logo
25 HAZİRAN 2026

İnsanlık kapitalizmden çektiğini hiçbir şeyden çekmemiştir

Yeryüzünü yaşanmaz hale getiren Kapitalizme ve uygulamalarına baktığımızda krizlerden beslendiğini görürüz. Her krizle birlikte oluşan yeni düşünce akımları, ekonomik ekollerin oluşumunu sağlamıştır. Adeta Kapitalizm, her krizle yamanan kırk yamalı bohça gibidir

22.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
İnsanlık kapitalizmden çektiğini hiçbir şeyden çekmemiştir
İnsanlık kapitalizmden çektiğini hiçbir şeyden çekmemiştir
Yeryüzünü yaşanmaz hale getiren Kapitalizme ve uygulamalarına baktığımızda krizlerden beslendiğini görürüz. Her krizle birlikte oluşan yeni düşünce akımları, ekonomik ekollerin oluşumunu sağlamıştır. Adeta Kapitalizm, her krizle yamanan kırk yamalı bohça gibidir.

Bütün insanlık 250 yıldır dünyada uygulanan Kapitalizmden çektiğini hiçbir şeyden çekmemiştir.

Kapitalizmin kaynaklara getirdiği 'kaynaklar sınırlı ihtiyaçlar sınırsız' yanlış tanımı, savaşların davetçisi olmuş, savaştan beslenen ekonomi anlayışını insanlığa dayatmıştır. Devletler işgal edilmiş, insanlar öldürülmüş, ülkeler parçalanmış ve yer altı kaynakları ele geçirilerek talan edilmiştir.

İşsizliği 'eksik istihdam' anlayışı ile normal bir netice olarak görmüş, emeğin açlık seviyesinin altında satın alınmasını sağlayarak sefaletin önünü açmıştır. Yatırımların, daha ucuz emeğin olduğu yerlere kaçmasını engelleyememiş ve insanlığın işsiz kalmasına neden olmuştur. Bu koşullar altında işi olan kişinin yaşam kalitesinin çok düşük olduğu da kaçınılmaz bir neticedir.

Kapitalizmin 'değer saklama aracı' olarak paraya getirdiği tanım emek ve üretimin maliyetini artırmış, üreticinin asıl pazarını oluşturan tüketici kesimini ise borçlandırmıştır. Yatırımların reel sektörün dışına kaçmasına, dolayısı ile istihdam açığının ortaya çıkmasına da neden olmuştur.

Kapitalizmin 'her arz, gizli bir el tarafından kendi talebini yaratır' ifadesinin matematiğine inildiğinde ne tür bir aldatmaca olduğu görülür. Kapitalizmin en temel varsayımlarından olan bu ifade, devlet, şirket ve bireylerin paraya olan taleplerini, borçlanmadan elde etmelerinin mümkün olamayacağının ifadesi olarak karşımıza çıkar.

Kapitalizmin tanımladığı insan  (Homo Economicus) kendinden başka hiç kimseyi düşünmeyen bencil bir varlıktır. O, kendi varlığını, konforunu korumak ve hedefine ulaşmak için her vasıtayı mübah gören, gerekiyorsa kan döken, sömüren, yalan söyleyen, spekülatif işlemlerle insanları kandırandır. Her şeyi kendi menfaati için yaptığını zanneden insan, günün sonunda farkında olmadan kapitalizmin sadık hizmetçisi olarak kendini bulur.



Bu insanın ortaya çıkmasına zemin hazırlayan ekonomi sisteminin çevreye saygılı, az karbon kullanan, savaşın tırmanmasını durduran; azınlığın çıkarlarına değil, ortak çıkarlara öncelik veren; ekonominin meyvelerini daha adil dağıtan olmasını beklemek beyhûdedir.

Kapitalizmde ekonomik ve finansal çıkarların hizmetkârı olarak görevi tanımlanmış devlet anlayışıyla, sosyal devlet görevini hakkıyla yerine getirmek mümkün olamamıştır. Her bireyin, hane halkının onurlu bir yaşam sürmesini sağlayacak sosyal devletin Kapitalizmin bu matematiğinden çıkması mümkün görünmemektedir.

Kapitalizmin uygulamalarının bir neticesi olarak arkada bıraktığı milyonlarca işsiz, aç, yoksul, fakir, açlıktan ölen, geçim sıkıntısından intihar eden, kendi kaderlerine terk edilmiş insan yığınlarına bakarak insanın 'çok şey mi istediler' diye haykırası geliyor.

