Birleşmiş Milletler Genel Kurulu yıllık 80 milyar doları bulan konvansiyonel silah ticaretini denetim altına almayı hedefleyen Küresel Silah Ticareti Anlaşması’nı oy çokluğuyla kabul etti.
Türkiye’nin dahil olduğu 154 ülke bu kararı onayladı, Suriye, Kuzey Kore ve İran red oyu kullandı ve Rusya ve Çin’in de aralarında olduğu 23 ülke çekimser kalmayı tercih etti.
Görünüşte bu anlaşma, konvansiyonel silahların, teröristlerin, silah tüccarlarının, korsanlarının eline geçmemesi için yapıldı.
Fakat Prof. Dr. Haydar Baş’ın ifade ettiği gibi, bu anlaşmanın olmasını isteyen ve onaylayan ülkelerin başında ABD gibi, küresel terör gruplarına en büyük silah desteği sağlayan ülkeler geliyor. Hatta tüm dünya gayet iyi biliyor ki Irak’ta, Afganistan’da bu tür silahları siviller üzerinde kullanan ülke de ABD…
Neticede milyonlarca Müslüman hayatını kaybetti. Bu anlaşma, kuzular arasındaki adaleti kurtlara, evin anahtarını hırsıza, can güvenliğini seri katile teslim etmek gibi bir şey…
Suriye’nin red oyu kullanmasının nedeni, bu anlaşmayla Rusya ile aralarındaki silah ticaretinin engellenmek istenmesi… Aynı zamanda Suriyeli yetkililer, bu anlaşmanın iddia edildiği gibi terör gruplarına silah temin edilmesini engellemeyeceğini belirtiyor.
Haklılar mı? Yerden göğe kadar haklılar. Detaylarına biraz sonra gireceğim.
Rusya ise çekimser kalmasının nedenini, anlaşmanın insani kriterleri benimsemediği ve bazı ülkelerce siyasi amaçlar için istismar edilebileceği gerekçesine dayandırıyor.
ABD, gerçekte neden böyle bir anlaşma konusunda ısrarcı oldu?
Böyle bir anlaşmanın, ABD’nin bundan sonra atacağı adımlarla alakası var.
ABD, BOP kapsamında gerçekleştirdiği işgallerde Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da ve Arap baharının estiği diğer İslam ülkelerinde herhangi bir zorlukla karşılaşmadı.
Fakat Libya işgalinden sonra Rusya ve Çin’in uyanması, Suriye sürecine müdahil olmaları ABD için her şeyi tersine çevirdi. Rusya, BM’deki vetosuyla, askeriyle, istihbaratıyla, donanmasıyla, silahlarıyla ve füzeleriyle Suriye’nin yanında yer almıştı ve durum ABD’nin ve yandaşlarının elini kolunu bağlamıştı.
İşte ABD’nin bu silah ticareti anlaşmasıyla yapmak istediği şey, Rusya’nın bu silah ticaretinin önünü kesmekti.
Esasen burada Rusya ve Çin’in çekimser değil, aynen Suriye’ye yaptırım konusunda veto kullandığı gibi hatta daha ısrarlı bir şekilde veto kullanması gerekiyordu.
Çünkü her ne kadar hedef Suriye ve İran gibi ülkelerin silah teminini engellemek olsa da, perde arkasındaki asıl hedef ABD’nin karşısına bir kutup olarak yerleşen Rusya’nın, ABD’nin tekerine çomak sokmasının önüne geçmekti. Bu tür küresel hadiselere ve anlaşmalara bakarken, her zaman ABD’nin asıl muradını ve kullandığı dili çözmek zorundayız. ABD, teröristlerin eline bu silahlar geçmesin derken kastı bizim bildiğimiz teröristler değildir.
ABD için Kaddafi teröristtir, Esad teröristtir, Gazzeli Müslümanlar teröristtir, kısaca ABD’nin işgal projelerine karşı direnen her şahıs, her ülke, her grup teröristtir.
Ama ABD’nin çıkarlarına hizmet eden gerçek teröristler, isyancılar, muhalifler, korsanlar ve ne kadar melun insan varsa onlar demokrasi mücahididir.
ABD onlara silah da verir, her türlü desteği de… Onlar bu destekle istedikleri sivili katlederler, istedikleri camiyi türbeyi yakarlar, yıkarlar, istedikleri okulu yerle bir ederler.
Ama ülkesini korumak için mücadele eden Esad, eline mantar tabancası bile alsa dünyanın en büyük katiliymiş gibi muamele görür.
Şimdi siz söyleyin, bu anlaşmaya göre silah ticareti nasıl denetlenecek?
Türkiye’nin dahil olduğu 154 ülke bu kararı onayladı, Suriye, Kuzey Kore ve İran red oyu kullandı ve Rusya ve Çin’in de aralarında olduğu 23 ülke çekimser kalmayı tercih etti.
Görünüşte bu anlaşma, konvansiyonel silahların, teröristlerin, silah tüccarlarının, korsanlarının eline geçmemesi için yapıldı.
