logo
25 HAZİRAN 2026

Özgür Özel: 'Emekli ikramiyesiyle ancak bir but alınıyor'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "2018 seçimlerinden önceki Kurban Bayramı’nda ilk kez tutuldu. Bir maaş vermediler ama bin lira verdiler. O zaman maaşın yüzde 66’sıydı. İşte o gün iyi bir koç da bin liraydı. Emekli ikramiyesi bin liraydı ve bir koç alıyordu. O gün bin lira olan emekli ikramiyesini geçen hafta duydunuz; bakan 'Bu bayramda da artış yok' dedi. Ramazanda vermedikleri gibi 4 bin lira olarak verecekler. 2018’de bin liraydı, şimdi 4 bin lira da artmayacak dediler. 2018’de bir koç alan bin lira, 2026’da emekliye ancak bir but aldırıyor" dedi

12.05.2026 16:40:00
Haber Merkezi
Özgür Özel: 'Emekli ikramiyesiyle ancak bir but alınıyor'
Özgür Özel: 'Emekli ikramiyesiyle ancak bir but alınıyor'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta tanıttığı ve vergi adaletsizlikleri ile kamu varlıklarının satış süreçlerine ilişkin içerikler yayımlayan akpden.com sitesi üzerinden aracın ardından bu kez de bir telefon markasının Türkiye'ye geliş ücretini kıyasladı.

Özel, şöyle konuştu:

"Bu telefon 65 bin 400 liraya Türkiye'ye geliyor. Bu telefon dünyanın en büyük teknoloji firması tarafından, dünyanın altı kıtasında çalışan on binlerce çalışanının katkılarıyla, emekleriyle, yüksek teknolojiyle, içinde kullanılan değerli metallerle, onunla bununla ve şirketin ilan ettiğine göre yaklaşık 15 bin lira da kârıyla bu fiyata geliyor: 65 bin lira. Ve sepete eklemeye kalkıyor bizim gençlerimiz. 'Sepete ekle' deyince akpden.com'dan direkt 'Dur bakalım. Öyle hemen sepete ekleyemezsiniz' diyor. Bunda Kültür Bakanlığı'nın payı var; yüzde 1, 654 lira ona. Yüzde 12 TRT bandrol ücreti var; 7 bin 900 lira. 'Ne alaka?' deme. Belki açıp oradan TRT'yi izleyeceksin. O yüzden TRT bandrol ücreti vereceksin. Ondan sonra telefonuna geleceksin; yüzde 20 KDV, 22 bin 194 lira. Bunların hepsine birden yüzde 50 ÖTV daha; 36 bin lira. Telefon 65 bin lira, vergisi 67 bin lira. Dünya devi o şirketin, hepinizin bildiği o elma, yarım elmalı şirketin her şeyi yapıp kârını da ekleyip yüksek teknoloji dediği yerde 65 bin liraya gelen telefona bizimkiler oturdukları yerden 67 bin lira vergi koyuyorlar. Bizim genç arkadaşım bu telefonu almaya kalksa 133 bin 164 lira. akpden.com. Telefon 65 bin lira, AKP'den aldığınız o 133 bin lira. Gönder AKP'yi, alırsın bu fiyata."

"CEP TELEFONUNDAKİ VERGİYE İSYANI, MİLLİ GÜVENLİĞE TEHDİT SAYIYORLAR"

"akpden.com" isimli siteye saatler içerisinde "milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini söyleyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Girilemeyen için akp2den.com. Onu kapat. Adres inadına: akp3ten.com, akp4ten.com... Hadi engelleyin, gücünüz yetiyorsa. Şimdi girseniz 10 kişiden 9'u giremiyor. Yarın 10'uncu da giremez. Erişim engelinin gerekçesi; milli güvenliğe tehdit, ulusal çıkarları ve milli güvenliği tehdit. Bu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Erişim engelini burada savunuyorlar. Diyorsun ki partizanlık yaparsınız, AK Parti'nin işine gelmeyen siteyi kapatırsınız, işine gelen sitede ne haysiyetsizlik olsa ses etmezsiniz. 'Yok' diyorlar. 'Milli güvenlik, milli menfaatler ve milli güvenliğin tehdit altında olduğu durumlarda biz bunları yapacağız' diyor. O yüzden ancak o gerekçeyle kapatabiliyor. Cep telefonundaki vergiye isyani, milli güvenliğe tehdit sayılıyor. Yazıklar olsun sizin gibilerin milliyetçiliğine de olmaz olsun sizin getireceğiniz güvenliğe de. Bir devlet, bir partinin bu kadar organı hâline getirilirse biz buna daha ne söyleyelim?"

"AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİ YIKILMADAN HİÇBİR SORUN ÇÖZÜLMEZ"

Özel, 7 ayrı kanunda değişiklik ve "varlık barışı" düzenlemesini öngören "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ne ilişkin de eleştirilerini sıraladı. "AK Parti ne yapıyor? Yeni bir vergi barışı getiriyor, yeni bir varlık barışı getiriyor. Nedir? 'Dışarıda param varsa nasıl kazandın sormadan; uyuşturucu mu, insan kaçakçılığı mı, silah kaçakçılığı mı, tehdit mi; nasıl kazandıysan kazan. Yüzde 5'ini ver, parayı getir, Türkiye'de istediğini yap' diyor" ifadelerini kullandı. Özgür Özel, şunları kaydetti:

"Uyuşturucu baronunu yakalamışlar, 'Varlık Barışı'ndan yararlandım, geldim' diyor. Öbür uyuşturucu baronu 'Önce daire aldım' diyor. 'Çünkü Varlık Barışı Türk vatandaşlarına aitmiş' diyor. Türkçe bilmiyor. '250 bin dolarlık daire aldım, vatandaşlık verdiler. Yararlandım, parayı buraya getirdim' diyor. Sonra o baron torbacıları, torbacıların üstündeki dağıtıcıları o paralarla finanse ediyor. Evlatlar zehirleniyor. Öbürünün kurduğu motosikletli suç çetesi, 14-15 yaşındaki yoksul çocuğu TikTok'tan, oradan buradan yakalayıp ailesine bakmayı taahhüt edip, kendine içeride bakmayı taahhüt edip ona bir kimlik, bir silah verip örneğin Adana'nın iş insanlarını tehdit ettiriyor. Sonra birer kurşun attırıyor. Parayı ödemeyeni infaz ettiriyor. Sonra 14 yaşındaki o çocuk diyor ki; 'Benim yaşıtlarım babasının eline bakarken bana abiler, yani çete, içeride bana, dışarıda babama bakıyor.' İşte AK Parti'nin Türkiye'ye dayattığı kara düzen budur. O dışarıdan hesapsız gelen uyuşturucu parasının ya da çetelerin paralarının nereleri finanse ettiği buradadır. Ahmet Minguzzi'yi bıçaklayanların, annesini tehdit edenlerin aldığı cesaret kirli paradandır. AK Parti'nin onların önünü açtığı kara düzendir. AK Parti'nin kara düzeni yıkılmadan hiçbir sorun çözülmez."

"ASGARİ ÜCRETLİNİN ELİNDE 28 BİN LİRA VAR, KURBANLIK 45 BİN LİRA"

Kurban Bayramı yaklaşırken emekli maaşları ile kurbanlık fiyatlarını karşılaştıran Özel, AK Parti iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşının 257 lira, iyi bir koçun ise 150 lira olduğunu söyledi. Özel, "Emekli maaşıyla 1,5 koç alıyordun. Bugün aynı yiğit koç 45 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. 1,5 koç alan emekli bugün yarım koç alamıyor" diye konuştu.

Asgari ücretin de kurbanlık almaya yetmediğini belirten Özel, "AK Parti iktidara geldiğinde asgari ücret 187 liraydı. İyi bir koç 150 liraydı. Bir asgari ücret bir kurbanlığın fazlasını alıyordu. Bugün asgari ücretli kurban almaya gittiğinde elinde 28 bin lira var, kurbanlık 45 bin lira" dedi.

"DİYANET İŞLERİ KESİM BEDELİNİ 21 KAT ARTIRMIŞ"

Emekli bayram ikramiyelerine ilişkin de konuşan Özel, CHP'nin 2015 seçimlerinde her emekliye bir maaş ikramiye önerdiğini hatırlatarak, "2018 seçimlerinden önceki Kurban Bayramı'nda ilk kez tutuldu. Bir maaş vermediler ama bin lira verdiler. O zaman maaşın yüzde 66'sıydı. İşte o gün iyi bir koç da bin liraydı" ifadelerini kullandı. Özel, şöyle konuştu:

"Emekli ikramiyesi bin liraydı ve bir koç alıyordu. O gün bin lira olan emekli ikramiyesini geçen hafta duydunuz; bakan 'Bu bayramda da artış yok' dedi. Ramazanda vermedikleri gibi 4 bin lira olarak verecekler. 2018'de bin liraydı, şimdi 4 bin lira da artmayacak dediler. 2018'de bir koç alan bin lira, 2026'da emekliye ancak bir but aldırıyor. Bu emekli ikramiyesinde sadece 8 yıl önce CHP'nin sayesinde AK Parti'nin zorla verdiği bir koç parası vardı; ikramiye bin liraydı, koç da bin liraydı. Şimdi koç 45 bin lira, ikramiye 4 bin lira. Ve buradaki hesap en basit hesap. 21 kat artarken kesim bedeli... Yani koçu gidip buradan almazsan, Diyanet İşleri'nin sitesine girersen onlar da kesim bedeli kabul ediyorlar ve kurbanı onlara bırakıyorsun. 2018'de Diyanet İşleri'ndeki kurban kesim bedeli 850 liraydı, ikramiye bin liraydı. Bakın, gidip koçu alıyor ya... Diyanet İşleri de 850 liraya kesiyordu sana. Bu sene Diyanet İşleri kesim bedeline 18 bin lira demiş. 21 kat artırmış. O Diyanet İşleri Başkanını atayan bu hükümet, ikramiyeyi sadece 4 kat artırmış. 8 yılda 21 kat artan Diyanet İşleri'nin hesabı, 4 kat artan emekli ikramiyesi hesabı... Bu duruma getirdiler"

