Milli Devlet’te adil gelir dağılımı
Milli Devlet’in ekonomi modelinde paraya ve devlete getirdiği tarif ve yüklediği görevler, gelir dağılımında dengesizliği ortadan kaldırmaktadır
01.09.2026 00:15:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Milli Devlet'in ekonomi modelinde paraya ve devlete getirdiği tarif ve yüklediği görevler, gelir dağılımında dengesizliği ortadan kaldırmaktadır. Zira, adil bir gelir dağılımını sağlamak, Milli Devlet anlayışında devletin asli görevlerinden biridir.
Milli Devlet, her vatandaşının aynı gelir seviyesinde olmasını hedeflemez. Önemli olan, fertler arasındaki servet ve gelir uçurumlarının kapatılması ile, en üst gelir grubu ile en alt gelir grubu arasında belli bir dengenin olmasıdır.
Özellikle en alt gelir grubunda bulunan bireylerin asgari bir gelire sahip olmaları gerekir. Bu gelir, onların kimseye muhtaç olmadan yaşamalarına imkan tanımalıdır. Milli Devletin adil gelir dağılımını sağlamak için atacağı adımları şöyle ele alabiliriz…

SOSYAL DEVLET YAKLAŞIMI
Milletin üretimi karşılığı piyasada bulunması gereken parasal miktarı, maliyetsiz yerli para ile karşılayacak olan Milli Devlet, senyoraj hakkını kullanarak elde ettiği geliri vatandaşına Sosyal Devlet projeleri ile dağıtacaktır.
Özellikle dar gelirli bireyleri hedef alacak olan gelir arttırıcı uygulamalar, hem gelir dağılımında adaleti sağlayacak, hem de toplumsal huzurun oluşmasına imkan tanıyacaktır.
Ev kadınlarının emekli edilmesi, yeni doğan çocuklara maaş bağlanması ve doğum ikramiyesi verilmesi, işsizlere ve kimsesiz yaşlılara maaş bağlanması, öğrencilere karşılıksız burs verilmesi, emeklilerin maaşlarından kesintilerin kaldırılması, evi olmayanlara faizsiz kredilerle ev sahibi olma imkanı tanınması, vatandaşlık maaşı gibi uygulamalar, sosyal ve gelir dağılımında adaletin sağlanmasına imkan tanımaktadır.

Üretim karşılığında işçi maaşını alır, ama bu, sadece onun alın terinin karşılığı değildir; aynı zamanda bu üretim karşılığı ortaya çıkan gizli bir kâr daha vardır, o da devletlerin senyoraj geliridir.
Milli Devlet ortaya çıkan bu kârı, yine sosyal projeleri ile vatandaşlarına iade eder. Oysa kapitalist modeller, devletlere üretim artışı karşılığında piyasaların ihtiyaç duyduğu sermayenin faizli hard currencylerle karşılanmasını önerirler. Bunun anlamı, milletin alın terinin global sermaye sahiplerine aktarılmasıdır ki, gelir dağılımındaki dengesizliklerin en temel sebeplerinden biri de budur.
Devletler piyasanın ihtiyacı olan sermayeyi dışarıdan maliyetli bir şekilde sağlama yoluna giderken aynı zamanda borç batağına batmaktadırlar.

FAİZSİZ EKONOMİ
Maliyetli olarak borçlanan devletler, borçlarını ödemek için vatandaşlarından elde ettikleri vergi gelirlerini, vatandaşlarına hizmet olarak sunmak yerine; borçlu bulunduğu sermaye gruplarına aktarmak zorunda kalmaktadırlar.
Adeta devletler, gelir dağılımındaki adaletsizliğin temel kaynağı haline gelmektedirler. Bir eliyle va tandaşlarından aldığı geliri, diğer eli ile global sermaye sahiplerine aktarmaktadırlar. Milli Devlet anlayışı, bunu reddederek yerine emisyonu koymaktadır.

ADİL VERGİ
Sosyal Devlet/Milli Devlet, yepyeni bir vergi yaklaşımı ile, hem gelir dağılımındaki adaleti sağlamakta, hem de ekonomiyi büyüten bir vergi modelini devreye koymaktadır.
Gelir dağılımındaki adaletin temininde özel bir önemi olan vergi politikasına, değinecek olursak; tüketim üzerinden tahsil edilen dolaylı vergiler, dar gelirli insanların gelirini daha da düşürerek, üst gelir grubu ile aralarındaki gelir farkını daha da arttırmaktadır.
Dolaylı vergilerin kaldırılacağı Milli Devlet'in yeni vergi sistemi, herkesten değil, kazanandan vergi alınmasını sağlayacaktır.
Milli Devlet'teki gelire göre vergi anlayışı çerçevesinde yıllık geliri 200 bin TL'nin altındaki kesimden vergi almayacağı için bu miktar, onların harcamalarına aktarılmış olacaktır. Böylece dar gelirli kesimin gelir düzeyi, istenilen seviyeye yükseleceği gibi; alım gücünün artması, üretici için ihtiyaç duyulan pazarın da oluşmasını sağlayacaktır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Milli Devlet, her vatandaşının aynı gelir seviyesinde olmasını hedeflemez. Önemli olan, fertler arasındaki servet ve gelir uçurumlarının kapatılması ile, en üst gelir grubu ile en alt gelir grubu arasında belli bir dengenin olmasıdır.
Özellikle en alt gelir grubunda bulunan bireylerin asgari bir gelire sahip olmaları gerekir. Bu gelir, onların kimseye muhtaç olmadan yaşamalarına imkan tanımalıdır. Milli Devletin adil gelir dağılımını sağlamak için atacağı adımları şöyle ele alabiliriz…

