HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 03 AĞUSTOS 2021, SALI

İmam Ali halifeliği döneminde de yalnız bırakıldı

22.07.2021 00:00:00
'İmam Ali halifeliği döneminde de yalnız bırakıldı' seslendirme dosyası:
Hicri 35 yılında Osman b. Affan'ın öldürülmesinden sonra Muhacirler ve Ensar aralarında Talha ve Zübeyr'in de bulunduğu kalabalık bir cemaat halinde Hz. Ali'ye gelerek: "İnsanlara mutlaka bir imam, yani devlet başkanı gerekiyor" dediler.

Hz. Ali, onlara: "Benim bu işinize herhangi bir müdahalem olmaz. Siz, kimi uygun görür ve seçerseniz ben de, ona razı olurum" diye karşılık vermişti.
Onlar: "Biz, senden başkasını seçmeyiz" demiş ve O'na defalarca gidip, gelerek bu isteklerini belirtmişlerdi.

İmam Ali (a.s) ise kabul etmiyordu. En sonunda; "Biz bu işe ehil olarak senden daha iyisini ve senden daha hak sahibi bir kimseyi göremiyoruz. Resulullah'a (s.a.v.) olan yakınlığın ve akrabalığın herkesten üstündür" demişlerdi.

İmam Ali (a.s) şöyle cevap vermişti: "Sakın böyle bir şeye tevessül etmeyiniz. Benim vezir olmam, emir olmamdan çok daha hayırlı olur."
Ancak onlar: "Vallahi biz sana biat etmedikçe başka hiçbir şey yapmayız" diye ısrar ettiler.
İmam Ali (a.s) biatin (seçimin) gizli olmaması için herkesin mescitte toplanmasını istedi.

Mescide üzerinde uzun bir elbise ile geldi. O'na ilk biat eden kişiler, Talha ve Zübeyr oldu. Kitaplarda İmam Ali'nin, bu kişilere şöyle bir teklif yaptığı yazar;
İmam Ali; "İstiyorsanız siz, bana biat ediniz, istiyorsanız ben, size biat edeyim." Onlar da: "Hayır, biz, sana biat edelim" diyerek karşılık vermişlerdi.

Daha sonra biatlarını bozan bu iki isim, 'biz, öldürülmekten korktuğumuz için bu biatı yaptık. Aslında O'nun, bize biat etmek istediğini bilmiyorduk' fitnesine sarılmışlardı.
Birkaç önemli isim hariç bütün Müslümanlar Hz. Ali'ye biat etmişlerdi.
Bunlardan birisi de Peygamberimizle Gadir Hum'da bulunan, Usame'nin ordusuna asker olarak gönderilen ama ordudan geri kalan Sa'ad bin Ebi Vakkas'tı. Onu, İmam Ali'nin huzuruna getirdiler.

Hz. Ali O'na: "Biat et" deyince O, "Bütün insanlar, sana biat etmedikçe ben, sana biat etmem ve benden, sana hiçbir zarar gelmez" diye karşılık vermişti. Hz. Ali de: "O'nu bırakınız, gitsin" demişti.

 Her yaşta ortaya çıkardığı fitne ve bölücülüğüyle meşhur İbn Amir'i huzura getirdiler.
Hz. Ali, O'na da: "Biat et" dedi. İbn Amir'de: "Bütün insanlar sana biat etmedikçe ben, sana biat etmem" karşılığını verdi.
İmam Ali, O'na: "Peki, o halde bana, bu konuda sana kefil olacak birini göster" deyince İbn Amir: "Bana kefil olabilecek kimseyi görmüyorum" şeklinde cevap vermiş, bunun üzerine el-Eşter: "Bırak da o'nun boynunu uçurayım" diye atılmıştı.

İmam Ali (a.s); "O'nu bırakınız, kefili ben olayım. Senin küçükken de, büyükken de kötü huylu olduğunu biliyorum" diyerek Amir'in ne olduğunu bir kez daha insanlara açıklamıştı.
Osman'ın yakınlarından bir grup ve "Kaidin" (tarafsız bir grup) denilen bazıları dışında Medine'nin bütün sahabeleri, İmam Ali'ye (a.s) biat ettiler.
İmam Ali (a.s) hilafetinin başlamasından iki gün sonra okuduğu ilk hutbesinde, Osman döneminde haksız yere tasarruf edilen mal varlığının geri verilmesini isteyerek, Beyt'ül Mal'ın adil bir şekilde taksim edilmesini vurguladı.

Hicri 36'da Talha b. Ubeydullah ve Zübeyr b. Evvam, İmam Ali (a.s) ile olan biatlarını bozarak, Mekke'ye gitmiş, Hz. Aişe ile görüşüp, onun aklını çelerek sözde Osman'ın kanı için Basra'ya doğru hareket ettiler.

Bu şekilde Cemel savaşı, Basra yakınlarında meydana geldi. Bu savaşta Talha ve Zübeyr öldüler. İmam Ali, Hz. Aişe Medine'ye gönderdi.
İmam Ali (a.s) Basra'ya giderek, genel af fermanını çıkardı. Aynı yılın Recep ayında Kufe'ye giderek, orayı hilafetin merkezi olarak karar verdi.
Bu yılda İmam Ali (a.s) Muaviye'yi biat etmesi için çağırdı ve Muaviye'nin biat etmekten çekinmesinden sonra onun, Şam hükümetinden azledilmesi fermanını verdi. Ama Halife'ye isyan eden Muaviye görevi bırakmadı.