"ET VE SÜT KURUMU 14 MİLYAR KAR ELDE ETMİŞ"

Kırmızı et fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özel, son 5 yılda enflasyonun yüzde 653, et fiyatlarının ise yüzde bin 124 arttığını söyledi. CHP'li belediyelerin "halk et" uygulamalarını hatırlatan Özel, Et ve Süt Kurumu'nun 2024 yılında 14,3 milyar lira kar ettiğini belirterek, "Ucuz etin peşine düşen vatandaştan 14 milyar lira kar elde ederek kurumlar vergisinde 15'inci olmuşlar. Türkiye'nin en çok vergi veren 15'inci şirketi haline gelmişler. Millet ucuz et alacağız diye uğraşıyor. Senin işin kar etmek değil. Senin işin Türkiye'de ucuza et ürettirmek, ucuza kestirmek, ucuza ulaştırmak. Türkiye'nin en çok para kazanan kurumlarından biri haline gelenler bugün görevlerini yapmayanlardır. Bugün iktidarın liyakatsiz adamları sonucunda o kurumun başında olanlardır" dedi.

"TARIMDA TRAKYA KADAR ALAN KAYBETTİK"

14 Mayıs Çiftçi Günü'ne değinen Özel, Türkiye'nin gıda enflasyonunda Avrupa'da birinci, dünyada beşinci olduğunu söyledi. Son 20 yılda 23 milyon dönüm tarım arazisinin kaybedildiğini belirten Özel, "Tam Trakya kadar. Trakya'yı kaybettik tarımda biz" dedi. Ortalama çiftçi yaşının 58'e çıktığını ifade eden Özel, "Üç çiftçiden ikisi 'Asgari ücretli bir iş bulursam seneye tarlada çalışmam' diyor" dedi. Ortalama çiftçi gelirinin 19 bin lira olduğunu belirten Özel, çiftçilerin tarımdan uzaklaştığını söyledi. Süt-yem dengesinin bozulduğunu ve hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini savunan Özel, "Çiftçi bu işin içinden nasıl çıkacağını bilemediği için ekmeyi, dikmeyi, hayvancılığı bırakıp kendini büyük şehirde bulabildiği ilk işe atmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı.

İktidarın ekonomi politikalarını da eleştiren Özel, "Yılın ilk 3 ayında bu iktidar faize 876 milyar lira ödedi. Çiftçisine 60 milyar lira destek verdi. Çiftçiye 60 milyar veriyor, faize 876 milyar lira veriyor. İşte AK Parti'nin kara düzenini ve Türkiye gemisini karaya oturtmasının en temel sebeplerinden biri bu" dedi. CHP'nin tarım politikalarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Özel, çiftçiye gayrisafi milli hasılanın yüzde 1'i oranında destek verilmesini sağlayacaklarını, mazotun ÖTV'siz ve KDV'siz olacağını, çiftçi borçlarının faizlerinin silineceğini ve planlı üretime geçileceğini söyledi.

"BİR YILDAN FAZLADIR HER GÜN SALDIRI ALTINDAYIZ"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmalar, Akın Gürlek'e ilişkin araç tahsisi iddiası, Cebeci Hafriyat dosyası, Murat Gülibrahimoğlu hakkındaki açıklamalar ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'e yönelik "itirafçılık baskısı" iddialarına değindi. Özel, şunları söyledi:

"İşte bu yeni bir hikâye ve bu iktidarın değişim umuduyla kendine enerji buluyor. 2023'teki büyük üzüntüden sonra büyük silkiniş, değişim, onun yarattığı enerji ve dört ay sonra gittiğimiz yerel seçimlerde elde edilen büyük zafer... Ege'nin bir tane ilini bile bir başka partiye bırakmadan kazanılan bir zafer. Türkiye'de nüfusun yüzde 65'ini kazanan Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki hiçbir siyasi partiye AK Parti dahil nasip olmamış bir zafer. İstanbul'da, 'İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder' diyenin, İstanbul'u kazananın Türk Türkiye'yi kazanacağını görmesi ve bu noktada başlayan Cumhuriyetin bir sonraki hükümetine mevcut hükümetince Cumhuriyetin bir sonraki cumhurbaşkanına mevcut cumhurbaşkanınca girişilen darbe girişimi. Bir yıldan fazladır her gün saldırı altındayız. Sonrasında saldırılar adayımızdan, başkanlarımızdan, bürokratlarımızdan yani Türkiye'yi yönetecek kadrolardan partimizin kurumsal kimliğine döndü ve partimize kapatma davası açacak hadsizliğe kadar ya da üstüne yapılan üç kurultaya, sıfırdan yapılan bir kurultaya rağmen açılan bir butlan davasına, mahkemenin kale almamasına rağmen istinafta diri tutulmaya çalışılan bir tehditle birlikte partiye yöneltilen bir büyük taarruzla karşı karşıyayız.

