Millî İktisattan Millî Ekonomi Modeline -1- Bir millet ekonomik bağımsızlığını nasıl kazanır?
01.10.2026 00:00:00
Türkiye'nin yirminci yüzyıl iktisat tarihi 1923'te değil, 1908'de başlıyor. Boykotla başlayan yerli malı çağrısı, Balkan Savaşları'ndan sonra millî şirket, millî banka ve millî burjuvazi hedefine dönüştü.
İstanbul Tünel'deki tarihi Metrohan'daydım. İBB'nin kurduğu Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi, Prof. Dr. Zafer Toprak'ın arşiviyle kapılarını açtı. İBB ile Tarih Vakfı'nın birlikte düzenlediği "Tarihe Adanmış Bir Ömür: Zafer Toprak'ı Anma Konferansı" da orada yapıldı.
Gün boyu Toprak'ın tarihçiliği, II. Meşrutiyet, Millî İktisat ve Cumhuriyet'in toplumsal dönüşümü konuşuldu. Ben dinlerken aklımda hep aynı soru dolaştı: Bir millet bayrağını dikmiş, sınırını çizmiş ama ekmeğini, kumaşını, parasını başkasına bağlamışsa gerçekten bağımsız mıdır?
Bu soruyu ilk soran biz değiliz. Toprak'ın Türkiye'de Millî İktisat 1908–1918 kitabı bizi bu sorunun yüksek sesle sorulmaya başlandığı yıllara götürüyor. Kitabın bence en önemli tespiti şu: Türkiye'nin yirminci yüzyıl iktisat tarihi 1923'te değil, 1908'de başlıyor. Toprak, Meşrutiyet ile Cumhuriyet arasındaki iktisadi sürekliliklere özellikle dikkat çekiyor.
1908'de Osmanlı'nın hâli parlak değildi. Dış borç ağır bir yük oluşturuyordu, kapitülasyonlar yabancıya ayrıcalık tanıyordu, yabancı sermayenin ekonomideki ağırlığı belirgindi, ticarette Müslüman-Türk unsur oldukça zayıftı.
Aynı yıl Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek'i ilhak edince halk Avusturya mallarını boykot etti. İlk bakışta bu bir dış politika tepkisiydi. Ama boykot uzadıkça insanlar başka şeyler de sormaya başladı: Bu malı kimden alıyoruz? Verdiğimiz para kimin kasasına gidiyor? Bunu biz neden üretmiyoruz? Çarşıdan bir şey almak bile siyasi bir tercih hâline gelmişti.
Toprak'ın kitabına aldığı 1913 tarihli bir metin o günlerin havasını iyi anlatıyor. Çağrı açık: Yerli malı kullanın, alışverişinizi Türk ve Müslüman tüccardan yapın.
İttihat ve Terakki'nin Millî İktisat anlayışı bu zeminde giderek belirginleşiyor. Balkan Savaşları'ndaki büyük yıkımdan sonra özellikle 1913–1914'ten itibaren iş boykottan ve öğütten çıkıp örgütlü bir iktisat siyasetine dönüştü. İttihatçılara göre devleti ayakta tutmak yetmiyordu; ekonomide söz sahibi olacak Müslüman-Türk girişimciler, yani millî bir burjuvazi yetiştirmek gerekiyordu.
Toprak'ın aktardığı, İttihat ve Terakki'nin İstanbul murahhası Kemal Bey'e ait metin bu konuda gayet açık. Kemal Bey bir burjuva sınıfı oluşturmaktan, millî şirketler kurmaktan, millî bir banka açmaktan, Müslüman esnaf ve tüccarı örgütlemekten açık açık söz ediyor. Hesap basitti: Yerli malı alınırsa yerli üretici büyür, üretici büyürse şirket kurulur, şirketin arkasına millî banka konur, sonunda millî sermaye oluşur ve ekonomik bağımsızlık gelir.
Burada bir parantez açmam lazım. Bu politikaların hepsini bugünden bakıp alkışlamak doğru olmaz. Savaş şartları, sertleşen milliyetçilik, Müslüman-gayrimüslim ilişkileri ve sermayenin el değiştirmesi işin tartışmalı tarafları. Onlar ayrı bir yazının konusu.
Yine de o yıllarda sorulan soru yerinde duruyor: Siyasi bağımsızlığın ekonomik karşılığı ne olacak? İttihat ve Terakki kendi şartları içinde buna bir cevap aradı. Sonra Millî Mücadele geldi, imparatorluk tarihe karıştı, Mustafa Kemal'in önderliğinde yeni bir devlet kuruldu. Cephede zafer kazanılmıştı ama iktisadi bağımsızlık meselesi Cumhuriyet'in kapısında bekliyordu.
Gelecek yazıda o kapıdan içeri gireceğiz.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Millî İktisattan Millî Ekonomi Modeline -1- Bir millet ekonomik bağımsızlığını nasıl kazanır? / 01.10.2026
- 25 yıllık bir yürüyüş: Bağımsız Türkiye / 30.09.2026
- İlk istifa geldi, asıl soru duruyor: Vatandaş kime güvenecek? / 29.09.2026
- Dünya yanıyor, Birleşmiş Milletler seyrediyor / 28.09.2026
- Hürmüz’deki savaş Anadolu’daki tarlaya nasıl ulaşıyor? / 22.09.2026
- Hürmüz’den Babülmendep’e: Bölgeyi mezhep savaşına kim sürüklüyor? / 21.09.2026
- Siyaset kendi bindiği dalı kesiyor / 13.09.2026
- Dünya dolardan uzaklaşırken Türkiye nereye bakıyor? / 08.09.2026
- Enflasyona alışıyor muyuz? / 07.09.2026
- Millet siyasete neden küstü? / 06.09.2026
- 25 yıllık bir yürüyüş: Bağımsız Türkiye / 30.09.2026
- İlk istifa geldi, asıl soru duruyor: Vatandaş kime güvenecek? / 29.09.2026
- Dünya yanıyor, Birleşmiş Milletler seyrediyor / 28.09.2026
- Hürmüz’deki savaş Anadolu’daki tarlaya nasıl ulaşıyor? / 22.09.2026
- Hürmüz’den Babülmendep’e: Bölgeyi mezhep savaşına kim sürüklüyor? / 21.09.2026
- Siyaset kendi bindiği dalı kesiyor / 13.09.2026
- Dünya dolardan uzaklaşırken Türkiye nereye bakıyor? / 08.09.2026
- Enflasyona alışıyor muyuz? / 07.09.2026
- Millet siyasete neden küstü? / 06.09.2026

























































