logo
08 KASIM 2026

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Hürmüz Boğazı'nda "mayınların beklediği" uyarısında bulundu

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Hürmüz Boğazı'nda "mayınların beklediği" uyarısında bulundu

08.11.2026 20:00:00
AA
 
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Hürmüz Boğazı'nda "mayınların beklediği" uyarısında bulundu
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Hürmüz Boğazı'nda "mayınların beklediği" uyarısında bulundu
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Hürmüz Boğazı'nda "mayınların beklediği" uyarısında bulundu.

İran basınında yer alan haberlere göre Muhibbi, Hürmüz Boğazı'ndaki alternatif rotalardan geçişte yaşanabilecekler konusunda değerlendirmede bulundu.

Muhibbi, Hürmüz Boğazı'nın tamamen Devrim Muhafızları Donanması'nın kontrolünde olduğunu öne sürdü.

İran'ın belirlediği kurallara uymayan gemilerin mayınlara çarpmaktan başka şansı olmadığını vurgulayan Muhibbi, "(Hürmüz Boğazı'nda) Mayınlar bekliyor." dedi.

İngiltere Deniz Ticaret Operasyonlarından (UKMTO) yapılan açıklamalarda Umman açıklarında iki petrol tankerinde çıkan yangın nedeniyle mürettebatın tahliye edildiği belirtilmişti.

Devrim Muhafızları Ordusu da gece saatlerinde yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nda iki petrol tankerinin mayına çarptığını iddia etmişti.

Hürmüz Boğazı'ndaki durum
ABD ve İsrail, 28 Şubat 2026'da İran'a saldırılar başlatmış, saldırılar sırasında küresel petrol ihracatı ve tedarik zincirleri açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı kapatılmıştı.

İran da Körfez ülkelerine ve bölgede "ABD ve İsrail hedefleri" olduğunu belirttiği noktalara saldırılar düzenlemiş ve daha sonra ateşkese varılmıştı.

Washington ile Tahran arasında 17 Haziran 2026'da imzalanan "İslamabad Mutabakatı" ile askeri saldırıların durdurulması ve Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine yeniden açılması için düzenlemelerin başlatılması kararlaştırılmıştı.

Ancak anlaşmanın uygulanması ve boğazdaki seyrüsefer konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle uygulama daha sonra sekteye uğramış, temmuz ayında çatışmalar yeniden başlamıştı.

İran, ABD'nin 8 Temmuz'da saldırılarına yeniden başlaması üzerine 12 Temmuz'da Hürmüz Boğazı'nı tekrar kapattığını duyurmuştu.​​​​​​​

İran'dan ABD'nin "Iron Gate" görev gücüne tepki: Yalnızca kağıt üzerinde kalacak
İran basınında yer alan haberlerde, İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi'nin "Iron Gate" görev gücüne ilişkin değerlendirmelerine yer verildi.

ABD'nin geçmişte de İran'a yönelik abluka ve ekonomik baskı amacıyla birçok plan hazırlayıp uyguladığını söyleyen Muhibbi, şu ifadeleri kullandı:

"Deniz, hava ve kara ablukası planlarından hiçbiri başarılı olmadı. Demir Kapı da yalnızca kağıt üzerinde kalan, sadece ABD'li yetkililerin ve CENTCOM komutanlarının açıklamalarında var olacak planlardan biri."

CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, Komutanlığın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından dün yaptığı açıklamada, İran'a karşı "Iron Gate" (Demir Kapı) isimli yeni bir görev gücünün kurulduğunu duyurmuştu.

Görev gücünün, "gelişmiş silah sistemlerinin, çift kullanımlı teknolojilerin, yaptırım kapsamındaki malzemelerin ve yasa dışı gelir kaynaklarının İran'a kara sınırları ve Hazar Denizi üzerinden taşınmasını önlemek amacıyla" ABD hükümetine bağlı kuruluşlarla koordinasyon içinde çalışacağı bildirilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa Valiliği'nde baş başa görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa Valiliği'nde baş başa görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi

08.11.2026 17:30:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa Valiliği'nde baş başa görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa Valiliği'nde baş başa görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Şuşa Valiliği'nde baş başa görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Karabağ Zaferi'nin 6. seneidevriyesinde Azerbaycan'da olmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu ifade eden Erdoğan, "Dilimizde işlenen en aziz bir söz gibi, canımızı ısındıran ocak gibi, köz gibi. En kokulu güllerle demetlenen Şuşa'mız." dizelerini dile getirdi.

Erdoğan, tarih, tabiat ve kültür şehri güzel Şuşa'da olmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Karabağ'ın azatlığı uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi minnetle hürmetle yad ediyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Cenabıallah'tan kendilerine sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler niyaz ediyorum. İlham kardeşimin dirayetli liderliğinde yekvücut olan Azerbaycan halkı, büyük bir kahramanlıkla Karabağ'ı yeniden hürriyetine kavuşturmuştur. Bu şanlı zafer, Azerbaycan'ın haklı davasının en güzel tezahürü, tüm Türk coğrafyasının övünç kaynağı olmayı sürdürüyor. Hepinizin bildiği üzere Türkiye ile Azerbaycan arasındaki münasebetler tarihin türlü imtihanlarından geçerek bugünkü ileri seviyesine ulaşmıştır. 'Bir millet, iki devlet' şiarıyla tarif ettiğimiz bu gönül birliği müşterek mazimizden aldığı kuvvetle yarınlarımıza ışık tutan sönmez bir meşaledir."