CEBECİ HAFRİYAT VE İFTİRA İDDİALARI

Bugün yeni bir şey ortaya çıktı. Ankara'dan yeniden yollanan, hakimken bütün siyasi kararları veren ve hepsi Anayasa Mahkemesi'nde birçoğu oy birliği ile bozulan birisinin İstanbul'a gittiğindeki planı. Kişi kendinden bilir işi. Ona demişler ki; 'billboard varsa yolsuzluk yapıyorlar, hafriyat varsa yolsuzluk yapıyorlar'. Nereden bildin; kişi kendinden bilir işi. O yüzden para alıyorlar bu paraları kasalara koyuyorlar. Kasaları akrabalarının bahçelerine gömüyorlar. Geldiler, bahçeleri kazdılar, kuyulara indiler, evleri bastılar. Hiçbir yerde hiçbir şey bulamadılar. Kör kuruş bulamadılar. Ama başladıklarında, 560 milyar lira yolsuzluk diye anlattıklarında en büyük kısmı hafriyat ve bu işi yaptıkları yer Cebeci Hafriyat dediler. İlk duyduğunda Ekrem Başkan dedi ki; 'oranın bizle ne ilgisi varmış?' Orası Enerji Bakanlığı'nın yeri. Döküm muvaffakatnamesini o veriyor. Ayrıca denetimi onun sınırları içinde olan AK Partili belediye yapıyor. İddianame çıktı. Bugün bu arada bu Cebeci Hafriyat alanına döküm yapan kişi Murat Gülibrahimoğlu AK Parti'nin seçim günü il başkanı olan kişinin ortağı. Yani buz gibi AK Partili bir arkadaş. Demişler ki buna; 'bu işten bir iftira atacaksın ve etkin pişmanlıktan yararlanacaksın. Sana mallarını öbür türlü çökeriz vermeyiz ama sen Ekrem'e bir yalan uyduracaksın.'

Adam bu sırada yurt dışında oluyor ve bu iftiraları atmak yerine doğruları söylemeye başlıyor. Diyor ki; 'benim CHP'yle ne işim var? Benim ortağım AK Parti İl Başkanı. Benim her sahip çıktığım şey AK Partili. Ben AK Partiliyim. Ne yaptıysam Ekrem'e değil AK Parti'ye yaptım'. Bugün bugün bu kıymetli Murat Gülibrahimoğlu Kuzey İstanbul Modern İnşaat ve Sanayi Ticaret AŞ'nin sahibi. Cezaevine sokulamadığı, canıyla, malıyla, evladıyla tehdit edilemediği, yurt dışında olduğu için itirafçı yapılamamış ama kendisinin şirketindeki birisini alıp itirafçı yapmaya çalışmışlar.

MARKET KARTI VE KALYON AJANS İDDİALARI

Ekrem İmamoğlu Sayın Toruner'e soruyor. O şirkette çalışan bir muhasebeciye şirketin dökümleri çıkmış. Güya oradan bize atılacakken Ekrem Başkan yakalamış soruyor. Diyor ki; vergi inceleme raporunuzda 44 milyon liraya yakın market kartı alışverişi görüyorum. Savcı bizim arkadaşlarımızı market kartı dağıtıyoruz diye tutuklu tutuyor, birçok arkadaşım savunma yapmak zorunda kalıyor. Siz bu 44 milyon liralık market kartlarını nerede kullandınız? Çünkü bizi suçluyorlar ya rüşvet olarak aldınız diye. Yener Toruner; 'kamu kurumlarına, AK Partili belediyelere ve AK Parti teşkilatına verdik'. 'CHP'ye verdiniz mi' deniliyor. Ekrem Başkan'ı soruyor. Cevap; 'Gönlümden geçmedi değil ama keşke verseydik hepsini AK Parti'ye verdik'.

