logo
20 NİSAN 2024

Türkiye düştüğü yerden kalkacak

23.07.2001 00:00:00
Türkiye'yi karış karış dolaşan kuvay-ı milliye kadrosu Bursa'da müthiş bir iştiyakla karşılandı. Kuvay-ı milliye kadrosuna izdiham derecesinde ilgi gösteren Bursalılar, bu kadroyu ve önderi Prof. Dr. Haydar Baş'ı, Türkiye'yi düştüğü yerden kaldıracak tek kadro ve tek lider olarak gördüklerini söylediler

Ülkemizin yangın yerine çevrildiği, Kurtuluş Savaşı öncesinden daha vahim şartlara sürüklendiği bir ortamda kuvay-ı milliye ruhunu yeniden ateşleyen kadro, hummalı çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Kuvay-ı milliye kadrosunun bu hafta sonu ilk durağı Bursa oldu. Güneydoğu'yu karış karış dolaşan kadro, Gaziantep'in Şehit Kamil'i, Malatya'nın Mustafa Hayri Öğüt Hazretleri, Şanlıurfa'nın Dede Osman Avni Babası, Elazığ'ın Ömer Hüdai Babası, Harput'un evliyaları, Kahramanmaraş'ın Sütçü İmam'ından, onların evlatlarından, Emir Sultan'ın, Osman Gazi'nin torunlarına selam, muhabbet ve Türkiye'nin geleceği için ümit dolu mesajlar getirdiler.

Uludağ'ın eteklerinde, nezih bir mekanda, Bursa'nın ileri gelen esnaf, sanayici, işadamı ve akademisyenlerinden oluşan seçkin topluluğa izlenimlerini aktardılar. Türkiye'nin sürüklendiği uçurum hakkında bilgi verdiler. Kurtuluş reçetesini anlattılar. Kurtuluşun kuvay-ı milliye ruhu ile donanmış bir kadronun, Prof. Dr. Haydar Baş önderliğinde oluşturacağı bir siyasi partinin meselelere el atması ile mümkün olabileceğini söylediler. Gittikleri her yerde, kapısını çaldıkları herkesin böyle bir mesaja ne kadar susamış oldukları bilgisini sundular.

ÜLKENİN DÜŞTÜ?Ü YERDEN KALKMASI İÇİN GEREK ŞART

Gecenin geç saatlerine kadar süren toplantıda bir konuşma yapan eğitimci-yazar Ali Gedik, Bursa Uludağ'da gerçekleştirilen bu toplantının tarihi bir dönüm noktasını ifade etmekte olduğunu söyledi. Gedik, Mehmet Akif'in, "Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır" sözünü hatırlatarak, Bursalıları, ülkenin meselelerine sahip çıkmaya, kuvay-ı milliye ruhu ile beraber yürümeye davet etti.

"Mütecaviz, mahrem odalarımıza girmeye kalkarsa denge ve güç hesabı yapılmadan karşı konulur" tespitinde bulunan Ali Değirmenci, Türkiye'nin böyle bir manzara arz ettiğini belirterek, bu ülkeye kuvay-ı milliye ruhu ile sahip çıkmak zorunda olduğumuzu söyledi. Değirmenci, gelişmelerin, sahip çıkacak kadronun bu kadro, sahip çıkacak tek ismin de bu kadronun mimarı Prof. Dr. Haydar Baş olduğunu gösterdiğini ifade etti.

İGDAŞ eski genel müdürü Fuat Şengül; yönettiği şirketleri, Prof. Dr. Haydar Baş'ın tezleri ile nasıl hangi seviyeden hangi seviyeye getirdiğini anlattı. Yüzde 90 oranında ithal edilen ürünlerin tamamını yerli sanayi tarafından üretilir hale getirildiği hakkında bilgi verdi. Şengül, "Bu ülke, ben düştüğüm yerden kalkacağım, diyorsa, onun tezlerine kulak vermeli, prolejelerini hayata geçirmelidir" dedi.

