logo
08 HAZİRAN 2026

'Üç asırlık hegemonyaya son verdi'

İcmal Gençlik Derneği'nin geleneksel yaz kampında söz alan BTP Genel Başkan Yardımcısı Ekonomist Selim Kotil, bütün dünyayı üç asırdır hegemonyasına alan kapitalizmi tarihe gömen Prof. Dr. Haydar Baş'ın dışında hiç kimsenin bununla başa çıkamayacağını belirtti

16.08.2017 00:00:00
İcmal Gençlik Derneği tarafından Afyon'da düzenlenen geleneksel yaz kampındaki oturumda, "İçimizden bir insan çıktı. Bütün dünyayı üç asırdır hegemonyasına alan kapitalizmi tarihe gömdü. Bununla Prof. Dr. Haydar Baş dışında hiç kimse başa çıkamaz" diyen BTP Genel Başkan Yardımcısı Ekonomist Selim Kotil'in çarpıcı konuşmasını siz Yeni Mesaj okurlarının dikkatine sunuyoruz:
"Konuşmama yıllar önce bir üniversite öğrencisi iken Prof. Dr. Haydar Baş hocamla tanıştığımız dönemde, bir olayla başlayayım. O zamanlar Boğaziçi Üniversitesinde Japonya'dan iktisat sahasında iktisat gurupları geliyor. Japon ekonomisi dünyanın en iyi ekonomisi, en hızlı büyüyen ekonomisi, bizler de iktisat programlarına katılıyoruz anlatıyorlar, ilgimizi çekiyor. Japonya dünya için bir örnek.
Bir gün muhterem hocama bu olayı anlattım. İşte Japon iktisatçılar geldi kendi ekonomilerinin ne kadar hızlı büyüdüğünü ne kadar başarılı olduğunu anlatıyorlar. 90'lı yılların başı o zaman dedi ki; "Yanlış yapıyorlar. 2000'li yıllar dünyanın eksi enflasyonla ve deflasyonla tanıştığı yıllar olacak. Bu kafayla giderse Japonya dünyada ilk defa deflasyona giren ülke olacak" dedi.
O zaman bunu demek AB'nin dağılacağını söylemek gibi bir şey. Fazla değil 2 sene sonra dünyada ilk defa bir ülke, Japonya deflasyona girdi.
İkinci bir olay anlatayım. Hani hep Türk siyaseti olarak biz Batı'dan, ABD'den fikir dileniriz ya, hele hele iktisat sahasında, birisinin İngilizce bilmesi yeterlidir. İngilizce biliyorsa tamam. Bir zamanlar Derviş'i yaşadık. Acayip İngilizce konuşuyordu.
IMF politikaları Türkiye'ye hep Batı'dan, ABD'den geldi yıllardır. Atatürk'ten sonra hep fikir dileniyoruz. Hatırlayalım 2008 krizi ABD'de Lehman Brothers çöktü. Amerika finans piyasaları tepe taklak, o zaman Amerika'da seçimler var. Obama Amerikan başkanı olmaya aday. O günün şartlarında, Milli Ekonomi Modeli diyor ki; 500 TL vatandaşlık maaşı, 250 TL gençlik maaşı, Bush o zaman Amerika'nın başında. Apar topar senatodan karar geçiriyor. Amerika'daki krizi engellemek için 500 dolar vatandaşlık maaşı, 250 dolar gençlik maaşı, bir de 100 bin TL'ye tekabül eden 85 bin doların altından vergi alınmayacak. Birebir kopya!
Ben bunu evde gece yarısı saat 01.00'de, Reuters haber ajansını okurken öğrendim. Obama seçim konuşması yapıyor diyor ki; "Sayın Bush bu görüş sana ait değil sen bu görüşü kopya çektin." Yani aşırdın yepyeni bir modelden, "National Ekonomi Model" diye yeni bir modelden sen bunu aşırdın diyor.
İnanın arkadaşlar gece yarısı bunu okudum ya, dedim ki; "Rabbim bundan sonra ölsem de gam yemem. Yıllarca bizim siyasilerin fikir dilendiği Batı dünyasına, ABD''ye, hocam Prof. Dr. Haydar Baş elini öptürüyor. Bu bize yeter."
'Kapitalizmi Haydar Hoca darmadağın ediyor'
Kitap basıldı, baskıya İstanbul'a gönderildi, tam baskıya girecek, aradı bizi dedi ki; "Kitapta bir bölüm var. Türk parası dünya parası olacak. Onu oradan çıkartıyorsun yırtıyorsun ve atıyorsun." Kitap baskıya girdi. Türkiye'ye bankacılık sistemini getiren bir profesöre ben gittim. Kitabı takdim ettim. O ara kalp krizi geçirdi profesör. Bir ay sonra ziyarete gittim, "hocam" dedim "kitabı okudunuz mu?" "Okudum" dedi. "Ne düşünüyorsunuz dedim?" "Haydar hocanın dünyada ikna edemeyeceği hiç kimse olamaz" dedi. "Kongremiz olacak, ilk kongre" dedim, "gelip konuşur musunuz?" "Gelmem" dedi. "Neden?" diye sordum. "Üç asırdır dünyada hâkim olan kapitalist sistemi Haydar Hoca darmadağın ediyor" dedi. "Ben nasıl geleyim oraya!" "Peki, konuşuyoruz bir şey soracağım" dedi. "Türk parasını nasıl dünya parası yapacaksınız?" dedi. "Orayı Haydar hocam çıkarttı. Onu nasıl yapacağını Allah sana ömür verirse yaptığında göreceksin" dedim.