Fakat Prof. Dr. Haydar Baş’ın ifade ettiği gibi, bu anlaşmanın olmasını isteyen ve onaylayan ülkelerin başında ABD gibi, küresel terör gruplarına en büyük silah desteği sağlayan ülkeler geliyor. Hatta tüm dünya gayet iyi biliyor ki Irak’ta, Afganistan’da bu tür silahları siviller üzerinde kullanan ülke de ABD…
Neticede milyonlarca Müslüman hayatını kaybetti. Bu anlaşma, kuzular arasındaki adaleti kurtlara, evin anahtarını hırsıza, can güvenliğini seri katile teslim etmek gibi bir şey…
Suriye’nin red oyu kullanmasının nedeni, bu anlaşmayla Rusya ile aralarındaki silah ticaretinin engellenmek istenmesi… Aynı zamanda Suriyeli yetkililer, bu anlaşmanın iddia edildiği gibi terör gruplarına silah temin edilmesini engellemeyeceğini belirtiyor.
Haklılar mı? Yerden göğe kadar haklılar. Detaylarına biraz sonra gireceğim.
Rusya ise çekimser kalmasının nedenini, anlaşmanın insani kriterleri benimsemediği ve bazı ülkelerce siyasi amaçlar için istismar edilebileceği gerekçesine dayandırıyor.
ABD, gerçekte neden böyle bir anlaşma konusunda ısrarcı oldu?
Böyle bir anlaşmanın, ABD’nin bundan sonra atacağı adımlarla alakası var.
ABD, BOP kapsamında gerçekleştirdiği işgallerde Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da ve Arap baharının estiği diğer İslam ülkelerinde herhangi bir zorlukla karşılaşmadı.
Fakat Libya işgalinden sonra Rusya ve Çin’in uyanması, Suriye sürecine müdahil olmaları ABD için her şeyi tersine çevirdi. Rusya, BM’deki vetosuyla, askeriyle, istihbaratıyla, donanmasıyla, silahlarıyla ve füzeleriyle Suriye’nin yanında yer almıştı ve durum ABD’nin ve yandaşlarının elini kolunu bağlamıştı.
İşte ABD’nin bu silah ticareti anlaşmasıyla yapmak istediği şey, Rusya’nın bu silah ticaretinin önünü kesmekti.
Esasen burada Rusya ve Çin’in çekimser değil, aynen Suriye’ye yaptırım konusunda veto kullandığı gibi hatta daha ısrarlı bir şekilde veto kullanması gerekiyordu.
Çünkü her ne kadar hedef Suriye ve İran gibi ülkelerin silah teminini engellemek olsa da, perde arkasındaki asıl hedef ABD’nin karşısına bir kutup olarak yerleşen Rusya’nın, ABD’nin tekerine çomak sokmasının önüne geçmekti. Bu tür küresel hadiselere ve anlaşmalara bakarken, her zaman ABD’nin asıl muradını ve kullandığı dili çözmek zorundayız. ABD, teröristlerin eline bu silahlar geçmesin derken kastı bizim bildiğimiz teröristler değildir.
ABD için Kaddafi teröristtir, Esad teröristtir, Gazzeli Müslümanlar teröristtir, kısaca ABD’nin işgal projelerine karşı direnen her şahıs, her ülke, her grup teröristtir.
Ama ABD’nin çıkarlarına hizmet eden gerçek teröristler, isyancılar, muhalifler, korsanlar ve ne kadar melun insan varsa onlar demokrasi mücahididir.
ABD onlara silah da verir, her türlü desteği de… Onlar bu destekle istedikleri sivili katlederler, istedikleri camiyi türbeyi yakarlar, yıkarlar, istedikleri okulu yerle bir ederler.
Ama ülkesini korumak için mücadele eden Esad, eline mantar tabancası bile alsa dünyanın en büyük katiliymiş gibi muamele görür.
Şimdi siz söyleyin, bu anlaşmaya göre silah ticareti nasıl denetlenecek?
Murat Çabas / diğer yazıları
- Borç dağının altında ezilen ipotekli hayatlar ve çıkış yolu / 08.08.2026
- Çerçeve yasa kimin geleceğini inşa ediyor? / 07.08.2026
- Petrol için ittifak, insanlık için sessizlik / 06.08.2026
- Alevlerin kıyısında zamanla yarış / 05.08.2026
- ABD tıkandı, İsrail rahatsız, İran'dan geri adım yok / 04.08.2026
- Dimyat saldırısı ve ‘sahte bayrak’ şüphesi / 03.08.2026
- Mutfaktaki yangın ve derinleşen işsizlik / 02.08.2026
- Körfez'de çok yönlü satranç ve vekalet savaşları / 01.08.2026
- İran’ın Hürmüz stratejisi ve İsrail-ABD hattındaki gizli trafik / 31.07.2026
- Kıbrıs’ta taviz mi, tam bağımsızlık mı? / 30.07.2026
- Çerçeve yasa kimin geleceğini inşa ediyor? / 07.08.2026
- Petrol için ittifak, insanlık için sessizlik / 06.08.2026
- Alevlerin kıyısında zamanla yarış / 05.08.2026
- ABD tıkandı, İsrail rahatsız, İran'dan geri adım yok / 04.08.2026
- Dimyat saldırısı ve ‘sahte bayrak’ şüphesi / 03.08.2026
- Mutfaktaki yangın ve derinleşen işsizlik / 02.08.2026
- Körfez'de çok yönlü satranç ve vekalet savaşları / 01.08.2026
- İran’ın Hürmüz stratejisi ve İsrail-ABD hattındaki gizli trafik / 31.07.2026
- Kıbrıs’ta taviz mi, tam bağımsızlık mı? / 30.07.2026























































