logo
08 NİSAN 2026

Seçim ekonomiyi nasıl etkileyecek

22.05.2007 00:00:00
Genel seçim tarihinin tespitinin, ekonomik ve siyasi belirsizliğin ortadan kaldırılması açısından önemini vurgulayan iş dünyası, şimdi de seçime kadar geçecek süre ve seçim sonrası döneme odaklandı.

 

Ekonomideki durgunluğun seçim döneminde de devam edeceğini öngören iş dünyası, hükümetin kurulması ve cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılmasının ardından ekonominin tekrar normal rayına oturacağını düşünüyor. Seçim sonucunun beklenmesi dolayısıyla tüketim harcamaları ve özellikle kamu kesiminde alt yapı yatırımlarının düştüğü ifade edilirken, seçime kadar geçecek dönemde bazı sektörlerdeki satışlarda azalma olması bekleniyor. Bazı sektörlerde hareketlilik yaşanması beklenirken, bazı sektörlerde ise "bekle-gör" dönemine girildiği belirtiliyor.Otomotiv satışlarında seçimin yapılacağı Temmuz ayında bir miktar düşüş beklenirken, ulaşım ve "az da olsa" reklamcılık sektörlerinde hareketlilik yaşanması bekleniyor. Gayrimenkul sektörü ise bekle-gör dönemi yaşıyor.Türkiye seçim sürecindeyken ihracatın "unutulduğu" görüşü öne çıkarken, yabancı yatırımlar açısından ise trend devam edecek. Seçim sürecinde vatandaşların yatırım tercihlerinde ise bir değişiklik beklenmiyor."Olumsuz haberler, dondurabilir"Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş de küresel likiditeye dikkat çekerken, askeri darbenin yaşandığı Tayland'da, siyasi çalkantılar yaşayan Ukrayna ve Romanya'da bunların ülke ekonomilerini çok fazla etkilemediğini, Amerikan ekonomisindeki birtakım dalgalanmaların ise Avrupa ekonomisinin iyi olması, Çin, Hong Kong, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler zonunun üretime devam etmesinden dolayı sıkıntı yaratmadığını söyledi.Bunun Türkiye için de geçerli olduğunu ve siyasi alandaki birkaç aylık çalkantının Türk ekonomisini etkileyeceğini düşünmediğini dile getiren Ateş, "Bunun ötesinde Türkiye'de belli bir yol haritası var. Hangi reformlar yapılacak, kaçı yapıldı, kaçı geride bekliyor? Bundan sonra kim gelirse gelsin, ister koalisyon isterse tek parti hükümeti çok fazla farklılık olacağını düşünmüyoruz" görüşünü aktardı.Hükümetin kurulması aşamasında koalisyon şeklinin gündeme gelmesinin ekonomiyi biraz "dondurabileceğini", insanların üretim ve tüketim eğilimlerini biraz erteleyebileceklerini belirten Ateş, ancak bunun 2007'nin ekonomik sonuçları üzerinde çok fazla etkili olmayacağını vurguladı.Ateş, erken seçimin ilan edildiği bir ortamda bir limanın 1,3 milyar dolara satıldığını, Halkbank'a gelen talebin sevindirici olduğunu ifade ederek, "Dolayısıyla artık Türkiye bir yoldan geçti, güldür güldür akmaya başladı. Bu bakımdan her ne kadar siyasi istikrar önemliyse de kısa süreli istikrarsızlığın eskisi kadar ekonomi üzerinde olumsuz etkisi olacağını düşünmüyorum" diye konuştu.Hakan Ateş, faizlerin geleceği noktanın, ancak şu andaki seviye olduğuna ve olumsuz haberlerin gelmesi halinde faizlerin düşmesinin gecikebileceğine dikkat çekerek, "Yani bu seviyeden aşağısı var, yukarısı yok" dedi.Pozisyon değişimi yokA Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar ise Türkiye'de finansal piyasalarda son birkaç yılda yabancıların ağırlığının arttığını belirterek, "Bu ağırlığın artmasıyla birlikte bizim yurt dışıyla olan korelasyonumuz çok yükseldi. Yurt içindeki gelişmeler önemli, ama yurt dışındaki gelişmeler artık daha belirleyici gibi..." diye konuştu.Salar, artık kim seçilirse seçilsin veya nasıl bir hükümet senaryosu olursa olsun uygulanması gereken ekonomik programın belli olduğunu, seçimden sonra gelecek hükümetin bunu "devam ettirme zorunluluğu" bulunduğunu ifade ederek, "Piyasanın 'şu hükümet olur', 'bu hükümet olur' dan