İmam Ali (a.s) ordusuyla, Şam'a doğru hareket etti. İki ordu, Sıffın'da karşı karşıya geldi.
İmam Ali'nin (a.s) askerleri savaşta zafer kazanmak üzereyken, Muaviye'nin ordusundaki Amr b. As bir hile yaparak, Kur'an sahifelerini mızrakların ucuna takıp, aralarında hüküm etmesini istedi.

İmam Ali (a.s) kendi askerleri arasında ayaklananların baskılarından dolayı mecbur kalarak, hakem olayını kabul etti ve onların baskıları sebebiyle Ebu Musa Eş'eri'yi hakem olarak tayin etti.

İlginçtir! Hakem olayını kabul ettikten kısa bir süre sonra, ayaklananlar arasında İmam Ali'ye (a.s) başka başka itirazlar da gelmeye başladı.
Hatta bazıları, Muaviye ile savaşmaktan vazgeçilmesini istiyor, bir başka kesim ise hakem olayını küfür sayıyordu.
Kim bunlar, diye merak edildiğin de bu kişilerin, İmam Ali'yi 'hakem' olayına zorlayan kişiler olduğu ortaya çıkıyordu.
Hatta bir kesim, İmam Ali'yi tekfir etmiş, tövbe etmesini ve Muaviye'ye koyduğu şartları kaldırmasını bile istemişlerdi.
Ama Ali b. Ebi Talib (a.s) sözünden dönmedi ve hakemlerin, Kur'an'ın reyine göre hüküm etmemeleri durumunda Şam ile savaşa devam edeceğini açıkladı.

İmam Ali (a.s) şöyle diyordu;
"Allah'ım! Çok iyi biliyorsun ki bunların, Senin Kitabınla işi yoktur. Sen biliyorsun bu Kur'an'a yabancı olan grubu, bu gösterinin ardında ne o hileler olduğunu. Sen, bizimle onlar arasında hükmet ki, Sen hakim olan Allah'sın; hükmün zülal olan hakikattir."
Hakem olayında, Ebu Musa Eş'eri, Muaviye ve İmam Ali'nin (a.s) görevden alınmasını açıkladı. Bunun üzerine baştan planladığı gibi sahtekâr Amr b. As hilafeti, Muaviye'ye verdi.

Hakem olayından sonra bir grup (Hariciler) İmam Ali'ye muhalefet etti hatta O'nun, dinden çıkmış ve imanı şüpheli olarak saydılar ve İmam'ın (a.s) ordusundan ayrılarak, Kufe yerine Herura tarafına gittiler.

Haricilerin itirazı, Sıffin savaşından altı ay sonraya kadar devam etti ve bu açıdan İmam Ali (a.s), Abdullah b. Abbas ve Sa'sa b. Suhan'ı görüşme için onların yanına gönderdi.
Onlar topluma dönmek için bu iki kişinin isteklerine kabul etmediler. Daha sonra İmam Ali (a.s) onlardan on iki kişiyi belirleyerek, kendileri de bu sayıyı ayırıp, onlarla konuşmalarını istedi.

İmam Ali (a.s) Haricilerin ileri gelenlerine mektup yazarak, onları halkın arasına dönmeleri için davet etti. Ama Abdullah b. Veheb, Sıffın olayını hatırlatarak, İmam Ali'nin (a.s) dinden çıktığını ve tövbe etmesi gerektiğini iddia etti.

İmam (a.s) bundan sonra da defalarca Kays b. Sa'd ve Ebu Eyyüb Ensari gibi kimseleri Haricileri, kendisine çağırmak ve onlara aman verdiğini bildirmek için gönderdi.
Neticede Hariciler batıldan dönmediler ve İmam Ali, 14 bin kişilik ordusunu, onların üzerine gönderdi.
İmam Ali (a.s) ordusuna, savaşı başlatan taraf olmamalarını vurguladı ve sonunda Nahrevan savaşı başladı. Bu savaşta Haricilerin hepsi öldü ya da yaralandı.
Bunlara karşı İmam Ali'nin (a.s) ordusundan 10 kişiden azı ölmüştü. Haricilerin, Nehrevan'da toplanmasından 10 kişi kaçmıştı ve onlardan biri de Abdurrahman b. Mulcem-i Muradi, İmam Ali'nin (a.s) katili idi.

İbn-i Mülcem, Kufe camisinde Hicri 40. yılın Ramazan ayının 19'unda Sabah namazında İmam Ali'yi (a.s) kılıç darbesiyle yaralamıştır. İmam Ali (a.s), iki gün sonra, aynı ayın 21'inde 63 yaşında şehadete ulaşmıştı." (Geniş bilgi için Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eseri)
Peygamber Efendimize ve Ehl-i Beyt'ine selat ve selam olsun. Rabbim, bizleri Onlara dost, yar, yaren eylesin. Şefaatlerini üzerimize eylesin. (amin)

 
Akın Aydın / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.