logo
03 EKİM 2026

Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa, aman dikkat!


 
Türkiye'de her 4 kişiden birinde insülin direnci görülüyor. İnsülin direnci, kendini bel çevresinde genişleme, sık acıkma, yemeklerden sonra uyku isteği, sürekli susama hissi gibi bazı sinyallerle gösteriyor.

03.10.2026 00:49:00
Murat Çorbacı
 
 Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa, aman dikkat!
 Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa, aman dikkat!

İnsülin direnci, vücudun kan şekerini düzenleyen insülin hormonuna karşı duyarlılığının azalmasıyla ortaya çıkıyor. Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve fazla kilo gibi nedenlerle ülkemizde her 4 kişiden birinde insülin direnci görüldüğünü belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, "İnsülin direnci çoğu zaman sessiz ilerleyen bir sorun olsa da, bel çevresinde genişleme, sık acıkma, yemeklerden sonra uyku isteği, sürekli susama hissi gibi bazı sinyallerle de kendini gösterebilir. Bunların hiçbiri tek başına insülin direncinin kanıtı olmadığı için, kişinin mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çünkü erken tanı ve tedavi, ileride gelişebilecek tip 2 diyabet riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir" dedi. Dr. Turunç, insülin direncinin 6 sinyalini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Bel çevresiniz genişliyorsa

Göbek çevresinde yağlanma, insülin direnci açısından dikkate alınması gereken önemli işaretlerden biridir. Özellikle iç organların çevresinde biriken yağ dokusu metabolik açıdan daha fazla risk taşır. Kilo artışıyla birlikte bel çevresinde genişleme, hareketsiz yaşam ve ailede diyabet öyküsü de varsa, metabolik durumunuzun değerlendirilmesi gerekir. Ancak bel çevresi tek başına tanı koydurmaz; diğer risk faktörleriyle birlikte ele alınmalıdır.

Yemekten kısa süre sonra yeniden acıkıyorsanız

Bazı kişiler insülin direnciyle birlikte öğünlerden kısa süre sonra yeniden acıktıklarını ve gün içerisinde daha sık yemek yeme ihtiyacı duyduklarını ifade edebiliyorlar. Porsiyonlarınız yeterli olmasına rağmen sürekli açlık hissediyorsanız, özellikle yoğun karbonhidrat içeren öğünlerin ardından açlık hissiniz tekrarlıyorsa bu durumu önemsemek gerekir.

Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa…

Yemek sonrasında hafif rehavet çoğumuzun yaşadığı normal bir durum olabilir. Özellikle ağır ve yüksek kalorili öğünlerden sonra bu durum daha fazla hissedilebilir. Ancak her öğünden sonra belirgin halsizlik, uyku hali ve enerji düşüklüğü yaşanması; özellikle kilo artışı, sık acıkma veya kan şekeri yüksekliği gibi başka bulgular da varsa dikkate alınmalıdır.

Tatlıya karşı koyamıyorsanız

Tatlı ve karbonhidratlı yiyeceklere yönelik yoğun istek, insülin direncinde en sık dile getirilen yakınmalardan biridir. Ancak uzun süre aç kalmak, düzensiz beslenmek, yetersiz uyumak, stres gibi etkenler de tatlı isteğini artırabilir. Bu nedenle tatlı ve karbonhidratlı yiyeceklere yönelik aşırı tüketim isteği sadece insülin direncine bağlanamaz. Sık acıkma, kilo artışı ve bel çevresinde genişleme gibi başka belirtiler de eşlik ediyorsa hekime başvurulmalıdır. 

Boyun ve koltuk altınız koyulaştıysa

Cilt değişikliği, insülin direnci açısından diğer yakınmalara göre daha dikkat çekici bulgulardan biridir. Boyun, koltukaltı veya kasık bölgesinde cildin koyulaşması ve kalınlaşması şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle fazla kilolu kişilerde böyle bir değişiklik fark edildiğinde kan şekeri metabolizmasının değerlendirilmesi gerekir.

