Türkiye'nin çeşitli illerinde yaptığımız araştırmalar serisine bir hafta boyunca Akdeniz bölgesinin en önemli ili olan Mersin ile devam ettik. Mersin için limanı ve Serbest bölgesi ile Türkiye'nin en hareketli illerinden biriside diyebiliriz. 1 günde 4 mevsimin yaşandığı, çok verimli arazilere sahip bir ilimiz. Çukurova'nın methini duymayanınız yoktur. İncelemelerimizde 15 köy gezdik. Lafı fazla uzatmayacağım. Mersin çiftçisi kan ağlıyor. Esenli köylüsü icralıkKöylü ile yaptığımız sohbet esnasında duyduklarım karşında dondum kaldım. Köy meydanında Ali bey'in kahvesinde hem çaylarımızı içtik, hem de köylünün dertlerini dinledik. Bir söyle bin ah işit. Köylü Kooperatiften parası olmadığı için hasat zamanı ödemek üzere kredi çekmiş. Aldığı krediyi malı para etmediğinden dolayı ödeyememiş. Kooperatifte köylüyü mahkemeye vermiş. Bazısı öküzünü satmış, bazısı traktörünü satmış, içlerinden bazıları da arazilerini satmış borcunun bir bölümünü ödemiş. "Topraktan başka bir şeyi olmayanlarda kara kara düşünüyoruz. Ya topraklarımızı satacağız, ya hapis yatacağız! Ne yapacağız bilmiyoruz" diyor köylü. İçlerinden Musa dayı; "oğlum sadece bizim köy değil bütün köylerde durum aynı" diyor. Köyün geçim kaynağı narenciye ve bağcılık. Narenciyede Ahmet amcanın dediği çok dikkatimi çekti: "Oğlum 10 ton mandalina yetiştirdim 2000 YTL'ye sattım. İktidara soruyorum kooperatife olan borçlarımı mı ödeyeyim, bakkala olan borçlarımı mı ödemeyeyim. İlaç- gübre paralarını mı ödemeyeyim. Ne yiyip ne içeyim. Üstüne üstlük oğlumda evlenecekti. Parasızlıktan geçen sene everemedim. Bu senede kaldı bekar, artık her sene dediğimiz gibi kısmetse seneye... Bakkal 1 sene boyunca köylüye veresiye satış yapmış, o da hasat zamanını bekliyor. Köylü malını satsın borcunu ödesin diye... Bakkal çok anlamlı konuşuyor. AKP İktidar olurken köylüye artık sıkıntı çekmeyeceksiniz demişti. Ama en mağdur olan köylü oldu. Köylü mağdur olunca otomatikman her kesimi etkiliyor, demektedir. Küçük bir bakkal olmasına karşılık 3 tane veresiye defterim dolu diyor. Ben de bakkalı kapatacağım. Gerçi ben isteğimle değil, zorunlu olarak kapatacağım, demektedir. Kahveci Ali bey lafa giriyor. İsmail bey köylünün durumu o kadar içler acısı ki!.. 1 çay içiyor yaz deftere diyor. Gerisini siz düşününün...Dolmuşçu Köyden-Mersin'e şehirde işi olanları taşıyor. Günde 3 defa gidip geliyor. Biz kalkmak üzereyken şehirden yolcu getirdi. Köşeye oturdu. Son kelimelerimizi sarf ederken bize döndü. "Sizler aracılığı ile iktidara söyleyeceklerim var. Köylü şehre inecek parayı bulamıyor. Bu insanlar bu sene ne yiyip, ne içecek, bol keseden dağıtıyorlardı. Fazla dağıtmasına gerek yok benim alacak olduğum yol paralarını bana göndersinler. Yoksa dolmuşumu satılığa çıkaracağım. Başka çarem yok" diyor. Köylünün şehre inip - çıkarken de veresiye yolculuk yaptığını öğrendik. Mustafa amca söz alıyor; Oğlum 10 dönüm bağım vardı. Ocak ayından - Temmuza kadar bir çocuk gibi bakıp büyütüyoruz. Budaması, ilaçlaması, kazması, yozu vs. çok meşakkatli bir iş... bağ bozumunda 10 dönüm üzüm bağından aldığım para 5750 YTL. Ettiğim masraf emeğim hariç 9000 YTL. Aldığım para hayatımı sürdürmem için masraflarımdan fazla olması gerekirken tablo ortada. Bu sene kökünden hepsini kestim. 