İslam vahdet yani birlik dinidir. İslam'ın temeli tehdittir. Tevhidin merkezi ise Ehl-i Beyt'tir.
Yüzlerce ayet ve hadisten sadece ikisini aktarayım:
"De ki: Ben peygamberliğimi tebliğime karşılık sizden, Ehl-i Beytim'e sevgiden başka bir ücret istemiyorum." (Şura 23)
"Ben sizin aranızda iki değerli (ağır) emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız sürece Benden sonra asla sapıklığa düşmezsiniz. Onlar, Allah'ın Kitabı (Kur'an) ve Benim ıtretim Ehl-i Beyt'imdir.
Bu ikisi, Kevser Havuzu'nun başında Bana tekrar dönünceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar." (Sahih-i Tirmizi, c.5, s.328; Sahih-i Müslim, Kitab-u Fezail-i Ali ibn-i Ebi Talib, c.7, s.122, Nesai, El Hasais, s.21…)
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ile parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın..." (Al-i İmran 103)
İpten ayrılış
Sakife'de başlayan bu ilahi merkezden kopuş, ayrılık zamanla ümmet içinde dini, siyasi ve ekonomik açıkların oluşmasına sebep oldu.
Bu açıklar toplumsal kamplaşmalara ardından hizipleşmelere ve de haklıya haksız, haksıza haklı muamele sonucunu doğurdu.
Devam eden bu sapma zamanla Muaviye gibi bir zalimi İslam ümmetinin başına getirdi. Akabinde ise melunun oğlu melun Yezit iktidar oldu.
Kimdir Yezit?
Yezid denilen melun bugün dünyanın gündemi olan Epstein sapıklarından daha sapık, Epstein katillerinden daha katil ve zalim idi.
Bugün İslam alemi nasıl ki 'sırf güçleri var, orduları var' diye malum Epstein sapıklarına karşı sessiz hatta onların takdirini kazanma peşinde iseler o günde maalesef 'iman ettik' diyenlerin büyük bölümü ya Yezid'in destekçisi idi ya da zalime karşı sessiz kalarak, zulme ortak idi.
Yezidi mantık nedir?
Yezid'de melundur, babası da melundur, atası da melundur. Sakın! Ortalıkta 'Sünnet Ehli' diye dolaşıp melun Muaviye'ye 'vahiy katibi' deyip 'Allah, ondan razı olsun (r.a)' aldanıp, onlara rahmet okumaya veya savunmaya kalkmayın. Helak olursunuz!
Muaviye denen melun, Saray'a çıkardığı dini bilgileri olan kişilerle, İslam'ı kendine göre dizayn ettiren kişidir.
Muaviye denen melun Yüce Allah'ın seçtiği, övdüğü, tertemiz kıldığı Ehl-i Beyt'e hutbelerden hakaret geleneğini başlatan kişidir.
Muaviye denen melun Fatıma'yı, Ali'yi, Hasan'ı, Hüseyin'i seviyor, diye 30 binden fazla mümini katlettiren kişidir.
Muaviye denen melun, İmam Ali halife seçildiğinde kabul etmeyerek devlete karşı kalkışma başlatan, darbeci, terör örgütü başı, vatan haini kişidir.
Muaviye denen melun iktidarı için Kuran'ı, İslam'ı araç eden kişidir. Yezit'te melunlukta babası ile yarışan ve geçen melundur.
Yezid'i mantık
Sözde alimlerle dini tekelleştirip, para ile de zamanın vali ve ordu komutanlarını satın almak.
Devlet malını-hazineyi (Beytülmal'ı) şahsi mirası sayıp, lüks ve şatafat içinde yaşamak.
Devlet malını, saltanatını koruyan alimlere, kabile reislerine (yandaşlara) ve ordu komutanlarına aktarmak.
Kendisine itaat etmeyen bölgelerin halklarına (yandaş olmayanlara) ağır vergiler koymak.