Kan yağlarınız yüksekse

İnsülin direnci yalnızca kan şekeriyle ilgili bir durum değildir. Trigliserid yüksekliği, HDL kolesterol (iyi kolesterol) düşük olması, yüksek tansiyon ve bel çevresinde yağlanma bir arada görülebilir. Kilonuz, bel çevreniz, tansiyonunuz, kan şekeriniz ve kan yağlarınızın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Birden fazla risk faktörünün aynı anda bulunması, metabolik açıdan daha dikkatli olunması gerektiğini gösterir. 

'Şekerim sınırda' deniyorsa

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, insülin direncinin uzun süre kan şekeri normalmiş gibi görünerek ilerleyebildiğini ancak zamanla prediyabetin ortaya çıkabildiğini belirterek, şunları söyledi: "Zamanla pankreasın artan insülin ihtiyacını karşılaması zorlaştığında kan şekeri yükselmeye başlayarak prediyabet ortaya çıkabilir. Bu nedenle açlık kan şekeri veya üç aylık şeker ortalamasını gösteren HbA1c değerlerinin prediyabet aralığına gelmesi önemli bir uyarıdır. Prediyabet, 'henüz diyabet değilim, dolayısıyla sorun yok' anlamına gelmez. Tam tersine diyabet riskinin ufukta görünmeye başladığı, yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun takip ile müdahale edilmesi gereken kritik bir dönemdir."

5 işçinin öldüğü göçük faciasında 9 gözaltı

Manisa'nın Soma ilçesinde 5 işçinin hayatını yitirdiği, 2 işçinin de yaralandığı maden göçüğüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, maden şirketinin genel müdürünün de aralarında bulunduğu 9 yönetici gözaltına alındığı öğrenildi

02.10.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
5 işçinin öldüğü göçük faciasında 9 gözaltı
5 işçinin öldüğü göçük faciasında 9 gözaltı
Soma'da faaliyet gösteren İmbat maden ocağında meydana gelen göçüğün ardından başlatılan adli süreç çok yönlü olarak devam ediyor.

Adalet Bakanlığınca görevlendirilen 3 Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürüttüğü soruşturma kapsamında olayda sorumluluğu ve ihmali olabileceği değerlendirilen şirket yetkilileri hakkında gözaltı kararı verildi.

Aralarında işletmeci maden şirketinin genel müdürünün de bulunduğu 9 yöneticinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Ölen işçiler son yolculuklarına uğurlandı


Manisa'nın Soma ilçesindeki maden işletmesinde meydana gelen göçükte yaşamını yitiren işçilerden Kerim Ören Kırkağaç ilçesinde, Halit Ersay ise Denizli'de son yolculuklarına uğurlandı.

Ören'in (37) cenazesi, İzmir Adli Tıp Kurumundaki otopsi işlemlerinin ardından Karakurt Mahallesi'ndeki Merkez Camisi'ne getirildi.

Burada öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Kerim Ören'in cenazesi mahalle mezarlığında defnedildi.

Cenaze törenine, Ören'in yakınlarının yanı sıra Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ve mahalle sakinleri katıldı.

Evli ve iki çocuk babası olan Ören'in 2010'dan bu yana madende çalıştığı ve emekli olmayı düşündüğü öğrenildi.


Halit Ersay'ın cenazesi memleketi Denizli'de defnedildi


Göçükte yaşamını yitiren Halit Ersay'ın (37) cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi.

Ersay'ın Denizli'nin Çameli ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi'ndeki evine getirilen cenazesi, helallik alınmasının ardından mahalle camisine taşındı.

Halit Ersay'ın naaşı kılınan cenaze namazının ardından mahalle mezarlığında toprağa verildi.

Cenaze törenine, baba Ramazan Ersay, aile yakınları ve Çameli Kaymakamı Mustafa Çelik, Belediye Başkanı Cengiz Arslan ve mahalleli katıldı.

Evli ve 3 çocuk babası olduğu belirtilen Ersay'ın 2017 yılında işe başladığı ve 10 gün önce memleketindeki ailesini ziyarete geldiği öğrenildi.

