Bir önceki yazımızda "Silahlar sussun, gönüller buluşsun" dedik. Çünkü bu ülkenin yıllardır çektiği terör belasından kurtulmasını, anaların ağlamamasını, gençlerimizin dağlarda değil; okullarda, fabrikalarda ve hayatın içinde geleceğini kurmasını istiyoruz.
Bugün "Terörsüz Türkiye" hedefinin konuşulduğu yeni bir dönemin içerisindeyiz. Terörün bitmesini istemek, bu ülkenin ortak arzusudur. Silahların susması, evlatlarımızın toprağa düşmemesi, Türkiye'nin huzura kavuşması hepimizin dileğidir.
Fakat bir noktayı da açıkça konuşmalıyız:
Terörün bitmesi kadar, Türkiye'nin geleceğinin nasıl şekilleneceği de önemlidir.
Çünkü silahların susması, Türkiye'nin her türlü siyasi ve sosyal tehdide karşı
Biz bu ülkede Türk'üyle, Kürt'üyle, Arabıyla, Laz'ıyla, Çerkez'iyle ve bütün vatandaşlarımızla birlikte yaşıyoruz. Farklılıklarımız olabilir. Fakat vatanımız birdir, devletimiz birdir, egemenliğimiz milletimizindir.
İşte bunun için "Terörsüz Türkiye" derken aynı zamanda "Bağımsız Türkiye" demek zorundayız.
Bağımsızlık sadece sınırlarımızı korumak değildir.
Bağımsızlık; kendi kararımızı kendimizin vermesidir.
Bağımsızlık; milletin iradesinin başka güçlerin hesaplarına teslim edilmemesidir.
Bağımsızlık; Türkiye'nin geleceğinin Türkiye'de yaşayan insanların ortak iradesiyle belirlenmesidir.
Tam da bu noktada, yıllar önce Prof. Dr. Haydar Baş'ın yaptığı uyarıları hatırlamak gerekiyor.
Haydar Baş, terör meselesinin yalnızca silahla çözülemeyeceğini; terörü besleyen ekonomik, sosyal ve siyasi zeminin ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyordu. Bunun yanında Türkiye'nin birliğinin ve bütünlüğünün korunması gerektiğini sürekli vurguluyordu.
Bugün bu sözleri hatırlatırken amacımız "Biz demiştik" diyerek kendimize bir pay çıkarmak değildir.
Aksine insanın içinden şu cümle geçiyor:
Keşke o uyarılar zamanında daha fazla dikkate alınsaydı.
Çünkü terörün bedelini hep birlikte ödedik. Şehitler verdik, ekonomik kayıplar yaşadık, toplumsal yaralar aldık.
Şimdi önümüzde yeni bir fırsat var.
Bu fırsatı doğru değerlendirelim.
Silahlar bırakılsın.
Terör tamamen sona ersin.
Gençlerimiz dağlara değil, geleceğe yürüsün.
Ama Türkiye'nin birliği ve bağımsızlığı asla tartışma konusu yapılmasın.
Kardeşlik istiyorsak birbirimizi etnik kimlikler üzerinden ayrıştırmayalım.
Barış istiyorsak yeni ayrılıkların zeminini oluşturmayalım.
Geleceğimizi kuracaksak, çocuklarımıza parçalanmış bir Türkiye değil; güçlü, bağımsız ve kardeş bir Türkiye bırakalım.
Çünkü terörsüz Türkiye yalnızca silahların sustuğu Türkiye değildir.
Terörsüz Türkiye; kendi kararını kendi veren, milletin iradesinin üzerinde hiçbir gücün bulunmadığı, vatandaşlarının eşit ve kardeşçe yaşadığı bağımsız Türkiye'dir. Bizim istediğimiz budur.
Terörsüz Türkiye'ye evet.
Kardeş Türkiye'ye evet.
Güçlü Türkiye'ye evet.
Bağımsız Türkiye'den vazgeçmeye hayır!
Bugün "Terörsüz Türkiye" hedefinin konuşulduğu yeni bir dönemin içerisindeyiz. Terörün bitmesini istemek, bu ülkenin ortak arzusudur. Silahların susması, evlatlarımızın toprağa düşmemesi, Türkiye'nin huzura kavuşması hepimizin dileğidir.
Fakat bir noktayı da açıkça konuşmalıyız:
Terörün bitmesi kadar, Türkiye'nin geleceğinin nasıl şekilleneceği de önemlidir.
Çünkü silahların susması, Türkiye'nin her türlü siyasi ve sosyal tehdide karşı
Biz bu ülkede Türk'üyle, Kürt'üyle, Arabıyla, Laz'ıyla, Çerkez'iyle ve bütün vatandaşlarımızla birlikte yaşıyoruz. Farklılıklarımız olabilir. Fakat vatanımız birdir, devletimiz birdir, egemenliğimiz milletimizindir.