Şimdi sevgili dostlar içimizden bir insan çıktı. Bütün dünyayı üç asırdır hegemonyasına alan bir görüş var. Bununla Prof. Dr. Haydar Baş hocam dışında hiç kimse başa çıkamaz.
O yüzden Huntington, Fukuyama elini cebine koyarak, bu sistem insanlık gelişiminin geldiği son noktadır dediler. Bundan sonra kimse bizimle başa çıkamaz dediler ama bir Müslüman Türk geldi, onları hak ile yeksan etti. Bir tek insan! Türkiye gırtlağına kadar borç içerisinde. Katardan para dileniyoruz, Avrupa'dan para dileniyoruz, Avrupa bize kapılarını kapattı. Ömrümüz dilencilikle geçiyor. Adamlar bize bütün isteklerini para üzerinden yaptırıyorlar. 'Borç alan emir alır' haline geldik, Köleleri olduk.
'Dünyada 800 milyon insan aç'
800 milyar Dolar'ı aşan bir borcumuz sırtımızda. Ne sağa dönebiliyoruz ne de sola. Eğer Türk milleti olarak buradan, bu çıkmazdan çıkmak istiyorsak ki bu borç ülkemizin ulusal bütünlüğünü yıkar hale geldi. Millet olarak şu kararı vereceğiz: Eğer biz buradan çıkmak istiyorsak, önümüzde ikinci bir insan yok. Yatıp kalkıp Allah'a dua delim ki Atatürk'ten sonra Allah bize Prof. Dr. Haydar Baş'ı gönderdi.
Bakın Resûlullah efendimizin kıyametle ilgili bir hadisi var, Mehdi (a.s.)'ı müjdeliyor:
"İnsanlar kargaşa içinde olduğunda, depremler arttığında, yeryüzü adaletsizlikle, zulümle dolduğunda O gelir. Yeryüzü hak ve adaletle dolar, yer gök ehli ondan razı olur. Malı hak üzere, doğru şekilde dağıtır. Ya Resûlullah malın doğru şekilde dağıtılması nedir? Dikkat edin, malın herkese eşit olarak dağıtılmasıdır" diyor Allah Resulü. Şimdi haberiniz var mı? Şu anda dünyada 800 milyon insan aç, bakın 10 tane Türkiye nüfusu insan aç. Sevgili dostlar her gün 16 bin 500 çocuk dünyada açlıktan ölüyor. Dünyada şu anda müthiş bir açlık var.
Peki, dünyanın kaynaklarında mı bir problem var? Hayır. Ama Allah'a şirk koşan, iftira atanlar bu konuda da O'na iftira attılar. Papaz bir adam çıktı kaynaklar sınırlı, bu yetmez hepimize aç kalırız dedi. Kendi bereketsizliklerini, tamahlarını-açgözlülüklerini, hırslarını (hâşâ) Allah'a havale ettiler. İşte Prof. Dr. Haydar Baş geldi ne söyledi? İktisat okuyan gençlerimiz bilir. Derste ilk anlatılan şudur. İktisat sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçların karşılanmasıdır. Bu iktisadın üç asırdır dünyada hakim olan iktisadın temelidir. Bu Batılı, bu putu insanlığın sırtındaki bu kamburu Prof. Dr. Haydar Baş yıktı attı. Hem de bir cümle ile ne dedi; yanılıyorsunuz, "kaynaklar sınırsızdır." Değil bu kaynakları yemekle, saymakla bitiremezsiniz. Bu Allah'ın ayetidir.
Cenab-ı Allah diyor ki; ey kullarım benim nimetlerimi saymakla bitiremezsiniz. Ama maalesef öyle bir düzen dünyada kuruldu ki, şu anda 800 milyon insan aç, ekmek bulup yiyemiyor. Bakın 'Gini katsayısı' diye bir kat sayı var. Gelir dağılımındaki eşitsizliği-dengesizliği gösterir. Türkiye kaçıncı sırada biliyor musunuz, en dipte! Şili, üstünde Meksika, ondan sonra Türkiye geliyor. Arkasından ABD geliyor. Biz birbirimizden ayrılmıyoruz. Ama nerede bu birincilik, bu sıralamayı nerede elde ettik; gelir dağılımında adaletsizlikte. Oysa Cenab-ı Hak ne diyor? Yeryüzünde iki şey idareciden isteniyor. Mehdi (a.s.) anlatılırken iki şey; adalet ile hüküm edecek, malı adil olarak herkese eşit dağıtacak.
Tüm faiz gelirleri üç beş aileye