"Cenabıhakk'ın izniyle beraberliğimiz her zaman kaim olacaktır"
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin müşterek bir dilin, tarihin ve kültürün çok daha ötesinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bakü'nün sevincini Ankara'nın sevinci, Şuşa'nın gururunu bütün milletimizin gururu bilmemiz bundandır. 15 Haziran 2021 günü Şuşa'da imzaladığımız beyannameyle müttefiklik bağıyla tahkim ettiğimiz bu kardeşliğimizi zayıflatmak isteyenler, dün olduğu gibi bugün de yarın da emellerine asla ulaşamayacaktır. Cenabıhakk'ın izniyle beraberliğimiz her zaman kaim olacaktır. Biz bu vizyonu aynı zamanda Türk dünyasında hakim kılmak için de var gücümüzle çalışıyoruz. Türk Devletleri Teşkilatımızın bugün ulaştığı ileri seviye ortak irademizin ve gayretlerimizin en somut neticesidir. Bu vesileyle dönem başkanlığı süresince Türk dünyasının birlik ve dirliği için sergilediği gayretler dolayısıyla Azerbaycan'a teşekkür ediyorum. İnşallah biz de dönem başkanlığımız sırasında teşkilatın daha etkin, daha kurumsal bir yapıya kavuşması için çaba göstereceğiz."

"Yeniden inşa ve kalkınma çabalarına katkı sunmaya devam edeceğiz"
Erdoğan, Azerbaycan'ın 44 günlük vatan muharebesiyle öz topraklarını işgalden kurtarmasının Güney Kafkasya'da yeni bir dönemin kapısını araladığını dile getirdi.

"Bugün önümüzde duran vazife, meydanlarda kazanılan zaferi kalıcı barış ve istikrarla taçlandırmaktır. Biz, Azerbaycan'ın haklı mücadelesini sahiplendiğimiz gibi, bölgemizde kalıcı barışın tesisine yönelik samimi gayretlerini de destekliyoruz." ifadelerini kullanan Erdoğan, Karabağ'ın yeniden imarı ve bölgenin eski canlılığına kavuşturulması için Azerbaycan'ın ortaya koyduğu gayretleri büyük takdirle takip ettiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Karabağ'da yeniden tüten her ocak, yükselen her eser ve ihya edilen tarihi miras Azerbaycan halkının geleceğe olan inancını gösteriyor. İnşallah bu yolda tecrübemizi paylaşmaya, yeniden inşa ve kalkınma çabalarına katkı sunmaya devam edeceğiz. İşte Cebrayıl'da Türkiye-Azerbaycan Uluslararası Ormancılık Eğitim Merkezi ve Fidanlık Tesisini kazandırmanın gururunu yaşadık. Tarım ve Orman Bakanlığımızın katkılarıyla kurulan bu tesis Türkiye ile Azerbaycan işbirliğinin yeni bir nişanesi olmuştur. Ayrıca, Ağdam'da 14 bin 500 metrekare büyüklükteki 40 derslikli okulumuzun inşasına da başlandı. İnşallah gelecek sene İlham kardeşimle birlikte açılışını yapacağız."

"Bir başka gelişimizde Şuşa çok daha farklı olacak"
Fuzuli Uluslararası Havalimanı'ndan Şuşa şehrine gelirken 7 ayrı tünelden geçtiklerine dikkati çeken Erdoğan, "Bu 7 tünel bölgede altyapı inşasının ne denli başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Şuşa'ya gelirken nereden nereye geldik, bunu görmenin bahtiyarlığı içerisindeyiz. İnanıyorum ki bir başka gelişimizde Şuşa çok daha farklı olacak. Fuzuli, bir başka farklı olacak. Çünkü bu işe inanmış, başını koymuş bir lider var, bir kadro var. Bu lider, bu kadro aynı inançla, aynı kararlılıkla yoluna devam ediyor. Karabağ Zaferi'ni canları ve kanlarıyla tarihimize nakşeden aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyor, Azerbaycanlı kardeşlerimin bu şanlı zaferini bir kez daha canıgönülden tebrik ediyorum. Türkiye ve Türk milleti olarak her zaman yanınızda olmaya, kederinizi kederimiz, sevincinizi sevincimiz bilmeye devam edeceğiz." dedi.

Konuşmasının sonunda, Bahtiyar Vahabzade'nin "Birdir bizim her halimiz, sevincimiz, melalimiz. Bayraklarda hilalimiz, Azerbaycan-Türkiye" dizelerini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Rabbim ay yıldızlı al bayrağımız ile şanlı Azerbaycan bayrağının göklerde ilelebet yan yana dalgalanmasını nasip eylesin. 9 Kasım Devlet Bayrak Günü'nü en kalbi duygularımla kutluyorum. Buradan kardeş Azerbaycan halkına selam ve muhabbetlerimi yolluyorum. İlham kardeşime sıcak ev sahipliği için tekrar teşekkür ediyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev konuşmalarının ardından tokalaştı ve birbirlerinin elini havaya kaldırarak poz verdi.

Aliyev: Türkiye Azerbaycan birliği ebedidir ve sarsılmazdır
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Zafer Günü'nde kendileriyle birlikte olmasının Azerbaycan halkını sevindirdiğini belirterek, Erdoğan'a teşekkür etti.