çok kaygılanacağını zannetmiyorum. Asıl bakılan yer, dünyadaki likidite koşulları" dedi.Yatırımcı tercihlerinin seçimle alakalı olarak değişmeyeceğini vurgulayan Murat Salar, YTL'nin daha cazip olmaya devam edeceğini, faizlerin en erken seçimden sonra ineceğini düşündüğünü, bu nedenle yatırımcıların YTL'de kalmayı sürdüreceğini kaydetti.Altın ve para piyasaları uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk de önceki seçimlerde, hangi hükümetin geleceği belli olsa da "belki bir devalüasyon", "belki bir kur ayarlaması olur" düşüncesiyle dövize ilginin arttığını, mevduatlardaki paranın bir bölümünün de altına kaydığını söyledi.Yıldırımtürk, yerli yatırımcıların, 2007'nin iki seçimli bir yıl olması düşüncesiyle geçen yıl dövize yöneldiğini ve bankalardaki yabancı para mevduatlarının arttığını belirterek, "Şu anda pozisyonlarını almış durumdalar. Yeni bir pozisyon değişikliği yapmaları mümkün değil. Bunun nedeni daha önce dövizi yüksek fiyatla almalarıdır" dedi.Altın fiyatlarının da 2006 Nisan-Mayıs ayının gerisinde bulunduğunu, bu nedenle altında yeni alıcılar olmadığını vurgulayan Yıldırımtürk, "Düşük olduğu için döviz satıp altına gelen de olmuyor. Geçen yılın ortalarından başlayan pozisyonlar şu anda sürdürülüyor. Yeni bir pozisyon değişikliği görmüyoruz" diye konuştu."İnsanlar alışverişlerde tedbirli "Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş da seçim süreciyle ilgili olarak "İç piyasa satışlarında geçmiş yıla göre bir durağanlık söz konusu. Özellikle toptan satışlarda vade süreleri 7-8-9 aylara geldi. Piyasada çek karşılığı satışlar düştü, onun yerine senetle alımlar başladı" dedi.Nakkaş, 2007'de seçim yapılacağı bilindiğinden geçen yıl yapılan planlamalarda bir durağanlık yaşanacağının öngörüldüğünü, ancak şu zamana kadar bu öngörüden daha negatif bir etki yaşandığını ifade ederek, seçim sürecinde insanların alışverişlerde tedbirli davranma gayreti içinde olduğunu, firmaların da stokları kontrol altında tuttuğunu söyledi.Nakkaş, "Bu süreçte sektörde çok daralma söz konusu olmayabilir. Fakat sektörümüzün doğal gelişimi içinde uluslararası rekabet yapımızın değişim süreci içinde olması nedeniyle imalat sanayimizde son iki yıldır yüzde 18'lik, 2007 ilk çeyreğinde de yüzde 11 daralma olmuştur" diye konuştu.Türk ekonomisine son derece önemli katkı sağlayan hazır giyim imalat sanayinin bu durumuna karşılık bir an evvel TGSD tarafından önerilen mikro çözümlere hükümet yönetiminin sahip çıkmasını talep ettiklerini belirten Nakkaş, yeni oluşacak parlamentoda görev yapacak hükümetten günü değil geleceğin Türkiye'sini ortaya koyacak 10-15 yıllık ekonomik programlarını, stratejilerini net bir biçimde ortaya koymasını beklediklerini kaydetti.Ahmet Nakkaş, Türkiye'nin uluslararası alanda rekabet edebileceği sektörlerin açık şekilde belirlenerek bu sektörlere dönük mikro çalışmaların kısa zamanda hayata geçirilmesinin ülke açısından son derece önemli olduğunu vurguladı."ihracat unutulmuş"İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ise Türkiye'nin, genel anlamda iktidarı ve muhalefeti ile seçime endekslendiğini, üretim, ihracat ve rekabetin unutulan sözcükler olduğunu belirterek, "Türkiye seçim sürecindeyken ihracatı, rekabeti unutmuş durumda" dedi.