Öte yandan, ölen diğer işçiler Ramazan İnce'nin Balıkesir'de, Ömer Karakaya'nın Manisa'nın Kırkağaç ilçesinde ve İsa Olcay'ın Kütahya'da son yolculuklarına uğurlanacağı belirtildi.

Manisa'nın Soma ilçesinde bir madende dün öğle saatlerinde göçük meydana gelmiş, toprak altında kalan 7 işçiden 2'si kurtarılmış 5 işçinin cansız bedenlerine ulaşılmıştı.

Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"

Meltem TV'de Parantez programına katılan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, gündemdeki 800 milyar liralık fon krizinin ve gazeteci tutuklamalarının, iktidar içerisindeki derin bir iç kavga ile çatırdamanın piyasaya yansıması olduğunu söyledi

02.10.2026 16:38:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"
Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Meltem TV'de Parantez programına katılan Hüseyin Baş fon krizinin iktidar içinde yaşanan iç kavganın bir yansıması olabileceğini söyledi.

Hüseyin Baş'ın açıklamaları şöyle:


"800 milyar TL, 100 yılın vurgunu diyebiliriz"


"100 yıllık vurgun deseniz yeri olabilecek bir şey. Şu ana kadar konuşulan piyasa dolandırıcılıkları arasında hiçbiri bu rakamlara yaklaşmadı bile. 800 milyar liranın üzerinde bir paradan bahsediliyor. 20 milyar dolardan fazla bir paraya denk geliyor. 500 bine yakın yatırımcıdan bahsediliyor, mağdurdan bahsediliyor, dolayısıyla gerçekten asrın vurgunu. Türkiye yüzyılına 100 yıllık bir vurgunla girmiş gibi duruyoruz. AK Partili birçok ismin işin içinde olduğu ortaya çıkıyor ki nitekim vaktinde bakanlık yapmış bir hanımefendinin de işin içinde olduğu görülüyor. Dolayısıyla güveni aşırı derecede zedeleyen, sadece 20 milyar dolarla kalmayıp sadece mağdurların yitirilen paralarıyla kalmayıp, üzerine piyasayı dalga dalga etkileyip, belki de Türk piyasasına, ekonomisine belki de 100 milyar dolarlık bir maliyeti olabilecek bir meseleden bahsediyoruz.


"İşin içinde Fatma Betül Sayan olmasaydı..."


Hükümete yakın kanalları izlediğimiz zaman yorumcuların sürekli bir iç muhasebe ve millete yalvarır derecede, 'Bize güvenin, içimizde çürükler olabilir ama bizde bir problem yok'  serzenişleri var. 25 yıllık iktidarın neticesinde bu noktaya geldiyseniz bu gözlemlenmesi gülünç bir durum. Hükümete yakın bir kanalda birkaç yorumcuyu izliyorum. 'Fatma Betül Sayan Kaya işin içinde olmasaydı biz burada böyle mi konuşacaktık?. Hayır, daha farklı konuşacaktık ama bak, diyor, işin içinde o da var bazı şeyleri söyleyemez olduk' diyor. Bir yandan da kızıyor! Aslında bu bir çelişkinin itirafı. Bir AKP'li işin içinde olunca sizi bazı şeyleri söylemekten alıkoyan ne ki?


"Ortaya saçılmayan isimler kimler?"


Ortaya saçılan isimler için gereken yapılsın. Ortaya saçılmayan isimler kimler? Bu tip finansal piyasalarda yüzde 90 kaybeder, yüzde 10 kazanır. Hep bu söylenir. Kim bu kazananlar? Nasıl kazanmışlar? Nereden kazanmışlar? Ne işlemler yapmışlar? Dolayısıyla burada işin içinde başka işler de muhtemelen var. Neden bunu söylüyorum? Şimdi bu fon krizi ortaya çıktığında buna ilişkin çok enteresan bir bakış açısını Yeni Parti milletvekili Sayın Deniz Yavuz Yılmaz ortaya koydu ve 'Bu fon soruşturması AKP içinde Kozinoğlu soruşturmasını yapan bir gruba karşın yine AKP içinde buna tepki olarak konulmuş bir şey' diye bir yorum yaptı.