Aliyev, 2. Karabağ Savaşı sırasında Erdoğan'ın ve kardeş Türk halkının Azerbaycan'ın yanında olduğunu hatırlatarak, "Savaşın ilk saatlerinde yaptığınız açıklama ve benimle gerçekleştirdiğiniz telefon görüşmesi bütün dünyaya kardeş Türkiye'nin Azerbaycan'ın yanında olduğunu gösterdi. Açıklamanız bize ilave güç ve moral verdi." dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Azerbaycan yalnız değildir, Türkiye onun yanındadır" sözlerini hatırlatan Aliyev, bu tarihi sözlerin hiçbir zaman unutulmayacağını vurgulayarak, "Azerbaycan halkı bunu çok iyi biliyor ve bu nedenle şahsen size ve kardeş Türk halkına minnettardır. Gösterdiğiniz siyasi ve manevi destek moralimizi daha da artırdı." ifadelerini kullandı.

Aliyev, 2. Karabağ Savaşı'nın Türkiye ile Azerbaycan birliğini bir kez daha gösterdiğini belirterek, Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin resmen müttefiklik seviyesine yükseldiğini hatırlattı.

İki ülkenin bu beyannameden önce de her zaman müttefik olduğunu söyleyen Aliyev, "Türkiye ve Azerbaycan halkları kardeş halklardır. Dünyada bizim kadar birbirine bağlı halklar ve devletler yoktur. Bu bizim büyük servetimizdir. Şuşa Beyannamesi yalnızca bu tarihi ve kültürel ilişkileri resmi bir çerçeveye oturtmuştur. Bizi birleştiren ortak tarihimiz, etnik köklerimiz, dilimiz, edebiyatımız ve manevi değerlerimizdir. Bu büyük bir servettir. Bugün devletler arası ilişkiler de bu servet ve güçlü temel üzerinde gelişmektedir." diye konuştu.

Aliyev, "Birliğimiz ve kardeşliğimiz sarsılmazdır. Bunu sarsmak isteyenler arzularına hiçbir zaman ulaşamayacaktır. Biz iki halk, her şeyden önce de iki lider olarak bu serveti koruyoruz. Hiç kimsenin aramıza girmesine ya da kendi kişisel çıkarları uğruna birliğimize, kardeşliğimize ve dayanışmamıza gölge düşürmesine izin vermeyiz." dedi.

"Birlikte çok daha güçlüyüz"
Türkiye'nin Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde büyük güce dönüştüğünü ve dünya çapındaki meselelerde de söz sahibi olduğunu vurgulayan Aliyev, "Türkiye'nin güçlü ekonomisi, güçlü sanayi potansiyeli ve siyasi ağırlığı bugün bir gerçektir. Bu bizi çok sevindiriyor ve bizi de güçlendiriyor. Azerbaycan da son yıllarda büyük bir kalkınma sürecinden geçmiştir ve bugün bu yolda emin adımlarla ilerlemektedir. Birlikte çok daha güçlüyüz. Geniş bir coğrafyayı kapsayan bölgede Türkiye-Azerbaycan birliği önemli etkendir. Bu istikrar, işbirliği ve güvenlik etkenidir." ifadelerini kullandı.

Aliyev sözlerini, "Sayın Cumhurbaşkanı'nın yoğun programına rağmen bu Zafer Günü'nde burada, Karabağ'da bulunması bütün dünyaya birliğimizi bir kez daha gösteriyor. Bu birliğin ebedi olacağına eminim. Türkiye'de de Azerbaycan'da da hiç kimsenin bu konuda şüphesi yoktur. Geçmişte de birlikteydik, savaş döneminde de birlikteydik, bugün de birlikteyiz ve gelecekte de birlikte olacağız. Bu tarihi ziyaretin temel sonucunun tam da söylediğim gibi olduğunu düşünüyorum. Türkiye-Azerbaycan birliği ebedidir ve sarsılmazdır." şeklinde tamamladı.

Dünyayı da, Türkiye'yi de süper zenginler kirletiyor!


 
Oxfam Konfederasyonu’nun 'Afet Eşitsizliği Raporu' 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek iklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde yayınlandı. Rapora göre en zengin binde 1’lik kesim (8 milyon kişi) dünyadaki en yoksul 3.5 milyar insanının toplamından daha fazla karbon kirliliğine yol açıyor.

07.11.2026 14:29:00
Ömer Nezir
 
Dünyayı da, Türkiye'yi de süper zenginler kirletiyor!
Dünyayı da, Türkiye'yi de süper zenginler kirletiyor!

Oxfam Konfederasyonu'nun 'Afet Eşitsizliği Raporu' 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek iklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde yayınlandı. Rapora göre en zengin binde 1'lik kesim (8 milyon kişi) dünyadaki en yoksul 3.5 milyar insanının toplamından daha fazla karbon kirliliğine yol açıyor.

Raporun Türkiye'ye ilişkin verilerine göre ise Türkiye'deki en zengin binde 1'lik kesiminin, yani yalnızca 84 bin 980 kişinin, toplam karbon emisyonu, en yoksul yüzde 27'sinin, yani 22.9 milyon insanın, toplam emisyonundan daha fazla.
Aynı en zengin binde 1'lik kesimden bir kişi, yalnızca 59.5 günde en yoksul yüzde 50'lik kesimden bir insanın 30 yıllık emisyonu kadar karbon salıyor. Ve aynı binde birlik kesimden bir kişinin tek başına emisyonu, Türkiye'deki sıradan bir insana göre 61 kat fazla.

Türkiye'deki en zengin yüzde 1'lik kesimin karbon emisyonu ise, nüfusun en yoksul yüzde 50'sinden bir insanın 64 daha katı. Bu oran, Türkiye ortalamasının 21 katı. 2025 yılında Türkiye'den kalkan özel jetlerin iklim krizine etkisi de küresel duruma benzer. Türkiye'deki özel jetler, 2025 yılında nüfusun en yoksul yüzde 50'lik kesiminden bir insanın bir yılda yaratacağı emisyona yalnızca 12.8 dakikada ulaştı.

