Bir ülkenin siyasi kararlarını kendisinin alması, o kararları uygulayabilecek imkanlara sahip olduğu anlamına her zaman gelmiyor. Enerjisini başka ülkelerden temin eden, savunma sanayisi için gerekli teknolojilere erişimde dış kaynaklara ihtiyaç duyan veya kritik ham maddelerde tedarikçilere bağımlı kalan devletlerin hareket alanı bu ilişkilerden etkileniyor. Kanada Başbakanı Mark Carney'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri geliştirirken egemenlik kavramını enerji, teknoloji ve üretim kapasitesiyle birlikte ele alması bu nedenle önemli. 29-30 Ekim tarihlerinde Montreal'de düzenlenen Kanada-Avrupa Birliği Zirvesi'nde taraflar, "Gelecek İçin İttifak" adı verilen yeni iş birliği programını başlattı. Enerji, kritik ham maddeler, savunma, yapay zeka, dijital ticaret, araştırma ve güvenliği kapsayan program, iki tarafın ilişkilerini mevcut ticari ortaklığın ötesine taşımayı hedefliyor.
Bu yakınlaşmanın arkasında ekonomik fırsatların yanı sıra siyasi gelişmeler de bulunuyor. ABD'nin ticaret politikalarındaki değişiklikler ve Washington yönetiminin müttefikleriyle ilişkilerindeki belirsizlikler, Kanada'nın dış ticaret seçeneklerini çeşitlendirme arayışını hızlandırdı. Avrupa da tedarik kaynaklarını genişletmek ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığını azaltmak istiyor. Bununla birlikte Kanada'nın Avrupa'ya yönelmesini ABD'den kopuş olarak değerlendirmek doğru olmaz. Ottawa'nın arayışı, ekonomik ve siyasi ilişkilerde tek bir ortağa aşırı bağımlı kalmamak.
Avrupa Kanada'ya neden ihtiyaç duyuyor?
Avrupa'nın Kanada ile ilişkilerini geliştirmesinde kritik ham maddeler önemli bir yer tutuyor. Lityum, nikel, kobalt ve diğer stratejik kaynaklar; batarya üretiminden savunma sanayisine, elektrikli araçlardan ileri teknoloji sektörlerine kadar geniş bir alanda kullanılıyor. Avrupa'nın bu kaynaklara ihtiyacı artarken kendi üretim kapasitesi kısa vadede talebi karşılamakta yetersiz kalıyor. Kanada ise doğal kaynakları, enerji üretim kapasitesi ve gelişmiş sanayisiyle önemli bir tedarik ve yatırım ortağı. Zirvede Avrupa Yatırım Bankası ile Kanada arasında imzalanan çerçeve anlaşması, Avrupa yatırımlarının Kanada'daki kaynak projelerine yönelmesini kolaylaştıracak. Öncelikli alanlardan biri kritik ham maddeler. İşbirliğinin kaynakların çıkarılmasından işlenmesine, rafine edilmesinden geri dönüşümüne kadar uzanan bir üretim zincirini desteklemesi hedefleniyor.
Savunma sanayisi de işbirliğinin önemli başlıklarından biri. Avrupa ülkeleri güvenlik ihtiyaçları nedeniyle üretim kapasitesini artırmaya ve savunma tedarikinde daha fazla seçeneğe sahip olmaya çalışıyor. Kanada, Avrupa'nın savunma sanayisini destekleyen SAFE programına katılım anlaşmasını 14 Şubat 2026'da imzalayan ilk Avrupa dışı ülke oldu. Anlaşma Nisan ayında geçici olarak uygulanmaya başladı. Montreal Zirvesi'nde bu işbirliğinin somut örneklerinden biri de açıklandı: Kanada merkezli bir şirket, Letonya silahlı kuvvetlerine askeri kask sistemleri sağlamak üzere 44 milyon Kanada dolarını aşan bir sözleşme aldı. Böylece Kanada'nın Avrupa savunma tedarikine katılımı yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalmadı.
