çözüm adresi kamu otoritesi olmaktan çıkar.

Vatandaşların kendi hakkını kendi gücüyle aramaya çalışması, yani ihakk-ı hak davranışı artış gösterir.

Bu durum, suç oranlarının yükselmesine, şiddetin meşrulaşmasına ve toplumsal huzurun kökten bozulmasına yol açar. Güvensizlik hissi, bireylerin devlete ve birbirlerine olan aidiyet duygusunu zayıflatır.







Ekonomik Çöküş ve Sermaye Kaçışı

Hukuk güvenliğinin bulunmadığı bir iklimde öngörülebilirlik ortadan kalkar. Mülkiyet hakkının ve sözleşme serbestisinin yargı teminatı altında olmadığını gören yerli ve yabancı yatırımcılar, sermayelerini daha güvenli limanlara taşır.

Doğrudan yabancı yatırımlar durma noktasına gelirken, finansal piyasalarda belirsizlik egemen olur. Beyin göçü hızlanır; yetenekli ve eğitimli insan kaynağı, hukuk emniyetinin sağlandığı ülkelere yönelir.







Kurumsal Aşınma ve Meşruiyet Krizi

Adalete olan inancın yitirilmesi, devletin diğer organlarına ve genel olarak kamu kurumlarına duyulan güveni de eritir.

Vergi itaati düşer, kamu düzenine uyum zayıflar ve devletin meşruiyet zemini sorgulanmaya başlar. Liyakat ilkesinin yerini kayırmacılığın aldığı algısı pekiştikçe, kamu hizmetlerinin kalitesi düşer ve bürokratik mekanizma işlevsizleşir.







Toplumsal Barışın Geleceği

Sonuç olarak, adalet sisteminin işlevini kaybetmesi bir devlet için en büyük güvenlik riskidir.







Toplumsal barışın, ekonomik refahın ve kamu düzeninin sürdürülebilmesi, yargı mekanizmasının bağımsız, tarafsız ve erişilebilir kılınmasına bağlıdır. Hukuka güvenin yeniden tesis edilmediği senaryolarda kurumsal ve toplumsal çöküş kaçınılmaz hale gelir.

Diyarbakır'da 12 katlı plazada yangın: 1 kişi mahsur kaldı, 8 kişi dumandan etkilendi

Diyarbakır'ın Kayapınar ilçesinde 12 katlı bir plazanın dış cephesinde çıkan yangın bütün katlara yayıldı. Yangında 3'ü itfaiye eri olmak üzere, 8 kişi dumandan etkilendi

24.08.2026 03:00:00
İHA
 
Diyarbakır'da 12 katlı plazada yangın: 1 kişi mahsur kaldı, 8 kişi dumandan etkilendi
Diyarbakır'da 12 katlı plazada yangın: 1 kişi mahsur kaldı, 8 kişi dumandan etkilendi
Olay Kayapınar ilçesi Talaytepe Mahallesi'nde bulunan 12 katlı plazanın dış cephesinde meydana geldi. Plazadan çıkan yangını gören vatandaşlar durumu 112 Acil Sağlık, itfaiye ve polis ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale etmeye başladı. Dış cephede çıkan yangın, bir anda bütün binayı sardı. İçeride mahsur kalan bir kişi itfaiye ekiplerinin yoğun uğraşları sonucu bulunduğu yerden çıkarıldı.








Yaklaşık 1 saat süren yangın, itfaiye ekiplerinin yoğun müdahalesi sonucu kontrol altına alındı. Yangında 3'ü itfaiye eri olmak üzere 8 kişi dumandan etkilendi. Dumandan etkilenenler, olay yerinde hazır bulunan ambulanslarda ilk müdahalelerinin yapılmasının ardından hastaneye kaldırıldı.









Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, yangının ardından olayın yaşandığı plazanın önüne geldi. Vali Zorluoğlu burada yaptığı açıklamada, ''Kayapınar ilçesi Talaytepe Mahallesinde plazada sebebini henüz tam olarak belirleyemediğimiz yangın olayı gerçekleşti. Yangının 112 üzerinden öğrenilmesine müteakip ilgili bütün kurumlarımız başta Büyükşehir Belediyesi itfaiyesi, AFAD, sağlık kuruluşlarımız, emniyet teşkilatı olmak üzere yangın bölgesine ivedilikle gelindi...






