Yaşamak, hayatı sürdürmek ve sürdürebilmek. Yaşamak için neler yapmayız ki; çalışır didinir, uğraşır, eker biçeriz. Bir şeyler yiyebilmek, içebilmek, üstümüzü sırtımızı örtmek, başımızı bir yerlere sokabilmek için ne kadar yoruluruz.
Yaşamak hayattır, hayatın kendisidir. Hayatı sürdürebilmek için nasıl yaşama tutunuruz. Kimimiz nimetlere bata çıka yaşarız. Kimimiz nimetlerden öyle uzak nimetlere öyle hasret yaşar ki.
Yaşamakta iki yönlüdür. Birincisi yaratılış sebebimiz kulluk, ikincisi söylediğimiz dünyadaki uzun bir zaman dilimi zannettiğimiz birkaç gün.
Hem ahireti yaşamak vardır, hem de dünyayı. Kimisi ahireti unutur, kimisi dünyaya sımsıkı tutunur, herkes bir türlü yaşar, bin bir türlü yaşamı.
Yaşamak vardır, adam gibi kafa dik, yaşamak vardır ezilmiş ve boynu bükük. Yaşamak vardır verilene razı, hakkını sömürtmeden, yaşamak vardır salyaları akarak açgözlü herkesi sömürerek.
Bir de yaşatmak var; ben den, ene den geçip başkası için çalışmak uğraşmak, düşünmek proje üretmek, sömürülen kalabalıkların önüne çıkıp bu sokak çıkmaz sokaktır diyebilmek ve hakkın sesini yükseltebilmek.
Allah-ü Teâlâ'nın razı olduğu Kamil iman sahibi, İnsan-ı Kamiller vardır, yaşadıklarından dolayı insanları yaşatmaya çalışırlar, hem dünyada hem de ahirette.
Bir de yaşadığını zanneden ölüler vardır.
Yaşatmaya çalıştıklarını iddia ederler. Yaşamadıkları için, yaşatamazlar, Müminlerin ne dünyalarını ne de ahiretlerini. Allah-ü Teâlâ'ya cimri derler veya cimri diyenleri dinlerler. Sonrasında utanmadan Rabbimizin bütün kullara bahşettiği nimetleri kendilerine özelmiş kabul edip, has kılıp, Müminlerin hem dünyalarını hem de ahiretlerini sömürürler.
Ne dünyada yaşamayı bilirler, nede ahirette azaptan başkasını görürler. Yaşadıkları hayat dünya nimetleriyle dolu olsa bile sefilliktir ve böylelerinin yaşattığı dünya hayatı zilletle beraber boynu büküklüktür.
İnanmıyorsanız bir İslam Ümmetine bakın dünyayı ve ahireti, yaşamada ve yaşatmadaki zelil durumu görürsünüz bu kadar zenginliği Allah-ü Teâlâ'nın onlara bahşetmesine rağmen.
Yine bir Kurban Bayramı öncesinde nice yaşayanlar ve yaşatan var. Bayramı bayram gibi beraber kutlayanlar var. Ne mutlu yaşayan ve yaşatanla beraber olup yaşayanlara.
Yaşamak hayattır, hayatın kendisidir. Hayatı sürdürebilmek için nasıl yaşama tutunuruz. Kimimiz nimetlere bata çıka yaşarız. Kimimiz nimetlerden öyle uzak nimetlere öyle hasret yaşar ki.
Yaşamakta iki yönlüdür. Birincisi yaratılış sebebimiz kulluk, ikincisi söylediğimiz dünyadaki uzun bir zaman dilimi zannettiğimiz birkaç gün.
Hem ahireti yaşamak vardır, hem de dünyayı. Kimisi ahireti unutur, kimisi dünyaya sımsıkı tutunur, herkes bir türlü yaşar, bin bir türlü yaşamı.
Yaşamak vardır, adam gibi kafa dik, yaşamak vardır ezilmiş ve boynu bükük. Yaşamak vardır verilene razı, hakkını sömürtmeden, yaşamak vardır salyaları akarak açgözlü herkesi sömürerek.
Bir de yaşatmak var; ben den, ene den geçip başkası için çalışmak uğraşmak, düşünmek proje üretmek, sömürülen kalabalıkların önüne çıkıp bu sokak çıkmaz sokaktır diyebilmek ve hakkın sesini yükseltebilmek.
Allah-ü Teâlâ'nın razı olduğu Kamil iman sahibi, İnsan-ı Kamiller vardır, yaşadıklarından dolayı insanları yaşatmaya çalışırlar, hem dünyada hem de ahirette.
Bir de yaşadığını zanneden ölüler vardır.
Yaşatmaya çalıştıklarını iddia ederler. Yaşamadıkları için, yaşatamazlar, Müminlerin ne dünyalarını ne de ahiretlerini. Allah-ü Teâlâ'ya cimri derler veya cimri diyenleri dinlerler. Sonrasında utanmadan Rabbimizin bütün kullara bahşettiği nimetleri kendilerine özelmiş kabul edip, has kılıp, Müminlerin hem dünyalarını hem de ahiretlerini sömürürler.
Ne dünyada yaşamayı bilirler, nede ahirette azaptan başkasını görürler. Yaşadıkları hayat dünya nimetleriyle dolu olsa bile sefilliktir ve böylelerinin yaşattığı dünya hayatı zilletle beraber boynu büküklüktür.
İnanmıyorsanız bir İslam Ümmetine bakın dünyayı ve ahireti, yaşamada ve yaşatmadaki zelil durumu görürsünüz bu kadar zenginliği Allah-ü Teâlâ'nın onlara bahşetmesine rağmen.
Yine bir Kurban Bayramı öncesinde nice yaşayanlar ve yaşatan var. Bayramı bayram gibi beraber kutlayanlar var. Ne mutlu yaşayan ve yaşatanla beraber olup yaşayanlara.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ali Nezir / diğer yazıları
- Başımıza gelmeden! / 01.08.2025
- Maarif yüzyılı! / 13.01.2025
- Denizcilik İşletmeleri / 27.12.2024
- Savaşların kazananları! / 06.12.2024
- Ortadoğu’da gözü olanlar! / 25.10.2024
- Şam’ın ve Halep’in limanı Beyrut’tur! / 18.10.2024
- Kahire’deki Türk şehitliği! / 20.09.2024
- Kavimler göçü veya sığınmacılar! / 17.08.2024
- Avrupalıların keşif dediği ‘sömürü’! / 09.08.2024
- Top oynayan çocuklara atılan füze / 30.07.2024
- Maarif yüzyılı! / 13.01.2025
- Denizcilik İşletmeleri / 27.12.2024
- Savaşların kazananları! / 06.12.2024
- Ortadoğu’da gözü olanlar! / 25.10.2024
- Şam’ın ve Halep’in limanı Beyrut’tur! / 18.10.2024
- Kahire’deki Türk şehitliği! / 20.09.2024
- Kavimler göçü veya sığınmacılar! / 17.08.2024
- Avrupalıların keşif dediği ‘sömürü’! / 09.08.2024
- Top oynayan çocuklara atılan füze / 30.07.2024




























































































