logo
03 MART 2026


Sorunlara sorunlu bakış

23.06.2014 00:00:00
Osmanlı Devleti'nin yıkılışından beri, İslâm coğrafyasında kan ve gözyaşı hiç dinmemiştir. İslâm toplumları, o günden bu yana uğraşıyor, ama bir türlü sorunlarına çözüm bulamıyor. Sosyal sorunlara çözüm bulmak, doktorların hastaları tedavi etmesine benzer. Nasıl ki, tedaviden önce teşhis gerekli ise, sosyal sorunlarda da durum aynıdır. Önce sorunlar doğru tespit edilmeli, sonra çözüm yolları aranmalıdır. Maalesef coğrafyamızda tam tersi bir durum söz konusudur. Daha doğru bir deyişle sorunlarımıza sorunlu baktığımız için çözümsüzlük kaçınılmaz oluyor. İslâm dünyasında çözümsüzlüğün ilk adımı, "temel sorunumuz demokrasidir" tespitiyle atılıyor. Bu tespitten sonra, çözümsüzlük çığ gibi katlanarak büyüyor ve girift bir hal alıyor. Demokrasinin temel sorun olduğunu, Batılılar telkin ediyorlar. Prof. Dr. Halil İnalcık, 'Osmanlı ve Modern Türkiye' adlı eserinde konuyla ilgili şunları söyler: "Batı, demokrasi, bireyin özgürlüğü, insan hakları gibi değerler sistemini insanın doğal, evrensel değerleri olarak sunmaktadır. Oysa öteki değer sistemlerine bağlı kültürler ve milletler için bunlar lâftan ibaret aldatmacalardan başka bir şey değildir." (s. 230).Gerçekte ise İslâm toplumları için temel sorun bağımsızlıktır. Çünkü Osmanlı Devleti'nin parçalanmasından sonra kurulan İslâm devletlerinin hiçbiri, tam bağımsız olamamıştır. Kendi kendine yeterli olamayan küçük devletlerin tam bağımsız olmalarına imkân yoktur. Tam bağımsız olabilmek için süper güç denilen devletlerle boy ölçüşebilecek büyüklükte ve güçte olmak gerekir. İslâm toplumları, emperyalist Batılıların oyunlarına gelerek, küçük boyutta devletler kurmuşlardır. Bu küçük devletler, günümüzde biraz olsun büyüdükleri için yeniden bölünmeleri gündeme getirilmiştir. Coğrafyamızda yaşanan çatışmaların ve savaşların asıl nedeni işte budur.İslâm toplumları paramparça edildikten sonra emperyalist Batılılar, yine durmadılar. İslâm coğrafyasının kültürel, mezhepsel ve etnik haritalarını çıkarmak üzere antropolog, tarihçi, sosyolog, psikolog ve sosyal bilimci uzmanları "barış gönüllüleri" kisvesi altında görevlendirdiler. Bu şer projenin tarihi, ta 17. yüzyıla kadar uzanır. O tarihlerde sömürgeci İngilizler, İslâm coğrafyasına tam 5 bin ajan soktular. Kısa zaman sonra bu sayıyı iki katına çıkardılar.Günümüzde İslâm dünyasını kana bulayan terör örgütlerinin din anlayışının kökünü, bu ajanların çalışmalarında aramak gerekir. İngiliz ajanlarının en meşhurlarından olan Hamper hatıratında, Ehl-i Sünnet ve Şia'yı birbirine düşüremeyince, Abdulvehhab'a nasıl üçüncü bir mezhep kurdurduğunu anlatır. (Bkz. Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler). Üçüncü bir mezhebin kabul edilmesinden endişe duyan Abdulvehhab'a Hamper şu tavsiyede bulunur: "Mezhebini reddedenleri, sen de kâfir ilân edersin." Böylece Müslümanların birbirlerini tekfir etme kapısı açılmış oldu. O kapı açıldıktan sonra, Müslümanları birbirine kırdırma projesi de işlerlik kazandı.Bugün İslâm ülkelerinde özellikle Afganistan, Irak, Suriye ve Mısır'da yaşanan acı olaylara bakınız: Öldüren de öldürülen de "Allahu ekber" diyor. Müslümanlar birbirine karşı cihat fetvası veriyor. Bundan daha büyük fitne olabilir mi? Fitnenin köküne inilmeden, fitne ateşi söndürülemez, fitne ateşi söndürülmeden de İslâm toplumları sorunlarına çare bulamazlar. Ortada çok karamsar, çok yürek dağlayıcı bir durum olmasına rağmen, yine ümitliyiz. Çünkü hak, eninde sonunda mutlaka galip gelecektir. O bakımdan şartlar ne kadar kötü ve zor olursa olsun, hakka sarılmak zorundayız.
 
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.