Bitti sanmayın... Ne zaman gitmişti Akın Gürlek; Ekim 2024. Kasım 2024'te Kuzey İstanbul Modern İnşaat Sanayi yani bu firma dört araç tahsis etmiş. Kime; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na. Soruyorlar, 'bu araçları kime verdiniz' diye, 'Akın Gürlek'e verdik' diyorlar. 19 Mart operasyonunda yakalama çıkardığı, hafriyat işinden Ekrem Başkan'a iftira attırmayı planladığı firmadan 'dört araç getir bakayım' diyor. Getiriyor. Araçların ikisini İstanbul'da kullanıyordu Akın Bey, ikisini Ankara'da. Bu plakalı araçların Ankara'da yediği cezalar var Akın Bey'i taşırken. Ceza tutanağı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı diye verilmiş. Ankara'ya zırt pırt gelindiğinde binilmiş, Akın Bey içindeyken ceza yenilmiş. Bunu da İçişleri Bakanımıza emanet edelim.

"SAVCI 50 MİLYONUN KALYON AJANS'A ÖDENDİĞİNİ BİLİYOR"

Ayrıca bu firma da kişi ifade verirken MASAK raporu ya da vergi inceleme raporu ya da banka ekstresi savcıya gösteriyor. 'Onu geç, biliyoruz biz onu' diyor savcı. Neyi geçmişler? 50 milyon lirayı Kalyon Ajansı ödendiğini biliyor. Ne zaman; 16 ve 23 Mart. Seçimlere 2 hafta ve 1 hafta kala. Murat Gülibrahimoğlu'ndan, bu firmadan Kalyon Ajansa yani Murat Kurum'un İstanbul'daki Büyükşehir kampanyasını yapan ajansa gidiyor para. Şimdi bizim bir belediye başkanımıza, aday gösterilmeden önce ilçeye verilmiş bir sesli aracı bir ay kullandı diye bunu aday olduğu, memur olmadığı günden rüşvete sokup arkadaşımızı 8-9 aydır iddianamesiz içeride tutanlara, koca bir seçim kampanyası 50 milyon TL Murat Kurum lehine Kalyon Ajansa yatırıyor. İşte o yüzden işte o yüzden ben Murat Kurum'a soruyorum ya Akın Gürlek'in 16 tane tapusu var. Burada ID numaraları var. Dördü aktif diye yani üstümde dördü 12'sini elden çıkarmış. Aktifini açıp gösteriyor. Oysa ki Murat Kurum bu ID'leri girince hangi tarihler arasında Akın Gürlek'te olduğu belli. Ama susuyor ya söyleyemiyor ya çünkü kampanyaya paranın nereden yattığını Akın Bey biliyor.  Eğer bir sesli araçtan ilçeye verilmiş rüşvet çıkaranlar buradan tarihin en büyük rüşvetini, en büyük zimmetini örtbas etmeye çalışıyorlarsa iki yıl sonra bu millet çatır çatır soracak bunların hesabını."

"ÖLEN FERDİ ZEYREK'E İFTİRA ATMAYA ÇALIŞTILAR"

Özel, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in itirafçı olmasına ilişkin ise şunları söyledi:

"Biz bu 16 tapuyu açıkladığımız gün kendisine 'bir şey söyle' dediler o da 4 tane üzerinde olan aktif tapuyu gösteriyor. Sonra diyor ki; 'Özgür Özel bu tapuları açıklarken asrın yolsuzluğunu örtmeye çalışıyor bir de Muhittin Böcek itirafçı olacak daha zamanı var' diyor. Bunu söyledikten sonra Muhittin Böcek'in şoförleri, korumaları ve o gün yanında olanlar ifadeye alındı. Beklenmedik bir şey oldu. Her şey Muhittin Böcek'in oraya gittiğini sonra Manisa'ya doğru tek başına hareket ettiğini gösteriyor. O gün söylediği tutar 50 milyon Euro yani bir kamyonet para, çantayla taşınmış gibi anlatılıyor. 'Benzinlikte verdim' de imza atıp kurtul diyorlar. Muhittin Böcek atmıyor hepimize bu belgeyi gösterdi. Oradaki koruma polisinin cep telefonuna bir adres atıldığı ortaya çıktı. Adresi atanın rahmetli Ferdi Zeyrek olduğu ortaya çıktı. Ferdi Zeyrek'in Muhittin Beye konumu atıp burada bekliyorum ağabey deyip kendi proje ekibiyle mimarlık ofisinde oturdukları, aday olduğu için seçime çalıştıkları sonra yemek yiyip vedalaştıkları ortaya çıktı. Ferdi kardeşim öldü ya ona iftira atmaya çalışıyorlar.

