İngiltere'de Brexit'in üzerinden on yıl geçerken Avrupa ile ilişkiler yeniden ülkenin siyasi gündeminin önemli başlıklarından biri haline geliyor. Bugün Londra'da konuşulan konu, 2016'daki referandumun yeniden yapılması değil. İngiltere'nin Avrupa ile bundan sonra nasıl bir ilişki kuracağı tartışılıyor. Hükümet ticaret, enerji, savunma ve gençlerin hareketliliği gibi alanlarda Avrupa ile daha fazla iş birliği arıyor. Buna karşılık Tek Pazar'a, Gümrük Birliği'ne ve serbest dolaşıma dönüş gündemde değil.
Londra Avrupa'ya ne kadar yaklaşacak?
İngiliz hükümetinin bugün izlediği çizgi, Avrupa Birliği ile ilişkileri geliştirmek fakat Brexit'in temel sonuçlarını geri çevirmemek üzerine kurulu. Ticaretteki bazı engellerin azaltılması, gıda ve içecek ticaretinin kolaylaştırılması, elektrik piyasaları ve emisyon ticareti gibi alanlarda AB ile daha yakın düzenlemeler üzerinde çalışılıyor. Buna karşılık hükümet Tek Pazar'a veya Gümrük Birliği'ne dönüş ile serbest dolaşım konusunda sınırlarını koruyor.
İngiliz siyasetinde ise bu sınırların ne kadar ileri taşınabileceği konusunda farklı görüşler var. Başbakan Andy Burnham, Avrupa ile ilişkilerin derinleştirilmesini ve pratik işbirliğinin artırılmasını savunuyor; yeniden AB üyeliği konusunda ise bunu yakın vadeli bir hedef olarak ortaya koymuyor ve konunun "başka bir gün"ele alınabileceğini söylüyor. Wes Streeting daha ileri bir çizgide durarak Brexit'i sert biçimde eleştiriyor ve İngiltere'nin bir gün yeniden AB'ye katılması gerektiğini savunuyor. Eski Başbakan Tony Blair de İngiltere'nin gelecek on yıl içinde yeniden üyeliğe hazırlanması gerektiğini söylüyor.
Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch ise Brexit tartışmasının yeniden açılmasına karşı çıkıyor. Reform UK de Brexit sonrasında kazanılan karar alma alanının korunmasını savunuyor. Böylece İngiltere'deki tartışma, Avrupa ile daha fazla yakınlaşma isteyenlerle Brexit sonrasında elde edilen siyasi hareket alanını korumak isteyenler arasında farklı derecelerde şekilleniyor.
Burada kritik ayrım şu: Avrupa ile ticari ilişkileri geliştirmek, siyasi olarak yeniden AB'ye katılmak anlamına gelmiyor. İngiltere bugün bu iki seçeneği birbirinden ayırarak ilerlemeye çalışıyor.
Olası Rusya savaşı Avrupa hesabını değiştiriyor
İngiltere'nin Avrupa ile ilişkisini yalnızca ticaret başlığı üzerinden değerlendirmek, güvenlik boyutunu eksik bırakır. Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa güvenliği üzerindeki etkileri sürerken İngiltere, AB'den ayrılmış olmasına rağmen NATO'nun içinde kalmaya ve Avrupa-Atlantik savunmasındaki rolünü sürdürmeye devam ediyor. Londra ile Brüksel de Rusya kaynaklı tehditler, Ukrayna, hibrit savaş ve dezenformasyon gibi konularda ortak güvenlik gündemini sürdürüyor.
Burada AB ile NATO'yu birbirinden ayırmak gerekiyor. AB ekonomik ve siyasi bir birlik; NATO ise kolektif savunma ittifakı. İngiltere AB'den çıkmış olabilir fakat NATO üyeliği devam ediyor. Üstelik İngiltere ile AB arasında oluşturulan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı, Ukrayna'ya destek, Rusya'ya yönelik yaptırımlar, hibrit tehditler ve savunma sanayii gibi alanlarda işbirliğinin çerçevesini oluşturuyor. 2026'da İngiltere'nin AB'nin 90 milyar avroluk Ukrayna Destek Kredisi mekanizmasına katılması da bu işbirliğinin somut örneklerinden biri oldu.
Ortaya çıkan tablo açık: İngiltere siyasi karar alma bakımından AB'nin dışında, ancak Avrupa'nın güvenliği konusunda AB ülkeleriyle ve NATO çatısı içinde birlikte hareket ediyor. Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa güvenliği üzerindeki etkilerinin sürmesi de bu işbirliğinin önemini artırıyor. Brexit sonrasında Londra için Avrupa artık yalnızca bir pazar değil; savunma, enerji, askeri kapasite ve ortak tehditlere karşı koordinasyon alanı da.