"Ali Çağatay beraat etti peki neden tutuklandı?"


Gazeteci Ali Çağatay beraat etti. Sizin aynı ekranları paylaştığınız Fatih Ergin bugün tutuklu. Bir haber yaptı, titri yanlışmış! Yani buraya mı kaldık? Bu mu halkı yanıltıcı bilgi? Yani şimdi ben çıkıp, 'Su 99 derecede kaynar' diye bir tweet atsam, halkı yanıltıcı bilgiden soruşturma mı açılacak bana? Bu kadar olabilir mi? Halkı yanıltıcı bilgi, halkı kin ve düşmanlığa tahrik! Neyin tahriği? Kaç kişi bu bilgiden ötürü tahrik olup bir eyleme geçmiş? Ben 11,5 ay adli kontrolle gezdim,  yurt dışına çıkmam yasak edildi. Sonunda beraat ettim.

Fatih Ergin de beraat edecek. Bu ülkede hukuk her zaman var ama mahkemede, iddianamelerde değil! O da beraat edecek ve sonra ne olacak? İşin altından şu çıkacak: Pardon!. Bu sürecin altından koca bir pardon çıkar, başka hiçbir şey çıkmaz!


"Fatih Ergin ne yaptı, Kozinoğlu neden cezaevindeydi?"


Meclis açılışında gündem ağırlıklı olarak yeni anayasaydı. Halkı yanıltıcı bilgi adı altında insanları tutuklamaya gerekçe oluşturur gibi yeni bir anayasa yapıp demokrasiyi daha da zedeleyecekseniz bu olmaz. Neden söylüyorum bunu? Sayın Cumhurbaşkanı Meclis'te konuşurken, 'mevcut anayasa kuvvetler ayrılığı ilkesini vesayetlere bağlıyor. Bu yüzden sivil bir anayasaya ihtiyacımız var' diye bir ifade kullandı. Tamam da kuvvetler ayrılığı ilkesini tek bir organa toplayan en son 2017 anayasa değişikliği. Dert kuvvetler ayrılığı idiyse 2017'de yapsaydık! Ben mahkemelerde hukuksuzluk olacağına hiçbir zaman inanmıyorum ama bu iddianameleri daha dikkatli yazmak gerekiyor ve insanların hakkına riayet etmek gerekiyor.

Sonuçta bunun adı ne? İddianame! Bir iddiada bulunuyorsunuz. İddiada bulunduğunuz kişiyi sulh cezaya gönderiyorsunuz ve 'Tutuklansın' diyorsunuz. Tutuklandıktan sonra 3 ay zaman geçiyor. Yargılamaya geçiliyor. Mahkeme beraat veriyor. E ne oldu? Pardon. Böyle olur mu? Fatih Ergin ne yaptı? Adli tıp doktoru değil de cezaevi doktoru demiş! Bunun aslında halkı yanıltıcı bilgiyi değil benim canımı sıkan bilgiyi alenen yayma suçlaması. Süleyman Soylu İçişleri Bakanıyken, 'Sen binaya gir, hukuk arkadan gelir' demişti. Bak hukuka bak! Sizin insanlığınız mı yok ya? Hukuka uymamanın hangi hümanist, insani, İslami, dini bir yorumu olabilir? Herkes şunu bugün tartışıyor; Kozinoğlu kim tarafından öldürüldü? Nasıl öldürüldü? Kaçta öldürüldü? İşte adli tıp ne yaptı? Yanındakiler ne yaptı? vs. Kimse şunu konuşmuyor şu an Türkiye'de;  Kozinoğlu'nun içeride ne işi vardı? Sorulması gereken soru bu. Türkiye'nin artık hukuk zeminine oturması lazım.


"Fon kriziyle yorgunluğun ne işi var?"