SOSYAL DEVLET YAKLAŞIMI
Milletin üretimi karşılığı piyasada bulunması gereken parasal miktarı, maliyetsiz yerli para ile karşılayacak olan Milli Devlet, senyoraj hakkını kullanarak elde ettiği geliri vatandaşına Sosyal Devlet projeleri ile dağıtacaktır.
Özellikle dar gelirli bireyleri hedef alacak olan gelir arttırıcı uygulamalar, hem gelir dağılımında adaleti sağlayacak, hem de toplumsal huzurun oluşmasına imkan tanıyacaktır.
Ev kadınlarının emekli edilmesi, yeni doğan çocuklara maaş bağlanması ve doğum ikramiyesi verilmesi, işsizlere ve kimsesiz yaşlılara maaş bağlanması, öğrencilere karşılıksız burs verilmesi, emeklilerin maaşlarından kesintilerin kaldırılması, evi olmayanlara faizsiz kredilerle ev sahibi olma imkanı tanınması, vatandaşlık maaşı gibi uygulamalar, sosyal ve gelir dağılımında adaletin sağlanmasına imkan tanımaktadır.

Üretim karşılığında işçi maaşını alır, ama bu, sadece onun alın terinin karşılığı değildir; aynı zamanda bu üretim karşılığı ortaya çıkan gizli bir kâr daha vardır, o da devletlerin senyoraj geliridir.
Milli Devlet ortaya çıkan bu kârı, yine sosyal projeleri ile vatandaşlarına iade eder. Oysa kapitalist modeller, devletlere üretim artışı karşılığında piyasaların ihtiyaç duyduğu sermayenin faizli hard currencylerle karşılanmasını önerirler. Bunun anlamı, milletin alın terinin global sermaye sahiplerine aktarılmasıdır ki, gelir dağılımındaki dengesizliklerin en temel sebeplerinden biri de budur.
Devletler piyasanın ihtiyacı olan sermayeyi dışarıdan maliyetli bir şekilde sağlama yoluna giderken aynı zamanda borç batağına batmaktadırlar.

FAİZSİZ EKONOMİ
Maliyetli olarak borçlanan devletler, borçlarını ödemek için vatandaşlarından elde ettikleri vergi gelirlerini, vatandaşlarına hizmet olarak sunmak yerine; borçlu bulunduğu sermaye gruplarına aktarmak zorunda kalmaktadırlar.
Adeta devletler, gelir dağılımındaki adaletsizliğin temel kaynağı haline gelmektedirler. Bir eliyle va tandaşlarından aldığı geliri, diğer eli ile global sermaye sahiplerine aktarmaktadırlar. Milli Devlet anlayışı, bunu reddederek yerine emisyonu koymaktadır.

ADİL VERGİ
Sosyal Devlet/Milli Devlet, yepyeni bir vergi yaklaşımı ile, hem gelir dağılımındaki adaleti sağlamakta, hem de ekonomiyi büyüten bir vergi modelini devreye koymaktadır.
Gelir dağılımındaki adaletin temininde özel bir önemi olan vergi politikasına, değinecek olursak; tüketim üzerinden tahsil edilen dolaylı vergiler, dar gelirli insanların gelirini daha da düşürerek, üst gelir grubu ile aralarındaki gelir farkını daha da arttırmaktadır.
Dolaylı vergilerin kaldırılacağı Milli Devlet'in yeni vergi sistemi, herkesten değil, kazanandan vergi alınmasını sağlayacaktır.
Milli Devlet'teki gelire göre vergi anlayışı çerçevesinde yıllık geliri 200 bin TL'nin altındaki kesimden vergi almayacağı için bu miktar, onların harcamalarına aktarılmış olacaktır. Böylece dar gelirli kesimin gelir düzeyi, istenilen seviyeye yükseleceği gibi; alım gücünün artması, üretici için ihtiyaç duyulan pazarın da oluşmasını sağlayacaktır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)














































































































