HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 OCAK 2022, CUMARTESİ

İndirin perdeleri, güneş battı!

03.11.2021 00:00:00

Bugünde Kırklareli'den bir izci dostu, mavi gözleri ile kamplarda izcilere gülümseyen, koca yürekli arkadaşım Tandoğan Pörteçene'yi eşi Ayla'nın yanına uğurladık… Yıllarca milli eğitimde ve gençlik sporda izciliğin kahrını çekti. Bir süre sonra kısır çekişmelerden bıkıp kıyıya çekti teknesini…

Ne zaman evden biri eksilse, tiyatro sanatçısı devrin usta düşünürü Ulvi Uraz'ın ünlü tiradı gelir gözlerimin önüne…

Rahmetli Ulvi Uraz, bir gün önce ölmüş bir arkadaşının sahne kıyafetlerini giyip, o gece onun rolüne çıkmış, perdeyi iptal etmemişti. Nasıl etsin ki? Ekmek parası için perdeleri açmak, belki yüz kere seyrettiği gecelerden birinde eksilen bir role bürünmesi, hiçbir şey olmamış gibi oyunun devam etmesini sağlaması gerekiyordu.  Asıl sanatçılık buydu ve kimbilir ne zordu o rol.  Yaşamayan bilemezdi "Çekin perdeleri, güneş battı" demek… Eksilen her can, hele bir başkasının aydınlanmasında, toplumun ilerlemesinde minikte olsa katkıda bulunmuşsa önemlidir.  

Dünyanın kendisi zaten bir oyun sahnesi iken, sahne içinde sahne icra etmek zor zanaattır…

Doğan her gün yeniden parlayan güneş, yeni bir başlangıç, yeni oyunların sergilendiği dünya sahnesinin, sahne ışıklarıdır oysa… Bir türlü kabullenemediğimiz ölüm oyunu; sanılan gibi bir son değildirbence… Yaşananların, geride kalanların anılarında şekil bulacağı; belki de ruhlar alemindekilerin kendi seyirci sıralarından dünya sahnesindekileri izledikleri; yaşanmış olanları eleştirecekleri bir yerdir.  

Bir tek gerçek vardır o da yaşamın sonunda ölümün olduğudur. 

"E… Ne yapalım yani? Sonunda ölüm varsa yaşamayalım mı?" dediğinizi duyar gibiyim. 

Olur mu öyle şey?

Ölüm olmasa idi yaşamak bu kadar güzel olabilir miydi?

Yaşamalıyız elbette… Ama insanca! Birbirimizin kıymetini bilerek, birbirimize zaman vererek, değer vererek…

Allah'ın insanı hayvanlardan ayırması için bize verdiği akıl mucizesini, düşünme kabiliyetini, iş yapma becerisini başkalarının yararına kullanarak…

* * *

Bu sıralarda sık-sık bir dostumuzu, arkadaşımızı kaybediyoruz. Sevgili Tandoğan'da "Koca muhacir,  kısa pantolonlu oymakbaşı" olarak bu zincirdeki yerini aldı. 

Oysa biz, Cumhuriyet bayramında İzmir'de bir araya gelmeyi buluşmayı düşlüyorduk. Meğerse kader bir araya gelmemiz yerine her birimizin ayrılmasına karar vermiş. 

Genç yaşlı demeden bizi bırakıp gidenleri düşünüyorum. Çoğu ile Vedalaşmaya bile vakit olmuyor.  Haberli geliyoruz da, habersiz gidiveriyoruz.  Tam toplanacağız derken dağılıveriyoruz…

Yaşadığımız sürece geride bıraktıklarımız önemli. Kime ne faydamızın dokunduğu, kiminle neleri paylaştığımız, hangi yetimi-öksüzü sevindirdiğimiz, hangi ekmeksizin sofrasına ekmek koyduğumuz, hangi çocuğun başını okşayıp, kimsesizin sırtını sıvazladığımız. Bizler için yaşam en büyük hazinemizdir.

Ölüm, ince orağını sallaya dursun; bize düşen yaşadığımız sürece, elimiz ayağımız tutarken başkalarına iyilik yapmaktan vazgeçmemeyi;günü değil hayatı kurtarmayı, bir başkası için ümit olmayı sürdürebilmektir. Ne diyor bir düşünür: "Hiçbir şey kendisi için yaşamaz…" 

"Elimizde, avucumuzda bir şey yok ki? Bizim kendimize faydamız yok, başkasına ne yararımız olur?" demeyin. İmtihan sahnesinde, yakınımızdakilerden başlamak üzere uzağa doğru dilinizle, sözünüzle, sesinizle, elinizle, gülümsemenizle karşınızdakilere yaşamla ümidi olabilirsiniz. Belki size yararı olmayacaktır ama ona yaşama sevinci, ilham kaynağı olabilir, örnek almasını sağlayabilirsiniz. Lütfen kendinizi küçümsemeyin.

* * *

Ne zaman başkalarına yararlı ve yardımcı olmaktan vazgeçer, başkalarına bir yararınız olmadığını düşünürseniz o zaman yaşam çizginizi kısaltırsınız. 

Bir başkasına ümit kaynağı olmanın, moral vermenin yolu gönlünüzden geçer. Önce siz kendinize yetmeyi öğrenmeli, yaşamanın ne kadar önemli olduğunu fark etmelisiniz. 

Başkalarını eleştirmek, insanları horlamak, iyilik ve hayır işlerinden uzaklaşmak dünyadan uzaklaşmaktır. 

Gelin hep el uzatan ve iyiliklerle anılan, ardında güzel anılar bırakan bir eş, arkadaş, en önemlisi insan olun…Bu size yeter. 

Güle, güle sevgili Doğan… 

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

03.11.2020, 03.11.2019, 03.11.2018, 03.11.2017, 03.11.2016, 03.11.2015, 03.11.2014, 03.11.2013, 03.11.2012, 03.11.2011, 03.11.2010, 03.11.2009, 03.11.2008, 03.11.2007, 03.11.2006, 03.11.2005, 03.11.2004, 03.11.2003, 03.11.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.