İhracatçının seçimden çok kur-maliyet sarmalı içindeki "kısır döngüden" nasıl çıkabileceğini düşündüğünü ifade eden Orakçıoğlu, ithalatı ve para piyasalarını destekleyen para politikasının ihracatçıyı çok zor durumda bıraktığını savundu.Orakçıoğlu, "Burada ihracatçı seçimden çok, artık aldığı siparişin karşılığında, ne kadar süre sonra bu kur seviyesinin kendisine zarar vereceğini ya da vermeyeceğini düşünüyor. Cumhurbaşkanlığı adaylığının belirlenmesi sürecinde aldığımız telefonlarda 'başkan artık biz dayanamıyoruz, yapamıyoruz, nereye gidecek bu süreç' şeklinde ihracatçıların feryadı vardı" diye konuştu.Türkiye'de 5 yıldır uygulanan para politikası sonucu üretici fiyatlarındaki artışın yüzde 76, dolardaki düşüşün yüzde 5 olduğunu belirten Orakçıoğlu, "İkisini topladığınızda yüzde 81. Siz bunun yüzde 30-40'ını verimlilikle aşarsınız, ama diğer yüzde 40'ı, rekabette ne kadar kan kaybettiğinizin göstergesidir. Bugün böyle bir direncin sonuna gelinmiş durumda" görüşünü dile getirdi.Orakçıoğlu, dolar kurunun bugün geldiği seviyeye bakıldığında maliyetlerin ilk 5 ayda yüzde 6-7 arttığına dikkat çekerek, Türkiye'deki tüm riskleri yüksek faizle önleme gibi "kolaycı bir çözüme" gidildiğini, bu işin sonunun nereye varacağını kendilerinin de merak ettiğini söyledi.Süleyman Orakçıoğlu, kurlarla maliyetler arasındaki dengesizliğin ortadan kaldırılmasını istediğini de ifade etti."Bekle-gör" dönemiGayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Bekir Cumurcu da Türkiye'de bir süredir yaşanan siyasi gelişmelerin mutlaka bir maliyeti olacağını, ancak piyasalarda bugüne kadar yaşanan gelişmelerin fiyatlanmadığı yönünde fikirlerin bulunduğunu söyledi.Cumurcu, "Bu yaşananların mutlaka maliyetinin olacağını düşünüyorum. 'piyasalarda hiçbir şey olmadı', 'bunun maliyeti yok' görüşünü fazla iyimser buluyorum" diye konuştu.Gayrimenkul sektöründe bu dönemde alım satımların beklemeye alındığını ifade eden Cumurcu, "Sektörde şimdi bekle-gör dönemi yaşanıyor. Maliyetin boyutu görülmeye çalışılıyor. Bu dönemde yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılara göre biraz daha sakin davranıyor" dedi.Piyasayı "kontrol eden" yabancıların sert hareketlerden zarar göreceklerini iyi bildiklerini vurgulayan Cumurcu, konut geliştiricileri ve yatırım ortaklıkları için kısa vadeli bir bekleme sürecinde bulunulduğunu, sürecin seyrinde devam ettiğini kaydetti.Sektörde yeni projelerin ertelendiğine işaret eden Cumurcu, seçimlerin erkene alınmasıyla ilgili, "Bunun, bu duruma gelmesinin de bir hikayesi var. Çok ciddi siyasi çalkantılar yaşandı" dedi."Mevsimselliğe paralel"Otomotiv Yetkili Satıcılar Derneği (OYDER) Genel Koordinatörü Müfit Ataseven de otomotiv sektörünün istikrar ile olan ilişkisine dikkat çekerken, seçimlerden çıkacak sonucun büyük önem taşıdığını, istikrar ortamı oluşması halinde kişilerin daha rahat satın alma kararı alabileceğini vurguladı. Ataseven, otomotiv pazarında geçen yılın ilk yarısının iyi bir dönem olduğunu, bu yıl ise pazarın geçen yılın gerisinde kaldığını, ancak son dönemde mevsimsel olarak belli toparlanmaların görülmeye başlandığını belirtti.Seçimlerden ziyade şu anda genel eğilimlerin pazara hakim olduğunu kaydeden Ataseven, "Yaza doğru bir miktar rakamlar yükselir. Temmuz ortasında bir miktar düşüş olur. Seçimler de bu döneme denk geliyor" dedi.Her türlü belirsizliğin sektöre etkileri olduğuna işaret eden Ataseven, "Ancak son zamanlarda siyasetteki belirsizliğin ekonomiye çok etkisi görülmüyor. Önümüzdeki dönemler ne gösterecek bilemiyoruz. Bu yıl pazarın 2006'nın bir miktar altında kalması çok sürpriz değil diye görüyoruz. Belki aynı seviyede gerçekleşecek" diye konuştu.Shell & Turcas Petrol Perakende Satışlardan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Ahmet Erdem ise akaryakıtın çok dalgalanan bir ürün olmadığına dikkat çekerek, "Ekonominin gidişatı olsun, erken seçim gibi gelişmeler olsun... Bunlar, akaryakıt tüketiminde çok dramatik iniş çıkışlar yaratmıyor" dedi.Erdem, akaryakıtın zorunlu bir tüketim olduğunu, bundan dolayı çok büyük oynamalar beklemediklerini ifade ederek, akaryakıt sektöründe erken seçimlerle birlikte tüketimin azalacağı kaygısının olmaması gerektiği görüşünü dile getirdi.

