Edirne'de bir sokak…
Sokağın köşesinde bir çeşme. Çeşme bir evin bahçe duvarından çıkmış, kaidesi duvara tutturulmuş. Altındaki yalağa su damlıyor…
Arnavut kaldırımlı, tozlu sokaktan geçen kadınlı erkekli gruplar, pencereden çevreye bakan Fatma Anne'nin kapısının önünde durup hatır soruyorlar… Yazın sıcakta, kışın soğukta testi ve güğümlerle hayrattan evlerine içme suyu taşıyorlar.
***
Evin babası Sait Ağa, çocuklarını geçindirmek için bir devlet dairesinde çalışır. Bazen araziye çıkar ve ölçümleri tamamlamadan eve dönmez. Bazen birkaç gün, bazen bir hafta, on gün arazidedir. Evin bütün yükü Köse Fatma hanımın omuzlarındadır.
Yıllar yılları kovalar.
Çocuklar büyür, her biri farklı yerlere gider. Kimi gelin olur, kimi damat… Kimi farklı bir kentte çalışır. Gelecek için, çocuklar için…
Sokağın köşesine yerleştirdikleri çeşmeden pek çok insan su içer. Ömürler gelir geçer, çocuklar büyür, yer evlerinin yerini apartmanlar alır. Buçuk Tepe'nin çevresindeki mezarlıklar taşınır. Daracık sokaklarda enine değil, boyuna binalara taşınır komşular…
Komşular birer birer eksilir. Sokaktaki odun dumanı kokusu yok olur. Eski dostlar yabancılaşır. Hastalıklar, yaşlılıklar, ölümler. Alışılmış olaylar olur.
***
Çeşmeli evin köşesindeki Köse Fatma, geçen zaman içinde sadece anne olmakla kalmaz.
Anneanne, babaanne olur. Nine olur… Acılar görür, acılar yaşar… Oğula, kıza, geline muhtaç olur.
Ve yaş doksana dayandığında bir gün ona da cennet bahçesinin yolu görünür.
Her şey anlatıldığı gibi gerçekleşiverir.
Aile mezarlığının bir köşesine gömülü verir.
Bir ömürden geriye toprak bir tümsek kalır…
Bir de yaptığı iyilikler, geride bıraktığı anılar, sevgiler, o günlerde dost olduğu insanların, çocukların anlattığı hikâyeler kalır.
Huzura ermiş, sıkıntıları bitmiş bir 'Köse Fatma'nın anıları kalır…
***
Eski Türkçeyi sonradan öğrenen, Kur'an'ı ezberden okuyan, temizlik düşkünü, komşularına giderken her birine mutlaka farklı bir hediye götüren Köse Fatma yıllarca çevresinde sevilen, sayılan bir insan olarak yaşamış olmanın örneği, izlerini taşıdığı dönemin insanı olmuş.
Bazen düşünüyorum da bizler ne olacağız acep?
Arkamızdan bir Fatiha okuyan olacak mıdır?
İyilikle anılacak mıyız?
Hayır da şer de yaratanın lütfudur.
Bakalım bizim yaşantımızdan geriye ne kalacak?
Allah rahmet eylesin, sevenlerine sabırlar versin.
Ne diyelim?
- Karışık duygular… / 27.05.2026
- Mayıs ayının kerameti / 23.05.2026
- 19 Mayıs’ın düşündürdükleri… / 22.05.2026
- Edirne’ye doğru… / 16.05.2026
- Silifke Kalesi… / 14.05.2026
- Edep ya Hu! / 05.05.2026
- Güney esintisi… / 02.05.2026
- Çocuk bayramı mı? O da ne? / 27.04.2026
- Neydik? Ne olduk? / 23.04.2026

























