"BU, KİŞİLERİN NASIL İTİRAFÇILIĞA ZORLANDIĞINI GÖSTERİYOR"

Sonra devlete emanet cep telefonundan Muhittin Bey'in oğlunun ve gelinin kaydettiği eşiyle olan mahrem görüntülerden birisini kamuoyuna verdiler. Gelinin aslında Muhittin Böcek'in sevgilisi olduğu, oğluyla evlendirdiği gibi bir iğrenç iftira ile bir video servis ettiler. Gökhan Böcek'in sinir krizi geçirdiği, 'tamam getirin ne istiyorsanız imzalayacağım' dediği ortaya çıktı. Antalya Cumhuriyet Başsavcısı 'bizim böyle bir usulümüz yok' diyor. Sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan Gökhan Böcek'e itirafçılık için bir şans verilmesini istiyorlar. Operasyon savcılarıyla bağlantı olmayınca soruları yanlışlıkla Antalya'dan normal bir savcı soruyor. 'Ben gittim CHP Genel Merkezi'nin 6. katında birine parayı verdim' diyor. Bu kadar ifade verse İstanbul'a yetecek. Savcı, 'parayı nereden çektin' diyor. 'Para çekmedim, eşten dosttan topladım' diyor. Sonra 'uçakla gittim' diyor. Seni kim bıraktı sorusuna 'hatırlamıyorum' diyor. 'Kime verdin parayı' diyor savcı, 'unuttum' diyor. Muhittin Beyin malına çöktüler, torununa iftira attılar. Muhittin Beye diyorlar ki 'oğlunun ifadesini doğrula, mallarını geri al'. Zuhal Böcek'in ifadesi ile de Antalya'da alınan ifadenin eksikleri giderilmeye çalışılıyor. Bu kişilerin nasıl itirafçılığa zorlandığına ilişkin bir örnek."

ÖSYM'den '15 dakika kuralı' açıklaması: 'Ceza değil adayın bireysel ihmali' vurgusu

YKS'ye geç kalanlarla ilgili haberlerden sonra açıklama yapan ÖSYM, 15 dakika kuralının neden esnetilemeyeceğini 6 madde ile tek tek sıraladı

25.06.2026 14:00:00
Haber Merkezi
ÖSYM'den '15 dakika kuralı' açıklaması: 'Ceza değil adayın bireysel ihmali' vurgusu
ÖSYM'den '15 dakika kuralı' açıklaması: 'Ceza değil adayın bireysel ihmali' vurgusu
ÖSYM, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (YKS) saniyelerle bile olsa geç kalan öğrencilerin alınmaması görüntüleri yeniden tartışma çıkardı. Kurum, kamuoyunda '15 dakika kuralı' olarak bilinen ve sınavın başlama saatinden tam 15 dakika önce sınav binalarının kapılarının kapatılmasıyla ilgili uygulamanın tartışmaya kapalı olduğunu belirtti. Yapılan açıklamada, "ÖSYM, sınava alınmamayı kurumsal bir "ceza" olarak değil, adayın bireysel ihmalinin bir sonucu olarak değerlendiriyor. Kuruma göre, milyonlarca kişinin katıldığı devasa bir organizasyonda kuralları esnetmek düzeni bozarak doğrudan kaosa yol açar" denildi.

KDK, farklı salonlarda sınava alınabilir tavsiyesi vermişti
Türkiye Gazetesi'nin haberine göre, YKS ardından, sınava saniyelerle geç kalıp kapıdan dönen öğrencilerin görüntüleri kamuoyunda "15 dakika kuralı" tartışmalarını bir kez daha başlattı.
Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), 2017 yılında aldığı bir tavsiye kararında bu kuralın uygulanmasında daha ölçülü davranılması gerektiğini belirterek, geç kalan adayların binalardaki yedek veya farklı salonlarda sınava alınmasını önermişti. Ancak Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), güvenlik zafiyeti doğuracağı gerekçesiyle bu öneriye kesin bir dille karşı çıkıyor.

Doğurabileceği sakıncalar madde madde anlatıldı
Kurumun 15 dakika kuralından taviz vermemesinin altında yatan 6 temel gerekçe şu şekilde sıralanıyor:
Her aday için üzerinde fotoğrafı bulunan, kişiye özel tek bir cevap kâğıdı basılıyor. Adayın geç kaldığı için planlanan salon dışında başka bir salona alınması, kimlik ve evrak eşleşmesini teknik olarak engelliyor.
Geç kalan bir adayın güvenlik kontrolleri esnetilerek başka bir salona alınması, "başkası yerine sınava girme" gibi ağır usulsüzlüklere zemin hazırlama riski taşıyor.
Geç kalanlar için özel bir salon oluşturulması uygulaması, birbirini tanıyan kötü niyetli adayların bilerek geç kalıp aynı salonda toplanmasına ve organize kopya çekmesine teşvik edici bir unsur olabilir.
Geç kalan adaylara yönelik ayrı bir telafi sınavı yapılması durumunda, sınav sorularının zorluk derecesinin (eş değerliğinin) tam olarak sağlanamaması, milyonlarca adayın girdiği sınavda sıralama adaletini bozuyor.
Kurallara uyarak zamanında sınav salonunda hazır bulunan adaylar açısından, geç kalanlara esneklik (ayrıcalık) tanındığı algısı oluşması sınavın adil yapısına gölge düşürüyor.
ÖSYM, sınava alınmamayı kurumsal bir "ceza" olarak değil, adayın bireysel ihmalinin bir sonucu olarak değerlendiriyor. Kuruma göre, milyonlarca kişinin katıldığı devasa bir organizasyonda kuralları esnetmek düzeni bozarak doğrudan kaosa yol açar.