 

Elazığ şehidini son yolculuğuna uğurladı

İstanbul'da Kuzey Marmara Otoyolu'ndaki kazada şehit olan polis memuru Seçkin Yalçın, memleketi Elazığ'da düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı

07.04.2026 14:06:00
İhlas Haber Ajansı
Elazığ şehidini son yolculuğuna uğurladı
Elazığ şehidini son yolculuğuna uğurladı
Şehit polis memuru Seçkin Yalçın'ın naaşı İstanbul'da düzenlenen törenin ardından dün memleketi Elazığ'a getirildi. Elazığ Havalimanı'nda düzenlenen karşılamanın ardından şehidin naaşı İmam-Azam Camisi'ne götürüldü. Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından meslektaşları tarafından omuzlara alınan şehidin naaşı, cenaze aracına konuldu. Geçidin ardından Keban ilçesine bağlı Akçatepe köyüne götürülen Yalçın, göz yaşları içerisinde son yolculuğuna uğurlandı.

Törene, Vali Numan Hatipoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Cumhuriyet Başsavcısı Aşkın Yeğin, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Alpaslan Doğan, İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel, şehidin yakınları, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik

Ekrem İmamoğlu'nun "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklindeki sözleri hakkında duruşma savcısı "Ekrem Bey dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi. Duruşmada bu sözler üzerine tartışma yaşandı

07.04.2026 11:47:00
İHA
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
İBB davasının ilk duruşmasının 17. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmada, duruşma savcısı Ekrem İmamoğlu'na soru sordu. Duruşma savcısı "Dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. İddia makamı hakkında söyledikleriniz doğru mu' Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi.

Dün görülen duruşmada "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklinde söylemde bulunan ve hakkında 'kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret' suçundan resen soruşturma başlatılan Ekrem İmamoğlu ise "Kabadayılık bu" şeklinde cevap verdi. Ardından Ekrem İmamoğlu'nun avukatları da savcıya tepki gösterdi. Tartışma yaşanması üzerine mahkeme başkanı duruşma savcısına kişisel münakaşaya girmemesi gerektiğini söyledi.

Mahkeme başkanı daha sonra İBB'de yazılım koordinatörü olarak görev yapan tutuklu sanık Emrah Yüksel'i kürsüye çağırdı. Sanık Yüksel'in çapraz sorgusunda, Ekrem İmamoğlu söz aldı.

İmamoğlu, Yüksel'e iddianamede örgüt yönetici olarak yer alan sanık Hüseyin Gün'ü tanıyıp tanımadığını sordu. Yüksel'in "Hayır" cevabını vermesi üzerine İmamoğlu, "Bu nasıl bir örgüt ki örgüt üyesi yöneticiyi tanımıyor. İddia makamını eleştiren olarak değil, yargılayan makamı olarak olması nedeniyle kınıyorum. Niçin burada olduğunu biliyorum o yüzden rahatım. Bu çalışma arkadaşım 6-7 aydır iddia makamı yüzünden evlatlarından uzak. İddia makamının vesile olduğu casusluk davasını yazan da aynı iddia makamı. Bu bir siyasi davadır. Çökmüştür. Ana şemada örgüt üyesi örgüt liderini tanımıyorsa dava baştan çökmüştür. Çöken bir makam daha vardır, o da iddia makamıdır. İftiraname siyasi bir şeye dönüştürülmüştür, az önceki harareti de ben ona bağlıyorum" dedi.

Duruşma Emrah Yüksel'in çapraz sorgusu ile sürüyor.

İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik yürütülen operasyonda, örgütle bağlantılı 17 şüpheli yakalandı

07.04.2026 10:58:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı
İstanbul'da DEAŞ operasyonu: 17 kişi yakalandı
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik yürütülen operasyonda, örgütle bağlantılı 17 şüpheli yakalandı.

Emniyet kaynaklarına dayanan bilgilere göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü birimleri tarafından aşırı uç terör örgütü DEAŞ'a yönelik yeni bir çalışma gerektirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince yürütülen çalışmalar kapsamında DEAŞ ile bağlantılı olduğu tespit edilen bazı kişiler takibe alındı.

Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından bu sabah birçok adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda, örgütle bağlantılı olduğu ifade edilen ve çatışma bölgeleri ile temas halinde olan 17 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere İstanbul Terörle Mücadele Şubesine götürüldü.