Baki Bektaş; İnegöl'de tanık olduğu, "Amerika'dan izin olmadan bu ülkede siyaset yapılamaz" cümlesinden hareketle şunları söyledi:

"1918 ve 20'lerde de bazı insanlarımız İngiliz himayesini, bazılarımız da Amerikan mandasını istemişlerdi. Bu millet o gün kuvay-ı milliye ruhu ile ayağa kalktı. 'Hayır' dedi ve teslim olmadı. Bugün de teslim olmayacak. Bursa'daki bu tablo, bu milletin yarınını kendisinin belirleyeceğini, önderini tanıyacağını göstermektedir."

Hukukçular Cemiyeti Genel Başkanı Av. Hakan Güler, Kurtuluş savaşı döneminde olduğu gibi bugün de Türkiye'nin geleceğine hukuki metinlerle kastedildiğini anlattı. "O gün Mondros Mütarekesi gibi bir hukuki metinle ülke işgal edilmeye başlanmıştır" diyen Güler, bugün durumun daha tehlikeli olduğunu belirterek Tahkim Yasası ve yabancılara toprak satışı örneklerini verdi. Güler şöyle dedi:

"Tahkim ile milletin yargı yetkisi tenkis edildi. Karşılıklılık ve diplomatik olmak koşuluyla yabancı devletlere arazi satışı serbest bırakıldı. Bu konuda Prof. Dr. Haydar Baş, muhteşem bir yorum yaparak beni hukuk mantığına hayran bıraktı. Şunu dedi: 'Diplomatik şartla satılan toprakta senin hükümranlığını yok demektir. İtiraz ettiğin zaman da, adam, ben senin mahkemelerini tanımıyorum diyecek, Tahkim Yasası gereği uluslararası mahkemelere gidilecektir. Oralarda da kimin lehine karar verildiği malumdur.' Adamlar şu anda hukuki metinlerle ekonomimize el koymuş durumdalar. Topraklarımıza da tahakküm etmeye başladılar. Bu cendereden çıkışın bir tek yolu vardır. O yol da kuvay-ı milliye ruhu ile donanmış bir siyasi partinin hiç vakit kaybetmeden meseleye el koymasıdır."

PROBLEMLERİ 24 SAATTE

ÇÖZECEK LİDER VE KADRO

Bankacılık sektöründe oynanan oyunlara dikkat çeken Ahmet Erimhan, "Son ekonomik krizlerin arkasında yabancı bankalar var. En geç Ekim ve Kasım ayında, Türkiye'deki bankacılık sistemi % 90-95 oranında dışarıya bağımlı hale getirilecek. Özelleştirme adı altında bankalar dışarıya satışa hazır hale getiriliyor. Bu bankaların şimdi kasaları dolduruluyor. Sonra satış olacak. Bu, mali sistemin tamamen dışarıya bağlanması demektir" dedi. Erimhan, bir başka tehlikeye şöyle işaret etti: "Toplumsal direncimizi bütünüyle yıkıyorlar. Ülkemize, vatanımıza karşı hassasiyetlerimiz kaybediyoruz.Maraş'da, iki Fransız askeri başörtüsüne el uzattığı için Sütçü İmam ayağa kalktı ve savaş başladı. Kurtuluş savaşının nedeni budur. Ama bugün, 'Başörtüsü Kur'an'da yok', 'Başörtüsü teferruattır' denilebiliyor. Kimsenin benim kurtuluş savaşımı anlamsız hale getirmeye hakkı yoktur. Toplumsal direncin nasıl yıkıldığına en iyi örneklerden biri de Kıbrıs'tır. Türkiye'nin geleceği Kıbrıs konusunda önceleri en ufak taviz aklın ucundan geçmezdi. Ama bugün, 'verelim kurtulalım' diyorlar. Siyasette yapılan ise 'Biz size daha iyi derviş oluruz'dan ibaret. Mevcut siyasetçiler, 'biz size daha iyi dervişlik yaparız', mantığıyla siyaset yapıyorlar. Ve dışardan icazet alma yarışına giriyorlar. İşte bu fotoğraf, Türkiye'de milli bir duruşu olmazsa olmaz koşul olarak önümüze koyuyor. Eğer bunu yapmazsak Türkiye bir tünele doğru gidiyor. Tünelin ucunda da Türkiye'yi uçurum bekliyor. Hiçbir şey olmaz, diyemeyiz. Bal gibi olur. Çünkü 100 sene önce bu ülke Hicaz'da, Irak'da hakimdi. Suriye, Balkanlarda etkiliydik. Buralar elimizden çıktı. Beş sene sonra bu topraklar da olmayabilir. Onun için milli duruşlu bir siyaset ortaya koyacak, kuvay-ı milliye ruhundan ateşini alacak bir kadroya, siyasi partiye ihtiyaç vardır. Bu kadro vardır ve yangın yerine dönüşen ülkenin problemlerini 24 saatte çözecek projelerle karşınızdadır."