15 dakika kuralı nedir?
ÖSYM tarafından uygulanan ve kamuoyunda "15 dakika kuralı" olarak bilinen uygulama, sınavın başlama saatinden tam 15 dakika önce sınav binalarının kapılarının kapatılmasını ve bu saatten sonra gelen hiçbir adayın, gerekçesi ne olursa olsun içeri alınmamasını içeriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan iki depremle sarsılan Venezuela için 'geçmiş olsun' mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan peş peşe yaşanan iki depremle sarsılan Venezuela için geçmiş olsun mesajı yayımladı. 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki iki depremle sarsılan Venezuela için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçmiş olsun mesajı yayımladı

25.06.2026 13:45:00
Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan iki depremle sarsılan Venezuela için 'geçmiş olsun' mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan iki depremle sarsılan Venezuela için 'geçmiş olsun' mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan peş peşe yaşanan iki depremle sarsılan Venezuela için geçmiş olsun mesajı yayımladı.
7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki iki depremle sarsılan Venezuela için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçmiş olsun mesajı yayımladı.

Erdoğan, paylaştığı mesajında "Venezuela'da meydana gelen iki ayrı depremde hayatını kaybedenlerin acısını yürekten paylaşıyor, dost Venezuela halkına ve hükümetine başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum. Türkiye olarak bu acı ve zor günlerinde Venezuelalı dostlarımızın yanındayız." ifadelerini kullandı.

Ölüm ve ölüm nedeni 2025 yılı istatistikleri açıklandı

Türkiye'de ölüm sayısı, 2024'te 489 bin 734 iken, geçen yıl 491 bin 684 oldu. Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2025'te yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı

 

25.06.2026 11:30:00
AA
Ölüm ve ölüm nedeni 2025 yılı istatistikleri açıklandı
Ölüm ve ölüm nedeni 2025 yılı istatistikleri açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, ölüm sayısı 2024'te 489 bin 734 iken, 2025'te 491 bin 684 olarak belirlendi. Ölen kişilerin yüzde 55,1'ini erkekler, yüzde 44,9'unu kadınlar oluşturdu.

Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025'te bir önceki yıla göre değişim göstermeyerek binde 5,7 oldu. Diğer bir ifadeyle 2025'te bin kişi başına 5,7 ölüm düştü.

Kaba ölüm hızı en yüksek il, 2025'te binde 10,8 ile Sinop oldu. Bu ili binde 10,2 ile Kastamonu, binde 9,6 ile Giresun ve binde 9,5 ile Balıkesir izledi. Kaba ölüm hızının en düşük olduğu il ise binde 2,3 ile Şırnak olurken, bu ili binde 2,5 ile Hakkari, binde 3,1 ile Van, binde 3,2 ile Batman ve Şanlıurfa izledi.

İllere göre ölüm nedenleri

Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2025'te yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini yüzde 16,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, yüzde 15,1 ile solunum sistemi hastalıkları takip etti.

Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 42,3'ünün iskemik kalp hastalıklarından, yüzde 24,6'sının diğer kalp hastalıklarından, yüzde 18,2'sinin serebro-vasküler hastalıklardan kaynaklandığı belirlendi.

Dolaşım sistemi hastalıklarından ölümler illere göre incelendiğinde, 2025'te bu hastalıklara bağlı ölüm oranı en yüksek il yüzde 47,7 ile Çanakkale oldu. Bu ili yüzde 42,8 ile Balıkesir, yüzde 42,2 ile Hatay, yüzde 42 ile Burdur izledi.

Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölüm oranı en düşük iller ise yüzde 25,4 ile Kilis, yüzde 28,7 ile Hakkari, yüzde 28,9 ile İstanbul, yüzde 29 ile Kayseri şeklinde sıralandı.

Bebek ölüm hızı binde 7,8

İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 28,9'unun gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümöründen, yüzde 8'inin kolonun kötü huylu tümörü, yüzde 7,6'sının lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü kaynaklı olduğu görüldü.

İyi ve kötü huylu tümörlerden ölenler illere göre incelendiğinde, 2025'te iyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölüm oranı en yüksek il yüzde 22,4 ile Ağrı oldu. Bu ili yüzde 19,8 ile Van, yüzde 19,5 ile Kocaeli ve Ankara, yüzde 19,4 ile Elazığ izledi.

Bu hastalıklara bağlı ölüm oranı en düşük iller ise yüzde 9,7 ile Kilis, yüzde 10,9 ile Burdur, yüzde 11 ile Şanlıurfa, yüzde 11,2 ile Aydın olarak tespit edildi.