Üsküdar Belediyesi'ne operasyon

Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak rüşvet suçu işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 20 şüpheli gözaltına alındı

07.04.2026 10:47:00
AA
Üsküdar Belediyesi'ne operasyon
Üsküdar Belediyesi'ne operasyon
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar neticesinde, Üsküdar Belediye binası içerisinde, belediye iştiraki olan Kent AŞ Genel Müdürü N.A'ya, yapı ruhsatı ve iskan ruhsatının verildiği birimler olan İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile Yapı Kontrol Müdürlüğü arasında bir oda tahsisinin yapıldığı ve N.A'nın oda isimliğinde de "başkan yardımcısı" ünvanını kullandığı belirlendi.

Şüpheli N.A'nın çok sayıda resmi organizasyonda ve programda "belediye başkan yardımcısı" olarak sunulduğu, gerçekte sunulmayan bir hizmetin karşılığında görev ve yetkisi bulunmayan Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent AŞ'nin paravan olarak kullanılmak suretiyle yapı ruhsatı sürecinde müteahhitlerden yasa dışı gelir elde edildiği ve yapı ruhsatı için sorumlu belediye biriminin İmar ve Şehircilik Müdürlüğü olduğu, buna rağmen müteahhitler ile Kent AŞ arasında yapı ruhsatı verilmesine ilişkin görüşmelerin gerçekleştirildiği tespit edildi.

Yapı ruhsatı verilmesi sürecinde yetkileri olmamasına karşın Kent AŞ görevlilerinin, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü görevlilerini denetlediği, Müdürlüğün yapı ruhsatı başvurularında hangi başvuruların ilerletileceği, hangi başvuruların askıya alınacağı yönündeki talimatlarını öğrenebilmeleri için kriptolu-kapalı devre iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yapılarak excel tablosu oluşturulduğu ve renklendirme metoduna göre de yapı ruhsatını verecek yetkili birim olan Müdürlükçe kendilerine başvuru yapan müteahhitin ilgili ada parseli karşısında mail içeriğindeki ilgili satırın renklendirilmesine göre işlemlerin ilerletildiği ya da işlem tesis edilmediği öğrenildi.

Kent AŞ ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğü arasında kripto ve kapalı devre iletişim ağı olan mail içeriğindeki excel listesinde ada parsellerin bulunduğu, her satırın karşısına mavi, kırmızı, yeşil ve turuncu olacak şekilde renklendirme yapıldığı ve renklendirme metoduna göre kodlanan iletişim ağı doğrultusunda ada parsellerin bulunduğu tespit edilen dosyalarda, "mavi" renkte olmasının anlaşmanın sağlandığı ve işlerin yürütülmesi gerektiği, "kırmızı" renkte olmasının anlaşmanın sağlanamadığı, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği, "yeşil" renkte henüz görüşmenin gerçekleşmediği, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği, "turuncu" renkte ise ilgilisiyle görüşme yapıldığı ancak işin resmiyete dökülmediği, yeni bir talimat verilmesi durumunda işlemlerin ilerletilmesi anlamına geldiği belirlendi.

Soruşturma kapsamında, mimari projeye göre değil, talep edilen tutarın yatırılıp yatırılmamasına göre yapılan renklendirmeye istinaden işlem tesis edilerek yapı ruhsatı verildiği, iskan ruhsatının verilmesinden sorumlu birimin ise belediyenin Yapı Kontrol Müdürlüğü olmasına karşın iskan ruhsatı için müteahhitlerden hangi menfaatin ne şekilde talep edileceğine Kent AŞ Genel Müdürü N.A'nın başkanlığında yapılan toplantılarda karar verildiği, bu toplantılara iskan ruhsatını onaylayan Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de katıldığı tespit edildi.

Belediyede görevli mühendislerin iskan ruhsatı süreci işletilen inşaatların denetimlerini yaptıkları, bu denetimler sonucunda mevzuata aykırılıkları tespit ettikleri, bu tespitlere dair dijital verilerin yapı kontrol müdürlüğündeki görevli müdür ve teknik ekibi tarafından N.A'ya değerlendirme yapması noktasında toplantılarda sunulduğu, bu değerlendirmenin belediye binası içerisindeki N.A'ya tahsis edilen odada toplantı yapılması suretiyle gerçekleştirildiği ve bu toplantıya Belediye Başkan Yardımcısı Deveci'nin de katıldığı bilgisine ulaşıldı.

Yapı Kontrol Müdürlüğündeki görevliler tarafından, toplantılarda her bir inşaatın mevzuata aykırılık niteliğine göre ve yine inşaatın yapıldığı yerin metrekare cinsinden değeri nazara alınarak iskan ruhsatı karşılığında müteahhitlerden ne kadar menfaat talep edileceğine karar verildiği, yine bu toplantıda müteahhitin menfaati nasıl sağlayacağının kararlaştırıldığı, şüpheliler N.A. ve Deveci'nin kararı doğrultusunda ilgili müteahhit yapı kontrol müdürlüğüne davet edilerek iskan ruhsatı karşılığında toplantıda alınan karar uyarınca kendisinden veya iş takipçisinden menfaat talebinde bulunulduğu saptandı.