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Emin Koç ise, Türkiye'deki krizin adının manda krizi olduğunu belirterek, "Türkiye'nin üretim,kaynak, hukuk, tarım sıkıntısı yoktur. Bütün bu konularda sıkıntı çıkaran bir mandacı anlayış vardır. Türkiye'nin sıkıntısı budur" dedi. Mandacıların Kıbrıs'ı,

Güneydoğu'yu, Ege'yi yabancılara vermek istediklerini söyleyen Koç, "buna razı mısınız?" diye sordu. Toplantıya katılanlardan "hayır" cevabını aldıktan sonra da çarenin kuvay-ı milliye seferberliğinde, bu seferberliği başlatan ve milletin önüne projeler koyan Prof. Dr. Haydar Baş önderliğinde bir siyasi parti oluşumunda olduğunu söyledi. Koç, ülkeyi karış karış dolaştıkları yerlerde vatandaşların da aynı şeyi seslendirdiklerine şahit olduklarını, "hocamız ne zaman parti kuracak, siyasette bu milletin önüne ne zaman düşecek?" şeklinde soru yağmuruna tutulduklarını ifade etti.

TAN YERİNİN A?ARMASI YAKINDIR

Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, Hayri Baş, Emekli Albay Ahmet Kurt, Balkan Dernekleri Konfederasyonu Başkanı Mehmet Turgut'un da birer konuşma yaptıkları toplantı sonrasında görüşlerine başvurduğumuz Bursalı esnaf, sanayici ve işadamları, tarihte her krizin bir lider doğurduğu gerçeğini hatırlattılar. "Bu toplantı, memleketi, içine düştüğü bunalımdan, buhrandan çekip çıkaracak bir liderin ve kadrosunun ayak seslerini duyduğumuz bir toplantı oldu" dediler.

Sanayici Akın Taşkın (48); şu tespitte bulundu: "Tan yeri karanlığın en yoğun olduğu zamanda ağarmaktadır. Türkiye'nin durumu aynen bu örneği yansıtıyor. Bir taraftan karanlık gittikçe kesif bir hal alırken, şafak vaktinin habercisi gelişmeler gözlüyoruz. Bana öyle geliyor ki bu şafak, bizleri aydınlatan bu kuvay-ı milliye kadrosunun bir siyasi parti kurması ve o partinin başına da Prof. Baş'ın geçmesiyle sökecek."