El hastalıkları gençlerde yaygınlaşıyor!


 
Son yıllarda akıllı telefon, tablet ve bilgisayarların günlük yaşamda daha yoğun kullanılması, klavye ve fareyle tekrarlayan hareketlerin yapılması, el hastalıklarının daha sık görülmesine neden oluyor. 

07.11.2026 14:26:00
Murat Çorbacı
 
El hastalıkları gençlerde yaygınlaşıyor!
El hastalıkları gençlerde yaygınlaşıyor!

Son yıllarda akıllı telefon, tablet ve bilgisayarların günlük yaşamda daha yoğun kullanılması, klavye ve fareyle tekrarlayan hareketlerin yapılması, el hastalıklarının daha sık görülmesine neden oluyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, El Cerrahisi Uzmanı Dr. Mehmet Çavuş, "Geçmişte daha çok ofis çalışanlarında görülen karpal tünel sendromu, tetik parmak ve baş parmak kök eklem kireçlenmesi hastalıkları son yıllarda dijitalleşmenin etkisiyle gençlerde de sık görülüyor. Djital alışkanlıkların bu şekilde devam etmesi halinde önümüzdeki yıllarda 20'li yaşlardaki hastaların oranının da hızla artacağını öngörüyoruz" diyor. Dr. Mehmet Çavuş, günümüzde elleri tehdit eden 3 hastalığı anlattı, el sağlığımıza destek olacak basit ama etkili 7 egzersizi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ellerimizi güçlendirmek için basit ama etkili 7 önlem!

Tedavinin geciktirilmesinin; hastalığın türüne ve şiddetine bağlı olarak kalıcı kas erimesine, geri dönüşü zor sinir hasarına ve ince motor becerilerinin kaybına dek ilerleyebildiğini belirten Dr. Çavuş, aktivite düzenlemesi, atel kullanımı, ilaç tedavileri, enjeksiyonlar ve egzersiz gibi yöntemlerle sonuç alınamayan veya ileri sinir hasarı bulunan hastalarda cerrahi yönteme başvurulabildiğini belirtiyor.  Dr. Çavuş, el sağlığı için basit ama etkili 7 egzersizi şöyle sıralıyor;

• Klavye ve fare (mouse) kullanırken ön kolunuzla eliniz aynı hizada olsun. Gerekirse jel destekli ped veya klavye altlığından yararlanın. Bileğinizi düz tutun.
• Her 30-40 dakikada bir mola vererek, ellerinizi klavyeden çekip kollarınızı aşağı doğru serbest bırakın ve yaklaşık bir dakika hafifçe sallayın.
• Telefonda bütün işlemleri başparmakla yapmak yerine iki elinizi veya işaret parmağınızı kullanın.
• Fareyi (mouse) hafif tutun, sıkmayın.
• Basit bir paket lastiğini parmaklarınızın dışına geçirip yavaşça açın, kapatın. 
• Kolunuzu dirseği bükmeden öne uzatın. Diğer elinizle parmaklarınızı nazikçe kendinize doğru çekip 10 saniye bekleyin. Ardından elinizi ters çevirerek hareketi diğer yönde tekrarlayın.
• Egzersiz sırasında ağrı, uyuşma veya yakınmalarda artış gelişirse hareketi bırakın ve hekime danışın. 

Sonbaharda '10 maddeyle' kalp sağlığına dikkat!


 
 
Sonbaharla birlikte soğuk hava, solunum yolu enfeksiyonları ve hava kirliliğinin yanı sıra yanlış yaşam alışkanlıkları da kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. 
 

07.11.2026 13:21:00
Murat Çorbacı
 
Sonbaharda '10 maddeyle' kalp sağlığına dikkat!
Sonbaharda '10 maddeyle' kalp sağlığına dikkat!

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, soğuk havalarda vücut ısısını koruyabilmek için damarların daralmasının kan basıncını yükseltebildiğine ve kalbin iş yükünü artırabildiğine işaret ederek, "Enfeksiyonlar, hareketsizlik ve değişen beslenme alışkanlıkları da kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilir. Özellikle koroner arter hastalığı, hipertansiyon ve kalp yetmezliği olan kişilerin sonbahar ve kış aylarında daha dikkatli olmaları gerekir. Kişisel risk faktörlerini kontrol altında tutmak ve mevsim koşullarına uygun önlemler almak kap ve damar sağlığını korumak açısından çok önemlidir" dedi. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, sonbaharda kalp sağlığını korumak için alınması gereken önlemleri anlattı.

Ağır egzersizden kaçının 

Düzenli egzersiz kalp sağlığının vazgeçilmez bir parçası ancak özellikle sabah saatlerinde soğuk havada yapılan yoğun fiziksel aktiviteler, kalbin üzerindeki yükü artırabilir. Soğuk nedeniyle damarların daralmasına yoğun eforun getirdiği kalp hızı, kan basıncı ve oksijen ihtiyacı artışı da eklendiğinde risk oluşabilir. Bu nedenle özellikle sabahları ağır egzersizden kaçınmak, ısınma hareketlerini ihmal etmemek ve hava koşullarına uygun giyinmek gerekir. 

Gribi hafife almayın

Sonbahar ve kış aylarında yaygınlaşan solunum yolu enfeksiyonları özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişilerde kalp krizine dek ciddi sorunlara neden olabilir. Bu nedenle el hijyenine dikkat etmek, ortamları uygun şekilde havalandırmak, hasta kişilerle teması azaltmak ve hekimin önerdiği aşıları yaptırmak kalp sağlığı açısından da büyük önem taşır.

Hava soğuk diye eve kapanmayın!

