logo
23 NİSAN 2026

Şerefimize sahip çıkalım

14.03.2006 00:00:00
Sırp kasabı Miloseviç'in ölüm haberi yüreğimizi soğutmaya yetmedi.  Katlettiği yüzbinlerce Müslümanın, tüm İslam aleminde oluşturduğu yürek acısını dindirmedi. Böyle bir caninin hesabı dünyada gerçek anlamda sorulmadı, göstermelik davalarla dünya aldatıldı. Sırp kasabı Miloseviç, Batı'nın İslam düşmanlığını ve Haçlı zihniyetini temsil eden önemli bir semboldü. Yüzbinlerce Boşnak, sırf Müslüman olduğu için Miloseviç tarafından dilim dilim doğranırken seyirci kalan Batı dünyası, Miloseviç'in ölümünden sonra attığı bir iki göstermelik manşetle kendini temize çıkaramaz. Tarih, bu katliamları ve Batı dünyasının Miloseviç'e verdiği örtülü-açık desteği hiçbir zaman unutmayacaktır. Miloseviç ölmüştür ama yaptığı katliamların sembolize ettiği Haçlı ruhu yaşamaya devam etmektedir. Bu gerçeği hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın!Sırp Kasabı öldü, Filistin kasabı Ariel Şaron ölüm döşeğinde bir diğer insan kasabı da İmralı'da sefa sürüyor. Kaderin cilvesine bakın ki, insan kasapları eşzamanlı olarak bir bir telef oluyor. Ama bizim İmralı'da beslediğimiz kasabın ölüm haberi henüz gelmedi. Geçtiğimiz haftalarda bir kalp krizi haberi geldi ama sonuç yok!Bölücübaşı Öcalan'ın İmralı sefası bakalım ne zaman bitecek! Tabi bu iki şekilde bitebilir, ya meslektaşları Miloseviç ve Şaron gibi telefat şeklinde ya da kendisinin de büyük umutlarla beklediği salıverilme şeklinde. Bölücübaşını İmralı'da yaşatan umut ikinci şık. Orada onun hazırlığını yapıyor, kitaplar okuyor, kendini geliştiriyor ve felsefe yapıyor! "Nasıl olsa gün gelecek, ben de dışarı çıkıp örgütümün başına geçeceğim" diye düşünüyor olmalı! Örgütünü içeriden yönetmek, avukatlar aracılığıyla direktifler göndermek ve Türk hükümetiyle pazarlık yapmak bile onu kesmiyor. O, Kürdistan'ın başına geçmenin, Kürdistan pastasını Barzani ve Talabani'ye kaptırmamanın derdinde. Güney Kürdistan kuruldu ama Kuzey'i (yani Türkiye'nin güneydoğusunu) kimselere yar etmem sevdasında. Bölücübaşının bu düşüncelerinin, "hayal" boyutundan çıkıp, gerçek çizgisine yaklaşmış olmasından kim sorumlu dersiniz?Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne bağlı Bilgi Üniversitesi'nin Dolapdere Kampusünde "Türkiye'nin Kürt Meselesi" başlıklı bir toplantı düzenleniyor. Buraya katlan sözde aydınlar bölücü terör örgütü  PKK'ya af isteyip, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın yeniden yazılmasını talep ediyorlar. Kürtçe'nin resmi dil olmasını isteyebilecek kadar ileri giden bu sözde aydınlar, bu cür'eti nereden alıyor dersiniz?Aynı Bilgi Üniversitesi'nin Ermeni yalanlarının savunulduğu ihanet toplantılarına da evsahipliği yaptığını hatırlarsınız. Türkiye'de ihanetin odağı ve hainler belli. Türkiye'nin son 10 yıldır hızla sürüklendiği karanlık çukur da aşikar. Ve hepsinden önemlisi yukarıda sorduğumuz iki sorunun da cevabı olacak icraatlarda imzası olan AKP hükümetinin ülkeyi ne hale getirdiği ortada. Peki bize düşen ne? İhanet toplantısının yapıldığı Bilgi Üniversitesi'nin Dolapdere kampusünün girişinde asılı olan afişte yazılan "Şehidim, emanetin şerefimdir" sözüne sahip çıkmak. Biz şerefimize sahip çıkmazsak, şerefsizlere gün doğar.
 
Alperen Polat / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.