"Yıllardan beridir Haydar Hoca'yı ve kadrosunu yakından izlerim. Onlara güvenirim. Bu güvenimin boşa çıkmadığını görüyorum. Yabancı odaklardan değil milletten icazet alarak, milletine dayanarak Türkiye'nin problemlerine çözüm arama çabaları bu güvenimi daha da arttırdı" diyen işadamı Canip Şahin ise, kurulacağını duydukları siyasi partinin bir an önce hayata geçirilmesini istedi. Türkiye'nin meselelerini çözecek bu tek lider ve kadronun gecikmemesi talebinde bulundu.
Devletin malı deniz, yiyen ıstakoz
Beşiktaş 5 maç sonra kazandı
Galibiyet Serdar Topraktepe yönetiminde geldi
Geçen yılki yatırım tutarı 3.7 milyar dolar
5 yılda 11.2 milyar dolarlık yatırım yaptı
Randevusunu iptal etmeyen yandı
Koca'dan MHRS açıklaması
Seçim sonrası ilk karşılaşma
Özel ve Kılıçdaroğlu aynı karede
Polis aracında ağlayarak pişman olduğunu söyledi
Jandarma üniforması ile GBT yapıyordu
İsviçre'de çıkan haber tartışma yaratmıştı
Beypazarı'ndan 'mevzuat' açıklaması
Yeni seçilen CHP’li başkanların ‘genelge’ sıkıntısı
Liyakat mi sadakat mi?
İsrail, Suriye'nin hava savunma sistemlerini hedef aldı
Saldırıda maddi hasar meydana geldi
Polat çiftine 'vergi usul kanuna muhalefet'ten tahliye
Diğer suçlardan 'tutukluluk' devam ediyor
CHP'den iktidarın arazi satışlarına tepki
'AKP enkaz bırakarak çöküyor'
Yüksek et fiyatı sorunu ithalatla çözülemez
Et ürünlerinde KDV kaldırılsın
Merkez Bankası anketi açıklandı
Dolar, enflasyon, faiz tahminleri belli oldu
Gelecek burada
10 yılda 20 kat büyüyecek
Çocuk nüfusumuz açıklandı
Nüfusumuzun yüzde 26'sı çocuk
Devletin malı deniz, yiyen ıstakoz
Beşiktaş 5 maç sonra kazandı
Galibiyet Serdar Topraktepe yönetiminde geldi
Geçen yılki yatırım tutarı 3.7 milyar dolar
5 yılda 11.2 milyar dolarlık yatırım yaptı
Randevusunu iptal etmeyen yandı
Koca'dan MHRS açıklaması
Seçim sonrası ilk karşılaşma
Özel ve Kılıçdaroğlu aynı karede
Polis aracında ağlayarak pişman olduğunu söyledi
Jandarma üniforması ile GBT yapıyordu
İsviçre'de çıkan haber tartışma yaratmıştı
Beypazarı'ndan 'mevzuat' açıklaması
Yeni seçilen CHP’li başkanların ‘genelge’ sıkıntısı
Liyakat mi sadakat mi?
İsrail, Suriye'nin hava savunma sistemlerini hedef aldı
Saldırıda maddi hasar meydana geldi
Polat çiftine 'vergi usul kanuna muhalefet'ten tahliye
Diğer suçlardan 'tutukluluk' devam ediyor
CHP'den iktidarın arazi satışlarına tepki
'AKP enkaz bırakarak çöküyor'
Yüksek et fiyatı sorunu ithalatla çözülemez
Et ürünlerinde KDV kaldırılsın
Merkez Bankası anketi açıklandı
Dolar, enflasyon, faiz tahminleri belli oldu
Gelecek burada
10 yılda 20 kat büyüyecek
Çocuk nüfusumuz açıklandı
Nüfusumuzun yüzde 26'sı çocuk

Tokat depreminde 5 bina yıkıldı, 15 bina ağır hasar aldı

Tokat'ta incelemelerde bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Refik Tuzcuoğlu, "Şu ana kadar alınan 500 ihbardan 50 yapı incelendi, 5 yıkık, 15 de ağır hasarlı yapı tespit edildi" dedi.
19.04.2024 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
Tokat depreminde 5 bina yıkıldı, 15 bina ağır hasar aldı
Tokat depreminde 5 bina yıkıldı, 15 bina ağır hasar aldı
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Refik Tuzcuoğlu, Tokat'ta 5.6 büyüklüğündeki depremin merkez üssü olan Sulusaray ilçesinde incelemelerde bulundu.

Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, Bakan Yardımcısı Tuzcuoğlu'na deprem hasarı hakkında bilgi verdi. İlçe hükümet konağı önünde gazetecilere açıklama yapan Tuzcuoğlu, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız olarak da Sayın Bakanımız Mehmet Özhaseki beyin hemen talimatlarıyla biz de kendi bakanlığımızın çalışmaları açısından her türlü önlemi, tedbiri ve gayreti ortaya koyduk. Arkadaşlarımızı çok hızlı bir şekilde bölgeye sevk ettik. Gerek çevre illerden buraya transfer ettiğimiz teknik arkadaşlarla, gerekse bakanlık merkezinden buraya yönlendirdiğimiz teknik ekiplerimize, hasar tespit ekiplerimizle birlikte gerek Yozgat ve Tokat'ta çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda 20 ekip 50 teknik personelle birlikte bu çalışmalarımız yürüyor, ihtiyaç halinde yine Sayın Valimizin, yine AFAD'ımızın koordinasyonunda teknik ekip sayılarımızı arttırabiliriz. Birkaç gün içerisinde de inşallah bu bölgedeki tüm hasar tespitlerini de tamamlamayı düşünüyoruz" dedi.