Dünyada fon krizi olur, milletin evi gider, arabası gider. Bizimkinin geleceğinin hayalleri gidiyor. Bankaya borçlanmış, o para batıyor. Annesinin bileziğini almış, eşinin küpesini bozmuş, o para gidiyor. Millet birikimini batırırken biz yarınımızı bugünden satıp bir hayalimizi batırıyoruz. Bu soruyu sorduğumuz zaman fon krizinin üstesinden gelecek Türkiye. Böyle gündelik, palyatif çözümlerle bugünü kurtaralım, yarın bakarız mantığıyla  hareket edersek ne iktidarın faydasına iş çıkar, ne muhalefetin, ne milletin. Dolayısıyla ben bütün bu süreci hem futbolda yaşanan,  hem hukukta yaşanan hem işte farklı farklı gördüğümüz bütün alanlarda yaşanan meselenin iktidarın içindeki bir çatırdama, bir kavganın sonucu olarak gözlemliyorum. Yoksa fon krizi olduğunda Sayın Cumhurbaşkanı neden çıkıp da 'Yorulan kenara çekilsin' diyor? Fon kriziyle yorgunluğun ne ilgisi var? Demek ki içeride bazı kimseler bazı kimselerin olmasını istemiyor veya egale edilmesini istiyor. Olacağı da budur zaten. Bunları da zamanla izleyip göreceğiz. Umarım Türkiye bu süreçten çok yara almadan çıkar. Önümüzdeki süreçte birçok şeyin değişeceğini, dünyanın değişeceğini gözlemliyoruz. İnşallah Türkiye değişmez."

Denizolgun soruşturmasında şok gelişme

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada çok konuşulacak bir perde aralandı. Savcılık, cinayet iddialarını aydınlatabilecek mesaj, fotoğraf ve notların yer aldığı cep telefonunun kasten ortadan kaldırıldığını belirledi. Olayla ilgili 3 ayrı kamu davası açılırken, Kuriş ailesinden iki ismin 5 yıla kadar hapsi isteniyor

02.10.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunan eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli vefatına dair yürütülen geniş çaplı soruşturma yeni bir boyut kazandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen "kasten öldürme" soruşturması kapsamında, davanın en kritik materyali olan cep telefonunun akıbeti netleşti.

Savcılık tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianameye göre, Denizolgun'un ölümünün ardından olay yerinden muhafaza altına alınan ve üzerinde hiçbir teknik ya da bilirkişi incelemesi yapılmayan cep telefonu aile bireyleri tarafından yok edildi.


Telefonun ortadan kaybolma kronolojisi iddianamede


Haber kaynaklarından edinilen bilgilere göre, telefonun adli emanetten yok edilme sürecine dair detaylar adım adım deşifre edildi.

Denizolgun'un vefatının ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldı ve cihaz Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasına gönderildi.

Daha sonra başlayan miras (tereke) işlemleri kapsamında telefon, İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ulaştırıldı.

Mahkeme, 4 Mayıs 2017 tarihli kararıyla söz konusu telefonu diğer kişisel eşyalarla birlikte eski bakanın kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın derinleştirdiği soruşturmalarda, telefonun izine bir daha rastlanamadı. Emniyetin yaptığı IMEI sorgulamaları ve fiziksel aramalara rağmen cihaz bulunamayınca, 30 Eylül tarihli tutanakla telefonun resmen "kayıp" olduğu ve yok edildiği kayda geçirildi.


"Telefondaki mesajlar ve notlar cinayeti aydınlatabilirdi"


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianamede yok edilen telefonun önemine dikkat çekti. Metinde, maktul Arif Ahmet Denizolgun'un telefonunda ele geçirilebilecek olası mesaj içerikleri, fotoğraflar ve kişisel notların olayın bir "kasten öldürme" vakası olup olmadığını kanıtlayacak nitelikte hayati birer delil olduğu vurgulandı.

Teknik analiz yapılmadan telefonun ortadan kaldırılmasının, doğrudan suç delillerini gizleme amacını taşıdığı ifade edildi.


Kuriş ailesine 5 yıla kadar hapis istemi


Soruşturma kapsamında, başka bir suçtan dolayı tutuklu bulunan Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında kamu davası açıldı.