Bugün Türkiye'de bunun tam tersi ile karşı karşıyayız. Gelelim dünyaya, dünyanın bir yıllık toplam üretimi 78 trilyon Dolar. Dünyada insanlar bir yılda 78 trilyon dolar üretim yapıyor. Dünyada devletlerin faiz borcu 152 trilyon dolar. Bireylerin borcu da 150 trilyon dolar. Şimdi toplayalım; dünya 78 trilyon üretim yapıyor yaklaşık 300 trilyon Dolar borcu var. 300 trilyonla elde edilen faiz geliri dünyada toplam üretimin yüzde doksanını alıyor. Yüzde doksanını üç-beş aileye Lehman Brothers, Rothschild, Rockefeller, İsrail Mosses'ler işte dünyanın kazancı bunlara gidiyor. Geri kalan çok az gelir 8 milyar insana kalıyor. Ve sonuç açlık, sonuç iflas, sonuç gelir dağılımında adaletsizlik.
Para basma yetkisini Atatürk geri aldı
Bu noktaya bunlar son üç asırda geldiler. Daha önce madeni para vardı. Metelik vardı o zamanlar, "meteliğe kurşun atmak." "Metelik etmez." Osmanlı'nın en küçük para birimi, bir de pul vardı. "Param pul oldu." Bunlar hep madeni para dönemi. Sonra kâğıt para dönemi geldi. İlk defa 14. asırda Floransa, İtalya, Fransa bu taraflarda sarraflara borç veriyorsunuz, adam sana bir kâğıt veriyor 'bank not.' O banknotlar ileride işte para haline dönüşüyor.
İlk defa kâğıt paraya giriş Napolyon'un "para para" dediği savaşta oluyor. Arkadaşlar Napolyon bunu boşuna demiyor. İngiltere Fransa tutuşuyor, Natürlu'da Rothschild ailesi hem Napolyon'a para veriyor, hem İngiltere'ye para veriyor. Kim kazanırsa. İngilizler kazanıyor, İngiltere merkez bankasını kurma yetkisini alıyorlar İngiliz kralından. Bank of England. Sonra Banque de France, Fransa merkez bankası. Ondan sonra Amerikan Federal Rezerv onu da alıyorlar. Bu arada hani cennet mekan diye anlatılır ya, ll. Abdülhamit. 1863 ll. Abdülhamit dönemi Rothschild ailesi Osmanlı'ya geliyor. Diyorlar ki Osmanlı'ya; senin kayme diye kâğıt bir paran var, bunu biz basalım, bize yetki ver. Ve Osmanlı'da bir banka kuruyorlar. Bank-ı Şahane-i Osmaniye, isim çok güzel. Bank-ı Şahane-i Osmaniye, Osmanlı Bankası. Peki, sahibi kim? Rothschild. Neyi basıyor? Osmanlı'nın parasını. Kim veriyor ona bu yetkiyi? ll. Abdülhamit. Peki, Rothschild'lerden bu yetkiyi geri kim alıyor? 1925'te Cumhuriyet'i kurar kurmaz Mustafa Kemal Atatürk alıyor.
Şimdi milletin alın terini Yahudi'ye teslim eden Abdülhamit cennetlik, bu hakkı Yahudi'den alan, bize veren Mustafa Kemal dinsiz! Hadi oradan diyor Prof. Dr. Haydar Baş. Ben de onların yerinde olsam Mustafa Kemal'i sevmem. Ben de onların yerinde olsam Haydar Hocayı karartmak isterim. Niye? Çünkü işin ucunda Alaaddin'in sihirli lambası var. Sonsuz bir servet var. Yolunacak (affedersiniz) kerizler var. Bütün insanlığı yoluyorlar. İnsanlığın kanını emiyorlar. Haydar Hoca bu sülüklerin elini kesti.
Bütün insanlık adına mücadele veriyoruz
Aslında biz bugün Anadolu coğrafyasında bütün insanlık adına bir mücadele veriyoruz. Haydar Hocanın verdiği mücadele sıradan bir mücadele değil. 4 milyar insan diyoruz, iyi dinleyin bugün dünyanın yarısı yönünü ve yüzünü ay çiçeği gibi güneşe, Haydar Hocaya çevirdi. Neden? Aç kaldığı için, köle olduğu için, artık borcunu ödeyemez hale geldiği için. Artık Türk milleti olarak sürünme dönemimiz bitmedi mi? Artık açlık dönemimiz bitmedi mi?
İmsak vakti güneş ışığının ilk semaya vurduğu andır. İmsak doğdu mu, güneşin doğuşunu hiç kimse durduramaz. Türk milletinin üzerine imsak vakti doğmuştur. Bundan sonra bizim kaderimizi hiç kimse durduramaz. Yeter ki, el ele verelim. Bir ve beraber olalım. Gelecek, Prof. Dr. Haydar Baş ile beraber, Mustafa Kemal Atatürk'ün bize emanet ettiği Cumhuriyet'indir.  Ve ilelebet payidar kalacaktır."
SELİM AYANOĞLU / AFYONKARAHİSAR

