Bu sıralarda İzmir Belediye başkanının Cumhur İttifakına katılması nedeni ile siyasette bir tartışmadır gidiyor. İzmirlilerin kendisine emanet ettiği oyları kendi ikmali ve tercihi yönünde kullandığı için büyük bir kesim tepki gösteriyor.
Önce bir tartışalım. Oy kimin oyu? Elbette milletin oyu. Millet oyunu kendi kentine belediye başkanı olarak görmek istediği kişiyi işaret etmek için kullanmış mı? Evet. Bu oylar Cemil Tugay'ın oylarımı? Hayır. Çünkü oy, kişiye mahsustur ve sahibi onu kullanarak bir tercihte bulunmuştur.
Cemil Tugay'ın Ak Parti'ye katılacağı Karşıyaka belediye başkanı olarak atandığı zamandan belli idi. Görev yaptığı süreçte sadece o değil, hiçbir CHP'li belediye başkanı iş başına geldiği zaman neler yapacağı ile ilgili bir projeler dizisi sunamadı. Yönetimde kaldığı sürece bir yenilik de yapamadı.
Zaman zaman siyasi arenada, yönetimde dalgalanmaları tutarsız bir CHP'li olduğunu gösterdiği halde İzmir Büyükşehir Belediye başkanlığına aday yapıldı… Vatandaş oyunu kendi siyasi görüşüne verdi. Yoksa Cemil Tugay'a değil. Cemil Tugay, arkasında CHP'liler, yakasında CHP rozeti olduğu için seçildi.
Türkçede bu duruma "Ehven-i Şer" derler. Karşıyakalıların çok sevdiği müzik insanı Turabi Değerli'nin Karşıyaka belediye başkan adayı olmasına karşı çıktı.
Büyük adamların büyük olarak anılmasına neden olan sözleri vardır. "Nus ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" derler. Bakalım İzmirliler değil ama İzmir nasıl bir kötek yiyecek?
Bir büyük şehri yönetmek kolay değildir. Eğer yeterince güçlü değilseniz o şehir sizi ıskartaya çıkarır. Güç sadece makamla ilgili değildir. Güç para ile çevre ile emaneti doğru değerlendirmekle ilgilidir. İzmir'de neler olup bittiğini orada İflasın eşiğine gelmiş küçük esnaf için bile belediyeye gelir olsun diye kesilen rüsumlar ve cezalar bile azaltılmamıştır. Aksine su ve elektrik gibi temel giderler artmıştır.
Uzak kentlerden hale ve vatandaşa ulaştırılan meyve sebze gibi temel ihtiyaçların ucuz nakliyesi için hiçbir tedbir alınmamıştır.
Kısacası mevcut belediyenin gücü; İzmir gibi kozmopolit, her gün büyüyen, büyüdükçe ihtiyaçları artan bir kenti basiretle yönetmeye yetmemiştir. Büyümeyi sadece bina yapmak olarak gören rantçı anlayış, eski İzmir'in tarihi ve turistik yapısını da koruyamamıştır.
Bundan sonra İzmir savaş alanına dönecektir. Bir sürü yerde yıkımı bekleyen çarşılar, binalar yıkılacak, yerlerine rezidanslar yapılacak, yeni yollar açılacak, yeni iskeleler yapılacak, hava alanı büyük ihtimal ile bir başka yere taşınacaktır.
Kendi yağı ile kavrulan belediye kalmayacak, büyük şehre muhtaç ve her şeyi büyük şehre soran bir belediyecilik ile tanışılacaktır.
Peki, vatandaşın verdiği oylar ne olacak?
Onlara İzmirliler sahip çıkarlar. Yerel seçimlere kadar geçen süreçte vatandaş kendi seçme iradesini tekrar gözden geçirecektir. İzmir bundan böyle büyük mitinglerin gösterilerin yapıldığı bir ülke sahnesi olmayacaktır.
İzmirlilerin Göztepe-Karşıyaka kavgası bitecek, yerini başka kavgalar alacaktır.
Bekleyelim ve görelim.
İzmir neylerse, güzel eyler…
- Emanet / 03.10.2026
- Makarios, FETÖ ve din bezirgânlığı / 25.09.2026
- Savaş çığırtkanlığı mı? Karartma geceleri mi? / 23.09.2026
- Berlin’de Elif Eralp rüzgârı / 22.09.2026
- Zaman hırsızları / 20.09.2026
- Tuzak / 19.09.2026
- Mezarlık yazıları / 12.09.2026
- Tanrının son baharı / 10.09.2026
- Denizci gençler yetiştirmek zorundayız / 06.09.2026


























