Tanık avukatların ifadelerine göre, mahkemeden çuvalla teslim alınan tereke eşyaları Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesiyle Kısıklı'daki eve götürülerek bir çalışana teslim edildi. Hilmi Tuna Kuriş ifadesinde telefonu kendisinin aldığını kabul ederken; anne Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş eşyalarla şahsen ilgilenmediğini savundu. Ancak savcılık, mahkeme kararıyla eşyayı bizzat teslim alan annenin adli muhafazadan hukuken sorumlu olduğunu kaydetti.

Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, anne ve oğul hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" (TCK 281/1) suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.


Soruşturma genişliyor: 3 ayrı kamu davası, 6 şüpheli


Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen ana soruşturma sadece kayıp telefonla sınırlı değil. Savcılık, sürece ilişkin farklı suçlamalarla toplam 3 ayrı kamu davası açmış durumda. Davalarda, aralarında "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklanan eski bakanın özel doktoru Nurettin Demirkol ile sahte rapor düzenledikleri iddia edilen 3 Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlisinin de bulunduğu toplam 6 kişi yargılanıyor.

Daha önce Adli Tıp raporlarındaki çelişkiler ve yastıkla boğulma şüpheleri nedeniyle mezarı açılarak (fethi kabir) inceleme yapılan Denizolgun dosyası, delil niteliğindeki telefonun da yok edildiğinin kesinleşmesiyle önümüzdeki günlerde yargıda çok daha büyük tartışmaları beraberinde getireceğe benziyor.

Sinop'ta kaybolan polisin cesedine ulaşıldı

Sinop'ta iki gün önce teknelerinin alabora olması nedeniyle kaybolan polis memuru Numan Şen'in cansız bedenine ulaşıldı. Arama kurtarma faaliyetlerinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile Samsun İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı dalgıç polisler de (kurbağa adamlar) yer aldı

02.10.2026 15:24:00
İhlas Haber Ajansı
 
Sinop'ta kaybolan polisin cesedine ulaşıldı
Sinop'ta kaybolan polisin cesedine ulaşıldı
Sinop'un Lala köyü açıklarında, iki gün önce meydana gelen olayda, balıkçı teknesinin alabora olması nedeniyle kaybolan polis memurlarından Orhan Gazi Yetiş'in cansız bedenine olay günü ulaşılmış, aynı teknedeki polis memuru Numan Şen'in bulunmasına yönelik arama kurtarma faaliyetlerine başlanmıştı. Bu çerçevede, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Koruma Şubesine bağlı Su Altı Grup Amirliği bünyesindeki 4 dalgıç polis de çalışmalarda yer almak için Samsun İl Emniyet Müdürlüğü'nde görevli dalgıç polislerle birlikte Sinop Emniyetine yardım etmek için görevlendirilmişti.

Sahil güvenlik, jandarma ve AFAD'ın da destek verdiği çalışmalarda, Şen'in cesedi dalgıç polisler tarafından kullanılan sonar cihazıyla tespit edildi. Kaybolan polisin cenazesine kıyıya yaklaşık 500 metre mesafede yer alan 7 metrelik derinlikte ulaşıldı. Şen'in cesedi olay yerindeki çalışmaların ardından otopsi için Adli Tıp Kurumuna götürüldü.

Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı

İstanbul'un Güngören ilçesinde ters yönden dönüş yapan ticari minibüse tramvay çarptı. Kazada 4 kişi yaralandı

02.10.2026 14:11:00 / Güncelleme: 02.10.2026 14:13:57
İHA
 
Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı
Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı
Kaza, saat 11.00 sıralarında Güngören Abdi İpekçi Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün kimliği henüz öğrenilemeyen 34 M 4556 plakalı ticari minibüs, ters yönden dönüş yaptığı sırada tramvayla çarpıştı.

Çarpışmanın etkisiyle minibüs savruldu. Kazada 4 kişi yaralanırken, ihbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptığı ilk müdahale sonrası yaralılar ambulanslar ile hastaneye kaldırıldı.



Görüntülerde, tramvayın minibüse çarptığı ve minibüsün çarpmanın etkisiyle savrulduğu görüldü.