"Ağır hasar 99 öncesi yapılan binalarda"

Tuzcuoğlu yaptıkları incelemede depremde ağır hasar alan binaların 1999 yılı öncesi yapılan binalar olduğuna dikkat çekerek, "Gerek Tokat'ta gerek Yozgat'ta baktığımız zaman ağırlıklı olarak hasar gören yapıların yine 1999 öncesi binalar olduğunu tespit ediyoruz. Bunların çoğunluklu olarak 40-50 yıl öncesine ait kerpiç yapılar, yığma yapılar, mühendislik ve fen hizmetlerinden yoksun olan yapılmış olan binalar olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla ülkemiz bir deprem bölgesidir. Gerek kuzeyden geçen fay hatları, gerek Doğu Anadolu ve güneyden geçen fay hatları, gerekse Ege ile Ege'deki fay hatlarını göz önüne aldığınız zaman ülkemizin tamamı çok önemli bir deprem bölgesi oluyor. Himalayalar'dan Alp'lere kadar uzanan bu hat içerisinde bizim ülkemiz depremsellik açısından, risk açısından beşinci ülke konumunda. Öyle olunca muhakkak suretle biz yapılarımızı sağlam, sıkı ve mühendislik hizmetleri çerçevesinde inşa etmek zorundayız. Depremden çok fazla bir şey olmayabilir. Ama yapılarımız eğer ona dayanaklı değilse o zaman maalesef istenmeyen tablolarla karşı karşıya kalıyoruz" diye konuştu.

"500 ihbar geldi, 5 bina yıkıldı, 15 bina ağır hasar aldı"

Tuzcuoğlu, depremin ardından 500'e yakın ihbar alındığını ifade ederek şunları söyledi:

"Değerli arkadaşlar Tokat ilimizde bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalarda 500 ihbar aldık şu ana kadar. Bu ihbarların sayısı artabilir. Özellikle şu anda hemşehrilerimizin bir kısmı evlerine giremiyorlar. Bunlar giriş yapmaya başladıkları zaman muhtemeldir ki orada birtakım ihbarlar da alınacak. Bu ihbarların sayısı artabilecek ve biz de yapılan her türlü ihbara teknik ekiplerimizle beraber hemen gidip yerinde inceleme, araştırma ve neticelerimizi ortaya koyacağız. Şu ana kadar incelenen 50 yapıdan 5 tanesi yıkık görünüyor. Yine 15 tane ağır hasarlı yapı görünüyor. Az önce de bahsetmiş olduğum gibi bunların büyük çoğunluğu yine kerpiç işte yığma yapılar. Mühendislik hizmetinden yoksula yapılmış olan yapılar. Diğerlerini de yine en kısa sürede tamamlamış olacağız. Kamu binalarımızla alakalı bir hasar görünmüyor. Bu sevindirici bir şey. Aslında depremle alakalı bizi en çok teselli bulduran konu bir can kaybı olmaması."

İliç'te bir işçinin daha naaşına ulaşıldı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Erzincan'ın İliç ilçesinde maden sahasında meydana gelen heyelanda toprak altında kalan 9 işçiden birinin daha naaşına ulaşıldığını bildirdi

19.04.2024 12:15:00 / Güncelleme: 19.04.2024 12:19:14
AA
İliç'te bir işçinin daha naaşına ulaşıldı
İliç'te bir işçinin daha naaşına ulaşıldı

Bayraktar, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, maden sahasındaki arama çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.

