13 Aralık'ta attığı tweet ile nefret tohumları eken, toplumu ayrıştırmaya yönelik ifadeler kullanan bir öğretim görevlisi, Meclis'in gündemine taşınmış ve ardından da üniversitedeki görevinden açığa alınmıştı.
Bu şahsın ifadeleri ağır olduğu için yazıda aktararak reklamını yapmak istemiyorum. Zaten internet ortamında bu ifadelere ulaşabilirsiniz.
Maalesef bu provokatörlüğe soyunmuş olan sözüm ona akademisyen görevinden açığa alındıktan sonra da bu kışkırtıcı ve bölücü söylemlerine devam etti.
Bir gazeteci meslektaşımız, bu konuyu Başbakan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü Sayın Numan Kurtulmuş'a sorup aldıkları cevabı da köşe yazılarında aktarmışlar.
Sayın Kurtulmuş'un cevabını önemine binaen özetle ben de paylaşmak istiyorum:
"Son günlerde sosyal medyada bu ayrımı öne çıkaran yönde lisan kullananlar olduğu benim de dikkatimi çekiyor. Bunu yanlış buluyorum. Türkiye'de de herkesin kullandığı dile dikkat etmesi lazım. Anadolu topraklarında biz hep dikkatli olduk, olmak zorundayız.
Bizim için Hacı Bayram Veli ile Hacı Bektaş Veli arasında bir fark yoktur. Bu toprakların Alevileri, Sünnileri hep birdir. Türkiye'de geçmiş dönemlerde bizi sağ-sol diye, Sünni-Alevi diye bölmek isteyenler oldu.
Kahramanmaraş, Sivas, Erzincan olayları yaşandı. Şimdi aynı karanlık odaklar yeniden devreye girmeye çalışıyor. Hepimizin vatanseverlik ruhuyla konu komşumuza sahip çıkmamız lazım. Bizi birbirimize saldırtmak isteyenlere dur dememiz, izin vermememiz lazım.
Sınırlarımız dışındaki mezhep çatışmasını dindirmeye çalışırken sınırlarımız içinde bu oyuna gelmememiz lazım.
Oynanan büyük oyunu görmek lazım... Bundan bir asır önce bu bölgenin insanlarını sınırlarla böldüler. Şimdi yeni bir Sykes-Picot oyunu sahneleniyor. Yine insanları birbirlerine düşürüp bölmeye çalışıyorlar.
Bu defa bölme işlemini iki fay hattı üzerinden yapmaya çalışıyorlar: Birincisi, mezhep ayrımıdır. İnsanları Sünni, Şii, Alevi diye kamplara ayırmaya, bu yüzden birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar. İkincisi, etnik ayrımdır. İnsanları Arap, Kürt, Türkmen kimliklerine göre ayırıp birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar.
İşte bu oyuna düşmemek lazım?"
Sayın Kurtulmuş'u bu verdiği cevap ve ortaya koyduğu uzlaştırıcı yaklaşımdan dolayı tebrik ediyoruz. Hükümet kanadından, bu şekilde, son zamanlarda ihtiyaç duyduğumuz bir birlik mesajının gelmesi şahsen bizi fazlasıyla memnun etti.
Bu gerçekleri Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Beyden yıllardır duyuyoruz.
Sayın Baş bundan 30 yıl önce Birlik Konferansları ile Müslüman Türk milleti üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekmiş ve bir ve beraber olmamızın gerekliliğine vurgu yapmıştır.
Toplumun sesi olan basın unsurlarının temsilcilerini bir araya toplayarak Milli Basın Kurultayları organize etmiştir.
Sayın Baş, bundan 20 yıl önce "Dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzün, milli bütünlüğümüz de dini bütünlüğümüzün teminatıdır" tespitinde bulunarak "Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler" eserini kaleme almıştır.
Dini bütünlük kapsamında Alevi, Sünni, Şii hepimizin tek bir Allah'a iman ettiğini, aynı Peygamberin ümmeti olduğumuzu, aynı Kur'an'a iman ettiğimizi, Kıble'mizin de bir olduğunu sürekli vurgulamış ve hepimizin Müslüman olduğunu, birbirimizle kardeş olduğumuzu ve birbirimize namlu doğrultmamızın, öldürmemizin caiz olmadığını açıkça ifade etmiştir.
Yine Sayın Baş, milli bütünlük kapsamında Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak ve bu coğrafyada Ehl-i Beyt mayasıyla buluşan ve tek bir millet olan daha birçok etnik unsurun tek bilek tek yürek olması gerektiğini sürekli, yıllardır vurgulamaktadır.