Söz konusu iddialara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı verilmesindeki belirtilen usulsüzlüklere ilişkin rüşvet suçu teşkil edecek eylemlere istinaden İstanbul ve Yalova'da 30 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, aralarında Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 20 şüpheli gözaltına alındı.

Operasyonda çok sayıda dijital materyale de el konuldu.

Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı

Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile birlikte yürütülen soruşturma kapsamında ünlülere yönelik operasyon düzenlendi. Aralarında Mustafa Ceceli, Melek Mosso, Simge Sağın'nın da yer aldığı 9 kişi gözaltına alındı

07.04.2026 10:39:00 / Güncelleme: 07.04.2026 11:17:17
İhlas Haber Ajansı
Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı
Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı
"Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak ya da Kullanmak" ile "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Temin Etmek" suçlarından yürütülen soruşturmada, elde edilen deliller, ihbar ve bilgiler doğrultusunda 9 şüphelinin söz konusu suçlara iştirak ettiği tespit edildi.

Beykoz Sulh Ceza Hakimliği'nden alınan karar doğrultusunda 07 Nisan 2026 tarihinde şüphelilere yönelik eş zamanlı yakalama, arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.

Haklarında işlem yapılan şüphelilerin Simge Sağın, İbrahim Çelikkol, Melek Mosso, Deha Bilimler, Mustafa Ceceli, Ersay Üner, Bengü Erden, Z. Aslı Sipahi Hacısüleymanoğlu ve İlkay Şencan olduğu öğrenildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor" dedi.

06.04.2026 19:16:00
İhlas Haber Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi

Şarkıcı Gülben Ergen, Zeytinburnu Sahili'nde anne ve kızın cesedinin bulunmasıyla ilgili sosyal medya hesabında yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan başlatılan soruşturma çerçevesinde savcılıkta ifade verdi. İfade sonrası açıklama yapan Ergen, "Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" dedi

06.04.2026 15:15:00 / Güncelleme: 06.04.2026 15:19:53
İHA
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Zeytinburnu Kazlıçeşme Sahilinde, 2 Mart tarihinde balık tutmaya gelen vatandaşlar tarafından cansız bedenleri bulunan F.Ç (30) ve kızı İ.Ş. (8) olayına ilişkin şarkıcı Gülben Ergen hakkında, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan soruşturma başlatıldı.

Ergen, Bakırköy Adalet Sarayına gelerek, 'şüpheli' sıfatıyla Basın Suçları Soruşturma Bürosunda ifade verdi. Yaklaşık 1 saat süren ifadesinin ardından Ergen, işlemlerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

"Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim"

Adliye önünde yaptığı açıklamasında annenin çağrısı üzerine paylaşımda bulunduğunu belirten Ergen, "Sosyal medyada bir paylaşımda bulundum. Bir annenin çağrısı üzerine. O anne, 'Gülben Hanım'a buradan çağrımdır, gelsin ne durumda olduğumuzu, çocuğumuzu yerinde görsün' dedi. Ramazan ayında anneyi evinde ziyaret ettim. Arkadaşlar anne ve kızı şu anda hayatta değiller. Can güvenliğimden korkuyorum diyen anne, kız şu anda hayatta değil. Ben bununla ilgili ifade veriyorum. Çok üzgünüm, kırgınım ama savcı bey, avukatımın da söylediği gibi son derece nezaketle, anlayışlı bir şekilde, ziyaretimi, ne zaman gittiğimi, ne konuştuğumu, ne gördüğümü sordu. Ben de ne yaşadığımı ve ne gördüğümü savcı beye dikkatle ve özenle anlattım. Kırgın ve üzgünüm. Ben Rojin Kabaiş için de adalet bekliyorum. Çocuklar, kadınlar ve kızlarla ilgili duyarlılığım devam edecek. Ben bu ülkenin sanatçısıyım, bu ülkenin vatandaşıyım, bu ülkede bir derneğin kurucusu ve başkanıyım. Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" şeklinde konuştu.

Ergen, açıklamalarının ardından, adliyeden ayrıldı. Öte yandan anne ve kızın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma devam ediyor.

