Toprak reformu ve fiyatların belirlenmesi
Dünya geneline baktığımızda; tarım ürünleri açısından sıkıntı çeken ülkelerin, tarıma uygun verimli toprakları olmasına rağmen, bu toprakları işleyecek finansmana ve bir tarım modeline sahip olmadıklarını görüyoruz
10.10.2026 00:17:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Dünya geneline baktığımızda; tarım ürünleri açısından sıkıntı çeken ülkelerin, tarıma uygun verimli toprakları olmasına rağmen, bu toprakları işleyecek finansmana ve bir tarım modeline sahip olmadıklarını görüyoruz.
Milli Devlet modelinde, devlete ait topraklar, çiftçilere sembolik ücretler karşılığında uzun süreli olarak kiraya verilecek ve elde edilen kâr çiftçiye ait olacaktır. Bu sayede istihdamda artış sağlanacağı gibi, artan üretim sebebiyle de, hem tarımla uğraşan insanlar, hem de milletler kazanmış olacaktır.
Milli Devlet'in toprak reformu, toprakların kolektifleşmesinden veya geniş topraklarda insanların boğaz tokluğuna çalışmasından çok daha farklı bir uygulamadır. Bu ciddi bir toprak reformudu.

Devlet, topraklarını, onu değerlendirmek isteyen vatandaşına işleme karşılığında uzun süreli tahsis ederek, atıl vaziyette duran topraklar kullanıma açılması olacaktır.
Toprağı olmayan ya da az toprağı olan köylülere öncelik sağlanacağı için, gelir dağılımdaki adaletin sağlanması da gerçekleşecektir.
Ülkemizin zengin ve verimli toprakları, değişik iklim şartları ve su kaynakları düşünüldüğünde; Türkiye, bugünkünden kat be kat daha fazla üretim yapacak bir potansiyele sahiptir.
Göçü de önleyecek olan bu uygulama, aynı zamanda tarım işçilerini toprak sahibi çiftçi haline getirecektir.
Toprak reformu yapılırken; tarıma ve hayvancılığa elverişli sahalar belirlenerek buraların sanayi alanı olarak kullanılmasına müsaade edilmeyecektir.
Maalesef ülkemizde en verimli tarım arazilerinde sanayi yapılırken, daha az verimli araziler boş durmaktadır. Dolayısı ile toprakların envanteri çıkarılarak, orman, otlak, tarım, yerleşim ve sanayi alanları belirlenecektir

FİYATLARIN BELİRLENMESİ
Ürünlerin fiyatları, çiftçiler tarafından üretici kooperatifleri üzerinden belirlenecektir. Maliyet hesaplaması dikkate alınarak ürünlerin satış fiyatları tespit edilecektir.
Burada önemli olan iki fiyatın olmasıdır; birincisi, iç piyasa fiyatı, ikincisi ise devlet destek fiyatı… Bu iki fiyatın toplamı kadar bedel, üreticinin eline geçecektir. İster devlete, ister özel sektöre satsın; bu destekleme ücretini, çiftçi her iki durumda da alacaktır. Böylece üretici desteklenecek; hem üretim bolluğu olacak, hem de fiyatlar ucuzlayacaktır. Böylece tüketici daha ucuza ve daha sağlıklı beslenme imkanına kavuşacaktır.
Örneğin, buğdayın iç piyasa fiyatı 0,3 TL ise, belki de 0,3 TL de destekleme ücreti alacak olan çiftçinin eline 0,6 TL geçecektir. Devlet ürün alım garantisi getirecektir. Yani Devlet 0,6 TL'den istenilen kadar buğday alacak; ama çiftçi, eğer buğdayını özel sektöre satmak isterse, destekleme ücreti olan 0,3 TL'den mahrum olmayacaktır.
Milli Devlet'te vatandaşın vazifesi üretmek, devletin görevi de bu ürüne pazar bulmaktır.

