BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs sorununun çözümü amacıyla 11 Kasım 2002'de taraflara sunduğu plandan Rumların ve Yunanistan'ın önceden haberdar olduğunu ve planın Rumlarla beraber hazırlandığını söylediğimizde, "Türkiye'nin aydınları" olduklarını iddia eden bir takım insanlar ve medya tarafından, her zaman olduğu gibi yine "komplocu AB karşıtları" ve "şahinler" olarak yaftalanmıştık. "Şahinler" yaftası, ABD'den esinlenilerek uydurulmuş yeni bir sıfat.
Tabi bu durumda, söylediğimiz gerçekler de, Kıbrıs'ta çözüme köstek olan birer komplo muamelesi gördüğü için, pek bir kıymeti harbiyesi kalmıyor. Tabi bu sözde Türk aydınları ve onların medyası için geçerliydi. Çünkü gerçekler, kişilerin iddialarına ve isteklerine göre oluşmuyor...
Rumlar: Plandan
önceden haberdar olduk
Bizim medya ve sözde aydınları kendilerini yeni bir masala inandıradursunlar, Rum tarafı, daha fazla dayanamadı ve itiraf etti.
Rum Kesimi'nde yayımlanan Politis gazetesinin, ''AB'nin ifşa edici belgesi'' başlığıyla verdiği haberde, belgede 11-14 Ekim 2002'de AB yetkililerinin Kıbrıs'a yaptığı ziyaretin sonuçları değerlendirildi. Bu belgede, diğer konuların yanında AB'nin Annan planının detayları, Kopenhag öncesi anlaşma, çifte referandum ve takvim süreleri, hakkında bile tam bilgi sahibi olduğu görülüyor. Belge AB'nin Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi Günter Verheugen ve Lefkoşa'daki AB Büyükelisi Van Der Meer'e de iletildi.
Gazete, ''AB'nin bu plandan önceden haberi olduğuna göre Yunanistan ve bunun devamı olarak Rum Yönetimi'nin haberleri olması gerektiğine'' özellikle işaret ediyor.
Acaba bu haberden sonra bizim medya ve aydınlar (!) bu işe ne diyecek. Rum tarafı da, komploculuk ve şahinlik yapıyor olmasın!
Türkiye'de aydın ihaneti
Türkiye'de aydın ihaneti çok zaman tartışılmış, hatta tezlere bile konu olmuştur. Osmanlı'nın son yüzyıllarından Cumhuriyet'in ilk yıllarına, 2. Dünya Savaşı'ndan günümüze değin Türkiye'de aydınların ihaneti ciddi bir gündem olmuştur. Bu gündem kimi zaman açıktan kimi zaman gizliden tartışılmış, ama aydın ihaneti hiçbir zaman eksik olmamıştır.
Birand'ın misyonu
Mâlum Türkiye'nin ve dünyanın önemli gündemlerinden birisi Kıbrıs. Türkiye'de Kıbrıs tartışmaları ile ilgili olarak Mehmet Ali Birand ve televizyonunun önemli bir misyonu olduğu kanaatindeyim. Çünkü Birand, Kıbrıs ile ilgili Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, KKTC ve Türkiye'nin değişik üniversitelerinde yaptığı programlarda önemli bir misyonu yerine getiriyor. Birand'ın programlarında göze çarpan en önemli özellik, Kıbrıs'ta çözüm adı altında Rum tarafının tezine daha yakın, Denktaş ve Türk Dış politikasının tezine uzak duran yaklaşımı. Özellikle son Annan- Rum planından sonra, Birand'da ayrı bir tedirginlik sezilmekte, bir an evvel bu planı Türk tarafına kabul ettirmek için, kamuoyunu etkilemek adına elinden geleni ardına koymuyor. Düzenlediği bu toplantılarda Birand, kazara konuklar arasına karışmış, bazı sağduyulu ve Türk devletinin görüşünü savunan konuklar konuşunca onları susturmakta bir an olsun gecikmiyor. Birand'ın programlarında bu tür susturmalar ve aksi görüşleri alkışlattırmalar Kıbrıs konusu sözkonusu olunca dozajını gittikçe artırdı. Özellikle son programlarından biri, hani şu Kenan Evren'in, her kesimden tepki alan o talihsiz konuşmayı yaptığı program tam bir misyon programıydı. Ama bu misyonun kimin misyonu olduğunu iyi tahlil etmek gerekiyor. O programda bulunan sözde Türk Aydınlarının içine düştükleri gaflet ve dalaletin, ihanet noktasıyla arasındaki ince çizgide yaptığı dans, ve gidip-gelmeler gözden kaçırılmamalı...
