logo
14 NİSAN 2026


Kocaeli’de sessizliğin içinden yükselen bir arayış

14.04.2026 00:00:00

Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın hakka yürüyüşünün yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen anma haftası kapsamında Kocaeli'ndeydik. Programımız yoğundu; temaslarımız güçlüydü. Ancak en önemlisi, sahayı dinledik. Körfez'den başlayarak gün boyu yaptığımız görüşmeler bize şunu açıkça gösterdi: Türkiye'de insanlar konuşmuyor olabilir, ama derin bir şekilde düşünüyor ve arıyor.

Esnaf ve Sanatkârlar Odası'nı ziyaret ettik. Bizi samimiyetle karşıladılar. Esnafın içinde bulunduğu ekonomik tabloyu doğrudan kendilerinden dinledik. Söyledikleri çok çarpıcıydı: "Kendi adımıza bir beklentimiz yok ama çocuklarımızın geleceği bizi endişelendiriyor." Bu cümle, Türkiye'de ekonomik krizin geldiği noktayı özetliyor. Artık mesele geçim değil; gelecek meselesidir.

Mardinliler Derneği'nde Atatürk milliyetçiliğini ve Hocamızın "Hoş Geldin Atatürk" eserini konuştuk. Etnik ve mezhepsel farkları dikkate almayan, vatan merkezli birlik ve beraberliği esas alan bir anlayışta mutabık kaldık. Bu yaklaşımın, ülkenin ana ekseni olması gerektiğini ifade ettik. Elazığlılar Derneği'nde de benzer bir tablo ile karşılaştık. Haydar Baş Hocamızı tanıyan, Hüseyin Baş'ı takip eden insanlar bunlar. Yerel derneklerin bu ülkenin kültürel değerlerinin bekçisi olduğunu vurguladık. Bu yapıların korunması ve desteklenmesi gerektiğini ifade ettik.

İşte Kocaeli Gazetesi ziyaretimizde ise Türkiye ve dünyayı konuştuk. Yerel basının içinde bulunduğu zor durumu anlattılar. "Yerel basın can çekişiyor" dediler. Biz de şunu söyledik: Yerel basın, milli olmaya, ülkenin değerlerini korumaya daha yatkın ve liyakatli yapılardır. BTP olarak bu oluşumları destekleyeceğimizi ifade ettik. Konuşmaların bir noktasında konu gıda enflasyonuna geldi. Orada bulunan ve İHH'da görevli bir kişi çok önemli bir tespit yaptı. Savaşın en sıcak döneminde Suriye'ye gittiğini ve orada gıda fiyatlarının Türkiye'den daha ucuz olduğunu söyledi. Bu çarpıcı tespitin ardından biz de değerlendirmemizi yaptık. Sadece Suriye değil; Ukrayna da savaş halinde olmasına rağmen adeta dünyanın buğday ambarı gibi üretmeye devam ediyor. Peki biz neden değiliz?

Cevap açık: AKP döneminde yapılan özelleştirmelerle devlet üretimden çekildi. Tarım, sanayi ve stratejik yatırımlar ya satıldı ya da yabancı kontrolüne bırakıldı. Türkiye ithalata mahkûm edildi. Tedarik zincirindeki maliyet artışları, özellikle enerji ve petrol fiyatlarındaki yükselişle birleşince fiyatlar kaçınılmaz olarak patladı. Bugün Türk milleti adeta Batı'nın pazarı haline getirilmiş, üretici kimliğinden koparılarak tüketici konumuna itilmiştir. Üstelik paramız da doların bir tercümesine dönüştürülmüş, milli para vasfını kaybetmiştir. Bu tablo bir sonuçtur ve kaçınılmazdır.

Ardından esnaf ziyaretlerine devam ettik. Sahada en dikkat çeken husus derin bir sessizlikti. Bu sessizlik memnuniyetten değil, umutsuzluktan kaynaklanıyordu. İnsanlar artık çözüm üretecek bir siyasi parti görmedikleri için konuşmuyor. Daha da önemlisi şu: İtiraz eden var ama alternatif üreten yok. Biz sahada şu soruları sorduk: Partilerin para politikası nedir? Devlete ve millete bakış açıları nedir? Güvenlik, toplumsal barış, birlik ve beraberlik konusunda projeleri nelerdir? Bu sorulara tatminkâr cevap veren adı sıkça gündem edilen hiçbir siyasi partinin adı ile karşılaşmadık. Bunlar ya denenmiş ya da kronik sorun üreten bu konularda ayağı yere basan çözümleri yok.