Milli Devlet tezinde devlet, üreticinin yetiştirdiği ürünün yüzde 50'sine en az altı ay evvelinden avans verecektir. Çiftçi 6 ay öncesinde aldığı bu avans ile gübresini ve tohumunu alacak, yevmiyecilerini tutacak, ekecek–biçecek… Vakti geldiğinde ise ürünü teslim edecek; bakiye ücreti de ürün teslimatı anında nakit olarak ödenecektir.
Ülkemizde bütçeden tarıma yarılan pay, komik denecek kadar az bir meblağdır. Tarımın devletleri ele geçirmede biyolojik bir silah olduğu günümüzde, Milli Devlet'in yapması gereken, tarım ürünlerinin alım fiyatlarını ve üretim maliyetlerini çiftçi kooperatiflerine hesaplatarak çiftçiye tatminkâr bir kâr verip; onu, üretim yapmak için teşvik etmektir.
İthal ürünlere karşı yerli üreticinin korunması devlet garantisinde sağlanmalıdır.
Milli Devlet modelinde iç piyasa fiyatları ucuzladığı için, ithal ürünlere karşı doğal bir koruma zaten kendiliğinden oluşacak, yüksek gümrük vergilerine gerek bile kalmayacaktır.
Türkiye'de tarım sektörü tüm yanlış uygulamalara rağmen halen 5 milyon kişinin istihdam edildiği bir sektör olarak ekonomide çok önemli bir yere sahiptir. Bu sektör en az ithalat ile en fazla ihracat yapılabilmesi bakımından, en fazla Senyoraj geliri elde etme hakkını veren sektör konumundadır.

Milli Ekonomi Modeli'nde de anlattığımız üzere, tarım en fazla senyoraj gelirini devletlere sağlayan sektördür. Dolayısı ile tarımın finansmanı adeta kendi içerisinde gizlidir. Her üretilen ürün, devlete senyoraj geliri elde etme hakkı kazandırdığı için; o ürünün desteklenmesi için gerekli finansmanı da kendisi oluşturmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde dışarıdan alınan faizli kredilerle tarımın finanse edilmesi, bugün bu ülkelerin borç batağına saplanmalarına sebep olan ana etkenlerdendir.
Örneğin 1995–2000 yılları arasında aldığımız her 1 doların bize faizden dolayı maliyeti 4.7 dolardır. 1999 yılında tarıma yapılan ödemeler, 4.7 milyar dolar iken, devlete maliyeti 12.7 milyar dolar olduğu hesaplanmıştır. Tarımın desteklenmesi için dış kredilerin kullanılması zaman içerisinde gelişmekte olan ülkeleri içinden çıkılmaz bir borç batağının içine itmiştir.
Milli Devlet tezinde tarım için ihtiyaç duyulan finansman, elde edilen üretim artışı karşılığında senyoraj geliri ile karşılanacağı için, tarımın desteklenmesi, ülke ekonomileri üzerinde bir yük oluşturmayacaktır. Bilakis tarımda sağlanan gelir artışı, adil gelir dağılımına destek olacağı gibi, ekonominin büyümesine ve istihdama da ciddi katkılar sağlayacaktır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Milli Devlet modelinde, devlete ait topraklar, çiftçilere sembolik ücretler karşılığında uzun süreli olarak kiraya verilecek ve elde edilen kâr çiftçiye ait olacaktır. Bu sayede istihdamda artış sağlanacağı gibi, artan üretim sebebiyle de, hem tarımla uğraşan insanlar, hem de milletler kazanmış olacaktır.
Milli Devlet'in toprak reformu, toprakların kolektifleşmesinden veya geniş topraklarda insanların boğaz tokluğuna çalışmasından çok daha farklı bir uygulamadır. Bu ciddi bir toprak reformudu.

Devlet, topraklarını, onu değerlendirmek isteyen vatandaşına işleme karşılığında uzun süreli tahsis ederek, atıl vaziyette duran topraklar kullanıma açılması olacaktır.
Toprağı olmayan ya da az toprağı olan köylülere öncelik sağlanacağı için, gelir dağılımdaki adaletin sağlanması da gerçekleşecektir.
Ülkemizin zengin ve verimli toprakları, değişik iklim şartları ve su kaynakları düşünüldüğünde; Türkiye, bugünkünden kat be kat daha fazla üretim yapacak bir potansiyele sahiptir.
Göçü de önleyecek olan bu uygulama, aynı zamanda tarım işçilerini toprak sahibi çiftçi haline getirecektir.
Toprak reformu yapılırken; tarıma ve hayvancılığa elverişli sahalar belirlenerek buraların sanayi alanı olarak kullanılmasına müsaade edilmeyecektir.
Maalesef ülkemizde en verimli tarım arazilerinde sanayi yapılırken, daha az verimli araziler boş durmaktadır. Dolayısı ile toprakların envanteri çıkarılarak, orman, otlak, tarım, yerleşim ve sanayi alanları belirlenecektir