Hava sıcaklığının düşmesiyle açık havada geçirilen sürenin azalması, günlük hareketliliğin de gerilemesine yol açabilir. Oysa fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmak; kilo artışı ve metabolik risklerin kötüleşmesi gibi sonuçlar doğurabilir. Kalbi korumak için hava koşullarına uyum sağlayacak şekilde giyinmeli, düzenli yürüyüş yapmalı, egzersiz seçenekleri hekimle birlikte belirlenmelidir.

Yemeklere tuz eklemeyin!

Özellikle kalp yetersizliği bulunan kişilerde fazla sodyum alımı, vücutta sıvı birikmesine neden olabilir, kan basıncının kontrolünü ve vücut ağırlığını olumsuz etkileyebilir. Fazla tuz tüketimi, hipertansiyon riskini de artırabilir. Bu nedenle yemeklerin tadına bakmadan tuz ekleme alışkanlığından vazgeçmek ve sofrada tuzluk bulundurmamak önemlidir. Kalp yetersizliği bulunan kişilerin tuz ve sıvı tüketimini ise hekimlerinin önerilerine göre düzenlemeleri gerekir.

Değişen beslenme düzenine dikkat edin!

Soğuk havalarda beslenme düzenine dikkat edilmeli; sebze, meyve, tam tahıl, baklagil ve balık gibi besinlere ağırlık verilmelidir. Aşırı kalorili, kızartılmış ve işlenmiş gıdalar sınırlandırılmalı; hazır soslar, turşular ve salamura ürünler gibi tuz içeriği yüksek besinlerin tüketimi azaltılmalıdır. Kalp yetersizliği olan kişilerin beslenme ve sıvı tüketimiyle ilgili mutlaka hekimlerine danışması gerekir. 

Tansiyon, kolesterol ve kan şekerinizi kontrol ettirin

Hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol kalp ve damar hastalıkları riskini artıran önemli etkenlerdir. Bu nedenle tansiyon, kan şekeri ve kolesterol düzeylerini düzenli olarak kontrol ettirmek, hekim kontrollerini aksatmamak ve reçete edilen tedavileri önerildiği şekilde uygulamak gerekir. Hipertansiyon hastalarının ilaç dozlarını hekimlerine danışmadan değiştirmemeleri veya ilaçlarını kesmemeleri önemlidir.

Kalp hastalığınız varsa belirtilerdeki değişimi önemseyin

Kalp yetersizliği bulunan kişilerin vücut ağırlıklarını, bacaklarında şişlik olup olmadığını, nefes darlığı yaşayıp yaşamadıklarını ve egzersiz kapasitelerini takip etmeleri gerekir. Yeni gelişen nefes darlığı, dinlenme esnasında solunum güçlüğü veya kısa sürede belirgin kilo artışı, gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirebilir. Yeni başlayan ya da devam eden göğüs ağrısı, göğüste baskı veya sıkışma, şiddetli nefes darlığı, soğuk terlemeyle birlikte göğüs rahatsızlığı, bayılma ya da ciddi çarpıntıyla birlikte baş dönmesi gibi belirtiler kesinlikle göz ardı edilmemeli.

Kirli havalarda maske takın

Sonbahar ve kış aylarında hava kirliliği, damar işlevleri ve kalp ve damar sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Kalp sağlığını korumak için yalnızca hava sıcaklığına değil, hava kalitesine de dikkat etmek gerekir. Hava kirliliğinin yüksek olduğu günlerde açık havada geçirilen süreyi ve yoğun dış ortam egzersizini azaltmak, gerektiğinde uygun koruyucu maske kullanmak faydalı olabilir.

Tütün ürünlerinden, pasif içicilikten, e-sigaradan ve alkolden uzak durun

Sigara ve diğer tütün ürünleri damar yapısına zarar vererek kalp ve damar hastalıkları riskini artırabilir. Pasif içicilik de kalp sağlığını olumsuz etkiler. E-sigaralar da kalp ve damar sağlığı açısından zararsız değildir. Bu nedenle tütün ürünlerinden ve e-sigaralardan uzak durmak, sigara dumanına maruz kalmamak gerekir. Alkol tüketimi de kan basıncını yükseltir ve kalp ritim bozuklukları riskini artırır. Kalp sağlığını korumak için alkol kullanmamak en güvenli tercihtir.

Kuyumcuyu soyan Moldovalı havalimanında enselendi


 
Kartal'da kuyumcudan yaklaşık 150 bin liralık ziynet eşyası çalan ve yurt dışına kaçmak üzereyken havalimanında yakalanan yabancı uyruklu tutuklandı.

07.11.2026 13:19:00
AA
 
  Kuyumcuyu soyan Moldovalı havalimanında enselendi
  Kuyumcuyu soyan Moldovalı havalimanında enselendi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, 4 Kasım'da Orhantepe Mahallesi'ndeki bir kuyumcuda meydana gelen hırsızlık olayıyla ilgili çalışma yürüttü. Yapılan incelemelerde, saat 00.10 sıralarında bir şüphelinin kuyumcunun kepenk sistemini kumandayla açıp işletme kapısının camını kırarak içeri girdiği ve hırsızlık olayını gerçekleştirdiği tespit edildi. Kuyumcudan yaklaşık 150 bin lira değerinde altın olmayan 200 demo yüzük, 3 altın küpe ve 3 altın bileklik çalındığı belirlendi.

