logo
28 AĞUSTOS 2026

Rusya hemen çökmez ama yıpranıyor

28.08.2026 00:00:00
 
"Rusya çökecek" demek çarpıcı bir manşet olabilir. Fakat ekonomiler manşetlere bakarak çökmez. Devletin ekonomiye müdahale kapasitesinin yüksek olduğu, enerji gelirleri devam eden ve savaş üretimini büyük ölçüde kendi kaynaklarıyla sürdürebilen Rusya gibi bir ülke için ani çöküş beklentisi gerçekçi görünmüyor. Asıl mesele, Moskova'nın savaşı ne kadar daha finanse edebileceği ve bunun karşılığında ekonomisinin hangi alanlarından vazgeçmek zorunda kalacağı.
 

Rusya neden hala dayanıyor?

 
Rusya'nın dayanıklılığının birkaç temel nedeni var. Enerji gelirleri hala önemli bir kaynak. Devlet, ekonominin büyük bölümünü yönlendirebiliyor. Savunma sanayisi yüksek kamu siparişleriyle çalışıyor. Batı ile bozulan ticaretin önemli bir bölümü Asya üzerinden başka kanallara taşındı. Kremlin ayrıca savaşın ekonomik yükünü topluma dağıtabilecek araçlara sahip.
 
Bu nedenle "Rusya'nın parası bitiyor, birkaç ay içinde çökecek" hesabı fazla mekanik kalıyor. Bir devletin kasasındaki paraya bakarak savaşma kapasitesini ölçmek yeterli değil. Moskova gerektiğinde kaynakları savunma harcamalarına aktarabiliyor, sivil ekonomideki kayıpları ise belirli bir süre tolere edebiliyor.
Ancak bunun bir karşılığı var: Savaş uzadıkça ekonominin diğer ihtiyaçları geri plana itiliyor.
 

Savaş ekonomisinin bedeli

 
Rusya'daki ekonomik büyümenin önemli bölümünü savunma harcamaları destekliyor. Devlet sipariş veriyor, fabrikalar çalışıyor, işgücü talebi artıyor. Bu tablo ilk bakışta güçlü bir ekonomi görüntüsü oluşturabiliyor.
 
Fakat savunma fabrikalarının tam kapasite çalışması, ekonominin tamamının sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Devlet siparişiyle üretim yapan bir silah fabrikası ile yüksek kredi maliyeti altında yatırım yapmaya çalışan bir sivil işletme aynı ülkede yaşıyor.
 
Savaşın ilk faturası da bütçeye çıkıyor. Moskova bu faturayı bugün karşılayabiliyor. Fakat yüksek savaş harcamaları kalıcı hale geldikçe seçenekler daralıyor: Daha fazla borçlanmak, vergi gelirlerini artırmak, rezervleri kullanmak veya sivil harcamaları kısmak.
 
Her seçeneğin maliyeti var. Rezervler kullanıldıkça güvenlik yastığı küçülüyor. Yüksek faiz özel sektörü zorluyor. Vergi yükünün artması şirketlerin ve tüketicilerin hareket alanını daraltıyor. Sivil yatırımlar ertelendiğinde ise bunun gerçek bedeli birkaç yıl sonra ortaya çıkıyor.
 

Petrol hala avantaj, ama artık tek başına yetmez

 
Rusya'nın en önemli ekonomik avantajı enerji gelirleri olmaya devam ediyor. Moskova, Batı pazarında kaybettiği satışların önemli bölümünü Asya'ya yönelerek telafi edebildi. Bu, Kremlin'e ciddi bir hareket alanı sağlıyor.
 
Fakat petrol gelirlerinin sürmesi bütçenin rahat olduğu anlamına gelmiyor. Fiyatlar düşebilir, ihracat maliyetleri artabilir, satış indirimleri büyüyebilir. Ukrayna'nın Rus rafinerilerine ve enerji tesislerine yönelik saldırıları da enerji sektörünün işleyişini zorlaştırabiliyor.
 
Bunların hiçbiri Rus enerji sektörünün çöktüğü anlamına gelmiyor. Fakat savaşın maliyetinin artık enerji gelirlerinin elde edilme biçimine kadar uzandığını gösteriyor.
 