Yıkım sırasında 3 işçi duvarın altında kaldı

Küçükçekmece'de kentsel dönüşüm kapsamında boşaltılan bir binanın yıkımı sırasında göçük meydana geldi. 3 işçi yaralandı

08.06.2026 17:10:00
İhlas Haber Ajansı
Yıkım sırasında 3 işçi duvarın altında kaldı
Yıkım sırasında 3 işçi duvarın altında kaldı
Küçükçekmece'de kentsel dönüşüm kapsamında boşaltılan bir binanın yıkımı sırasında göçük meydana geldi. Çöken duvarın altında kalan 3 işçi, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kurtarılarak hastaneye kaldırıldı.

Olay, Küçükçekmece Fevzi Çakmak Mahallesi Şair Şinasi Sokak üzerinde meydana geldi. Kentsel dönüşüm projesi kapsamında daha önce boşatılan bir binada yıkım çalışması başlatıldı. Çalışmalar sırasında henüz bilinmeyen bir nedenle binanın duvarı büyük bir gürültüyle çöktü. Bu sırada yıkım işlemlerini gerçekleştiren 3 işçi, aniden yıkılan duvarın altında kaldı.

Vatandaşlar seferber oldu

Çökmeyi gören çevredeki vatandaşlar, durumu vakit kaybetmeden polis, itfaiye ve sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi.

İtfaiye zamanla yarıştı

Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, göçük altında kalan işçileri kurtarmak için adeta zamanla yarıştı. Ekiplerin çalışması sonucu duvar altından çıkarılan 3 işçi, hazır bekletilen sağlık ekiplerine teslim edildi. Olay yerinde ilk müdahaleleri yapılan yaralı işçiler, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. İşçilerin sağlık durumlarına ilişkin incelemeler sürerken, polis ekipleri muhtemel yeni bir çökme riskine karşı sokakta ve bina çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı.

Olayı anlatan Şükrü Boz, "Yıkıma alttan başlanınca bina zaten çürüktü çökmüş bunların üzerine. Çalışanların üzerine çökmüş. 3 kişilermiş durumlarının iyi olduğu söyleniyor" dedi.

Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, Türkiye'ye ziyarette bulunacak

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle bugün Türkiye'ye ziyaret gerçekleştireceğini bildirdi

08.06.2026 12:57:00
AA
Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, Türkiye'ye ziyarette bulunacak
Venezuela Geçici Devlet Başkanı Rodriguez, Türkiye'ye ziyarette bulunacak
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle bugün Türkiye'ye ziyaret gerçekleştireceğini bildirdi.

Duran, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, ziyaret kapsamındaki görüşmelerde, Türkiye ile Venezuela arasındaki çok boyutlu ilişkilerin gözden geçirileceğini, işbirliğinin daha da derinleştirilmesi için atılabilecek adımların değerlendirileceğini belirtti.

İletişim Başkanı Duran, görüşmelerde, güncel bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulacağını kaydetti.

Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin dava yarın görülecek

İstanbul'un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması yarın görülecek. 14 yaşındaki sanık ilk kez hakim karşısına çıkacak

08.06.2026 12:00:00
İhlas Haber Ajansı
Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin dava yarın görülecek
Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin dava yarın görülecek
Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine yarın başlanacak. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince görülecek olan duruşmaya hayatını kaybeden Çağlayan'ın müşteki ailesinin de katılması, 14 yaşındaki E.Ç.'nin ise ilk kez hakim karşısında savunma yapması bekleniyor. Öte yandan, duruşma, adliyenin içerisinde bulunan konferans salonunda yapılacak.

İddianameden

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, E.Ç. (14) 'şüpheli', Atlas Çağlayan 'maktul', aralarında Çağlayan'ın ikiz kardeşi Doruk'un da bulunduğu 4 çocuk 'mağdur', Çağlayan'ın anne ve babasının da bulunduğu 3 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer aldı.

Hazırlanan iddianamede, olay günü olan 14 Ocak günü saat 20.16 sıralarında bir kafede iki grup arasında tartışma çıktığı, bu sırada Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) E.Ç.'nin, Atlas Çağlayan'ı bıçakladığı, bu olay sonucunda ise Çağlayan'ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, olay kapsamında ise soruşturma başlatıldığı aktarıldı.

Ölü muayene raporunda, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu yer aldı. Raporda, E.Ç.'nin işlemiş olduğu 'kasten öldürme', '6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet' ve 'silahla tehdit' suçlarını işlediği, suçların fiili olarak hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu vurgulandı.