Aynı bölgelerde halkın içinden devşirdiği kişileri, zenginleştirip başa getirerek halkı itaate zorlamak.
Milli ve manevi değerleri güç ve iktidarı için kullanmak. Verdikleri sözden dönmek. Yaptıkları anlaşmalara uymamak.
Güç ve iktidarları için tehdit gördükleri her fikri, yapıyı en şiddetli şekilde bastırmak, susturmak.
Hüseyni mantık
Tek cümle ile İslami olmayan, meşruiyeti olmayan, zulme, baskıya dayalı bir yönetim anlayışını reddetmektir.
İmam Hüseyin Efendimizin başlattığı kutlu yürüyüş ve kıyamı bir taht kavgası değil; tam aksine İslam'ın özünü, adaletini, ahkamını ve ahlakını koruma mücadelesidir.
İmam Hüseyin Efendimiz bu kıyam ile:
1- Meşruiyetsiz ve zulme dayalı yönetimi reddetmiştir.
2 İslam dininin tahrif edilmesini önlemiştir.
Ki, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) torunu olarak İmam Hüseyin Efendimiz eğer Yezid'e biat etseydi hem Yezid'in saltanatı hem de İslam'ın tahrifatı meşrulaşacaktı.)
3 "Emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker" farzını yerine getirmiştir.
Ki, İmam Hüseyin, Medine'den çıkarken yazdığı vasiyetnamesinde: 'Ben azgınlık, makam sevdası, bozgunculuk ve zulüm yapmak için yola çıkmadım. Ben ancak ceddimin (Hz. Muhammed'in) ümmetini ıslah etmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak için yola çıktım' demiştir.
4- Toplumsal adaleti yeniden tesis etmek.
Ki, Emevi yönetimi altında halk ağır vergilerle eziliyor, devlet hazinesi Yezid ve yandaşları tarafından ya yağmalanıyor ya da rüşvet olarak dağıtılıyordu. İmam Hüseyin, dedesi Hz. Peygamber ve babası Hz. Ali'nin adil yönetim anlayışını yani kamu malının eşit bölüşümünü yeniden hayata geçirmek içindir.
5- Mazlumların çağrısını cevapsız bırakmamak içindir.
Ki, Yezid'in zulmüyle ezilen Kûfe halkı, İmam Hüseyin'e binlerce mektup göndererek onu liderleri olarak görmek istediklerini, zalime karşı kendisini destekleyeceklerini bildirmişlerdir. İmam Hüseyin, kendisine sığınan ve yardım isteyen bu insanların çağrısına cevap vermeyi ilahi ve vicdani görev saymıştır.
Müslümanlara bıraktığı mirası
İmam Hüseyin, Kerbela'da şehit düşeceğini iyi biliyordu. Buna rağmen geri adım atmayarak, haksızlık karşısında eğilmemenin, din ve namus uğruna canı feda etmenin asil bir örneğini kıyamete kadar gelecek tüm iman ehline bir izzet ve şerefli duruş mirası olarak bırakmıştır.
Yezit öldü ama Yezid'i mantık ölmedi. Bugün bize düşen Hüseyin olmaktır, Hüseyin ile olmaktır.
Yüzlerce ayet ve hadisten sadece ikisini aktarayım:
"De ki: Ben peygamberliğimi tebliğime karşılık sizden, Ehl-i Beytim'e sevgiden başka bir ücret istemiyorum." (Şura 23)
"Ben sizin aranızda iki değerli (ağır) emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız sürece Benden sonra asla sapıklığa düşmezsiniz. Onlar, Allah'ın Kitabı (Kur'an) ve Benim ıtretim Ehl-i Beyt'imdir.
Bu ikisi, Kevser Havuzu'nun başında Bana tekrar dönünceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar." (Sahih-i Tirmizi, c.5, s.328; Sahih-i Müslim, Kitab-u Fezail-i Ali ibn-i Ebi Talib, c.7, s.122, Nesai, El Hasais, s.21…)
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ile parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın..." (Al-i İmran 103)
İpten ayrılış
Sakife'de başlayan bu ilahi merkezden kopuş, ayrılık zamanla ümmet içinde dini, siyasi ve ekonomik açıkların oluşmasına sebep oldu.