Dönüşü olmayan yerden dönüş yapıldığını ifade eden Ömer Aydın, "Burada sürekli aynı kazalar oluyor. Buradaki problemi çözsünler. Yol tramvayın yolu. Kırmızı ışık yanarken bunlar buradan dönüyor. Burada devamlı haftada 2-3 defa kaza oluyor. Buranın problemini çözsünler. Vatandaşa yazık günah değil mi" şeklinde konuştu.

Kaza ile ilgili inceleme sürüyor.

Van'da yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi

Van'da jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonda 517 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi, 1 şüpheli yakalandı

02.10.2026 12:46:00
İhlas Haber Ajansı
 
Van'da yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi
Van'da yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi
Van'da jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonda 517 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi, 1 şüpheli yakalandı.

İçişleri Bakanlığından operasyona ilişkin yapılan açıklamada, "Van'da 'Uyuşturucu madde imalatçısı zehir tacirlerine' yönelik Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonda; 517 kg uyuşturucu madde ele geçirildi.

1 şüpheli zehir taciri yakalandı. Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı, Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, 6'ncı Hudut Tugay Komutanlığı ve Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Van İl Jandarma Komutanlığınca yapılan istihbari çalışmalar sonucunda düzenlenen operasyonda; 471 kg esrar, 32 kg metamfetamin ve 14 kg afyon sakızı ele geçirildi" ifadelerine yer verildi.

A Haber ve Takvim ne yapmaya çalışıyor?

Fon soruşturması Türkiye gündemini sarsarken, A Haber ve Takvim’in soruşturma kapsamında adı geçen Tera yöneticisi Emir Münir Sarpyener’in aile bağlarını ve İsmet İnönü’nün 1968’de kazandığı Milli Piyango ikramiyesini gündeme taşıması yeni bir tartışma başlattı

02.10.2026 11:10:00
Haber Merkezi
 
A Haber ve Takvim ne yapmaya çalışıyor?
A Haber ve Takvim ne yapmaya çalışıyor?
Fon soruşturması Türkiye gündemini sarsarken, A Haber ve Takvim'in soruşturma kapsamında adı geçen Tera yöneticisi Emir Münir Sarpyener'in aile bağlarını ve İsmet İnönü'nün 1968'de kazandığı Milli Piyango ikramiyesini gündeme taşıması yeni bir tartışma başlattı.

A Haber, Sarpyener'in anne tarafından 1932 Dünya Güzeli Keriman Halis'in torunu, baba tarafından ise İsmet İnönü'nün kız kardeşinin torununun oğlu olduğunu aktardı.

Takvim ise haberi daha sert bir çerçeveyle verdi: "Biri piyangocu, diğeri foncu."

Haberde İnönü'nün 1968'de kazandığı 50 bin liralık Milli Piyango ikramiyesi yeniden gündeme getirildi ve olay için "İnönü'nün 'piyango' şaibesi" ifadesi kullanıldı.

FON DOSYASI NEDEN 1968'E GÖTÜRÜLDÜ?

Asıl tartışma tam da burada başlıyor. Bugünkü soruşturmanın konusu 2026'da gerçekleşen fon işlemleri, şirketler, yöneticiler, yatırımcılar ve para hareketleri.

Ancak iktidara yakın medya kuruluşlarının haberlerinde, soruşturmanın önemli isimlerinden birinin aile ağacı üzerinden İsmet İnönü'ye kadar uzanan bir bağlantı kuruluyor. Ardından 1968'deki Milli Piyango ikramiyesi yeniden gündeme taşınıyor.

Oysa İnönü'nün 1968'deki piyango kazanması ile 2026'daki fon soruşturması arasında doğrudan bir hukuki bağlantı gösterilmiş değil. Haberlerde kurulan bağlantı esas olarak akrabalık ve aile geçmişi üzerinden yapılıyor.

"İSİM DEĞİŞTİR, SORUŞTURMA DEĞİŞSİN" Mİ?

