Erkan Mumcu'nun AKP'den ve bakanlıktan istifası öyle yoğun bir zamanda gerçekleşti ki, istifanın mahiyeti hakkında sağlıklı düşünmenin gerekliliği bir yana, bu istifanın perdeleyebileceği önemli gelişmeleri ısrarla irdelememiz gerektiğini düşünüyorum. Avrupa'dan gelen ve "dinsizleşin" diyebilecek kadar mütecasir yeni dayatmalar, Kerkük ve Kıbrıs'ta yaşanan gelişmeler karşısında takınılan ve Türkiye'yi muz cumhuriyetine çeviren politik yetersizlik ve şaşkınlık, ABD'nin Türkiye'ye karşı Kuzey Irak'a asker yığması, hükümetin öğrenci affı çıkararak başörtüsü konusunu bir daha açmamak üzere kapatma niyeti gibi konu başlıklarını, Mumcu'nun istifası sonrasında güme gitmesin diye buraya not ediyoruz...
Öncelikle Mumcu'nun istifası AKP'de uzun zamandır başlayan çöküş ve çözülme sürecinin taban-teşkilat düzleminden tavan-meclis düzlemine doğru hızla yayıldığının en önemli işaretidir. Uzun zamandır tabandan esen rahatsızlık ve pişmanlık rüzgarları, AKP'nin "sarsılmaz" olarak gördüğü ve belli tehdit ve şantajlarla- daha doğrusu Erdoğan diktatoryasıyla- ayakta tutulan Meclis kalesini sarsacak bir fırtınaya dönüştü. Bu fırtınanın beslendiği birçok kaynak var ve yakında hortum olup AKP'yi tümüyle yutabilir.
Bu büyük hortumun sinyali Enerji Bakanlığı'ndaki büyük hortumlarla verildi. Enerji yolsuzluğu AKP'deki ahlaki çöküntüyü ve yapılan vurgunları açığa çıkaran bir "aşı damarı". Bir şekilde iktidar içinde deveran eden o yolsuzluk damarı bulundu. Şimdi o damarlarda temiz kan yerine nelerin dolaştığı daha net görülüyor.
AKP'de başbakan, bakan düzeyinde bitirilen ihalelerin üst düzey AKP'lilere ve vekillere nasıl peşkeş çekildiği, baraj, nükleer santral, boru hatları vs. ihalelerin nasıl ve hangi rüşvetler karşılığında verildiğine dair telefon konuşmaları gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanıyor. Bu aşamadan sonra AKP'de Enerji Bakanı'nın görevden alınması bile bu işi çözmez, hükümetin toptan istifa etmesi gerekir. Çünkü adı yolsuzluğa karışmayan "üst düzey AKP'li" neredeyse yok.
Mumcu'nun istifası AKP ampulünün daha yatsı gelmeden söndüğünün resmidir. Peki Mumcu bundan sonra ne yapar?
İstifasıyla ilgili yaptığı basın toplantısında Mumcu'nun "Türkiye siyaseti bu seçeneksizlik ortamında daha fazla devam edemez. Yeni seçenekler yaratmak lazım" şeklinde bir cümle kurması yeni bir siyasi harekete niyetli olduğunu gösteriyor. Mumcu'nun arkasından 13- 14 AKP'li vekilin de istifa edip Meclis içinde grup kurarak yeni bir siyasi oluşum başlatmaları için düğmeye basıldığı, bu yeni oluşumun sadece adı kalan ANAP üzerinden de siyasete sokulabileceği Ankara kulislerinde konuşuluyor. Mumcu da bu niyetini gizlemiyor zaten.
Önemli bir nokta da; Mumcu ile Mustafa Sarıgül'ün, içinde oldukları siyasi partiyle yaşadıkları "doku uyuşmazlığı"nın ötesinde daha farklı benzerliklerinin olması. Sarıgül'le yapılan birinci uluslar arası siyaset dizayn denemesi başarısız olan odaklar, Erkan Mumcu ile yeni bir deneme yapmak niyetindeler. Mumcu'nun başörtüsü ve Irak politikaları gibi konularda Erdoğan'la görüş ayrılığı yaşadığının ısrarla belirtilmesi de muhafazakar sağ kesime verilen mesajdan başka bir şey değil. Sarıgül'le atılan "sol" kroşe boşa gitti, şimdi, Mumcu'yla "sağ" kroşeye hazırlanıyorlar. Ama bu odaklar, Türk milletin tam merkezden indireceği aparkatı hesaba katmıyor!