Bu açıklar toplumsal kamplaşmalara ardından hizipleşmelere ve de haklıya haksız, haksıza haklı muamele sonucunu doğurdu.
Devam eden bu sapma zamanla Muaviye gibi bir zalimi İslam ümmetinin başına getirdi. Akabinde ise melunun oğlu melun Yezit iktidar oldu.
Kimdir Yezit?
Yezid denilen melun bugün dünyanın gündemi olan Epstein sapıklarından daha sapık, Epstein katillerinden daha katil ve zalim idi.
Bugün İslam alemi nasıl ki 'sırf güçleri var, orduları var' diye malum Epstein sapıklarına karşı sessiz hatta onların takdirini kazanma peşinde iseler o günde maalesef 'iman ettik' diyenlerin büyük bölümü ya Yezid'in destekçisi idi ya da zalime karşı sessiz kalarak, zulme ortak idi.
Yezidi mantık nedir?
Yezid'de melundur, babası da melundur, atası da melundur. Sakın! Ortalıkta 'Sünnet Ehli' diye dolaşıp melun Muaviye'ye 'vahiy katibi' deyip 'Allah, ondan razı olsun (r.a)' aldanıp, onlara rahmet okumaya veya savunmaya kalkmayın. Helak olursunuz!
Muaviye denen melun, Saray'a çıkardığı dini bilgileri olan kişilerle, İslam'ı kendine göre dizayn ettiren kişidir.
Muaviye denen melun Yüce Allah'ın seçtiği, övdüğü, tertemiz kıldığı Ehl-i Beyt'e hutbelerden hakaret geleneğini başlatan kişidir.
Muaviye denen melun Fatıma'yı, Ali'yi, Hasan'ı, Hüseyin'i seviyor, diye 30 binden fazla mümini katlettiren kişidir.
Muaviye denen melun, İmam Ali halife seçildiğinde kabul etmeyerek devlete karşı kalkışma başlatan, darbeci, terör örgütü başı, vatan haini kişidir.
Muaviye denen melun iktidarı için Kuran'ı, İslam'ı araç eden kişidir. Yezit'te melunlukta babası ile yarışan ve geçen melundur.
Yezid'i mantık
Sözde alimlerle dini tekelleştirip, para ile de zamanın vali ve ordu komutanlarını satın almak.
Devlet malını-hazineyi (Beytülmal'ı) şahsi mirası sayıp, lüks ve şatafat içinde yaşamak.
Devlet malını, saltanatını koruyan alimlere, kabile reislerine (yandaşlara) ve ordu komutanlarına aktarmak.
Kendisine itaat etmeyen bölgelerin halklarına (yandaş olmayanlara) ağır vergiler koymak.
Aynı bölgelerde halkın içinden devşirdiği kişileri, zenginleştirip başa getirerek halkı itaate zorlamak.
Milli ve manevi değerleri güç ve iktidarı için kullanmak. Verdikleri sözden dönmek. Yaptıkları anlaşmalara uymamak.
Güç ve iktidarları için tehdit gördükleri her fikri, yapıyı en şiddetli şekilde bastırmak, susturmak.
Hüseyni mantık
Tek cümle ile İslami olmayan, meşruiyeti olmayan, zulme, baskıya dayalı bir yönetim anlayışını reddetmektir.
İmam Hüseyin Efendimizin başlattığı kutlu yürüyüş ve kıyamı bir taht kavgası değil; tam aksine İslam'ın özünü, adaletini, ahkamını ve ahlakını koruma mücadelesidir.
İmam Hüseyin Efendimiz bu kıyam ile:
1- Meşruiyetsiz ve zulme dayalı yönetimi reddetmiştir.
2 İslam dininin tahrif edilmesini önlemiştir.