Bebek ölüm sayısı, 2024'te 8 bin 484 iken, 2025'te 6 bin 988'e geriledi. Bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2024'te binde 9 iken, 2025'te binde 7,8 oldu.

Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2024'te binde 11,1 iken, 2025'te binde 9,5 oldu. 

İzmir'deki belediyelere operasyonda Veli Ağbaba ayrıntısı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen rüşvet ve usulsüzlük soruşturması kapsamında, aralarında Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit, annesi Meryem Yiğit ve eski milletvekilinin oğlu Doğuş Bayır'ın da bulunduğu kişiler gözaltına alındı. Soruşturmada rüşvet ağının, 31 Mart yerel seçimlerinde Malatya Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan İzmir Milletvekili Veli Ağbaba'ya uzandığı iddia edildi

25.06.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
İzmir'deki belediyelere operasyonda Veli Ağbaba ayrıntısı
İzmir'deki belediyelere operasyonda Veli Ağbaba ayrıntısı
İzmir merkezli yürütülen rüşvet operasyonunda soruşturmayla ilgili yeni detaylar ortaya çıktı. Daha önce Seferihisar Belediyesi'ne yönelik düzenlenen rüşvet operasyonunda tutuklanan ve Milletvekili Veli Ağbaba'nın danışmanı olduğu belirtilen Özlem Akyılmaz'ın geriye dönük banka hesap hareketleri savcılık talimatıyla mercek altına alındı. Yapılan teknik ve mali incelemelerde, Balçova ve Güzelbahçe'den Ağbaba'nın seçim kampanyasına aktarılan paralar, savcılık makamınca 'rüşvet' suçu kapsamında değerlendirildi.

500 bin TL'lik transfer mercek altında

Soruşturma dosyasında yer alan iddialara göre, Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit'in, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden önce Malatya Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın adaylık kampanyası için 500 bin TL gönderdiği tespit edildi. Söz konusu para transferinin, Seferihisar operasyonunda tutuklanan danışman Özlem Akyılmaz üzerinden ulaştırıldığı öne sürüldü. İşlemin bizzat Başkan Yiğit'in annesi Meryem Yiğit tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi üzerine harekete geçen emniyet güçleri, rüşvet trafiğinin merkezinde yer aldığı iddiasıyla anne Yiğit'i de gözaltına aldı.

Eski milletvekilinin oğlu da yakalandı

Soruşturmanın Ağbaba ekseninde genişlemesiyle birlikte operasyonun Güzelbahçe ayağında da hareketlilik yaşandı. Eski CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır'ın oğlu Güzelbahçe Belediye Meclis Üyesi Doğuş Bayır'ın da yerel seçim öncesinde benzer bir yöntemle Veli Ağbaba'ya para transferi gerçekleştirdiği ileri sürüldü. Bayır'ın gönderdiği meblağın da savcılık tarafından rüşvet kapsamına alınması üzerine hakkında acil gözaltı kararı verildiği ve ekiplerce yakalanarak emniyete götürüldüğü öğrenildi.

Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, olayla ilgili başlatılan çok yönlü soruşturma devam ediyor.

18 milyon öğrenci için yarın 'karne zili' çalacak

Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı ilk ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 18 milyon öğrenci, yarın karne alarak yaz tatiline girecek

 

25.06.2026 10:37:00
Anadolu Ajansı
18 milyon öğrenci için yarın 'karne zili' çalacak
18 milyon öğrenci için yarın 'karne zili' çalacak

İlk ve ortaöğretim kurumlarında eğitim alan yaklaşık 18 milyon öğrenci ile 1,2 milyona yakın öğretmen, 2025-2026 eğitim öğretim yılı için 8 Eylül 2025'te ders başı yaptı. Birinci dönem ara tatili 10-14 Kasım 2025, ikinci dönem ara tatili ise 16-20 Mart tarihlerinde yapıldı.

2 Şubat'ta başlayan ikinci dönem ise yarın sona erecek. Öğrenciler, eğitim öğretimin yorgunluğunu yarınki son ders zilinin ardından atacak.

Ortaokul son sınıf öğrencileri, 13 Haziran'da Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yapılan merkezi sınavın sonuçlarını 10 Temmuz'da öğrenecek.

Lise son sınıf öğrencileri ile mezunlar, 20-21 Haziran'da Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) heyecanını yaşadı. 20 Haziran'da düzenlenen YKS birinci oturum Temel Yeterlilik Testi (TYT) ile 21 Haziran'da yapılan ikinci oturum Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve üçüncü oturum Yabancı Dil Testi'nin sonuçları 22 Temmuz'da açıklanacak.

Öğretmenlerin 2026 Haziran Dönemi Mesleki Çalışma Semineri ise 29-30 Haziran'da Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA) platformu üzerinden çevrim içi olarak gerçekleştirilecek.

2026-2027 eğitim öğretim yılı için 14 Eylül'de ders başı yapılacak.

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.