Kazanın gerçekleştiği 13 Şubat'tan bu yana arama çalışmalarının aralıksız devam ettiğini anımsatan Bayraktar, "Erzincan İliç'te maden sahasında meydana gelen heyelanda ilk günden bu yana aralıksız olarak devam eden arama çalışmaları neticesinde bu sabah bir işçi kardeşimize daha ulaştık. Kardeşimize Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Tüm canlarımıza ulaşana kadar yoğun çalışmalarımıza devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Bayraktar, 5 Nisan'da da İliç'te maden ocağında toprak altında kalan bir işçinin naaşına ulaşıldığını bildirmişti.

Cenaze Adnan Keklik'e ait

Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, AA muhabirine, Sabırlı Deresi bölgesinde ulaşılan cenazenin Adnan Keklik'e ait olduğunu belirterek, aileye başsağlığı diledi.

Aydoğdu, bölgedeki çalışmaların aralıksız sürdüğünü ifade etti.

Erzincan'ın İliç ilçesindeki altın madeni sahasında 13 Şubat'ta meydana gelen toprak kaymasında 9 kişi kaybolmuş ve 5 Nisan'da işçilerden Uğur Yıldız'ın cenazesine ulaşılmıştı. 

Mersin'de şafak operasyonu: 78 gözaltı

Mersin'de haklarında çeşitli suçlardan yakalama kararı bulunan şahıslara yönelik sabah saatlerinde gerçekleştirilen şafak operasyonunda 78 kişi gözaltına alındı
19.04.2024 11:20:00
İhlas Haber Ajansı
Mersin'de şafak operasyonu: 78 gözaltı
Mersin'de şafak operasyonu: 78 gözaltı
Mersin'de haklarında çeşitli suçlardan yakalama kararı bulunan şahıslara yönelik sabah saatlerinde gerçekleştirilen şafak operasyonunda 78 kişi gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, dolandırıcılık, yaralama, hakaret, hırsızlık ve tehdit gibi suçlardan haklarında yakalama kararı bulunan şahısların yakalanmasına yönelik Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği koordinesinde operasyon düzenlendi. İl genelinde 30 adrese düzenlenen şafak operasyonunda 78 kişi yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şahıslarla ilgili işlemlerin sürdüğü bildirildi.

Türkiye nüfusunun yüzde 26'sı çocuk

Türkiye'nin, geçen yıl sonu itibarıyla 22 milyon 206 bin 34 olarak belirlenen çocuk nüfusu, ülke nüfusunun yüzde 26'sını oluşturdu
 

 
19.04.2024 10:34:00 / Güncelleme: 19.04.2024 10:43:28
AA
Türkiye nüfusunun yüzde 26'sı çocuk
Türkiye nüfusunun yüzde 26'sı çocuk

Türkiye İstatistik Kurumu, 2023 yılına ilişkin çocuk istatistiklerini açıkladı.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre, 2023 yıl sonu itibarıyla Türkiye nüfusu 85 milyon 372 bin 377 kişi iken bunun 22 milyon 206 bin 34'ü çocuk olarak kayıtlara geçti.

Çocuk nüfusun yüzde 51,3'ünü erkek, yüzde 48,7'sini kız çocuklar oluşturdu.

Birleşmiş Milletler tanımına göre, 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun yüzde 48,5'ini oluştururken bu oran 1990'da yüzde 41,8 ve 2023'te yüzde 26 oldu.

Nüfus projeksiyonlarına göre, çocuk nüfus oranının 2030'da yüzde 25,6, 2040'ta yüzde 23,3, 2060'ta yüzde 20,4, 2080'de yüzde 19 olacağı öngörüldü.

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2023'te çocuk nüfus oranının AB ortalaması yüzde 18 oldu.

AB üye ülkeleri içinde en fazla çocuk nüfus oranına sahip ülkeler sırasıyla yüzde 23,4 ile İrlanda, yüzde 21,1 ile Fransa ve yüzde 20,9 ile İsveç olarak kaydedildi.

Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla yüzde 15,1 ile Malta, yüzde 15,4 ile İtalya, yüzde 15,9 ile Portekiz olarak belirlendi.

Türkiye'nin çocuk nüfus oranının AB'ye üye ülkelerden daha yüksek olduğu görüldü.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2024

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.