Asıl sorun para değil

 
Rusya'nın önündeki daha zor mesele para bulmak değil; insan, teknoloji ve üretim kapasitesini korumak.
Devlet gerektiğinde borçlanabilir, rezerv kullanabilir ve kaynakları yeniden dağıtabilir. Ancak yetişmiş işgücünü, ileri teknolojiyi ve modern üretim kapasitesini aynı hızda yerine koymak çok daha zor.
 
Savaşın işgücü piyasasında yarattığı baskı bazı sektörlerde ücretleri yükseltiyor. Fakat işgücü kıtlığı kalıcı hale gelirse maliyetler artıyor. Teknoloji ve makine tedarikindeki sorunlar sürerse üretkenlik baskı altında kalıyor.
 
Bunlar bir gecede kriz yaratmaz. Fakat uzun savaşların ekonomileri nasıl yorduğunu belirleyen unsurlar çoğu zaman tam da bu sessiz birikimlerdir.
 

Kremlin yalnızca kendi dayanıklılığına bakmıyor

 
Rusya'yı yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirmek de eksik kalır. Devletler güvenliklerini tehdit altında gördüklerinde ekonomik refahı ikinci plana atabilir. Rusya açısından savaş stratejik bir öncelik olarak kaldığı sürece yaşam standardındaki gerileme veya sivil yatırımların azalması belirli bir süre kabul edilebilir bir bedel olarak görülebilir.
 
Üstelik Kremlin'in hesabı yalnızca "Ben ne kadar kaybediyorum?" Sorusundan ibaret değil. Ukrayna'nın ne kadar dayanabileceği, Avrupa'nın desteğinin ne kadar süreceği ve ABD'nin savaşa ayıracağı kaynak da bu hesabın parçası.
 
Bu nedenle Rusya üzerindeki ekonomik baskının artması, tek başına savaşın sona ereceği anlamına gelmiyor.
 

2026 sonu ve 2027 kritik eşik olabilir

 
Asıl dikkat edilmesi gereken dönem bu nedenle 2026'nın sonu ve 2027 olabilir. Burada tek bir gösterge belirleyici olmayacak.
 
Petrol gelirlerindeki düşüş tek başına Rusya'yı devirmeyebilir. Rezervlerin azalması da yetmez. Yüksek faiz veya bankalardan para çıkışı da tek başına çöküş anlamına gelmez.
 
Fakat bu unsurlar aynı anda kötüleşirse tablo değişebilir. Petrol gelirleri düşük kalır, enerji altyapısına yönelik saldırılar sürer, likit rezervler hızla azalır ve finansal sistem üzerindeki baskı kalıcı hale gelirse Moskova'nın hareket alanı ciddi biçimde daralabilir.
 
İşte o noktada mesele artık "Rusya çökecek mi?" sorusundan çıkıp "Rusya bu savaşı hangi ekonomik bedelle sürdürebilecek?" Sorusuna dönüşür.
 

Rusya bugün çökmüyor. Peki yarın?

 
Rusya'nın kısa vadede çökeceğini söylemek kolay. Zor olan, birkaç yıl sonrasını görmek.
 
Moskova'nın bugün hala önemli tamponları var: enerji gelirleri, devlet kontrolü, savaş sanayisi, Asya üzerinden sürdürülen ticaret ve ekonomik bedeli topluma dağıtabilme kapasitesi. Bunlar Rusya'ya zaman kazandırıyor.
 
Fakat zaman kazanmak maliyeti ortadan kaldırmıyor.
 
Savaş uzadıkça bütçe üzerindeki baskı büyüyecek, sivil ekonomi daha fazla sıkışacak, işgücü ve teknoloji sorunları daha görünür hale gelecek. Rusya'nın hemen çökmesi gerekmiyor. Ekonomik kapasitesinin yıllar içinde aşınması, Moskova'nın savaş yürütme gücünü zaten sınırlayabilir.
 
Bu nedenle bugün için "Rusya çöküyor" demektense, "Rusya savaşın maliyetini taşıyor ama bunun karşılığında ekonomik geleceğinden giderek daha fazla harcıyor" demek daha doğru.
 
Asıl soru şu:
 
Moskova savaşı ne kadar daha finanse edebilir değil; savaşı finanse etmek için ekonomik geleceğinden ne kadar vazgeçebilir?
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.