FİYATLARIN BELİRLENMESİ
Ürünlerin fiyatları, çiftçiler tarafından üretici kooperatifleri üzerinden belirlenecektir. Maliyet hesaplaması dikkate alınarak ürünlerin satış fiyatları tespit edilecektir.
Burada önemli olan iki fiyatın olmasıdır; birincisi, iç piyasa fiyatı, ikincisi ise devlet destek fiyatı… Bu iki fiyatın toplamı kadar bedel, üreticinin eline geçecektir. İster devlete, ister özel sektöre satsın; bu destekleme ücretini, çiftçi her iki durumda da alacaktır. Böylece üretici desteklenecek; hem üretim bolluğu olacak, hem de fiyatlar ucuzlayacaktır. Böylece tüketici daha ucuza ve daha sağlıklı beslenme imkanına kavuşacaktır.
Örneğin, buğdayın iç piyasa fiyatı 0,3 TL ise, belki de 0,3 TL de destekleme ücreti alacak olan çiftçinin eline 0,6 TL geçecektir. Devlet ürün alım garantisi getirecektir. Yani Devlet 0,6 TL'den istenilen kadar buğday alacak; ama çiftçi, eğer buğdayını özel sektöre satmak isterse, destekleme ücreti olan 0,3 TL'den mahrum olmayacaktır.
Milli Devlet'te vatandaşın vazifesi üretmek, devletin görevi de bu ürüne pazar bulmaktır.

Milli Devlet tezinde devlet, üreticinin yetiştirdiği ürünün yüzde 50'sine en az altı ay evvelinden avans verecektir. Çiftçi 6 ay öncesinde aldığı bu avans ile gübresini ve tohumunu alacak, yevmiyecilerini tutacak, ekecek–biçecek… Vakti geldiğinde ise ürünü teslim edecek; bakiye ücreti de ürün teslimatı anında nakit olarak ödenecektir.
Ülkemizde bütçeden tarıma yarılan pay, komik denecek kadar az bir meblağdır. Tarımın devletleri ele geçirmede biyolojik bir silah olduğu günümüzde, Milli Devlet'in yapması gereken, tarım ürünlerinin alım fiyatlarını ve üretim maliyetlerini çiftçi kooperatiflerine hesaplatarak çiftçiye tatminkâr bir kâr verip; onu, üretim yapmak için teşvik etmektir.
İthal ürünlere karşı yerli üreticinin korunması devlet garantisinde sağlanmalıdır.
Milli Devlet modelinde iç piyasa fiyatları ucuzladığı için, ithal ürünlere karşı doğal bir koruma zaten kendiliğinden oluşacak, yüksek gümrük vergilerine gerek bile kalmayacaktır.
Türkiye'de tarım sektörü tüm yanlış uygulamalara rağmen halen 5 milyon kişinin istihdam edildiği bir sektör olarak ekonomide çok önemli bir yere sahiptir. Bu sektör en az ithalat ile en fazla ihracat yapılabilmesi bakımından, en fazla Senyoraj geliri elde etme hakkını veren sektör konumundadır.

Milli Ekonomi Modeli'nde de anlattığımız üzere, tarım en fazla senyoraj gelirini devletlere sağlayan sektördür. Dolayısı ile tarımın finansmanı adeta kendi içerisinde gizlidir. Her üretilen ürün, devlete senyoraj geliri elde etme hakkı kazandırdığı için; o ürünün desteklenmesi için gerekli finansmanı da kendisi oluşturmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde dışarıdan alınan faizli kredilerle tarımın finanse edilmesi, bugün bu ülkelerin borç batağına saplanmalarına sebep olan ana etkenlerdendir.
Örneğin 1995–2000 yılları arasında aldığımız her 1 doların bize faizden dolayı maliyeti 4.7 dolardır. 1999 yılında tarıma yapılan ödemeler, 4.7 milyar dolar iken, devlete maliyeti 12.7 milyar dolar olduğu hesaplanmıştır. Tarımın desteklenmesi için dış kredilerin kullanılması zaman içerisinde gelişmekte olan ülkeleri içinden çıkılmaz bir borç batağının içine itmiştir.
Milli Devlet tezinde tarım için ihtiyaç duyulan finansman, elde edilen üretim artışı karşılığında senyoraj geliri ile karşılanacağı için, tarımın desteklenmesi, ülke ekonomileri üzerinde bir yük oluşturmayacaktır. Bilakis tarımda sağlanan gelir artışı, adil gelir dağılımına destek olacağı gibi, ekonominin büyümesine ve istihdama da ciddi katkılar sağlayacaktır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

















































































