BTP'ye sempati duyan bir grupla bir araya geldik. Bu topluluk sıradan bir kitle değildi. Daha önce milliyetçi partilerde görev almış, yönetici ve aday olmuş, siyaseti bilen ve sahayı okuyan kıdemli isimlerdi. Türkiye'yi ve dünyayı dikkatle takip ettiklerini gördük. Haydar Baş Hocamızı saygıyla anıyorlar, Sayın Hüseyin Baş'ı yakından izliyorlardı. Özellikle Hüseyin Baş'ın devlet adamı duruşunu, milleti kucaklayan ve ayrıştırmayan dilini, çözüm odaklı yaklaşımını benimsediklerini açıkça ifade ettiler. Ve önemli bir cümle kurdular: "BTP saflarında yer alacağız." Bu söz, sahada oluşan yönelişin en net ifadesiydi. Bu görüşmede dikkatimi çeken bir diğer husus da şu oldu: "5 yılda 500 bin üyeye ulaşacaksınız" dediler. Bu bir temenni değil, sahada hissedilen bir hareketliliğin tespitiydi. Nitekim kahvehanelerde insanlar birbirine Hüseyin Baş'ı tavsiye ediyor. Bu doğal bir yayılım. Bu, tabandan yükselen bir dalgadır.

Günün sonunda Haydar Baş Hocamızın anma programına katıldık. Bu bir yas programı değildi. Bir firak vardı ama aynı zamanda derin bir idrak de vardı. O azametli dağın eteklerinde yaşayan bizler, zaman geçtikçe o büyüklüğü daha iyi anlıyoruz. Mesele onu anlamak ve anlatmaktır. Haydar Baş Hocamız hem sorunları görmüş hem de çözümler üretmiş bir liderdi. Milli Ekonomi Modeli onun eseridir. Bağımsız Türkiye Partisi ve kadrosu onun eseridir. Ehl-i Beyt paydasında oluşturulan birlik anlayışı onun eseridir. "Hoş Geldin Atatürk" onun eseridir. Bu eserler sadece bugünü değil, geleceği de inşa edecek temel direklerdir.

Sahada dikkatimi çeken bir diğer husus şuydu: Hüseyin Baş devlet adamı karakterinde bir lider olarak görülüyor. Milleti kucaklıyor, ayrıştırmıyor, güven veriyor ve akılcı çözümler üretiyor. Haydar Hocamızın düşüncelerini çok iyi temsil ettiği ifade ediliyor. Bir uzman ise şu tespiti yaptı: "Siyasette küçük, büyük parti yoktur. Bu dengeler bir anda değişebilir. Hele ki proje ve çözüm üreten bir parti varsa, çok kısa sürede çok yüksek oylar alabilir. BTP oylarını arttırma ve meclise girmeye kuvvetle adaydır" Biz de şunu ifade ettik: Güç milletin kendisindedir. Bir tek siz eksiksiniz dedik. Çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceği için, siyaseti yeniden inşa etmek zorundayız. Bunun yolu da devleti şirket gibi değil, devlet gibi yönetmekten geçer. Bunun yolu Atatürk yolu, Haydar Baş aklı ve Bağımsız Türkiye Partisi'dir. 

Bu vesileyle bizleri samimiyetle karşılayan Körfez'deki kıymetli gönüldaşlarımıza, Esnaf ve Sanatkârlar Odası'na, Mardinliler ve Elazığlılar derneklerine, İşte Kocaeli Gazetesi ailesine ve sahada bizimle birlikte olan tüm teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Kocaeli'de gördüğümüz gerçek şudur: Türkiye susuyor… Ama bu sessizliğin içinde büyük bir değişim büyüyor.

 
 
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.