Öncelikle Mumcu'nun istifası AKP'de uzun zamandır başlayan çöküş ve çözülme sürecinin taban-teşkilat düzleminden tavan-meclis düzlemine doğru hızla yayıldığının en önemli işaretidir. Uzun zamandır tabandan esen rahatsızlık ve pişmanlık rüzgarları, AKP'nin "sarsılmaz" olarak gördüğü ve belli tehdit ve şantajlarla- daha doğrusu Erdoğan diktatoryasıyla- ayakta tutulan Meclis kalesini sarsacak bir fırtınaya dönüştü. Bu fırtınanın beslendiği birçok kaynak var ve yakında hortum olup AKP'yi tümüyle yutabilir.
Bu büyük hortumun sinyali Enerji Bakanlığı'ndaki büyük hortumlarla verildi. Enerji yolsuzluğu AKP'deki ahlaki çöküntüyü ve yapılan vurgunları açığa çıkaran bir "aşı damarı". Bir şekilde iktidar içinde deveran eden o yolsuzluk damarı bulundu. Şimdi o damarlarda temiz kan yerine nelerin dolaştığı daha net görülüyor.
AKP'de başbakan, bakan düzeyinde bitirilen ihalelerin üst düzey AKP'lilere ve vekillere nasıl peşkeş çekildiği, baraj, nükleer santral, boru hatları vs. ihalelerin nasıl ve hangi rüşvetler karşılığında verildiğine dair telefon konuşmaları gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanıyor. Bu aşamadan sonra AKP'de Enerji Bakanı'nın görevden alınması bile bu işi çözmez, hükümetin toptan istifa etmesi gerekir. Çünkü adı yolsuzluğa karışmayan "üst düzey AKP'li" neredeyse yok.
Mumcu'nun istifası AKP ampulünün daha yatsı gelmeden söndüğünün resmidir. Peki Mumcu bundan sonra ne yapar?
İstifasıyla ilgili yaptığı basın toplantısında Mumcu'nun "Türkiye siyaseti bu seçeneksizlik ortamında daha fazla devam edemez. Yeni seçenekler yaratmak lazım" şeklinde bir cümle kurması yeni bir siyasi harekete niyetli olduğunu gösteriyor. Mumcu'nun arkasından 13- 14 AKP'li vekilin de istifa edip Meclis içinde grup kurarak yeni bir siyasi oluşum başlatmaları için düğmeye basıldığı, bu yeni oluşumun sadece adı kalan ANAP üzerinden de siyasete sokulabileceği Ankara kulislerinde konuşuluyor. Mumcu da bu niyetini gizlemiyor zaten.
Önemli bir nokta da; Mumcu ile Mustafa Sarıgül'ün, içinde oldukları siyasi partiyle yaşadıkları "doku uyuşmazlığı"nın ötesinde daha farklı benzerliklerinin olması. Sarıgül'le yapılan birinci uluslar arası siyaset dizayn denemesi başarısız olan odaklar, Erkan Mumcu ile yeni bir deneme yapmak niyetindeler. Mumcu'nun başörtüsü ve Irak politikaları gibi konularda Erdoğan'la görüş ayrılığı yaşadığının ısrarla belirtilmesi de muhafazakar sağ kesime verilen mesajdan başka bir şey değil. Sarıgül'le atılan "sol" kroşe boşa gitti, şimdi, Mumcu'yla "sağ" kroşeye hazırlanıyorlar. Ama bu odaklar, Türk milletin tam merkezden indireceği aparkatı hesaba katmıyor!
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012























