19 mültecinin öldüğü bot faciasına 12 tutuklama

Muğla'nın Bodrum ilçesi Yalıkavak açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan lastik botun kötü hava şartları nedeniyle alabora olması sonucu 19 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi sağ kurtarıldı. Olayın ardından göçmen kaçakçılığı organizasyonuna yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 17 şüpheliden 12'si tutuklandı

06.04.2026 10:56:00
İhlas Haber Ajansı
19 mültecinin öldüğü bot faciasına 12 tutuklama
19 mültecinin öldüğü bot faciasına 12 tutuklama
1 Nisan 2026 günü saat 06.00 sıralarında, içerisinde düzensiz göçmenlerin bulunduğu bir lastik botun yasa dışı yollarla Yunanistan'ın İleryoz Adası istikametine ilerlediği tespit edildi. Sahil Güvenlik ekiplerinin "dur" ihtarına uymayan bot, olumsuz hava ve deniz şartlarının etkisiyle kontrolden çıkarak alabora oldu. Olayın ardından başlatılan arama kurtarma çalışmalarında, büyük bölümü Afganistan uyruklu 20 kişi sağ kurtarılırken, 19 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Yaralıların hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.

Göçmenlerin güzergahı tek tek ortaya çıkarıldı

Yapılan incelemelerde; düzensiz göçmenlerin 31 Mart 2026 tarihinde Denizli, Uşak, İzmir, Balıkesir, Amasya ve Kırıkkale'den farklı araçlarla Bodrum'a getirildiği belirlendi. Göçmenlerin 1 Nisan günü Yalıkavak Dirmil bölgesine yürüyerek ulaştıkları ve yüzü maskeli bir şahıs tarafından sayılarak bota bindirildikleri tespit edildi.

Organizasyon çökertildi: 17 gözaltı

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda, bazı göçmenlerin Gümbet Mahallesi'ndeki bir evde konakladığı belirlendi. Evi kiralayan şahıs ile göçmenleri çıkış noktasına götüren 2 kişi gözaltına alındı. Ekiplerin koordineli çalışması sonucu olayla bağlantılı toplam 17 şüpheli yakalandı. İstihbarat, KOM ile Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerinin katıldığı operasyonla organizasyon büyük ölçüde çökertildi.

12 tutuklama, 5 adli kontrol

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden J.J.S., J.H., H.B., Ö.B., H.Ö., Y.E., H.S., M.R., M.D., A.M.G., İ.A. ve Y.Y. isimli 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. T.B.O., Ö.K., A.A., Ö.A. ve Ç.D. isimli 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı

Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 3 kişi çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı

06.04.2026 02:10:00 / Güncelleme: 06.04.2026 06:12:16
İHA
Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı
Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı
Geçtiğimiz ay yürütülen 'icbar suretiyle irtikap' soruşturması kapsamında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Dün sabahın ilk ışıklarıyla birlikte jandarma ekipleri tarafından belediye binasına geniş çaplı başlatılan arama çalışmaları devam ediyor. Jandarma, kurumdaki tüm bilgisayarları ve dijital materyalleri inceleme altına alırken 3 kişi gözaltına alındı.



Olaya ilişkin CHP'li meclis üyesi Cihan Tutal, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan ve BOLSEV Vakfı Üyesi Ali Sarıyıldız gözaltına alındı. Soruşturmaya ilişkin daha önce de Naim Ayhan ve Ali Sarıyıldız gözaltına alınmış ve ifadeleri sonrası serbest bırakılmıştı. Jandarma ekipleri belediye binasında yaklaşık 5 saat süren çalışmalarını tamamladı. Ekipler tarafından önemli evrak ve bilgisayarlar torbalarla Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na götürüldü.



3 isim de serbest bırakıldı



İl Jandarma Komutanlığı'nda gözaltı işlemleri tamamlanan CHP'li meclis üyesi Cihan Tutal, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan ve BOLSEV Vakfı Üyesi Ali Sarıyıldız öğle saatlerinde Bolu Adliyesi'ne sevk edildi.



Savcılıkta ifade işlemlerinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen 3 kişi, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Batının bir Şark Meselesi vardır

Ülkenin bu duruma gelişinden sonra insanımızı, manen boş gören Batı dünyası yoğun bir şekilde onu kazanma gayretleri içerisine girmiştir. Ve adeta onu kazanma mücadelesi vermektedir.

05.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Batının bir Şark Meselesi vardır
Batının bir Şark Meselesi vardır
Ülkenin bu duruma gelişinden sonra insanımızı, manen boş gören Batı dünyası yoğun bir şekilde onu kazanma gayretleri içerisine girmiştir. Ve adeta onu kazanma mücadelesi vermektedir.

Buraya gelmişken şunu söylemekte fayda vardır: Misyonerlik faaliyetleri aslında bir insanı, Hıristiyan ya da Musevi yapma şeklinde görünmüş olsa da, asıl amacı, yaşadığımız şu toprakları elimizden almaktır.