İngiliz kamuoyu Avrupa konusunda ne düşünüyor?
İngiliz toplumunda da tek bir Avrupa yaklaşımından söz etmek kolay değil. Eylül ayında yayımlanan British Future araştırması, kamuoyunda Avrupa ile daha yakın ilişkiye yönelik belirgin bir ilgi bulunduğunu, ancak yeniden AB üyeliği konusunda farklı görüşlerin devam ettiğini gösteriyor. Araştırmada ticaret ve savunma gibi somut alanlarda işbirliğinin artırılmasına yönelik destek, Brexit tartışmasının yeniden açılmasına yönelik tercihlerden daha geniş görünüyor.
Bu nedenle İngiltere'deki tabloyu yalnızca "Brexit'ten pişmanlık"şeklinde okumak eksik kalır. Avrupa ile daha yakın ilişki isteyen herkes AB üyeliğini savunmuyor. Ticaret kolaylaştırılabilir, savunma alanında daha fazla iş birliği yapılabilir, gençlerin Avrupa'da eğitim ve çalışma imkanları genişletilebilir; bütün bunlar siyasi karar alma yetkisinin AB kurumlarıyla paylaşılmasını zorunlu kılmıyor.
Türkiye açısından İngiltere deneyimi
İngiltere'nin Brexit sonrasında yaşadığı tartışma Türkiye açısından da dikkat çekici bir karşılaştırma imkanı sunuyor. Çünkü Avrupa ile ilişkileri yalnızca "yakınlaşma" veya "uzaklaşma" şeklinde iki kutba ayırmak yeterli değil. Ticaret başka, güvenlik başka, siyasi karar alma yetkisi başka bir alan.
Türkiye'nin durumu ise İngiltere'den farklı. Türkiye üniter bir devlet yapısına sahip ve siyasi karar alma mekanizmaları kendi anayasal düzeni içinde işliyor. Bu nedenle İngiltere'nin Brexit deneyimini Türkiye için hazır bir model olarak görmek mümkün değil. Fakat İngiltere'nin yaşadığı süreç, Avrupa ile ilişkilerin farklı alanlarda farklı biçimler alabileceğini göstermesi bakımından karşılaştırılabilir bir örnek oluşturuyor.
İngiltere'nin önünde artık tek bir soru yok. Avrupa ile ticari bağların ne kadar güçlendirileceği, güvenlik ve savunmada ne ölçüde ortak hareket edileceği ve siyasi karar alma yetkisinin hangi noktada paylaşılacağı ayrı ayrı tartışılıyor. Brexit'in üzerinden on yıl geçmesine rağmen Londra'nın Avrupa ile ilişkisini yeniden tarif etmeye çalışmasının nedeni de bu. Türkiye açısından bakıldığında ise Avrupa ile ilişkiler konuşulurken ekonomik iş birliği ile siyasi bütünleşmenin, güvenlik ortaklığı ile karar alma yetkisinin aynı başlık altında değerlendirilmemesi gerekiyor.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- İngiltere'de Avrupa tartışması: Kim ne istiyor? / 01.10.2026
- Avrupa'da savaş artık sınırda başlamıyor / 30.09.2026
- Washington'un Latin Amerika hesabı / 29.09.2026
- Berlin'de Eralp dönemi mi başlıyor ? / 26.09.2026
- Moskova Avrupa'nın kırmızı çizgisini mi test ediyor? / 25.09.2026
- ABD istedi, Danimarka kabul etti: AB Grönland'da ne yapıyor? / 24.09.2026
- Rusya neyi hedefliyor? / 23.09.2026
- AB dışarıda büyüyor, içeride çözülüyor mu? / 21.09.2026
- Kanada'ya Avrupa kapısı açılıyor mu: AB neyin peşinde? / 18.09.2026
- Brüksel'in yeni hesabı / 17.09.2026
- Avrupa'da savaş artık sınırda başlamıyor / 30.09.2026
- Washington'un Latin Amerika hesabı / 29.09.2026
- Berlin'de Eralp dönemi mi başlıyor ? / 26.09.2026
- Moskova Avrupa'nın kırmızı çizgisini mi test ediyor? / 25.09.2026
- ABD istedi, Danimarka kabul etti: AB Grönland'da ne yapıyor? / 24.09.2026
- Rusya neyi hedefliyor? / 23.09.2026
- AB dışarıda büyüyor, içeride çözülüyor mu? / 21.09.2026
- Kanada'ya Avrupa kapısı açılıyor mu: AB neyin peşinde? / 18.09.2026
- Brüksel'in yeni hesabı / 17.09.2026

























