Oysa biz Allah'ın sonsuz nimetlerle donattığı ve kulunun rızkına kefil olduğu bu dünyada, kimseye muhtaç olmayacak kadar aş ve iş istedik. İnsan olarak en doğal hakkımız olan onurlu yaşam hakkı, aslında her sosyal devletin anayasal güvencesi altında olmalıdır. Kapitalizm bunu başaramamıştır daha da önemlisi böyle bir derdi de olmamıştır.

Bugün dünyanın içinden çıkamadığı, çözemediği sorunların başında; işsizlik, enflasyon, iç-dış borçlar, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik, küreselleşmenin zararları, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ve geri kalmış ülkeler arasındaki makasın giderek açılması gelmektedir.

Yapılan ampirik (deneysel) çalışmalar sonucunda, elimizde bulunan ekonomik dünya verileri analiz edildiğinde, sorunların kaynağının kapitalizm olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bu veriler aynı zamanda Kapitalizmin çözüm noktasında yetersizliğini ve başarısızlığını da ispat etmektedir.

Dünyada çıkan bütün küresel krizler, uygulanan ekonomi modellerinin kaçınılmaz bir neticesidir. Krizlerin doğurduğu her türlü faturayı, bireyler, hane halkları, emek ve üretim ortaya koyan reel sektör şirketleri ödemek zorunda kalmıştır.

Her küresel krizden sonra insanlık biraz daha fakirleşmiş, şirketler iflas etmiş, işsizlik patlamış ve borçlar artmıştır.

Bu krizlerden kazananlar, parayı elinde bulunduran ve yöneten küresel güçler olmuştur. Çıkan veya çıkartılan her kriz, onların dünyayı tek merkezden idare etmek için geliştirdikleri küreselleşme projesine ve dünyayı yeniden dizayn etmelerine hizmet etmektedir.

Küresel güçler, kendilerinin inşa ettiği Kapitalizm ile bütün insanlığı ideallerine hizmet ettirmektedirler.
1873'te ABD'de çıkan ve dünyayı etkileyen ilk küresel kriz; üretim fazlası, talep daralması nedeniyle meydana gelmiştir. Krizi fırsata çeviren küresel güçler ise batan bankaların, fabrika ve reel sektör şirketlerinin yeni sahipleri konumuna gelmiştir.

24 Ekim 1929'da ABD'de baş gösteren ve kısa bir sürede bütün dünyayı etkisi altına alan büyük bunalım (Big Depression), 'Kara Perşembe' krizi olarak tarih kayıtlarında yerini aldı. Bu büyük kriz ABD borsasının dibe vurması nedeniyle meydana gelmiştir.

Yatırımcı bir haftada tam 300 milyar dolar kaybetmiş, yine kazanan finansı elinde bulunduran, krizlerden beslenen küresel güçler olmuştur. 1,5 milyon yatırımcı bir haftada 300 milyar dolar kaybederek iş hayatından silinirken, üç-beş küresel güç 300 milyar doların yeni sahibi olmuştu.

1973'te başlayan petrol krizi insanlığı aynı anda hem işsizliğe hem de pahalılığa (stagflasyona) mahkûm etmişti.

2007'de başlayan ve 2008'de ABD'yi etkisi altına alan finans krizinde (mortgage), ev sahibi olmak için aldıkları kredileri geri ödeyemeyen insanlar evlerinden olmuş, verdikleri kredileri geri toplayamayan bankalar ise batmıştır. Bankalara para satan küresel güçler bu krizin yine kazananı olmuştur.

Küresel hâkim güçler, bütün bunları insanlığa küreselleşmenin ne kadar iyi bir şey olduğu ve alternatifinin olmadığı masallarını anlatarak gerçekleştirdiler.

Günümüzde ekonomik açıdan küreselleşmeyi yöneten üç ana kurum, ABD'nin öncülüğünde kurulan IMF, Dünya Bankası (DB) ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi kuruluşlardır.

Yoksullukla mücadele için kurulmuş olan Dünya Bankası, küresel istikrarı korumak için kurulmuş olan IMF, uluslararası ticareti yönetmek için kurulmuş Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlar amaçlarının çok uzağında politikalar yürütmektedirler. Bu kuruluşların gayesi, amaçları belirlenen hedefleri gerçekleştirmekse, çok net olarak ortaya koyabiliriz ki bunlar başarısız olmuşlardır ve dünyadaki ekonomik sorunların baş müsebbibidirler.