Her kurum kendi görev alanında çalışmaya başladı. Şu ana kadar yapılan çalışmalar neticesinde burada toplam 8 vatandaşımız yangından etkilendi. 3 tanesi itfaiye eri 5 tanesi de o an plaza sakinlerinden. Tamamı hastaneye sevk edildi. Çok şükür ve memnuniyetle ifade edebilirim ki ağır yaralı olan kimse yok. Tamamı dumandan zehirlenme. Şu anda hastanede tedavi devam ediyor. Bir taraftan itfaiyemiz yangına müdahale etmeye devam ediyor. Kontrol altına alındı, çatıda yangın devam ediyor. Aynı zamanda plaza içerisinde bütün katlar ve daireler itfaiye birimimiz tarafından kontrol edildi, içeride biri olabilme sebebiyle....






Tabi ticaret niteliği olan bir bina. Ofis olarak kullanılan bir bina. Yangın da geç vakit çıktığı için çok şükür şu anda içeride bizim bilgimiz dahilinde itfaiyenin verdiği bilgi çerçevesinde söylüyorum herhangi bir vatandaşımız kalmadı. Yangında soğutma çalışmaları devam ediyor. Allah beterinden muhafaza eylesin. Diyarbakırlı hemşehrilerimize geçmiş olsun diyorum'' dedi.
.







İtfaiye ekiplerinin plazada soğutma çalışmaları devam ediyor






6 gündür kayıp gencin annesi beyin kanaması geçirdi

Gebze'de yaşayan Mehmet Yılmaz; tatil için geldiği Nevşehir'in Acıgöl ilçesinde 6 gündür kayıp. Kaldığı evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan genç için AFAD, polis ve jandarma ekiplerinin arama çalışmaları sürerken, oğlundan gelecek iyi haberi bekleyen annesi Canan Yılmaz'ın beyin kanaması geçirerek yoğun bakıma kaldırıldığı öğrenildi

23.08.2026 16:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
6 gündür kayıp gencin annesi beyin kanaması geçirdi
6 gündür kayıp gencin annesi beyin kanaması geçirdi
Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yaşayan ve geçtiğimiz ay 18 yaşına giren Mehmet Yılmaz; tatil için geldiği Nevşehir'in Acıgöl ilçesinde 6 gündür kayıp. Kaldığı evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan genç için AFAD, polis ve jandarma ekiplerinin arama çalışmaları sürerken, oğlundan gelecek iyi haberi bekleyen annesi Canan Yılmaz'ın beyin kanaması geçirerek yoğun bakıma kaldırıldığı öğrenildi. Anne Yılmaz'ın yoğun bakımda oğlunu sayıklayarak, "Oğlum bulundu mu" diye sorduğu belirtildi.






Edinilen bilgilere göre, Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yaşayan Mehmet Yılmaz, tatil için annesinin memleketi Nevşehir'in Acıgöl ilçesine geldi. Bir süre anneannesinin yanında kalan 18 yaşındaki genç, 6 gün önce kaldığı evden ayrıldı. O günden bu yana kendisinden haber alınamaması üzerine ailesi durumu polis ve jandarma ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine ekipler tarafından bölgede arama çalışması başlatıldı. Ancak aradan geçen 6 güne rağmen gençten henüz bir haber alınamadı.

Anne beyin kanaması geçirdi

Oğlundan günlerdir haber alamamanın büyük üzüntüsünü yaşayan Canan Yılmaz'ın beyin kanaması geçirdiği ve hastanede yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındığı öğrenildi. Yoğun bakımda tedavisi süren anne Yılmaz, zaman zaman oğlunu sayıklayarak "Oğlum bulundu mu" diye sordu. Annenin oğlundan gelecek güzel haberi beklediği öğrenilirken, ailenin yaşadığı endişe ve üzüntü her geçen gün artıyor.