Kuzey Kutbu ise bu ortaklığın uzun vadeli güvenlik boyutunu ortaya koyuyor. Kanada'nın Arktik Okyanusu'na uzanan geniş kıyı şeridi, Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki kuzey geçişleri bakımından ülkeye önemli bir konum kazandırıyor. İklim değişikliği deniz yollarının kullanımını ve bölgedeki doğal kaynaklara erişimi gündeme taşırken Arktik'in güvenliği de daha fazla önem kazanıyor. Rusya'nın bölgedeki askeri varlığı, deniz ulaşımının korunması, uydu iletişimi ve askeri hareketliliğin izlenmesi gibi konuları Avrupa'nın güvenlik gündemine taşıyor. Kanada ile Avrupa'nın iş birliği bu nedenle yalnızca bölgesel ticaretle sınırlı değil; Kuzey Atlantik'ten Arktik'e uzanan güvenlik alanını da kapsıyor. Zirvede özel bir Arktik diyaloğu başlatılması kararı, bu ortaklığın kalıcı bir çalışma alanına dönüşmesi açısından önemli.
İş birliği ticaretin ötesine geçiyor
Montreal'de açıklanan programın önemli yönlerinden biri dijital ve teknolojik alanlara verilen ağırlık. Taraflar dijital ticaret anlaşmasına ilişkin esas müzakereleri tamamladı. Rekabet alanındaki yeni anlaşmanın müzakereleri de sonuçlandırıldı. Ancak bu gelişmeler, anlaşmaların bütün onay ve yürürlüğe giriş süreçlerinin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Kanada'nın Avrupa Yüksek Performanslı Hesaplama Ortak Girişimi'ne katılması ise somut adımlardan biri. Bu katılım, Kanadalı araştırmacıların ve işletmelerin JUPITER gibi Avrupa süper bilgisayar altyapılarından yararlanabilmesinin önünü açıyor. Yapay zeka, kuantum teknolojileri, yarı iletkenler ve ileri hesaplama alanlarında ortak çalışmaların geliştirilmesi de hedefleniyor.
Uzay teknolojileri konusunda Kanada'nın Galileo uydu konumlandırma hizmetlerine erişimi için müzakereler başlatılacak; IRIS uydu iletişim sistemi kapsamında ise iş birliği seçenekleri araştırılacak. Bunlar henüz tamamlanmış ortaklıklar değil, ilerletilmesi kararlaştırılan süreçler. Enerji alanında Kanada'dan Avrupa'ya sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının artırılabilirliği için ortak bir fizibilite çalışması yapılacak. Ayrıca güvenli deniz altı veri kabloları, anlık ödeme sistemlerinin birbirine bağlanması ve öğrenci değişim programlarının genişletilmesi de gündemde. Kanada'nın Erasmus programına daha fazla katılımı ve 2028-2034 dönemini kapsayacak yeni Horizon Europe araştırma programına dahil olması için de görüşmeler başlatılacak.
Ortak üyelik tartışması
Zirve öncesinde Kanada'nın Avrupa Birliği'ne "ortak üye" olarak katılması önerisi gündeme gelmişti. Ursula von der Leyen'in desteklediği bu fikir, tam üyelik olmadan AB'nin bazı politika ve programlarına daha yakın katılım sağlayabilecek yeni bir ilişki modeli oluşturulmasını öngörüyordu. Ancak öneri, AB üyesi ülkeler arasında aynı ölçüde destek görmedi. Özellikle Almanya'nın öncülük ettiği bazı ülkeler, hukuki çerçevesi ve kapsamı henüz belirlenmemiş bir statüye temkinli yaklaştı. "Ortak üyelik" ifadesi liderlerin ortak bildirisinde yer almadı. Bunun yerine Kanada ile Avrupa Birliği arasında tam üyelikten daha ileri bir siyasi ve kurumsal yakınlaşmanın çerçevesinin 2027 zirvesine kadar belirlenmesi kararlaştırıldı. Dolayısıyla Kanada'nın Avrupa Birliği'ne ortak üye olduğu yönünde henüz bir karar bulunmuyor. Yeni modelin hangi programları, karar alma süreçlerini ve yükümlülükleri kapsayacağı yapılacak görüşmelerle netleşecek.