Bugün zengin ile yoksul arasındaki uçurum daha da artmıştır. 1960 yılında dünyanın en zengin yüzde 20'si ile en yoksul yüzde 20'si arasındaki gelir uçurumu 1/30 iken bu oran 1990 yılında 1/60'a, 2000 yılında ise 1/75'e yükselmiştir. Son 10 yılda sanayileşmiş ülkelerdeki yüksek ücretliler grubunun gelirlerinde daha da artış yaşanırken, daha fazla sayıda aile sosyal güvenceden mahrum kalmış, ücretleri gerilemiş ve daha da yoksullaşmıştır.  (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli eserinden)

NATO Zirvesi öncesi başkentte hazırlıklar sürüyor

Başkentte düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde protokol güzergahında hazırlık çalışmaları devam ediyor.
 

25.06.2026 16:00:00
AA
NATO Zirvesi öncesi başkentte hazırlıklar sürüyor
NATO Zirvesi öncesi başkentte hazırlıklar sürüyor
Başkentte düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde protokol güzergahında hazırlık çalışmaları devam ediyor.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile Esenboğa Havalimanı arasındaki güzergahta, Turgut Özal Bulvarı boyunca görsel düzenlemeler yapılıyor.

Bulvar üzerindeki bazı noktalara NATO Zirvesi'ne ilişkin "Barışın Anahtarı", "Güvenliğin Anahtarı" ve "Barışta Ortak Gelecek" sloganlarının yer aldığı billboardlar asıldı.

Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı ile Türkiye'nin savunma sanayisinde geliştirdiği sistemlerin tanıtıldığı billboardlar ise bulvar boyunca çeşitli noktalara yerleştirildi.

Billboardlarda, TCG Anadolu, Tayfun ve HÜRJET gibi çeşitli yerli ve milli savunma sanayisi ürünlerine ilişkin görseller kullanıldı.

Meteoroloji uzmanından kritik uyarı: Aşırı sıcaklar için tarih verdi, 'kıvılcım üreten tüm faaliyetler yasaklanmalı'

Avrupa'da etkisini artıran aşırı sıcak hava dalgası, hafta sonundan itibaren Türkiye'nin batı bölgelerini de etkileyecek. Meteoroloji uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, "Kıvılcım üreten tüm faaliyetler yasaklanmalı" uyarısında bulundu. Özellikle pazartesi ve salı günlerine dikkat çekildi

25.06.2026 14:30:00
Haber Merkezi
Meteoroloji uzmanından kritik uyarı: Aşırı sıcaklar için tarih verdi, 'kıvılcım üreten tüm faaliyetler yasaklanmalı'
Meteoroloji uzmanından kritik uyarı: Aşırı sıcaklar için tarih verdi, 'kıvılcım üreten tüm faaliyetler yasaklanmalı'
Avrupa genelinde etkisini sürdüren aşırı sıcak hava dalgasının, hafta sonundan itibaren Türkiye'nin batı bölgelerine ulaşması bekleniyor.
Meteoroloji uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bugün İç Ege, Akdeniz'in Toroslar mevkii, Karadeniz'in iç ve yüksek kesimleri, Doğu Anadolu'nun kuzeyi ile Tekirdağ'ın batısı, Edirne ve Kırklareli'nde öğle saatlerinde yerel yağış beklendiğini belirtti.
Şen, hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin 2-3 derece üzerinde seyrettiğini ifade ederek, İstanbul ve Ankara'da 32 derece, İzmir'de ise 35 derece sıcaklık beklendiğini kaydetti.

Deniz suyu sıcaklıklarını da paylaştı
Prof. Dr. Orhan Şen, açıklamasında deniz suyu sıcaklıklarına ilişkin de bilgi verdi.
Buna göre deniz suyu sıcaklığı Antalya'da 27, Marmaris'te 25, Bodrum ve Kuşadası'nda 24, Tekirdağ'da 23, Kilyos'ta 22 ve Çeşme'de 21 derece olarak ölçüldü.

'Avrupa'yı kavuran sıcaklar hafta sonu orta ve doğuya kayacak'
Şen, Avrupa'da etkili olan sıcak hava dalgasının hafta sonundan itibaren yön değiştireceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Avrupa'yı kavuran sıcaklar hafta sonu orta ve doğuya kayacak. Özellikle Almanya, Polonya, Ukrayna, Romanya, Çek, Slovakya'da Pazar Pazartesi sokağa çıkmak bile yasaklanabilir."
Şen, Avrupa'daki sıcak hava bloğunun doğu (Omega Bloğu) sınırının Türkiye'nin batı bölgeleri olduğunu belirterek, Pazartesi ve Salı günleri sıcak hava dalgasının Avrupa'daki kadar olmasa da Trakya, Marmara, Ege, İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerini etkileyeceğini ifade etti.

