logo
28 OCAK 2026

İstanbul bahçe ise Beykoz gülüdür

23.01.2002 00:00:00
''Çayırımı geri istiyorum." Tırnak arasındaki bu cümle bakın hangi özlemden sonra pankartlara yazıldı. Kartallar gagalarıyla taşıyorlar iplerini...

30-40 yıl öncesinde Tokat köyüne girişte ki köprüden Yalıköy yalılarına, Teraziçeşmeye kadar yemyeşil çayırımdan bahsediyorum. Yanından mahçup ördekler gibi neşeli akan deresi, birer anne kanatları gibi etrafını gölgeleyen asırlık çınar ağaçları, rengarenk papatyalarla, çayır çiçekleriyle, yemyeşil otlarla kilim gibi düz bir zemini kaplayan otlar, bütün bu ahengin içinden gönülleri mesteden dalga dalga etrafa yayılan kokular. Adeta elele tutuşmuşlar yeni yeni Anadolu'nun bağrından kopup gelen gurbetçileri karşılıyorlar. Köylerini, merhametlerini, bağlarını, saygılarını, yaylalarını unutmasınlar diye neşeli gösteriler sunuyorlar. Hem de "Hep İstanbul kalan İstanbul'dan" Beykoz'dan Ortaçeşme'den.

Sabahın ilk ışıklarıyla çıktığımız bu çayırda hava kararana kadar oynardık. Çocukluğun binbir âlemleri seyreden heyecanlı duygularıyla söğüt dallarından düdük yapmaktan, çınar ağaçlarından dökülen kabuklarla pervaneye, telli arabalardan, misket oynamaya (Hasanali, Hasan, Hüseyin, Mustafa, Hüsen...)

Çelik çomaktan, kağıttan uçurtmaya, birdir birden top oynamaya... Çayır, beşiğiydi çocukların. Kundaklarıydı. Gıdalarıydı, sığınaklarıydı, oyuncaklarıydı...

Kim dümdüz bir araziyi çocuklara vakfederdi. Allah sonsuz rahmetinden sürme gibi yaratmış bu çayırı. Güreşler yapılırdı, amatör futbol maçları oynanır, bir kenarında da koyunlar otlardı.

Etrafta koyun ve inek besleyenler çoğunlukta olduğundan çayırların, kenar yollardaki çimenleri oraklarla, tırpanlarla biçilirdi.

Şimdi çayırın başını otobüs garajıyla kopardılar. Boynuna bir Sağlık Ocağı gerdanlığı takıp sadece 11 adamın top oynaması için omuzlarını kalıba soktular. Bir yarısı ve Terazi çeşmesi tarafı yarı canlı vaziyette ayakta durmaya çalışmaktadır. Eskiler çocuklarını çayıra gönderir, mutluluk tebessümlerini seyrederlerdi.

Çayırı daha fazla anlatamam. O benim can arkadaşım olarak yadımda saklı.

* * *

Bu yazımda Beykoz konusunu bitireceğim galiba. Sırada Çubuklu var. Sultan II. Beyazıt Şehzade Selim'e bir kızılcık çubuğu vererek yere dikmesini istemiş ve bu çubuğun sekiz yıl sonra meyvesini yiyeceksin demiştir.

Şehzade Selim çubukları diktikten sonra dua ederek "Ya Rabbî bu çubuklar meyva versin ve meyvaları meşhur olsun demiştir. Rivayete göre çubuklar o saatte yeşermiş, her biri Medine hurması kadar meyve vermişti. Evliya Çelebi bu olayı anlattıktan sonra der ki: "Hakikaten burada çıkan kızılcıklar hiçbir yerde çıkmaz, lâl renginde olup, Medine hurması kadardır."

Şimdilerde ne çubuktan ne de kızılcıklardan bir eser kalmadı.

Beykoz'da seyrine hayran olacağınız Hidiv Kasrı'nı, Beykoz Kasrı'nı görmenizi tavsiye ederim.

III. Selim zamanında Beykoz çayırının kuzeyinde 1800'lü yıllarda Debbağhane kurulmuş, I. Mahmut zamanında ordunun kundura ihtiyacı sağlanmıştır. Şimdi burada kundura fabrikası var. Çubuklu'da Abdülmecid zamanında "Çemibülbül denilen bir çeşmenin yanında kurulan bir imalathane varmış. Son derece mükemmel fincanlar, bardaklar, şamdanlar gibi çeşitlilik gösteren eserler imal edilir ve bu mamüllere de Çemibülbül denirmiş." (Kültür verileriyle Beykoz, Belediye yy.)

Yakın zamana kadar Çubuklu'da yine cam imalathanesi vardı. Şehirleşmenin, önüne gelen tüm güzellikleri, midesi, zevki, eğlencesi, ihtiyacı uğruna dozer gibi ezip geçtiği bu imalathanenin yerinde yeller eser.

