HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 ARALIK 2021, PERŞEMBE

Köyler ve Levanten düşünceler

19.10.2021 00:00:00

"Köyler şöyle güzel, köyler böyle güzel" diyerek şehirlerde artan nüfusu; yokluğun ve yoksulluğun kol gezdiği, zamanında gerekli tedbirlerin alınmadığı eski köylere, yeni mahallelere özendirmek niyedir?

"Her tarlaya lazım" diyerek önceleri zenginlik göstergesi yapılan, çoğunlukla da binek aracı olarak kullanılan traktörlerin de modası geçti. Üretimin azaldığı, borçların çoğaldığı üreticiler; tarlalarını kendi kaderine terk edip şehirlere göçtüler. Okulları kapatılmış, toprak binaları yıkılmış, zorla göçe zorlanmış yerleşimler bile artık cazip değil. Yakılan ve yok edilen köyleri, şehirde ki yaşama tercih eden yok. Köy kültürü yok olmuş insanımızı geriye döndürmek mümkün değil. 

Her şey ekonomiye endeksli olduğu için eski köylü yeni şehirli vatandaşlarımız bir tercih yapmak zorunda kalıyorlar. Genellikle de topraklarını ucuza satıp şehirde en alt basamaktan başladıkları yaşamı ve zorlukları tercih ediyorlar. 

Pek çok köy de giderek boşalıyor.

* * *

Günümüz köy hayranları için 'Levanten' sözcüğünü biraz açalım. Bir zamanlar; varlıklı azınlıklar büyük şehirlerin yakınlarında koruları, ormanları ve deniz kenarlarını satın alıp oralarda gösterişli köy evleri yaptırmışlar. Bunların günümüze intikal eden en canlı örneklerini İzmir'de Buca ve Şirinyer'de; İstanbul'da boğaz manzarası ile ünlü Kalender sırtlarında, Marmara adaları Heybeli, Kınalı, Büyükada gibi yerlerde; Edirne'de ise Kaleiçi Sokak'ta görebilirsiniz. Edirne'de büyük bahçelerine önce gecekondu, daha sonra apartmanlar dikilmiş olduğundan, sıkışıp kalmışlar. Ancak binaları incelediğinizde hangi manzaraya sahip olduğunu, mimari güzelliğini fark edebiliyorsunuz. 

Türk insanı ise para kazandıkça veya uzun vadeli banka kredisi buldukça,  deniz kenarlarında tatil köyü olarak adlandırılan hiçbir sosyal yaşamı olmayan, yılda bir ay gidip konaklayacağı kutu gibi evleri; 'yazlık' adı altında satın almışlar. Çoğu çıktığı köy kabuğunu unutuvermiş. Düşünüyorum da, oralara harcanan paralar ile kim bilir kaç tane köy evi ihya olur, kaç tane köy kalkınırdı?

Lüks ve hava atma merakımız bizi kendi köylerimizden, doğal beslenme alanlarımızdan uzaklaştırmış. Gezen tavuk yumurtasına ve taze süte muhtaç etmiş… Hoş, bizden sonraki nesil her şeyi hazır bulduğu için köy yaşamını bilmediği için özlemiyor.

* * *

Toprağına rahmet yağmadığı için sarnıçlarda biriktirdiği kurtlu sarı suyu süzüp içmeyenler, bahçesindeki tek elma ağacının vereceği meyveleri beklemeyenler, bir kısmını kurutulmuş, bir kısmını misafirlere ya da çocuklarına yedirmek için saklayanların mutluluğunu bilmezler. 

Bütün kış yiyeceği un çuvalını, rutubet almasın diye tahta döşeğinin üstünde saklayıp, toprak zemine serdiği hasırda yatmamış, okula gidip gelirken, mandaların çektiği arabanın tekerlek izlerinin yağmur ve çamurla dolu köy yollarında yürümemiş olanlar, evden getirdiği tezek ile soba yakmayanlar, karda yağmurda üstünü başını ocak başında kurutmayanlar, yorganın altında güneş çıksa da ısınsak diye soğuk gecelerde bekleyenler bazı gerçekleri bilmezler. 

* * *

Eğer bir köy geçmişiniz yoksa, insanların neden kalın giysiler giydiğini, yüzlerinin ve nasırlı ellerinin neden çatlamış toprak gibi; tırnaklarının çapa gibi olduğunu, bellerinin niçin ağrıdığını, kamburlarının nasıl oluştuğunu da anlayamazlar. 

Köy evleri neden birbirinden uzağa yapılmıştır bilmezsiniz. Evleri uzak ama yürekleri birbirine yakın insanları tanımamışsanız söyleyecek sözünüz yok demektir. 

Bütün bunları anlamak için geçmişe dönüp; Mahmut MAKAL, Fakir BAYKURT, Yaşar KEMAL gibi köy yaşamını dillendiren bir çok kalemin romanlarını, şiirlerini, öykülerini okumazsanız; 'memleket hikayelerini' öğrenemezsiniz. 

Köy enstitülerinin niçin açıldığı gerçeğini kavramak; neden kapatıldığını da anlamalısınız. 

Okulsuz, bayraksız, karakolsuz, tezek kokusuz köy olur mu?

Olur elbette… Filmlerde, öykülerde olur. Bacası tüten, sardunyalarla bezenmiş, pencerelerinden güneşin yansıdığı, kapısında sizi ağırlamayı bekleyen Alp Amca'nın bulunduğu Avrupai köy hikâyelerini Heidi'nin çizgi yapıtlarda izlersiniz… Onlar; bu topraklarda üç ay yolu kapanan, kar altında yaşayan bizim köylerimize ve köylülerimize benzemez…

Anadolu insanı açlıkla, yoksullukla yıllarca mücadele etmiştir. Osmanlı döneminde Anadolu hep Saray'a hizmet etmiş, etini, sütünü, yağını, yoğurdunu, tahılını, üzümünü, pekmezini yok pahasına payitahta satmıştır. 

Bugünde durum pek farklı değildir. Onların emeğinin hakkını koruyan kooperatif dışında bir sosyal örgütü yoktur. Elindeki toprakları, köyün ortak mallarını, meraları, başıboş arazileri "Sizi mahalle yaptık, belediye hizmeti gelecek" diyerek kandıranların gerçek yüzleri ortaya çıkmıştır. 

Taşımalı sistem ile çocuklarını il ve ilçelere, bazen de ölüme kaptıran; mahalle yaparak köylerde var olan ince düşünce ve misafirperverliği kaybettiren, okulu olmadığı halde bayrak asmayı ve İstiklal Marşı'nı unutan, resmi görevliler geldiği zaman kapısını sürgüleyen yerlerimiz var. 

Avrupa ülkelerinde dağda nerede bir ev görseniz kapısında bir bayrak direği vardır. Yaz kış o bayrak dalgalanır. Sanırsınız resmi daire… Bizde bayram gelir geçer kimse farkına varmaz.

İşte bizim köylerimiz…

Bırakın bu Levanten öykülerini… Gerçekler 'ekonomik'tir…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

19.10.2020, 19.10.2019, 19.10.2018, 19.10.2017, 19.10.2016, 19.10.2015, 19.10.2014, 19.10.2013, 19.10.2012, 19.10.2011, 19.10.2010, 19.10.2009, 19.10.2008, 19.10.2007, 19.10.2006, 19.10.2005, 19.10.2004, 19.10.2003, 19.10.2002
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.