Prof. Dr. Orhan Şen'den orman yangını uyarısı
Artan sıcaklıklarla birlikte orman yangını riskinin de yükseleceğine dikkat çeken Prof. Dr. Orhan Şen, şu uyarıda bulundu:
"Orman yangınları riski artacak, kıvılcım üreten tüm faaliyetler yasaklanmalı."
Şen'in değerlendirmesine göre, hafta başından itibaren özellikle Türkiye'nin batı kesimlerinde sıcaklıkların etkisini artırmasıyla birlikte orman yangınlarına karşı dikkatli olunması gerekiyor.

ÖSYM'den '15 dakika kuralı' açıklaması: 'Ceza değil adayın bireysel ihmali' vurgusu

YKS'ye geç kalanlarla ilgili haberlerden sonra açıklama yapan ÖSYM, 15 dakika kuralının neden esnetilemeyeceğini 6 madde ile tek tek sıraladı

25.06.2026 14:00:00
Haber Merkezi
ÖSYM'den '15 dakika kuralı' açıklaması: 'Ceza değil adayın bireysel ihmali' vurgusu
ÖSYM'den '15 dakika kuralı' açıklaması: 'Ceza değil adayın bireysel ihmali' vurgusu
ÖSYM, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (YKS) saniyelerle bile olsa geç kalan öğrencilerin alınmaması görüntüleri yeniden tartışma çıkardı. Kurum, kamuoyunda '15 dakika kuralı' olarak bilinen ve sınavın başlama saatinden tam 15 dakika önce sınav binalarının kapılarının kapatılmasıyla ilgili uygulamanın tartışmaya kapalı olduğunu belirtti. Yapılan açıklamada, "ÖSYM, sınava alınmamayı kurumsal bir "ceza" olarak değil, adayın bireysel ihmalinin bir sonucu olarak değerlendiriyor. Kuruma göre, milyonlarca kişinin katıldığı devasa bir organizasyonda kuralları esnetmek düzeni bozarak doğrudan kaosa yol açar" denildi.

KDK, farklı salonlarda sınava alınabilir tavsiyesi vermişti
Türkiye Gazetesi'nin haberine göre, YKS ardından, sınava saniyelerle geç kalıp kapıdan dönen öğrencilerin görüntüleri kamuoyunda "15 dakika kuralı" tartışmalarını bir kez daha başlattı.
Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), 2017 yılında aldığı bir tavsiye kararında bu kuralın uygulanmasında daha ölçülü davranılması gerektiğini belirterek, geç kalan adayların binalardaki yedek veya farklı salonlarda sınava alınmasını önermişti. Ancak Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), güvenlik zafiyeti doğuracağı gerekçesiyle bu öneriye kesin bir dille karşı çıkıyor.

Doğurabileceği sakıncalar madde madde anlatıldı
Kurumun 15 dakika kuralından taviz vermemesinin altında yatan 6 temel gerekçe şu şekilde sıralanıyor:
Her aday için üzerinde fotoğrafı bulunan, kişiye özel tek bir cevap kâğıdı basılıyor. Adayın geç kaldığı için planlanan salon dışında başka bir salona alınması, kimlik ve evrak eşleşmesini teknik olarak engelliyor.
Geç kalan bir adayın güvenlik kontrolleri esnetilerek başka bir salona alınması, "başkası yerine sınava girme" gibi ağır usulsüzlüklere zemin hazırlama riski taşıyor.
Geç kalanlar için özel bir salon oluşturulması uygulaması, birbirini tanıyan kötü niyetli adayların bilerek geç kalıp aynı salonda toplanmasına ve organize kopya çekmesine teşvik edici bir unsur olabilir.
Geç kalan adaylara yönelik ayrı bir telafi sınavı yapılması durumunda, sınav sorularının zorluk derecesinin (eş değerliğinin) tam olarak sağlanamaması, milyonlarca adayın girdiği sınavda sıralama adaletini bozuyor.
Kurallara uyarak zamanında sınav salonunda hazır bulunan adaylar açısından, geç kalanlara esneklik (ayrıcalık) tanındığı algısı oluşması sınavın adil yapısına gölge düşürüyor.
ÖSYM, sınava alınmamayı kurumsal bir "ceza" olarak değil, adayın bireysel ihmalinin bir sonucu olarak değerlendiriyor. Kuruma göre, milyonlarca kişinin katıldığı devasa bir organizasyonda kuralları esnetmek düzeni bozarak doğrudan kaosa yol açar.