Barlas'tan Birand'a
sevgilerle...
Bu perspektiften bakıldığı takdirde, başka bir aydının, Mehmet Barlas'ın Birand'a hasrettiği övgü dolu yazıyı daha iyi yorumlayabiliriz. Barlas Birand'ı öve öve bitiremediği yazısında Birand'ın Kıbrıs konusunda ifa ettiği tarihi göreve atıfta bulunuyor:
"Birand, gazete ve televizyon haberciliğinin, evrensel düzeydeki seçkin örneklerinden biri olmak sıfatını, sürekli çalışarak hak etmiştir.
Sadece şu son günlerde, 'Kıbrıs Sorunu' konusunda Atina'dan, Kıbrıs'tan yaptığı ve kitlelerin düşüncelerini öğrenme imkanını bize sağlayan 'Manşet' programları bile, Mehmet Ali Birand'a, bir gazeteci ve bir izleyici olarak şükran duymamıza yeter..
Bu programlar sayesinde, Kıbrıslı Rumlar'ın da, Kıbrıslı Türkler'in de 'Resmi görüş' dışında tutumlara sahip olduklarını anladık..
Çözümsüzlüğün ve krizin rantını 'Resmi Politika' içeriğinde paylaşanlara karşı, kitleler öfkeli..
Yine Birand'ın, eski Devlet Başkanı Kenan Evren'i konuşturması, 'Harita değiştirilmez' sloganının, ne kadar içi boş bir tekerleme olduğunu açığa çıkardı..
Birand'ın son olarak KKTC'den yaptığı yayında, Kıbrıslı Türkler'in 'kalıcı ve uzlaşmacı bir barış'a karşı olmadıklarını öğrendik..
Kıbrıslı Türkler'in ve Kıbrıslı Rumlar'ın, 'Birlikte' Avrupa Birliği'ne girmelerini isteyenlerin sesi de, Birand'ın 'Manşet'i sayesinde duyuldu..."
Meğer Birand nelerin duyulmasına vesile oluyormuş da haberimiz yokmuş... Birand'ı bugüne kadar anlayamamışız vesselam. Ama Türk halkının Birand'ı ve misyonunu çok iyi anladığına şüphem yok, Türk halkı bu oyunlara ve aldatmacalara gelmeyecek kadar firasetli... Umarız yeni iktidar da bu oyuna gelmez...
Tabi bu durumda, söylediğimiz gerçekler de, Kıbrıs'ta çözüme köstek olan birer komplo muamelesi gördüğü için, pek bir kıymeti harbiyesi kalmıyor. Tabi bu sözde Türk aydınları ve onların medyası için geçerliydi. Çünkü gerçekler, kişilerin iddialarına ve isteklerine göre oluşmuyor...
Rumlar: Plandan
önceden haberdar olduk
Bizim medya ve sözde aydınları kendilerini yeni bir masala inandıradursunlar, Rum tarafı, daha fazla dayanamadı ve itiraf etti.
Rum Kesimi'nde yayımlanan Politis gazetesinin, ''AB'nin ifşa edici belgesi'' başlığıyla verdiği haberde, belgede 11-14 Ekim 2002'de AB yetkililerinin Kıbrıs'a yaptığı ziyaretin sonuçları değerlendirildi. Bu belgede, diğer konuların yanında AB'nin Annan planının detayları, Kopenhag öncesi anlaşma, çifte referandum ve takvim süreleri, hakkında bile tam bilgi sahibi olduğu görülüyor. Belge AB'nin Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi Günter Verheugen ve Lefkoşa'daki AB Büyükelisi Van Der Meer'e de iletildi.
Gazete, ''AB'nin bu plandan önceden haberi olduğuna göre Yunanistan ve bunun devamı olarak Rum Yönetimi'nin haberleri olması gerektiğine'' özellikle işaret ediyor.
Acaba bu haberden sonra bizim medya ve aydınlar (!) bu işe ne diyecek. Rum tarafı da, komploculuk ve şahinlik yapıyor olmasın!
Türkiye'de aydın ihaneti
Türkiye'de aydın ihaneti çok zaman tartışılmış, hatta tezlere bile konu olmuştur. Osmanlı'nın son yüzyıllarından Cumhuriyet'in ilk yıllarına, 2. Dünya Savaşı'ndan günümüze değin Türkiye'de aydınların ihaneti ciddi bir gündem olmuştur. Bu gündem kimi zaman açıktan kimi zaman gizliden tartışılmış, ama aydın ihaneti hiçbir zaman eksik olmamıştır.