1 yıl bakım yap, emeğini de sayma zarar ediyorsun. Bakmasan bari zarar etmezsin, diyerekten köylünün içler acısı tablosunu özetliyordu. Mustafa amca; hani mal olmasa da malımız para etmedi, desek çok güzel de üzüm yetiştirdik. Topraklarımız çok verimli, baktıktan sonra Allah veriyor. Ne yazık ki kulu para ettirmiyor.Esenli köyü sadece bir örnek. Merkeze bağlı 67 tane köy var. Köylünün büyük bir bölümü aldığı kredileri ödeyemediğinden dolayı icralık. Malı para etmediğinden dolayı kışın aldığı borçları ödeyememiş. Veresiye yemiş,veresiye giyinmiş ödeyememiş. Bütün umutlarını hasat dönemine bağlayan köylü, yetiştirdiği malı da para etmeyince hepten yıkılmış. Köylünün ortak kanısı ne ümitlerle İktidara getirdiğimiz AKP bizleri perişan etti. Hiç merak etmesinler sıra bize de gelecek. Biz de onları sandıkta perişan edeceğiz, demektedirler. Benim buradan iktidara tavsiyem o bölgeye gidip, bir araştırma yapmalarıdır. Köylünün perişan olduğunu görmeleri açısından... Şu notu da ileteyim. Köylere giderken zırh giymenizde fayda var.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İsmail Çetin / diğer yazıları
- Haydar Baş: Bektaşilik ve Ahiliği Cumhuriyet senteziyle yeni toplumsal zemine taşımıştır / 14.01.2026
- Birlik harcının çimentosu: Hacı Bektaş-ı Veli / 10.01.2026
- Enerji, göç ve güvenlik üçgeninde Türkiye / 08.01.2026
- Atatürk, etnik kimlik gözetmeden 86 milyonun namus ve onurunu kurtardı / 03.01.2026
- Zam enflasyonu tetikliyor, enflasyon zammı yutuyor: Kısır döngünün anatomisi / 01.01.2026
- Birleştirici ruhun üç sembolü: Hacı Bektaş-ı Velî, Atatürk ve Haydar Baş / 31.12.2025
- İrfan, akıl ve Cumhuriyet / 30.12.2025
- Osmanlı’da “Kılıç Kuşanma Andı” neyse “Andımız” da oydu / 11.11.2025
- Ehl-i Beyt nefesiyle yoğrulan Osmanlı: Yemin ve kılıç kuşanma geleneği / 09.11.2025
- Türk milleti adına samimi ittifak / 17.10.2025
- Birlik harcının çimentosu: Hacı Bektaş-ı Veli / 10.01.2026
- Enerji, göç ve güvenlik üçgeninde Türkiye / 08.01.2026
- Atatürk, etnik kimlik gözetmeden 86 milyonun namus ve onurunu kurtardı / 03.01.2026
- Zam enflasyonu tetikliyor, enflasyon zammı yutuyor: Kısır döngünün anatomisi / 01.01.2026
- Birleştirici ruhun üç sembolü: Hacı Bektaş-ı Velî, Atatürk ve Haydar Baş / 31.12.2025
- İrfan, akıl ve Cumhuriyet / 30.12.2025
- Osmanlı’da “Kılıç Kuşanma Andı” neyse “Andımız” da oydu / 11.11.2025
- Ehl-i Beyt nefesiyle yoğrulan Osmanlı: Yemin ve kılıç kuşanma geleneği / 09.11.2025
- Türk milleti adına samimi ittifak / 17.10.2025


























































