7 Ekim'den bu yana Türkiye'de

Kamera incelemeleri ve saha çalışmaları neticesinde şüphelinin Moldova uyruklu N.M. (32) olduğu ve Türkiye'ye 7 Ekim'de giriş yaptığı tespit edildi. Yurt dışına kaçış hazırlığında olduğu belirlenen şüpheli, Sabiha Gökçen Havalimanı'nda yakalandı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

Düzce'de kan donduran cinayet: 16 yaşındaki çocuk, 17 yaşındaki çocuğu öldürdü

Düzce'nin Gümüşova ilçesinde 16 yaşındaki A.İ.U., aralarında husumet bulunduğu iddia edilen 17 yaşındaki Ahmet Kırlak'ı ormanlık alana çağırarak tüfekle vurup öldürdü. Cinayetin ardından arkadaşlarıyla buluşarak olayı anlattığı öğrenilen şüpheli, polis ekiplerinin evine düzenlediği operasyonla suçta kullandığı silahla birlikte yakalandı

07.11.2026 11:59:00 / Güncelleme: 07.11.2026 12:01:53
İHA
 
Düzce'de kan donduran cinayet: 16 yaşındaki çocuk, 17 yaşındaki çocuğu öldürdü
Düzce'de kan donduran cinayet: 16 yaşındaki çocuk, 17 yaşındaki çocuğu öldürdü
Düzce'nin Gümüşova ilçesinde meydana gelen olayda, 17 yaşındaki Ahmet Kırlak hayatını kaybetti. Edinilen bilgilere göre, 16 yaşındaki A.İ.U., aralarında daha önceden husumet bulunduğu öne sürülen Ahmet Kırlak'ı Gümüşova Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yongalık mevkisindeki ormanlık alana çağırdı.

İddiaya göre A.İ.U., burada yanında bulunan tüfekle Ahmet Kırlak'a ateş açtı. Tüfekli saldırı sonucu 17 yaşındaki Kırlak hayatını kaybederken, şüpheli cesedi ormanlık alanda bırakarak olay yerinden uzaklaştı. Olaydan haberdar olan polis ekipleri, şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Düzenlenen operasyonla 16 yaşındaki A.İ.U., evinde suçta kullandığı belirtilen tüfekle birlikte gözaltına alındı.



İlk ifadesinde cinayeti itiraf etti

Gözaltına alınan şüphelinin ilk ifadesinde cinayeti itiraf ettiği öğrenildi. A.İ.U.'nun ifadesinde, Ahmet Kırlak ile aralarında husumet bulunduğunu, bu nedenle kendisini ormanlık alana çağırdığını ve tüfekle vurduktan sonra cesedini olay yerinde bıraktığını söylediği belirtildi. Şüphelinin daha sonra arkadaşlarıyla buluşarak yaşananları anlattığını da ifade ettiği öğrenildi.

Henüz 17 yaşında olan Ahmet Kırlak'ın ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili soruşturma başlatılırken, gözaltına alınan 16 yaşındaki şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için başlatılan soruşturma devam ediyor.

Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Samsun'un Atakum ilçesinde 5. kattaki evinin yatak odası balkonundan düşen 39 yaşındaki sağlık çalışanı hayatını kaybetti

07.11.2026 11:56:00 / Güncelleme: 07.11.2026 11:59:12
İHA
 
Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti
Samsun'da 5. kattan düşen sağlık çalışanı hayatını kaybetti
Olay, Atakum ilçesi Yenimahalle Mahallesi'nde bulunan bir apartmanın 5. katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 112 Acil Sağlık Hizmetleri bünyesinde acil tıp teknisyeni (ATT) olarak görev yapan evli 1 çocuk babası Sinan Keleş (39), ikametinin yatak odasının balkon penceresinden aşağı düştü.

Sabah saatlerinde vatandaşlar yerde bir kişinin hareketsiz halde yattığını fark edince olay sağlık ekiplerine ve polise haber verildi.

Olay yerine ekipler sevk edildi. Yapılan incelemede sinen Keleş'in hayatını kaybettiği belirlendi.



Evli ve 1 çocuk 10 babası Sinan Keleş'in cansız bedeni otopsi için Adli Tıp Kurumu Samsun Grup Başkanlığına gönderildi.

Polis olayla ilgili inceleme başlattı.

Fon soruşturmasında 4 şüpheli tutuklandı: 1 şüpheliye adli kontrol

Fon soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen 6 şüpheliden Tera Holding İdari İşler Direktörü Ümit Sincanlı, BDDK Uygulama 4. Daire Başkanı Mustafa Alper Taş, eski SPK Piyasa Gözetim ve Denetim Daire Başkanı Ercan Urkan ve eski SPK Kurul Başkan Vekili Enver Usca tutuklandı. Eski SPK Ortaklar Finansmanı Dairesi Başkanı Kürşat Sait Babuçcu hakkında imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanırken, eski SPK Kurul Üyesi Bülent Murat Haholu savcılıktan serbest bırakıldı

07.11.2026 11:51:00
İHA
 
Fon soruşturmasında 4 şüpheli tutuklandı: 1 şüpheliye adli kontrol
Fon soruşturmasında 4 şüpheli tutuklandı: 1 şüpheliye adli kontrol
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlanmış, şüpheliler İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edilmişti.

Adli işlemlerin ardından Ümit Sincanlı, "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından tutuklandı. Mustafa Alper Taş ise "rüşvet" suçlamasıyla tutuklandı. Eski SPK yöneticileri Ercan Urkan ve Enver Usca,"rüşvet alma" suçundan tutuklandı.

Kürşad Sait Babuçcu hakkında imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanırken, Bülent Murat Haholu savcılık işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor" dedi

06.11.2026 18:20:00
AA
 
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla gerçekleştirilen TRT World Forum 2026'da yaptığı konuşmaya, katılımcıları selamlayarak başladı.