Birand'ın misyonu
Mâlum Türkiye'nin ve dünyanın önemli gündemlerinden birisi Kıbrıs. Türkiye'de Kıbrıs tartışmaları ile ilgili olarak Mehmet Ali Birand ve televizyonunun önemli bir misyonu olduğu kanaatindeyim. Çünkü Birand, Kıbrıs ile ilgili Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, KKTC ve Türkiye'nin değişik üniversitelerinde yaptığı programlarda önemli bir misyonu yerine getiriyor. Birand'ın programlarında göze çarpan en önemli özellik, Kıbrıs'ta çözüm adı altında Rum tarafının tezine daha yakın, Denktaş ve Türk Dış politikasının tezine uzak duran yaklaşımı. Özellikle son Annan- Rum planından sonra, Birand'da ayrı bir tedirginlik sezilmekte, bir an evvel bu planı Türk tarafına kabul ettirmek için, kamuoyunu etkilemek adına elinden geleni ardına koymuyor. Düzenlediği bu toplantılarda Birand, kazara konuklar arasına karışmış, bazı sağduyulu ve Türk devletinin görüşünü savunan konuklar konuşunca onları susturmakta bir an olsun gecikmiyor. Birand'ın programlarında bu tür susturmalar ve aksi görüşleri alkışlattırmalar Kıbrıs konusu sözkonusu olunca dozajını gittikçe artırdı. Özellikle son programlarından biri, hani şu Kenan Evren'in, her kesimden tepki alan o talihsiz konuşmayı yaptığı program tam bir misyon programıydı. Ama bu misyonun kimin misyonu olduğunu iyi tahlil etmek gerekiyor. O programda bulunan sözde Türk Aydınlarının içine düştükleri gaflet ve dalaletin, ihanet noktasıyla arasındaki ince çizgide yaptığı dans, ve gidip-gelmeler gözden kaçırılmamalı...
Barlas'tan Birand'a
sevgilerle...
Bu perspektiften bakıldığı takdirde, başka bir aydının, Mehmet Barlas'ın Birand'a hasrettiği övgü dolu yazıyı daha iyi yorumlayabiliriz. Barlas Birand'ı öve öve bitiremediği yazısında Birand'ın Kıbrıs konusunda ifa ettiği tarihi göreve atıfta bulunuyor:
"Birand, gazete ve televizyon haberciliğinin, evrensel düzeydeki seçkin örneklerinden biri olmak sıfatını, sürekli çalışarak hak etmiştir.
Sadece şu son günlerde, 'Kıbrıs Sorunu' konusunda Atina'dan, Kıbrıs'tan yaptığı ve kitlelerin düşüncelerini öğrenme imkanını bize sağlayan 'Manşet' programları bile, Mehmet Ali Birand'a, bir gazeteci ve bir izleyici olarak şükran duymamıza yeter..
Bu programlar sayesinde, Kıbrıslı Rumlar'ın da, Kıbrıslı Türkler'in de 'Resmi görüş' dışında tutumlara sahip olduklarını anladık..
Çözümsüzlüğün ve krizin rantını 'Resmi Politika' içeriğinde paylaşanlara karşı, kitleler öfkeli..
Yine Birand'ın, eski Devlet Başkanı Kenan Evren'i konuşturması, 'Harita değiştirilmez' sloganının, ne kadar içi boş bir tekerleme olduğunu açığa çıkardı..
Birand'ın son olarak KKTC'den yaptığı yayında, Kıbrıslı Türkler'in 'kalıcı ve uzlaşmacı bir barış'a karşı olmadıklarını öğrendik..
Kıbrıslı Türkler'in ve Kıbrıslı Rumlar'ın, 'Birlikte' Avrupa Birliği'ne girmelerini isteyenlerin sesi de, Birand'ın 'Manşet'i sayesinde duyuldu..."
Meğer Birand nelerin duyulmasına vesile oluyormuş da haberimiz yokmuş... Birand'ı bugüne kadar anlayamamışız vesselam. Ama Türk halkının Birand'ı ve misyonunu çok iyi anladığına şüphem yok, Türk halkı bu oyunlara ve aldatmacalara gelmeyecek kadar firasetli... Umarız yeni iktidar da bu oyuna gelmez...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012





























































