İşte bunun için "Terörsüz Türkiye" derken aynı zamanda "Bağımsız Türkiye" demek zorundayız.
Bağımsızlık sadece sınırlarımızı korumak değildir.
Bağımsızlık; kendi kararımızı kendimizin vermesidir.
Bağımsızlık; milletin iradesinin başka güçlerin hesaplarına teslim edilmemesidir.
Bağımsızlık; Türkiye'nin geleceğinin Türkiye'de yaşayan insanların ortak iradesiyle belirlenmesidir.
Tam da bu noktada, yıllar önce Prof. Dr. Haydar Baş'ın yaptığı uyarıları hatırlamak gerekiyor.
Haydar Baş, terör meselesinin yalnızca silahla çözülemeyeceğini; terörü besleyen ekonomik, sosyal ve siyasi zeminin ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyordu. Bunun yanında Türkiye'nin birliğinin ve bütünlüğünün korunması gerektiğini sürekli vurguluyordu.
Bugün bu sözleri hatırlatırken amacımız "Biz demiştik" diyerek kendimize bir pay çıkarmak değildir.
Aksine insanın içinden şu cümle geçiyor:
Keşke o uyarılar zamanında daha fazla dikkate alınsaydı.
Çünkü terörün bedelini hep birlikte ödedik. Şehitler verdik, ekonomik kayıplar yaşadık, toplumsal yaralar aldık.
Şimdi önümüzde yeni bir fırsat var.
Bu fırsatı doğru değerlendirelim.
Silahlar bırakılsın.
Terör tamamen sona ersin.
Gençlerimiz dağlara değil, geleceğe yürüsün.
Ama Türkiye'nin birliği ve bağımsızlığı asla tartışma konusu yapılmasın.
Kardeşlik istiyorsak birbirimizi etnik kimlikler üzerinden ayrıştırmayalım.
Barış istiyorsak yeni ayrılıkların zeminini oluşturmayalım.
Geleceğimizi kuracaksak, çocuklarımıza parçalanmış bir Türkiye değil; güçlü, bağımsız ve kardeş bir Türkiye bırakalım.
Çünkü terörsüz Türkiye yalnızca silahların sustuğu Türkiye değildir.
Terörsüz Türkiye; kendi kararını kendi veren, milletin iradesinin üzerinde hiçbir gücün bulunmadığı, vatandaşlarının eşit ve kardeşçe yaşadığı bağımsız Türkiye'dir. Bizim istediğimiz budur.
Terörsüz Türkiye'ye evet.
Kardeş Türkiye'ye evet.
Güçlü Türkiye'ye evet.
Bağımsız Türkiye'den vazgeçmeye hayır!
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Terörsüz Türkiye, bağımsız Türkiye / 17.08.2026
- Silahlar sussun, gönüller buluşsun / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye yetmez, nasıl bir Türkiye? / 15.08.2026
- Terörsüz Türkiye için başka bir yol mümkün mü? / 14.08.2026
- Karanlığa değil, nura yürüyen insan / Kötülüğün gölgesinde insan -8- / 13.08.2026
- İyilik, kötülüğün en güçlü cevabıdır / Kötülüğün gölgesinde insan -7- / 12.08.2026
- Nefis: Kötülüğün içimizdeki kapısı / Kötülüğün gölgesinde insan -6- / 11.08.2026
- Kötülüğe sessiz kalan, kötülüğü büyütür / Kötülüğün gölgesinde insan -5- / 10.08.2026
- Vicdan sustuğunda kötülük konuşur / Kötülüğün gölgesinde insan -4- / 09.08.2026
- Hasedin ilk cinayeti / Kötülüğün gölgesinde insan -3- / 08.08.2026
- Silahlar sussun, gönüller buluşsun / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye yetmez, nasıl bir Türkiye? / 15.08.2026
- Terörsüz Türkiye için başka bir yol mümkün mü? / 14.08.2026
- Karanlığa değil, nura yürüyen insan / Kötülüğün gölgesinde insan -8- / 13.08.2026
- İyilik, kötülüğün en güçlü cevabıdır / Kötülüğün gölgesinde insan -7- / 12.08.2026
- Nefis: Kötülüğün içimizdeki kapısı / Kötülüğün gölgesinde insan -6- / 11.08.2026
- Kötülüğe sessiz kalan, kötülüğü büyütür / Kötülüğün gölgesinde insan -5- / 10.08.2026
- Vicdan sustuğunda kötülük konuşur / Kötülüğün gölgesinde insan -4- / 09.08.2026
- Hasedin ilk cinayeti / Kötülüğün gölgesinde insan -3- / 08.08.2026

























