Öte yandan maktul Atlas Çağlayan'ın 15 Ocak 2026 tarihli ölü muayene raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre Çağlayan'ın göğüs ön ortada 3 buçuk santimlik kesi, göğüs solda 1 buçuk santimlik kesi olduğu, otopsi raporunda ise, vücutta 2 adet kesici delici alet yarasının tespit edildiği, göğsünün belli yerlerinde geniş kesici delici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Olay gününe ait görüntü inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanaklara göre, olay günü E.Ç. ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas'ın geldiği, E.Ç.'nin, kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının SSÇ ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.'nin cebinden bıçak çıkarttığı, elinde bulunan bıçağı Çağlayan'a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, SSÇ'nin maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.'nin ve maktul Atlas Çağlayan'ın 3 aylık arama ve aranma baz verilerinde, taraflar arasında herhangi bir baz kaydına rastlanmadığı da belirtildi. E.Ç.'nin telefonunda yapılan incelemeye göre, şüphelinin elinde silah olan birden fazla fotoğraf, tek başına silah fotoğrafları ve 1 adet çakı fotoğrafının bulunduğu da iddianamede değinildi.

21 yıl 7 aya kadar hapis cezası talebi

Hazırlanan iddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 'çocuğa karşı kasten öldürme', '6136 sayılı yasaya muhalefet etme' ve 'zincirleme şekilde silahla tehdit' suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Haydar Baş Vakfı’ndan İstanbul’da anlamlı Gadir-i Hum kutlaması

İslam alemi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Veda Haccı dönüşü Hz. Ali Efendimizin imametini, velayetini ve halifeliğini bizzat ilan ettiği mübarek Gadir-i Hum Bayramı’nı büyük bir coşkuyla idrak etti. Bu özel ve anlamlı gün vesilesiyle Haydar Baş Vakfı, İstanbul’da geniş katılımlı, hafızalarda iz bırakacak önemli bir programa imza attı

08.06.2026 11:52:00
Hasan Gündoğdu
Haydar Baş Vakfı’ndan İstanbul’da anlamlı Gadir-i Hum kutlaması
Haydar Baş Vakfı’ndan İstanbul’da anlamlı Gadir-i Hum kutlaması
İstanbul Fatih'teki Ali Emiri Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen anma programına, çok sayıda davetlinin yanı sıra ilim, siyaset ve düşünce dünyasından önemli isimler katıldı.






"Ehl-i Beyt Paydasında Buluşmak" ana fikriyle düzenlenen etkinlikte, İslam dünyasının birliği, beraberliği ve Ehl-i Beyt sevgisinin bu birliği sağlamadaki hayati rolü ele alındı.






"Bizim Safımız Ehl-i Beyt'in Yanıdır"

Yoğun bir katılımın gözlendiği programda kürsüye çıkan konuşmacılar, Ehl-i Beyt'i doğru anlamanın, onları sevmenin ve yollarından gitmenin her Müslüman için bir mükellefiyet olduğunu dile getirdi.






"Bizim safımız Ehl-i Beyt'in safıdır ve bu saf her daim ortak değerimiz olarak kalacaktır" mesajının öne çıktığı konuşmalarda, bu öğretinin evlatlarımıza ve gelecek nesillere eksiksiz bir şekilde aktarılmasının, toplumsal mayanın korunması adına en büyük görev olduğu vurgulandı.






Iraklı Alim Seyyid Celal Meaş'tan Prof. Dr. Haydar Baş'a Vefa

Programın en dikkat çeken ve duygu dolu anlarından biri, merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın yakın dostu olan Iraklı ünlü din alimi Seyyid Celal Meaş'ın hitabı sırasında yaşandı. Önceki yıllarda Prof. Dr. Haydar Baş'a, Hz. Hüseyin Efendimizin Kerbela'daki mukaddes kabrinin örtüsünü hediye ederek aralarındaki derin muhabbeti taçlandıran Seyyid Celal Meaş, İstanbul'daki bu özel buluşmada da yerini aldı.






Seyyid Celal Meaş, yaptığı konuşmada Ehl-i Beyt dünyasının birlik çağrılarına değinirken, ömrünü bu yola adayan Prof. Dr. Haydar Baş'ın İslam alemine yaptığı tarihi katkıları ve ortaya koyduğu Ehl-i Beyt külliyatının önemini yad etti. Salondaki katılımcılarla birlikte merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın ruhuna dualar okuyan Meaş'ın sözleri, salondan büyük alkış aldı.






Prof. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi: "Çözüm ve Birlik Ehl-i Beyt Paydasındadır"

Etkinlikte söz alan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi ise günün anlam ve önemine binaen kapsamlı bir konuşma gerçekleştirdi. İslam coğrafyasının içinde bulunduğu ayrışmalara ve sıkıntılara dikkat çeken Kepekçi, İslam aleminin Ehl-i Beyt paydasında bir ve beraber olmaktan başka bir seçeneğinin kalmadığını ifade etti.






Kepekçi; "Bizleri bir araya getirecek, kardeşliğimizi yeniden tahkim edecek yegane ortak payda Ehl-i Beyt'tir. Bu çatı altında birleştiğimizde aşamayacağımız hiçbir engel, bozamayacağımız hiçbir oyun yoktur" diyerek birlik ve beraberlik çağrısında bulundu. Kepekçi'nin konuşması salondaki coşkulu kitle tarafından uzun süre alkışlandı.

İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın 10'uncusuna İstanbul'da ev sahipliği yapacak. Toplantıda bölgesel gelişmelerden enerji güvenliğine, ulaştırma projelerinden ekonomik iş birliğine kadar birçok başlık ele alınacak

07.06.2026 23:23:00
Haber Merkezi
İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor
İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın 10'uncusuna 8 Haziran'da İstanbul'da ev sahipliği yapacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre toplantıya, Ceyhun Bayramov ile Maka Botchorishvili katılacak.

Toplantıda üç ülke arasındaki mevcut iş birliğinin değerlendirilmesi ve gelecek dönemde ortak çalışma alanlarının ele alınması planlanıyor. Görüşmelerde bölgesel gelişmeler, dış politika konuları, Güney Kafkasya'da iş birliği, ulaştırma ve bağlantısallık projeleri, bölgesel transit ağlarının güçlendirilmesi, enerji güvenliği, ticaret ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi gibi başlıklar masaya yatırılacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Hakan Fidan'ın toplantıda, jeopolitik belirsizliklerin, ekonomik kırılganlıkların ve güvenlik risklerinin arttığı mevcut uluslararası ortamda Güney Kafkasya'nın stratejik öneminin daha da yükseldiğine dikkat çekmesinin beklendiğini bildirdi.

Fidan'ın ayrıca Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının bölgesel istikrar ve refahın güçlendirilmesinde önemli bir rol oynadığını vurgulaması öngörülüyor. Türkiye'nin hem Azerbaycan hem de Gürcistan ile sürdürdüğü çok boyutlu ilişkilerin bölgesel istikrar ve ekonomik entegrasyona katkı sağladığının altını çizmesi bekleniyor.

Toplantıda ulaştırma ve bağlantısallık projelerinin de ön plana çıkması bekleniyor. Son yıllarda küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, enerji arz güvenliği tartışmaları ve değişen jeoekonomik dengeler doğrultusunda Orta Koridor'un Avrupa ile Asya arasındaki bağlantı açısından önem kazandığına dikkat çekilmesi planlanıyor.

Bu kapsamda, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı başta olmak üzere Orta Koridor üzerindeki ulaştırma projelerinin geliştirilmesi, lojistik ağların güçlendirilmesi ve taşımacılık kapasitesinin artırılması konularının ortak öncelikler arasında yer aldığı vurgulanacak.

Enerji alanında ise bugüne kadar hayata geçirilen stratejik projelerin yalnızca üç ülkenin değil, daha geniş bir coğrafyanın enerji güvenliğine katkı sunduğuna işaret edilmesi bekleniyor. Mevcut enerji projeleri ile sürdürülebilir bağlantısallık alanlarında iş birliğinin artırılması ve taraflar arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi de toplantının önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor.

Görüşmelerde ayrıca Güney Kafkasya'da kalıcı barış, istikrar ve normalleşmenin sağlanmasının bölgesel refah açısından taşıdığı stratejik önemin vurgulanması öngörülüyor.

Bakan Fidan'ın toplantıda, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Güney Kafkasya, Karadeniz ve çevre bölgeler üzerindeki etkilerine de değinmesi bekleniyor. Fidan'ın, çatışmanın adil ve kalıcı bir barışla sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerin desteklenmesi gerektiği mesajını vermesi planlanıyor.

Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde 53 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırılara ilişkin karar davasında; mahkeme 3 sanığı 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 3 bin 921 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Gerçekleştirilen terör saldırısında evladını ve kardeşini Hatice Kübra Erboz, suçluların cezalarının alması kendilerinin yüreklerine su serptiğini belirterek, "Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti" dedi

06.06.2026 11:28:00
İHA
Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet
Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirilen terör saldırılarında 53 vatandaş hayatını kaybederken birçok vatandaş yaralandı. Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilen bombalı saldırılara ilişkin, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı, Cengiz Sertel ve Mohammad Dib Korali cezaevlerinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Esasa ilişkin son savunmalarında sanıklar, saldırıyla bağlantılarının bulunmadığını ileri sürdü. Beyanların ardından hükmünü açıklayan mahkeme, sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel'i "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçundan bir kez, 5'i çocuk 52 kişinin öldürülmesi suçundan ise 52 kez olmak üzere toplam 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti.






Mahkeme ayrıca, sanıklara 28'i çocuk 130 kişiyi "öldürmeye teşebbüs" suçundan 2 bin 600 yıl, terör örgütü faaliyeti kapsamında "izinsiz patlayıcı bulundurmak" suçundan 13 yıl 4 ay, mağdurlara yönelik "duyu organları zarar görecek şekilde yaralama" suçundan 13 yıl 6 ay, bir kadının çocuk düşürmesine yol açacak şekilde yaralanması suçundan 20 yıl 3 ay, 3 kişiye yönelik "basit yaralama" suçundan 20 yıl 3 ay, 134 mağdura yönelik "mala zarar verme" suçundan bin 206 yıl, Reyhanlı'daki Emniyet Müdürlüğü, belediye, PTT ve notere verilen zarar dolayısıyla da "kamu malına zarar vermek" suçundan 48 yıl olmak üzere toplam 3 bin 921 yıl hapis cezası verildi. Heyet, sanık Mohammad Dib Korali ile firari sanıklar Omar Alkhatıp ve Mihraç Ural hakkındaki dosyaların ayrılmasına karar verirken, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetti.