Kanada'nın Avrupa'ya yaklaşması, ABD ile ilişkilerini sona erdirmeye yönelik bir tercih değil. ABD pazarı Kanada ekonomisi için hala büyük ağırlık taşıyor. Ancak Ottawa, bu ekonomik ilişkinin ülkenin dış politika ve güvenlik seçeneklerini sınırlamasını istemiyor. Avrupa da benzer kaygılarla enerji, ham madde, savunma ve teknoloji alanlarında yeni ortaklıklar geliştiriyor. Burada iki tarafın da ABD ile ilişkilerini sürdürürken alternatifler oluşturmaya çalıştığını görmek gerekiyor. Kanada'nın Avrupa ile kurduğu bağlar, Washington'a karşı bir cephe oluşturma girişiminden çok, ülkenin ekonomik ve stratejik seçeneklerini genişletme politikası olarak okunmalı.
Carney'nin egemenlik vurgusu da bu tercihi anlatıyor. Bugün bir devletin bağımsız hareket edebilmesi, ihtiyaç duyduğu enerjiyi, teknolojiyi, ham maddeyi ve üretim kapasitesini hangi kaynaklardan sağlayabildiğiyle yakından ilgili. Kanada, Avrupa ile ilişkilerini bu alanlarda genişleterek ABD'ye olan ekonomik bağımlılığının oluşturduğu riskleri azaltmaya çalışıyor. Avrupa ise Kanada'nın kaynaklarına ve teknolojik kapasitesine erişirken kendi sanayi ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak yeni bir ortak kazanıyor. Montreal'deki ittifakın siyasi anlamı burada yatıyor: Kanada Avrupa'ya yönelirken ABD'yi terk etmiyor; fakat geleceğini yalnızca Washington'la kurduğu ilişkiye bağlı bırakmak istemiyor.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Kanada Avrupa'ya yaklaşırken değişen egemenlik anlayışı / 04.11.2026
- Polonya'da ne oluyor? Anayasa Mahkemesi krizi derinleşiyor / 03.11.2026
- Putin Avrupa'ya savaş ve diplomasi derken, Türkiye Karadeniz'i düşünüyor / 01.11.2026
- Brezilya'da başkanlık Sol'un, parlamento Sağ'ın; İsrail'de çoğunluk arayışı / 30.10.2026
- Sırbistan'da ne oldu, öğrencilerin zaferi Vučić'in 14 yıllık iktidarı / 29.10.2026
- ABD'nin güvenilirlik sınavı: Rusya, Ukrayna ve Trump’ın Kongre mücadelesi / 28.10.2026
- Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin önündeki sınav / 24.10.2026
- Ukrayna'da barışın şartlarını kim, nasıl belirleyecek? / 23.10.2026
- Latin Amerika'da sol neden oy kaybediyor? / 21.10.2026
- Avrupa'da geçim mücadelesi: Eğitim, ücret ve konut krizi / 20.10.2026
- Polonya'da ne oluyor? Anayasa Mahkemesi krizi derinleşiyor / 03.11.2026
- Putin Avrupa'ya savaş ve diplomasi derken, Türkiye Karadeniz'i düşünüyor / 01.11.2026
- Brezilya'da başkanlık Sol'un, parlamento Sağ'ın; İsrail'de çoğunluk arayışı / 30.10.2026
- Sırbistan'da ne oldu, öğrencilerin zaferi Vučić'in 14 yıllık iktidarı / 29.10.2026
- ABD'nin güvenilirlik sınavı: Rusya, Ukrayna ve Trump’ın Kongre mücadelesi / 28.10.2026
- Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin önündeki sınav / 24.10.2026
- Ukrayna'da barışın şartlarını kim, nasıl belirleyecek? / 23.10.2026
- Latin Amerika'da sol neden oy kaybediyor? / 21.10.2026
- Avrupa'da geçim mücadelesi: Eğitim, ücret ve konut krizi / 20.10.2026

























