Yine Evliya Çelebi, Anadolu Kavağı'ndan bahsederken bakınız bir kaleden bahseder:

"Dört köşesi sağlam bir kale, duvarların yüksekliği 20 zıra, Cenuba doğru kapısı var, çevresi 800 kadem, askerler için 80 hücre, bir cami, iki buğday ambarı ve yüz topu var" diğerlerinde olduğu gibi bu eserde bugün yok oldu.

Yeter artık bana Beykoz kışlasını sormayın. Gidip görmeyin.

Beykoz'da anlatılacak o kadar tarihî mekân var ki...

Beykoz hâlâ "İstanbul içinde İstanbul" olmaya devam ediyor. Çavuşbaşı, Şile tarafı, Poyraz'dan bu tarafa her ne kadar, talan, emlak hırsızlığı, toprak hırsıyla yağmalanan yeşillik büyük bir şiddetle devam etse de Beykoz hâlâ yeşiliyle, çiçeğiyle, suyuyla, havasıyla, sükûneti ile farklı bir yöremizdir.

Beykoz seyahatimizi asıl ve kalıcı eserler kazandırması teklifiyle vakıf, kültür, turizm bakanlığı ve belediyeye, Beykoz'a gönül verenlere bırakıyorum.

Yazımın sonunda bir kitabe de yazılan cümleye dikkatinizi çekeyim: "Mihr-i müecel yerine irsal eder." Nikâh esnasında kadının hakkı olarak kararlaştırılan bu para ile bile hayır yapan yüksel ruhlu, kadınlar ve erkekler bazen bir çeşmenin, bazen bir aş evinin, bazen şifahanenin kitabelerine işte içlerinin asaletini, himmetlerinin güneş ışıklarını, insan, iman, irfan, ihsan medeniyetimizin incilerini nakşetmişlerdir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Feyyaz İnanç / diğer yazıları
Selman ile Pezeşkiyan'dan kritik görüşme
Suudi Arabistan, İran'a saldırıya karşı
20 günde yüzde 20 zam
Et fiyatları uçtu gitti
Kredi kartı borçları da megakentlileri kara kara düşündürüyor
İstanbulluları gıdaya erişim endişesi sardı
Basın kuruluşlarının finansmana erişimi için önemli adım
BİK ile KGF arasında protokol imzalandı
Şampiyonlar Ligi'nde lig aşaması yarın sona erecek
Maçların tamamı yarın TSİ 23.00'te başlayacak
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası başladı
200 sanık hakim karşısında
Atlas Çağlayan acımasızca öldürülmüştü
Aileyi tehdit eden 5 kişi tutuklandı
ABD'de CBP Komutanı görevden alınıyor
Nedeni Minnesota'daki olaylar
Beşiktaş dikiş tutturamıyor
Öne geçtiği maşta Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel:
"(İBB'ye bağlı) Kreşteki görüntülerde hiçbir olumsuzluk yok"
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü davası yarın Silivri'de başlıyor
450 yıla kadar hapsi istenen Aktaş adli kontrolle tahliye edilmişti
BTP'liler Prof. Dr. Baş'ın kabrini ziyaret etti
Viyana'daki MEM Kongresi öncesi anlamlı ziyaret
Emekliler hayatta kalma mücadelesi veriyor
Türkiye'de emekli aç
Altın yükselmeye devam edecek mi?
Altın fiyatını etkileyen nedenler...
Çin ordusunda büyük ihanet
En kıdemli generalin, nükleer sırları ABD'ye verdiği iddiası
Selman ile Pezeşkiyan'dan kritik görüşme
Suudi Arabistan, İran'a saldırıya karşı
20 günde yüzde 20 zam
Et fiyatları uçtu gitti
Kredi kartı borçları da megakentlileri kara kara düşündürüyor
İstanbulluları gıdaya erişim endişesi sardı
Basın kuruluşlarının finansmana erişimi için önemli adım
BİK ile KGF arasında protokol imzalandı
Şampiyonlar Ligi'nde lig aşaması yarın sona erecek
Maçların tamamı yarın TSİ 23.00'te başlayacak
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası başladı
200 sanık hakim karşısında
Atlas Çağlayan acımasızca öldürülmüştü
Aileyi tehdit eden 5 kişi tutuklandı
ABD'de CBP Komutanı görevden alınıyor
Nedeni Minnesota'daki olaylar
Beşiktaş dikiş tutturamıyor
Öne geçtiği maşta Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel:
"(İBB'ye bağlı) Kreşteki görüntülerde hiçbir olumsuzluk yok"
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü davası yarın Silivri'de başlıyor
450 yıla kadar hapsi istenen Aktaş adli kontrolle tahliye edilmişti
BTP'liler Prof. Dr. Baş'ın kabrini ziyaret etti
Viyana'daki MEM Kongresi öncesi anlamlı ziyaret
Emekliler hayatta kalma mücadelesi veriyor
Türkiye'de emekli aç
Altın yükselmeye devam edecek mi?
Altın fiyatını etkileyen nedenler...
Çin ordusunda büyük ihanet
En kıdemli generalin, nükleer sırları ABD'ye verdiği iddiası
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.