İstiklal marşımızın kabulünün seksen dokuzuncu yılı vesilesi ile başta başbakan olmak üzere resmi makamlardan bir çok nutuklar dinledik. İstiklal marşımız, kahraman ecdadımızın istiklal mücadelesini destanlaştıran, abideleştiren şaheserlerden biridir elbette. Seksen dokuz yıl evvel, ilk mecliste iki sefer ayakta dinlenerek kabul edilen Milli marşımız açısından geldiğimiz, getirildiğimiz son durumu incelersek hiç de iç açıcı bir vaziyette olmadığımızı görürüz. Halimiz- ahvalimiz de, sokağımız-çarşımız da marşımızla maalesef uyum içinde değil. Milli şairimiz Mehmet Akif, milli mücadelemizden, o şanlı mücadelede can veren şühedanın ruhaniyetinden ilham alarak ne diyor: "Bastığın yerleri "toprak" diyerek geçme tanı Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı Sen şehit oğlusun incitme, yazıktır atanı Verme dünyaları alsan de bu cennet vatanı" Son yıllarda öyle bir türedi zihniyet gelişti ki, vatan toprağına artık "toprak" diye bile bakılmıyor, sadece,kaç yüz dolar, kaç bin dolar eder mantığı ile bakılıyor. Haçlı-siyonist dünyasının para babaları parayı bastırarak içindeki şehit mezarları ile beraber vatan topraklarımızı satın alabiliyorlar, milyon metrekarelere ulaşan miktarlar çoktan el değiştirdi bile. Ne yazık ki "şehit oğlu" babasının hatırasına hürmet göstermeden şehit babasının mezarlarını dahi sattı, satmaya da devam ediyor. Vicdanlarda nasıl bir körleşme, nasıl bir kararma hasıl oldu ise, diğer kardeşler de kalkıp, şehit dedelerinin mezarlarını satan bu kardeşlere; "ne yapıyorsunuz, ne oluyorsunuz" dahi demiyor. Şüheda ecdadımız mezarından feryad ediyor: "verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı" Ne dünyası, ne dünyaları!... Üç-beş dolar gavur parasına yaklaşık yedi yüz elli kalem kurum-kuruluş, arsa-arazi satmışlar şehit torunları. İstiklal marşımızın ilk mecliste kabul edilişinin seksen dokuzuncu yılında çarşımızın-pazarımızın durumu da vahim bir manzara arzediyor. Her hangi bir şehrimizde bir caddeyi bir baştan bir başa iş yeri isimlerini okuyarak gezin bakalım kaç tane Türkçe isme rastlayacaksınız. İçinde bulunduğumuz vahim durumdan direkt sorumlu olan siyasilerin bu vesilelerle attıkları nutuklar sadece atılan nutuk olarak kalacak, yakalarını hem bu şehit torunu milletten hem de şüheda ecdadımızdan kurtaramayacaklardır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- İnsanlığın yüzkarası / 01.09.2025
- Bütün sırların ortaya saçılacağı gün… / 26.08.2025
- Bağlandı yollarım kaldım çaresiz / 23.08.2025
- Ey dünya! Elini çabuk tut / 21.08.2025
- Kârlı ihanetler! / 20.08.2025
- Soykırımcı İsrail Azerbaycan’ın neyi oluyor? / 17.08.2025
- Dünya yansa bir bağ otu yanmayanlar / 16.08.2025
- İnsanlık ölüyor ölmüş insanlık / 14.08.2025
- İnsan olan insana bunu yapar mı? / 13.08.2025
- Veyl olsun zulme meyledenlere / 12.08.2025
- Bütün sırların ortaya saçılacağı gün… / 26.08.2025
- Bağlandı yollarım kaldım çaresiz / 23.08.2025
- Ey dünya! Elini çabuk tut / 21.08.2025
- Kârlı ihanetler! / 20.08.2025
- Soykırımcı İsrail Azerbaycan’ın neyi oluyor? / 17.08.2025
- Dünya yansa bir bağ otu yanmayanlar / 16.08.2025
- İnsanlık ölüyor ölmüş insanlık / 14.08.2025
- İnsan olan insana bunu yapar mı? / 13.08.2025
- Veyl olsun zulme meyledenlere / 12.08.2025