Bu sene 10'uncusu düzenlenen foruma katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, dünyanın farklı bölgelerinden foruma katılanlara, "Türkiye'ye ve İstanbul'a hoş geldiniz, sefalar getirdiniz." dedi.

İki gün boyunca önemli konuların ele alınacağı, geniş bir yelpazede güncel ve kritik meselelerin tartışılacağı forumun ülkeler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, enerjiden ekonomiye, yapay zekadan ulaştırmaya, bölgesel krizlerden küresel sınamalara pek çok başlığın istişare edileceği platforma değerli fikirleriyle katkı sunacak herkese teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin marka organizasyonlarından biri haline gelen TRT World Forum'u bu yıl da başarıyla tertipleyen TRT yönetimine de tebriklerini ve şükranlarını iletti.

TRT'nin gerek konvansiyonel medyada gerekse dijital alanda ilkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla çizgisini hiç bozmadan 62 senedir istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Doğru ve tarafsız habercilik politikasıyla insan ve hakikat odaklı yaklaşımıyla nezih ve kaliteli yapımlarıyla TRT'nin sesi dünyanın dört bir ucuna ulaşıyor. 2017'den bu yana düzenlenen TRT World Forum ise bu sesin farklı diller, renkler ve düşünme biçimleriyle daha da zenginleştiği, küresel ölçekte takip ve takdir edilen bir platform olma özelliği taşıyor. İnsanlığın ortak sorunları bu platformda alanında uzman isimler tarafından etraflıca ele alınıyor. Güncel konulara ilave olarak geleceği şekillendirecek, milyarlarca insanın hayatını etkileyecek meselelere burada ışık tutuluyor. Yeni yöntemler, yeni yaklaşımlar, yeni çözüm önerileri farklı kıtalardan gelen katılımcılarla bu çatı altında derinlik kazanıyor."

Bu sene gerçekleştirilecek oturum ve yuvarlak masa toplantılarında 43 ülkeden 150'ye yakın konuşmacının alabildiğine verimli ve kuşatıcı değerlendirmeler yapacağını aktaran Erdoğan, bu değerlendirmelerin ufuk açıcı olmasını, buradan verilecek mesajların mazlum ve mağdur coğrafyalar başta olmak üzere dünyanın tamamı için barışa, huzura, istikrara vesile olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin çok ciddi manada aşındığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçiyoruz. Küresel yönetişim mekanizmaları, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kalıyor. Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Bu seneki forumun, 'Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?' başlığıyla düzenlenmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca kendilerinin değil, artık tüm dünyanın şu gerçeği gördüğünü ve anladığını belirterek, dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 yıl önce güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını herkesin yakından takip ettiğini dile getirerek, "En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor. Şu anda on milyonlarca insan savaşların, çatışmaların, istikrarsızlıkların, açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Durum öyle bir hal oldu ki zulüm ve kötülük sıradanlaşırken, barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı." ifadelerini kullandı.

Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımının yaşandığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ekim 2023'ten bu yana çoğu çocuk ve kadın olmak üzere Gazze'de 75 bin kişi İsrail saldırılarında acımasızca katledildi, 176 bin kişi yaralandı. Bu rakam 1995'te yine tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ediyor. Sadece geride bıraktığımız bir sene içerisinde 1500 kardeşimiz hayatını kaybetti, aynı saldırılarda 5 bin 500'e yakın Filistinli yaralandı. Harabeye çevrilen Gazze'de bugün bile insanlar yıkık dökük evlerde enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor. 2 milyonu aşkın sivil, derme çatma çadırlarda, görenleri insanlığından utandıran iptidai şartlarda yaşamak zorunda bırakılıyor."

Erdoğan, Gazze ile birlikte Batı Şeria'nın da bu acımasızlığın hedefi haline geldiğine dikkati çekerek, "Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor." diye konuştu.

Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmediğini anımsatan Erdoğan, "Yine 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabiri Batı Şeria'daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandı. Sadece Ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçti." sözlerini sarf etti.


"Uluslararası yapılar Gazze'de yaşananları tribünden seyretmektedir"


Çoğu kayıtlara bile girmeyen hak ihlallerini daha da uzatmanın mümkün olduğunu belirten Erdoğan, "Tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gasbı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın, evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir?" dedi.

Ne bu cinnet halinin ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebinin olmadığını ve olamayacağını kaydeden Erdoğan, ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi fark etmeksizin vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm olduğunu ve bu zulmün bölgenin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklediğini aktardı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Burada şunu da üzülerek ifade etmek istiyorum. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar. Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir."


"Türkiye'yi karalamaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğiz"


Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubunun katledildiğini ve bunun son derece dikkati çekici ve utanç verici olduğunu ifade eden Erdoğan, öldürülenlerin çoğunun işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek, kasten öldürüldüğünü, fakat kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attıklarında İsrail'e hala iltimas geçildiğini gördüklerini söyledi.

Erdoğan, "Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu çifte standardın en bayağı halidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenilirliği sorgulanmalıdır." diye konuştu.