Dede de torunundan gelecek haberi bekliyor

Mehmet Yılmaz'ın yanında kaldığı dedesi ve ailesi de 18 yaşındaki gençten gelecek haberi bekliyor. Torununun kaybolmasının ardından büyük üzüntü yaşayan dede Ahmet Dinç de Mehmet'in bir an önce bulunmasını istedi. Dede; torununun herhangi bir kötü olay yaşamasından endişe ettiklerini belirterek, ekiplerin çalışmalarının sonuç vermesini ve Mehmet'ten gelecek güzel haberi beklediklerini ifade etti.








"Oğlumun bir an önce bulunmasını istiyorum"

Anne Canan Yılmaz, daha önce yaptığı açıklamada oğlunun telefonunu elinden aldığı için evden ayrılmış olabileceğini düşündüklerini belirterek, "Normalde Kocaeli Gebze'de yaşıyoruz. Buraya anneannesinin yanına tatile gelmişti. Telefonunu elinden aldığım için evden çıkıp gitmiş. Emniyete ve jandarmaya haber verdik, hastaneleri aradık ama şu ana kadar henüz bir bilgi gelmedi. Hiçbir yerden haber çıkmadı" demişti.

Oğlunun Acıgöl'de herhangi bir tanıdığının bulunmadığını ifade eden Yılmaz, "Babası Niğdeli. Niğde'deki akrabalarımıza da haber verdik. Şu ana kadar oraya da gitmemiş. Bilgisayar oyunları oynuyordu ama hangi oyunları oynadığını biliyorum. Oğlumun bir an önce bulunmasını istiyorum" ifadelerini kullanmıştı.








Son görüntüsü güvenlik kamerasında

Mehmet Yılmaz'ın kaldığı evden ayrıldıktan sonraki son görüntüsü, Acıgöl ilçesindeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansımıştı. Görüntülerde yürüyerek ilerlediği görülen gençten daha sonra herhangi bir haber alınamadı.

Aile, Mehmet Yılmaz'ı bulabilmek için evin çevresinde ve ilçedeki metruk binalarda kendi imkanlarıyla da arama yaptı. Polis ve jandarma ekiplerinin Yılmaz'ı bulmak için başlattığı arama çalışmaları 6'ncı günde de devam ediyor.

Aile, Mehmet Yılmaz'ı gören veya nerede olduğunu bilenlerin en yakın güvenlik birimine bilgi vermesini istedi.

Ankara'da acı olay!

Ankara'da köpekten kaçarken yere düşüp kafasını vuran 15 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti

21.08.2026 16:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ankara'da acı olay!
Ankara'da acı olay!
Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde köpekten kaçarken yere düşüp kafasını vuran 15 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti.






Olay, Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde bulunan İvedik Organize Sanayi Bölgesi'ndeki bir iş yerinde meydana geldi. Elektromekanik isimli firmada çalışan 15 yaşındaki Berat Yücel, malzeme almak için gittiği sırada bir Alman Kurdu cinsi köpeğin üzerine doğru koşmasıyla panikledi. Köpekten uzaklaşmaya çalışan Yücel, bir süre sonra fenalaşarak yere düştü ve kafasını yere çarptı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Bilinci kapalı halde bulunan Yücel, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yücel, doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti. Köpeğin, Yücel'e saldırı anı çevredeki bir fabrikanın güvenlik kamerasına yansıdı.







Köpeğin sahibi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Olayın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Köpeğin sahibi Ü.Y. gözaltına alınırken, Alman Kurdu cinsi köpek ise Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne teslim edildi. Şüpheli hakkında "taksirle öldürme" ve "hayvanı tehlike oluşturacak şekilde serbest bırakma" suçlarından işlem başlatıldığı öğrenildi. Yücel'in ölümüne ilişkin gözaltına alınan köpeğin sahibi Ü.Y.'nin, yapılan işlemlerin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı belirtildi.







Olayın yaşandığı yerde otomobil tamirciliği yapan Cihat Öztürk, bu köpeği gören tüm çocukların korktuğunu belirterek, "Köpek, gördüğü her kişiye koşup gidiyordu zaten. Herkese koşan bir köpekti. Çocukların hepsi bunu gördüğü zaman kaçıyor. Benim de 18 yaşında bir çocuğum var. Köpek gördüğü zaman kaçabildiği kadar kaçıyor. Çok üzüldük" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.