Ki, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) torunu olarak İmam Hüseyin Efendimiz eğer Yezid'e biat etseydi hem Yezid'in saltanatı hem de İslam'ın tahrifatı meşrulaşacaktı.)
3 "Emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker" farzını yerine getirmiştir.
Ki, İmam Hüseyin, Medine'den çıkarken yazdığı vasiyetnamesinde: 'Ben azgınlık, makam sevdası, bozgunculuk ve zulüm yapmak için yola çıkmadım. Ben ancak ceddimin (Hz. Muhammed'in) ümmetini ıslah etmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak için yola çıktım' demiştir.
4- Toplumsal adaleti yeniden tesis etmek.
Ki, Emevi yönetimi altında halk ağır vergilerle eziliyor, devlet hazinesi Yezid ve yandaşları tarafından ya yağmalanıyor ya da rüşvet olarak dağıtılıyordu. İmam Hüseyin, dedesi Hz. Peygamber ve babası Hz. Ali'nin adil yönetim anlayışını yani kamu malının eşit bölüşümünü yeniden hayata geçirmek içindir.
5- Mazlumların çağrısını cevapsız bırakmamak içindir.
Ki, Yezid'in zulmüyle ezilen Kûfe halkı, İmam Hüseyin'e binlerce mektup göndererek onu liderleri olarak görmek istediklerini, zalime karşı kendisini destekleyeceklerini bildirmişlerdir. İmam Hüseyin, kendisine sığınan ve yardım isteyen bu insanların çağrısına cevap vermeyi ilahi ve vicdani görev saymıştır.
Müslümanlara bıraktığı mirası
İmam Hüseyin, Kerbela'da şehit düşeceğini iyi biliyordu. Buna rağmen geri adım atmayarak, haksızlık karşısında eğilmemenin, din ve namus uğruna canı feda etmenin asil bir örneğini kıyamete kadar gelecek tüm iman ehline bir izzet ve şerefli duruş mirası olarak bırakmıştır.
Yezit öldü ama Yezid'i mantık ölmedi. Bugün bize düşen Hüseyin olmaktır, Hüseyin ile olmaktır.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Yezid’i mantığa karşı Hüseyin olmak Hüseyin ile olmak / 28.08.2026
- ‘Reis bizi, Gazze'ye götür’ / 27.08.2026
- Dış politikada, Hz. Muhammed’in ‘Sünneti’ yok mu? / 26.08.2026
- Resulullah’ı sevmek ve O’na kardeş olmak / 24.08.2026
- Sömürge valisi bu kez Yüce Allah’ı ve Peygamberleri hedef aldı / 23.08.2026
- Hangi hukuk, kime göre adalet? / 22.08.2026
- Türk askerini, Ortadoğu’da istemiyorlar / 21.08.2026
- Toplumun huzuru nasıl bozulur? / 20.08.2026
- Devlet Bahçeli ve Murat Karayılan aynı dili konuşuyor / 18.08.2026
- AKP’nin 25’ci yılında anlatılmayanlar / 17.08.2026
- ‘Reis bizi, Gazze'ye götür’ / 27.08.2026
- Dış politikada, Hz. Muhammed’in ‘Sünneti’ yok mu? / 26.08.2026
- Resulullah’ı sevmek ve O’na kardeş olmak / 24.08.2026
- Sömürge valisi bu kez Yüce Allah’ı ve Peygamberleri hedef aldı / 23.08.2026
- Hangi hukuk, kime göre adalet? / 22.08.2026
- Türk askerini, Ortadoğu’da istemiyorlar / 21.08.2026
- Toplumun huzuru nasıl bozulur? / 20.08.2026
- Devlet Bahçeli ve Murat Karayılan aynı dili konuşuyor / 18.08.2026
- AKP’nin 25’ci yılında anlatılmayanlar / 17.08.2026
























