15 dakika kuralı nedir?
ÖSYM tarafından uygulanan ve kamuoyunda "15 dakika kuralı" olarak bilinen uygulama, sınavın başlama saatinden tam 15 dakika önce sınav binalarının kapılarının kapatılmasını ve bu saatten sonra gelen hiçbir adayın, gerekçesi ne olursa olsun içeri alınmamasını içeriyor.

Almanya'ya ait bir adet PATRIOT hava savunma sistemi Kürecik'e konuşlandırıldı

Millî Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Almanya'ya ait bir adet PATRIOT Hava Savunma Sistemi'nin Malatya'da bulunan Kürecik Üssü'ne konuşlandırıldığı duyuruldu

25.06.2026 13:30:00
AA
Almanya'ya ait bir adet PATRIOT hava savunma sistemi Kürecik'e konuşlandırıldı
Almanya'ya ait bir adet PATRIOT hava savunma sistemi Kürecik'e konuşlandırıldı
Millî Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Almanya'ya ait bir adet PATRIOT Hava Savunma Sistemi'nin Malatya'da bulunan Kürecik Üssü'ne konuşlandırıldığı duyuruldu.

Milli Savunma Bakanlığı'nın haftalık basın bilgilendirme toplantısında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne ilişkin açıklama yapıldı. Bakanlık, KKTC'nin güvenliğinin Türkiye açısından doğrudan milli güvenlik meselesi olduğunu vurgulayarak, Kıbrıs Türk halkının huzuru, güvenliği ve refahı için desteğin süreceğini bildirdi.

MSB kaynaklarından yapılan açıklamada, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği Türkiye'nin güvenliğidir. Dün olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türk halkının güvenliğini, huzurunu ve refahını korumak için kararlılığımız tamdır" ifadelerine yer verildi.

Rum basını kaynaklarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin kişisel temsilcisi tarafından Kıbrıs meselesinin çözümüne dair yeni bir plan hazırlandığı yönündeki haberlerle ilgili "Ada'daki mevcut hassas dengeyi bozmayı amaçlayan hiçbir girişim Türkiye açısından kabul edilemez" ifadeleri kullanıldı.

BM'nin Kıbrıs çözümü için yeni bir plan hazırladığına ilişkin basına yansıyan haberlerin değerlendirildiği açıklamada "Ada'da kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir çözüm ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesine dayanan iki devletli çözüm temelinde mümkündür. Bu temel gerçek göz ardı edilerek ortaya konulacak hiçbir girişim Kıbrıs Türk halkının iradesini yansıtmayacağı gibi bölgede kalıcı bir istikrar da sağlayamayacaktır.

Ülkemiz, garantör devlet sıfatıyla uluslararası anlaşmalardan ve uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru hak ve yetkileri çerçevesinde Kıbrıs'ta barışın, güvenliğin ve istikrarın teminatı olmaya devam edecektir." ifadeleri yer aldı.

Almanya'ya ait bir PATRIOT, Kürecik'e konuşlandırıldı
MSB'nin açıklamasında NATO Daimi Savunma Planı Kapsamında ittifakın hava savunmasının güçlendirilmesi için Almanya'ya ait bir PATRIOT Hava Savunma Sistemi'nin Kürecik/Malatya'ya konuşlandırıldığı belirtildi.

"Mutlak butlan" kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel ilk kez yan yana geldi ve tokalaştı

"Mutlak butlan" kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel ilk kez yan yana geldi ve tokalaştı. Kılıçdaroğlu ile Ali Mahir Başarır ise el sıkışmadı

25.06.2026 12:10:00
Haber Merkezi
"Mutlak butlan" kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel ilk kez yan yana geldi ve tokalaştı
"Mutlak butlan" kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel ilk kez yan yana geldi ve tokalaştı
"Mutlak butlan" kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel ilk kez yan yana geldi ve tokalaştı. Kılıçdaroğlu ile Ali Mahir Başarır ise el sıkışmadı.

Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu, "mutlak butlan" kararı sonra bugün ilk kez CHP'nin 22. Dönem Balıkesir Milletvekili Orhan Sür'ün cenaze töreninde bir araya geldi. Tören, TBMM'de yapıldı.

Kılıçdaroğlu'nun bulunduğu sırada, grup başkanvekilliğinden alınan Ali Mahir Başarır, Grup başkanvekili Murat Emir ve Muharrem İnce de yer aldı.

Kılıçdaroğlu, tören alanına geldiğinde sırayla orada bulunanlarla tokalaştı. Kılıçdaroğlu Özgür Özel'le el sıkıştı ancak sıra Ali Mahir Başarır'a gelince iki isim tokalaşmamayı tercih etti.

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.