Basın özgürlüğü kavramının gerektiğinde bedel ödeme pahasına küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını dile getiren Erdoğan, "Biz de bunu kabul etmiyoruz. Ülkemizin sırf ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı hedef gösterilmesini, ülkemize karşı alenen haksızlık yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Türkiye'yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça isterim. Burada şu gerçeği altını çizerek ifade etmek arzusundayım. Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Ukrayna'ya uzanan hatta vuku bulan tüm savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Senarist ve yazar merhume Ayşe Şasa'nın hakikat yolculuğunu "Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim." sözleriyle dile getirdiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kuşkusuz böyle bir hikayeyi ebedi aleme taşıyabilmek için evvelemirde bunu dünyada yazmak, yazdığını gür bir sesle okumak ve bu sesi tüm dünyada yankılandırmak gerekir. Bunun kolay olmadığını, mücadele ve sabır gerektirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir. Bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanlar verebilir. Bu engebeli yolu ancak kararlı olanlar, gerektiğinde canını ortaya koyanlar yürüyebilir. Mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar duyabilir ve dünyaya duyurabilir. Türkiye'nin TRT'si tam da bunu yapmaktadır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "TRT'miz bu onurlu hikayeyi dünyanın yedi kıtasına duyurarak verdiğimiz adalet mücadelesine medya cephesinden önemli bir güç katıyor. Bilhassa habercilik alanındaki yetkinliğiyle, savaş ve kriz bölgelerinde çekilen acıları, yaşanan zorlukları, buralarda işlenen suçları hakikat merkezli bir anlatımla kayıt altına alıyor." diye konuştu.

Bugün TRT'nin 18 televizyon, 17 radyo kanalı, dijital uygulamaları, ortak yapım sinema filmleri, belgeselleri, yabancı dillerdeki haber platformları, 41 dil ve lehçedeki radyo ve internet yayınlarıyla kamu yayıncılığının hakkını verdiğini, üstlendiği ağır sorumluluğun da icabını yerine getirdiğini belirten Erdoğan, TRT'yi tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece 86 milyonun değil, yüzünü Türkiye'ye dönmüş yüz milyonların da gururu olan TRT'mize bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum." dedi.

Bu yıl 10'uncusu düzenlenen TRT World Forum 2026'nın bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, tüm katılımcılara da teşekkür etti.

8 kişiyi öldürmüştü. Arif Sefa Özdemir tutuklandı

Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesinde pompalı tüfekle dehşet saçarak 8 kişiyi öldüren ve 1 kişiyi ağır yaralayan şüpheli Arif Sefa Özdemir, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Zanlının jandarmadaki ifadesinde, katliamın biçerdöver alım-satımından kaynaklanan borç tartışmasıyla başladığını itiraf ettiği öğrenildi

06.11.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
8 kişiyi öldürmüştü. Arif Sefa Özdemir tutuklandı
8 kişiyi öldürmüştü. Arif Sefa Özdemir tutuklandı
Afyonkarahisar ve Eskişehir hattında art arda gerçekleştirdiği silahlı saldırılarla Türkiye'yi sarsan şüpheli Arif Sefa Özdemir'in adli işlemleri tamamlandı. Eskişehir'in Seyitgazi ilçesi kırsalında jandarma ve polis ekiplerinin ortak operasyonuyla yakalanarak Afyonkarahisar'a getirilen zanlı, yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.

"Birden fazla kişiyi kasten öldürme" suçundan tutuklandı

Afyonkarahisar Adliyesi'nde savcılık sorgusunun ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan Arif Sefa Özdemir, "birden fazla kişiyi kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen zanlının babası ise hakimlikçe serbest bırakıldı.

Katliamın nedeni ortaya çıktı: Biçerdöver borcu

Soruşturma dosyasına giren jandarma ifade tutanağı, saldırının perde arkasını da aydınlattı. İfadesinde biçerdöver operatörlüğü yaptığını belirten Özdemir, geçen yıl Kırşehirli Ahmet Uzel'den vadeli olarak satın aldığı biçerdöverin tarlada çalışırken yanması üzerine kalan borç miktarı nedeniyle aralarında husumet oluştuğunu anlattı.

Olay günü ödeme yapma vaadiyle Ahmet Uzel (57), Bekir Toprak (50) ve Numan Toprak'ı (56) İhsaniye ilçesindeki Ayazini köyü kırsalına çektiğini itiraf eden zanlı, çıkan tartışmanın ardından pompalı tüfekle üç kişiyi vurarak öldürdüğünü beyan etti.

Kaçabilmek için araç gasbedip önüne çıkanlara ateş açmış

İlk cinayetlerin ardından yakalanmamak ve araç değiştirmek için kaçış güzergahında terör estirdiğini itiraf eden Özdemir'in ifadesinde şu kan donduran detaylar yer aldı.

Önünü kestiği araçtaki Seydi Ahmet Aydoğmuş (73) ve Satı Aydoğmuş'u (68), araçlarını vermedikleri ve tüfeğini almaya çalıştıkları gerekçesiyle vurarak öldürdü ve araçlarını gasbetti.

Gasbettiği araçla ilerlerken hafif sürtüştüğü başka bir aracın sürücüsü İsmail Şen'i (61), tüfeği görüp polisi arayacağını söylemesi üzerine başından vurarak katletti.

Yukarıtandır köyü mevkiinde durdurduğu araçtaki üç kadından ön koltuktakinin indiğini, araçtan inmeyen iki öğretmene ise geriye saydıktan sonra ateş açtığını söyledi. Saldırıda öğretmenler Hilal Mete (31) ve Ayşe Sena Demir (46) hayatını kaybetti.

Kent merkezinde aracını almak istediği S.P.'yi başından vurarak ağır yaralayan zanlı, Eskişehir sınırına geçtikten sonra tabanca bulabilmek amacıyla köy muhtarlarına kendisini "MİT görevlisi" olarak tanıttığını ancak silah alamadığını itiraf etti.

İfadesinin sonunda pişman olduğunu ve alkolün etkisiyle hareket ettiğini öne süren zanlının, saldırıda ağır yaraladığı S.P.'nin hastanedeki tedavisinin sürdüğü ve hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.