Batının bir Şark Meselesi vardır



Buna göre 'Türkler Orta Asya'nın mahsulü bir millettir. Zorla Anadolu' ya gelmişlerdir. Anadolu medeniyeti, Batı uygarlığına aittir. Er veya geç bu uygarlığı terk edip kendi ülkelerine dönmesi lazımdır.

Türkler Anadolu'da yaşayan insanları özellikle din yoluyla asimile ederek Türkleştirmişlerdir. Aslında orada yaşayan insanlar Türk değildir" gibi çok saçma, çok garip bir iddia ile misyonerlik faaliyetlerini maalesef ülkemizin her bölgesine yoğun bir şekilde teksif ettiler. Bu faaliyetler bugün, dünkünden çok daha fazladır.

Sizlerde biliyorsunuz ki, Karadeniz Bölgesinde de çok ciddi misyonerlik faaliyetleri var. Mesela Trabzon'daki Santa Maria Kilisesi'nin kapısını bundan 20 yıl önceye kadar açan bir tek insan yoktu. Ama şimdi?

Anlatmak istediğimiz şu: Bir insan sahipsiz kalınca, onu sahiplenip emellerine vasıl olmak isteyenlerin olması kaçınılmaz olur. Bir defa bu insanlar dindar olsun diye bu işin içerisinde değiller. Batının böyle bir derdi olmuş olsa kendi, ülkesinde, kendi vatandaşının dini ihtiyacı ile uğraşır. Böyle bir derdi yok.

Hatta batıya gidin, Türk işçilerinin yaptığı camilerin hemen hemen ekserisi kiliselerden yapılmıştır. Kendi ülkesinde böyle bir derdi olmayan Batının buradaki derdi de insanı, Hıristiyan veya Musevi' yapmak değil, Hıristiyan veya Musevi' yapmak suretiyle sen Türk değilsin" sözünü ona söyletmektir.

Ondan sonra ikinci adım da, 'Madem sen, Türk değilsin. O halde nesin? Rum'sun veya Ermenisin veya Süryani'sini' kabul ettirmektir. Üçüncü adımı da, 'dolayısıyla bu topraklar Türklerin değildir" anlayışını yerleştirmektir.

Ülkede böyle çok garip bir olay var. Maalesef bu olaya karşı herkes duyarsız. Ama bir gün gözümüzü açtığımız zaman vakit çok geçmiş olabilir. O zaman "Eyvah! Ne yaptık da bu bela başımıza geldi?" demenin de bir kıymeti olmaz.

Yanlış anlaşılmasın. Biz bir insanın herhangi bir dini tercih etmesi veya o kuralları yaşamasına karşı değiliz. Takdir edersiniz ki bizim inancımızda da bir insanın inancına hürmet etme, saygı duyma, hatta gerekirse imkan tanıma vardır.

Ama buradaki olay bu değildir. Onların, bu kapıdan girerek, yani buradaki müsamahadan istifade ederek yapmak istedikleri ülkeyi bölmektir, vatanı işgal etmektir. Biz, buna karşıyız. Dolayısıyla misyonerlik faaliyetleri vardır ve devam etmektedir.

Müslüman gelenekten gelen bir insanı Musevi, Hıristiyan yapabilmeniz, ardından da, "sen Rum'sun. Ermeni'sin"  diyebilmeniz Müslüman gelenekten gelen bir insanı bu konuda ikna etmeniz o kadar kolay bir hadise değildir.

Onun için diyalog adı altında 'canım zaten bu dinlerin hepsi aynı kaynaktan besleniyor. Hepimizin Allah'ı bir. Orada da olsan budur, burada da olsan budur' demek suretiyle Tevhid Akidesini,  Teslisle karıştırıp (bal ile sirkeyi karıştırmak gibi bir olay) çok ciddi bir oyun oynuyorlar.

Bu yolla yapılmak istenilen o masum insanların akaidini,  inancını bozup,  bilahare de onu ifsad etmektir. Yani milletine, devletine karşı buğz eder bir hale getirmektir. Kabul etsek de, etmesek de bu anlayış ülkemizde var.

Ekserisi de bu olaylardan geçip bu noktaya gelen insanların devletine ve milletine karşı takındığı tavır, ifade etmek istediğimiz tavırdır. Üç-beş sene evvel insanımızda devletine, milletine, askerine, vatanına, bayrağına karşı böyle bir tavır yoktu.

Diyalog süreci içine girildiğinde bir de bakıyorsun en mukaddes değerlerini tartışmaya açmak bir tarafa küfrediyor. O insan, diyalog süreci ile o noktaya geliyor ve olay, milletin milli bünyesini tahrip edecek vahim boyutlara ulaşıyor.  Diyalog hem milli olarak, hem de dini olarak masum bir hareket değildir." (Prof. Dr. Haydar Baş Niçin Türkiye eserinden)
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.