"Türk-Kürt kardeştir", "Kürtler de Türk boyundandır", "Bir kolumu kesseniz Kürt kanı, diğer kolumu kesseniz Türk kanı" akar gibi milletimizi kenetleyici ifadeler Sayın Baş'a aittir.
Sayın Baş, dini ve milli bütünlük konusunda birçok programlar, paneller, seminerler, sempozyumlar organize etmiştir. Hayati önemde olan bu konuda işi sadece söylem boyutunda bırakmamış ve milli bütünlüğümüzün teminatı noktasında Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet-Milli Devlet tezini ortaya koyarak milli bütünlüğü sağlam bir temel oturtmuştur.
Dini bütünlüğümüz konusunda da hem Sünni kaynaklardan, hem de Şii kaynaklardan istifade ederek bir ilke imza atmış ve 14 ciltlik Ehl-i Beyt Külliyatı'nı ortaya koymuştur. Şii-Sünni kardeşliğinin en temel tezi olan "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" tezinin sahibi de Prof. Dr. Baş'tır.
Keşke, siyasilerimiz 20 yıl öncesinden Prof. Dr. Baş'a kulak verselerdi de, bugüne kadar gerek ülkemizde, gerekse coğrafyamızda etnik ve mezhepsel ayrımcılıklar üzerinden yürütülen savaşlar, terör olayları ve daha birçok felaket yaşanmasaydı.
Bir daha keşke dememek için lütfen Sayın Baş'a hem kulak hem de gönül verelim.
Bu şahsın ifadeleri ağır olduğu için yazıda aktararak reklamını yapmak istemiyorum. Zaten internet ortamında bu ifadelere ulaşabilirsiniz.
Maalesef bu provokatörlüğe soyunmuş olan sözüm ona akademisyen görevinden açığa alındıktan sonra da bu kışkırtıcı ve bölücü söylemlerine devam etti.
Bir gazeteci meslektaşımız, bu konuyu Başbakan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü Sayın Numan Kurtulmuş'a sorup aldıkları cevabı da köşe yazılarında aktarmışlar.
Sayın Kurtulmuş'un cevabını önemine binaen özetle ben de paylaşmak istiyorum:
"Son günlerde sosyal medyada bu ayrımı öne çıkaran yönde lisan kullananlar olduğu benim de dikkatimi çekiyor. Bunu yanlış buluyorum. Türkiye'de de herkesin kullandığı dile dikkat etmesi lazım. Anadolu topraklarında biz hep dikkatli olduk, olmak zorundayız.
Bizim için Hacı Bayram Veli ile Hacı Bektaş Veli arasında bir fark yoktur. Bu toprakların Alevileri, Sünnileri hep birdir. Türkiye'de geçmiş dönemlerde bizi sağ-sol diye, Sünni-Alevi diye bölmek isteyenler oldu.
Kahramanmaraş, Sivas, Erzincan olayları yaşandı. Şimdi aynı karanlık odaklar yeniden devreye girmeye çalışıyor. Hepimizin vatanseverlik ruhuyla konu komşumuza sahip çıkmamız lazım. Bizi birbirimize saldırtmak isteyenlere dur dememiz, izin vermememiz lazım.
Sınırlarımız dışındaki mezhep çatışmasını dindirmeye çalışırken sınırlarımız içinde bu oyuna gelmememiz lazım.
Oynanan büyük oyunu görmek lazım... Bundan bir asır önce bu bölgenin insanlarını sınırlarla böldüler. Şimdi yeni bir Sykes-Picot oyunu sahneleniyor. Yine insanları birbirlerine düşürüp bölmeye çalışıyorlar.
Bu defa bölme işlemini iki fay hattı üzerinden yapmaya çalışıyorlar: Birincisi, mezhep ayrımıdır. İnsanları Sünni, Şii, Alevi diye kamplara ayırmaya, bu yüzden birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar. İkincisi, etnik ayrımdır. İnsanları Arap, Kürt, Türkmen kimliklerine göre ayırıp birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar.
İşte bu oyuna düşmemek lazım?"
Sayın Kurtulmuş'u bu verdiği cevap ve ortaya koyduğu uzlaştırıcı yaklaşımdan dolayı tebrik ediyoruz. Hükümet kanadından, bu şekilde, son zamanlarda ihtiyaç duyduğumuz bir birlik mesajının gelmesi şahsen bizi fazlasıyla memnun etti.
Bu gerçekleri Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Beyden yıllardır duyuyoruz.
Sayın Baş bundan 30 yıl önce Birlik Konferansları ile Müslüman Türk milleti üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekmiş ve bir ve beraber olmamızın gerekliliğine vurgu yapmıştır.
