logo
08 AĞUSTOS 2026

Ulu çınara kurt nasıl düştü?

26.03.2014 00:00:00
 
Yaşadığımız son asrın belki de en büyük hastalığı "günü kurtarmak" felsefesidir.  Genç-yaşlı hemen her kuşağın düşünce sitemine sirayet eden bu hastalık sayesinde;  insanlar günübirlik düşünmekte, çok büyük ideal ya da gelecek peşinde koşmak yerine, bulunduğu anı değerlendirmenin peşinde koşmaktadırlar. Maalesef anı ya da günü kurtarayım derken; yarınını kaybettiğinden habersiz! Bu düşünce asırlardır tarih sahnesinde  "ebet-müddet" düşüncesini dava haline dönüştüren Türk Milletinin can damarını da kesmiştir. Atamız Oğuz Kağan'a; "gök kubbe çadırım, güneş bayrağımdır" sözünü söyleten, günü değil yarını düşünen, yarını kuşatan, düşüncedir, inançtır. Bu düşünce sayesinde Türk Milleti asırlarca dünyaya adalet ve medeniyet dağıtmış ve bekasını sürdürmüştür. Türkler, asırlarca ulu bir çınar gibi gölgesinde insanlığı barındırmıştır.Ulu çınara kurt düşeli, düşünce sistemimize haçlı batınının hâkimiyeti girdi gireli, Türk Milletinin çoğu fertleri geleceğini ilgilendiren önemli meselelerle ilgilenmemektedir. Varsa yoksa "günü kurtarmak." Bu düşünce öyle bir hale dönüştü ki; toplumsal yaşam biçimine dönüştü.Bu fikir, Türk Milleti üzerinde hesabı olan güçler tarafından; milletimizin gönül ve düşünce sitemine bilerek ve sistemli bir şekilde yerleştirilmiştir. Ulu çınar ancak böyle yıkılırdı. "İçine kurt düşürmekle!" Bir örnek vermek gerekirse: Tarlasını senelerce ekemeyip, biçemediği ya da para ettiremediği bir sistemin sebebi olan bir partinin köy yoluna birkaç kamyon mucur dökmekle; bütün oyların renginin değiştiğine şahit oluyorsak, bunda kişilerin yarınını, günü kurtarmak fikrine değişmek gibi bir yanılgı içerisine düştüğüne şahit oluyoruz. Örnekleri çoğaltabiliriz. İşsizlik ve açlıkla hayatını devam ettiren birine birkaç öğününü kurtaracak kadar gıda yardımı yapınca, bir sene aç kaldığını, işsiz olduğunu bir anda unuttuğuna onu işsiz ve aç koyan partiye oy attığına şahit olursanız, ne demek istediğimizi anlamışsınızdır umarım. Bu ve benzeri olayların tahlilini yapmaya kalkışırsanız, karşınıza; insanımızın "günü kurtarmak" felsefesini hayat biçimine dönüştürmüş olduğunu göreceksinizdir. Günü kurtarmak felsefesinin hâkim kılındığı bir toplumda aslında düşünceler ve idealler esaret altına alınmış demektir. Çünkü günü kurtarmasının sebeplerini hazırlayanlar, onun yarınlarını da ipotek altına almanın hesabını yapmışlardır. Kurtuluş, günü değil yarını düşünmektedir.
 
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.