Reyhanlı ilçesinde bombalı saldırıda hayatını kaybeden 2 yaşındaki Fatmanur Erboz ve teyzesi Nadire Kuvvet'in ailesi 13 yıldır buruk acıyla yaşıyor. Evladını ve kardeşini bombalı saldırıda kaybeden Hatice Kübra Erboz, suçluların cezalarının alması kendilerinin yüreklerine su serptiğini belirterek, "Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti" dedi.








"Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti"

Kızının ve kardeşinin katillerinin ceza alması yüreklerine su serptiğini belirten Hatice Kübra Erboz, "Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs patlamasında ablam Nadire Kuvvet ve kızım Fatma Nurel'i kaybettim. Suçluların ceza almasını duyduğumda çok sevindim. Sevinçten hatta ki ağladım, adalet yerini buldukça yüreğimize bir damla su serpiliyor. Tabii ki ölenler geri gelmiyor ama gene de bu sevinç bizi ağlatmaya, bizi sevindirmeye ve yüreğimi de su serpmeye yetiyor. Ülkemizde idam cezası olmadığı için bu ceza adaletimize göre yeterli oldu. Biz de kabul etmek zorundayız. Keşke onlar da bizim çocuklarımızın öldüğü gibi onlar da idam olsa onlar da ölse, onların öldüğünü görsek, acı çektiğini görsek ama maalesef adalet sistemiz de böyle bir şey olmadığı için; onların ömür boyu hapiste olması, demir parmaklıklar haricinde olması, hücrede olması bizi sevindirmeye yetti. Türk adaletine güveniyoruz. 13 yıl boyunca Ankara'ya gidip geldik. Mahkemeye takip ettim. Kendim katıldım. Mahkeme sürecini yakından takip ettim. Bu yüzden 53 defa müebbet almaları sevindirdi. Umarım ki en kısa zamanda dışarıda olan sanık Miraç Ural'da yakalanır ve gerekli cezayı alırlar. Bence aydınlatıldığını düşünüyorum. Çünkü MİT'imiz, askerimiz, polisimiz 13 yıldır didik didik aradılar. Suçluları ne yapmak istediklerini, çözdüklerini düşünüyorum. Türk adaletine güveniyoruz. Zaten bu bizi bir nebze rahatlatmıştı. Eninde sonunda adaletin yerini bulacağına inanıyordum, çok şükür yerini buldu ve çok sevinçliyiz. Ben ve bütün şehit aileleri devletimize teşekkür ederiz. Ülkemizi bölmek isteyenler şehrimizi karıştırmak isteyenlere fırsat vermedik. Hiçbir zaman vermeyiz. İnşallah ülkemizde bir daha böyle sorunlar yaşanmaz. Hiçbir anne evladıyla, hiçbir eş eşiyle, hiçbir çocuk anne babasıyla sınanmaz diyorum. Bu son olur. Ben ablam ve çocuğumu kaybettim. İki acı birden yaşadım. Rabb'im hiç kimseye böyle acı yaşatmasın" ifadelerini kullandı.






Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler


 
Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor.

06.06.2026 11:04:00
Haber Merkezi
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler
Türk Telekom'dan gelecek için çevreci teknolojiler

Türk Telekom, çevre dostu çözümler sunan yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle yenilenebilir kaynaklara yönelerek, yeşil dönüşümdeki çalışmalarını sürdürüyor. Ulaşımdan sağlığa, enerjiden güvenliğe kadar birçok alanda çevre dostu çözümler üreten şirket, "akıllı şehircilik uygulamaları", "akıllı aydınlatma projeleri" ve "akıllı kavşak" çözümleriyle farklı alanlarda sürdürülebilir ve çevreci projeler geliştiriyor.

Enerji verimliliği çözümleri, akıllı şehir uygulamaları ve yeni nesil yeşil şebeke teknolojileriyle iklim kriziyle mücadelede sektör liderliğini güçlendiren Türk Telekom, 4-7 Haziran'da yapılacak Sıfır Atık Festivali ile 5-7 Haziran'da düzenlenen Sıfır Atık Forumu'nun destekçileri arasında yer alarak, sıfır atık bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunuyor.

Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, teknolojiyi yalnızca dijital dönüşümün değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğin de en güçlü araçlarından biri olarak gördüklerini belirtti.

ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu

Avukat Kübra Pekel, ATM'de unutulan banka kartlarından yapılacak olan işlemlerden kart sahibinin sorumlu tutulacağını söyleyerek, "Kartın olmadığını fark ettiğimizde vakit kaybetmeden bankaya bildirmeliyiz" dedi

06.06.2026 11:00:00 / Güncelleme: 06.06.2026 11:04:51
İHA
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
Hukuki olarak kartın kaybolduğu fark edildiği anda bankaya bildirim yapılması gerektiğini söyleyen Kübra Pekel, "ATM'de kart unutmak hepimizin başına gelebilecek çok insani bir durum. Burada genel olarak hani en fazla kartım yutulur yenisini çıkartırım şeklinde düşünüyoruz çoğumuz fakat madalyonun arka tarafı bu kadar da masum değil. Şimdi hukuksal olarak çok net bir gerçekliğin altını çizmek durumundayım. ATM'de unuttuğunuz kartı bankaya anda bildirmezseniz o andan itibaren yapılan işlemlerin çoğunluğundan veyahut da kötü niyetli harcamaların çoğunluğundan siz sorumlu tutulursunuz. Peki hukuk bu konuda ne diyor' 5464 sayılı banka kartları ve kredi kartları kanunu şu şekilde söylüyor, kartın kaybolması veya çalınması halinde durumu derhal bankaya bildirme yükümlülüğümüz bulunmaktadır. Eğer bu bildirimi yapmazsanız kartı bulan kötü niyetli kişilerin yapmış olduğu harcamalardan ağır kusurunuz olduğu gerekçesiyle sorumlu tutulursunuz. Yargıtay'ın yerleşik kararları da bu yöndedir. Hukuken bildirimde bulunmadığımız her dakika sizin aleyhinize işlemektedir. Burada en önemli nokta bildirim süreniz. Sizin bu noktada yani yapılan harcamayı ilk fark ettiğiniz anda veyahut da kaybolduğunu fark ettiğiniz ilk anda anında bildirimde bulunmanız gerekiyor. Hukuk bunu 24 saat ile sınırlamış olabilir ama bu somut olaya göre değişmekte oluyor" dedi.



"Hızlı bildirim fazla kayıp olmasını engeller"

Pekel, hızlı yapılacak bildirimlerin daha fazla maddi kayıp olmasını engelleyeceğini söyleyerek, "Sizin bu durumu ilk fark ettiğiniz anda anında bankaya ihbarda bulunmanız gerekiyor. Vatandaşlarımızın ATM işlemleri sonrasında kartlarını mutlaka kontrol etmeleri, mobil bankacılık bildirimlerini açık tutmaları ve şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden bankaya başvurmaları gerekmektedir. Çünkü hızlı yapılan bildirim hem maddi kaybın büyümesine hem de daha sonrasında olması muhtemel bir hukuki süreçte hak kaybına uğramalarını engellemektedir. Cüzdanınızı kontrol ettiğinizde kartınızı göremediğiniz anda evde mi unuttum, arabada mı bıraktım şeklinde düşünmek yerine zaman kaybetmeden ilk iş olarak bankanızı arayın ve kartınızı bloke ettirin. Unutmayın hukuk haklarını arayanları korur, ihmal edenleri değil" ifadelerini kullandı.

24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 24 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 36 kişinin tutuklandığı belirtildi

06.06.2026 10:05:00
İhlas Haber Ajansı
24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı
24 ilde göçmen kaçakçılığı operasyonu: 36 kişi tutuklandı
Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde 24 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 36 kişinin tutuklandığı belirtildi.

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı göçmen kaçakçılarına yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Bu kapsamda 24 ilde düzenlenen operasyonlarda; yakalanan şüphelilerin 36'sının tutuklandığı, 12'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığı açıklandı.

118 adet araç ile 9 bot ve motor ele geçirildi

Ağrı, Antalya, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Mersin, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Mardin, Muğla, Sakarya, Tekirdağ, Şanlıurfa, Van ve Iğdır'da İnsansız Hava Araçları (JİHA) ile havadan, İl Jandarma Komutanlıkları; asayiş, otoyol ve komando timlerince karadan yapılan çalışmalar sonucu düzenlenen operasyonlarda, 118 adet araç ile 9 adet bot ve motorun da ele geçirildiği ifade edildi.

Erzurum'da hurdaya dönen araç 3 kişiye mezar oldu


 
Erzurum'un Karayazı ilçesinde hafif ticari aracın devrilmesi sonucu 3 kişi öldü, 4 kişi yaralandı.

06.06.2026 10:03:00
AA
Erzurum'da hurdaya dönen araç 3 kişiye mezar oldu
Erzurum'da hurdaya dönen araç 3 kişiye mezar oldu

Erzurum'un Karayazı ilçesinde hafif ticari aracın devrilmesi sonucu 3 kişi öldü, 4 kişi yaralandı.
E.İ'nin (58) kullandığı 34 NHZ 027 plakalı hafif ticari araç, Aşağı İncesu mevkisinde yoldan çıkarak araziye devrildi.

İhbar üzerine kaza yerine sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.
Araçtaki H.M. (67) ve N.İ. (52) ile 2 yaşındaki Y.A.M. hayatını kaybetti. Yaralanan sürücü ile D.Y. (31), L.M. (39) ve Z.P. (57) kentteki hastanelere kaldırıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.