Toplumun sesi olan basın unsurlarının temsilcilerini bir araya toplayarak Milli Basın Kurultayları organize etmiştir.
Sayın Baş, bundan 20 yıl önce "Dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzün, milli bütünlüğümüz de dini bütünlüğümüzün teminatıdır" tespitinde bulunarak "Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler" eserini kaleme almıştır.
Dini bütünlük kapsamında Alevi, Sünni, Şii hepimizin tek bir Allah'a iman ettiğini, aynı Peygamberin ümmeti olduğumuzu, aynı Kur'an'a iman ettiğimizi, Kıble'mizin de bir olduğunu sürekli vurgulamış ve hepimizin Müslüman olduğunu, birbirimizle kardeş olduğumuzu ve birbirimize namlu doğrultmamızın, öldürmemizin caiz olmadığını açıkça ifade etmiştir.
Yine Sayın Baş, milli bütünlük kapsamında Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak ve bu coğrafyada Ehl-i Beyt mayasıyla buluşan ve tek bir millet olan daha birçok etnik unsurun tek bilek tek yürek olması gerektiğini sürekli, yıllardır vurgulamaktadır.
"Türk-Kürt kardeştir", "Kürtler de Türk boyundandır", "Bir kolumu kesseniz Kürt kanı, diğer kolumu kesseniz Türk kanı" akar gibi milletimizi kenetleyici ifadeler Sayın Baş'a aittir.
Sayın Baş, dini ve milli bütünlük konusunda birçok programlar, paneller, seminerler, sempozyumlar organize etmiştir. Hayati önemde olan bu konuda işi sadece söylem boyutunda bırakmamış ve milli bütünlüğümüzün teminatı noktasında Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet-Milli Devlet tezini ortaya koyarak milli bütünlüğü sağlam bir temel oturtmuştur.
Dini bütünlüğümüz konusunda da hem Sünni kaynaklardan, hem de Şii kaynaklardan istifade ederek bir ilke imza atmış ve 14 ciltlik Ehl-i Beyt Külliyatı'nı ortaya koymuştur. Şii-Sünni kardeşliğinin en temel tezi olan "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" tezinin sahibi de Prof. Dr. Baş'tır.
Keşke, siyasilerimiz 20 yıl öncesinden Prof. Dr. Baş'a kulak verselerdi de, bugüne kadar gerek ülkemizde, gerekse coğrafyamızda etnik ve mezhepsel ayrımcılıklar üzerinden yürütülen savaşlar, terör olayları ve daha birçok felaket yaşanmasaydı.
Bir daha keşke dememek için lütfen Sayın Baş'a hem kulak hem de gönül verelim.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Yaşlanan Türkiye, eriyen gelecek / 25.05.2026
- "Mutlak butlan" kararı ve demokrasinin geleceği / 24.05.2026
- Dolar imparatorluğundan “milli paralar” eksenli çok kutupluluğa / 23.05.2026
- Bir ömrün nihayetinde mahcubiyet ve sessizlik / 22.05.2026
- Siyasetin yaşlı prangaları ve 38 yaşındaki devrim / 21.05.2026
- Sorun anayasa değil, anayasanın uygulanmaması / 20.05.2026
- 19 Mayıs ruhu bize çaresizliği değil, çare üretmeyi emreder / 19.05.2026
- Trump’ın Çin ziyareti ve küresel güç savaşının perde arkası / 18.05.2026
- BAE üzerinden kurulan İsrail tuzağı / 17.05.2026
- Kâr hırsının karanlığında sönen 301 can / 16.05.2026
- "Mutlak butlan" kararı ve demokrasinin geleceği / 24.05.2026
- Dolar imparatorluğundan “milli paralar” eksenli çok kutupluluğa / 23.05.2026
- Bir ömrün nihayetinde mahcubiyet ve sessizlik / 22.05.2026
- Siyasetin yaşlı prangaları ve 38 yaşındaki devrim / 21.05.2026
- Sorun anayasa değil, anayasanın uygulanmaması / 20.05.2026
- 19 Mayıs ruhu bize çaresizliği değil, çare üretmeyi emreder / 19.05.2026
- Trump’ın Çin ziyareti ve küresel güç savaşının perde arkası / 18.05.2026
- BAE üzerinden kurulan İsrail tuzağı / 17.05.2026
- Kâr hırsının karanlığında sönen 301 can / 16.05.2026


























