Fon soruşturmasıyla ilgili kamuoyunun merak ettiği temel başlıklar; kimlerin hangi işlemler nedeniyle soruşturulduğu, para hareketlerinin nasıl gerçekleştiği, yatırımcıların durumunun ne olacağı ve soruşturmanın siyasi bağlantılarının bulunup bulunmadığı.

Buna karşılık İnönü'nün 1968'de kazandığı piyango ikramiyesi, bugünkü soruşturmanın doğrudan konusu olmamasına rağmen haberlerin önemli bir unsuru haline getirildi.

Bu durum muhalif çevrelerde "gündemi bugünden geçmişe taşıyarak siyasi sorumluluğu tartışmadan uzaklaştırma çabası mı?" sorusunu gündeme getirdi.

ASIL HESAPLAŞILMASI GEREKEN NE?

Soruşturmanın hukuki sonucu elbette mahkemelerin ve ilgili adli makamların ortaya koyacağı delillerle belirlenecek.

Ancak siyasi tartışmanın merkezindeki soru farklı: 2026'da yaşanan bir fon soruşturmasının hesabı neden 1968'deki bir piyango üzerinden soruluyor?

Bugünün soruşturmasındaki sorumlular tartışılırken neden 58 yıl önce hayatını kaybetmiş bir siyasetçinin aile bağlantısı manşete çıkarılıyor?

KPSS sınavı için nüfus müdürlükleri pazar günü açık olacak

Kamu Personel Seçme Sınavı'nın (2026-KPSS) ön lisans oturumu dolayısıyla belirlenen nüfus müdürlükleri 4 Ekim Pazar günü açık olacak

 

02.10.2026 10:47:00 / Güncelleme: 02.10.2026 13:37:21
Anadolu Ajansı
 
KPSS sınavı için nüfus müdürlükleri pazar günü açık olacak
KPSS sınavı için nüfus müdürlükleri pazar günü açık olacak

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, sınav günü açık olacak nüfus müdürlüklerinde işlemlerin randevusuz gerçekleştirileceği belirtildi.

Sınava girecek adaylara başarı dilenen açıklamada, açık olacak nüfus müdürlüklerinin listesine ÖSYM'nin internet sitesinden ulaşılabileceği bildirildi.

"Hakemler dosyası" soruşturmasında 7 şüpheli adliyeye sevk edildi

İstanbul'da "Hakemler dosyası" olarak bilinen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan, aralarında Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu'nun da bulunduğu 7 şüpheli adliyeye sevk edildi

 

02.10.2026 10:35:00 / Güncelleme: 02.10.2026 10:39:15
Anadolu Ajansı
 
"Hakemler dosyası" soruşturmasında 7 şüpheli adliyeye sevk edildi
"Hakemler dosyası" soruşturmasında 7 şüpheli adliyeye sevk edildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Bürosunca bazı şüpheliler hakkında "eziyet", "resmi belgede sahtecilik", "güveni kötüye kullanma" ve "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme" suçlarıyla ilgili başlatılan "Hakemler dosyası" soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu, TFF Faal Hakemler Derneği Başkanı Ferdi Karadoruk, eski TFF Merkez Hakem Kurulu Başkan Vekili Ahmet Şahin, eski TFF Merkez Hakem Kurulu Üyesi Yunus Yıldırım, TFF Eğitim ve 4'üncü Bölge Sorumlusu Sebahattin Şahin, TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul Şubesi Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar ile TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul İl Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif'in İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi'ndeki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.

Soruşturma

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Bürosunun koordinasyonunda yürütülen "Hakemler dosyası" soruşturması kapsamında bazı şüpheliler hakkında "eziyet" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarına ilişkin iddialar olduğu belirlenmişti.

Dosya kapsamında açık kaynak araştırmaları, MASAK ve HTS çalışmaları, müşteki ve tanık ifadeleri ile bilirkişi tespitleri sonucunda MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ile MHK üyesi bazı hakem ve gözlemcilerin suçla bağlantılı olabilecekleri değerlendirilmişti.

Bunun üzerine İstanbul, Ankara, Elazığ ve Manisa'da belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda Ferhat Gündoğdu, TFF Faal Hakemler Derneği Başkanı Ferdi Karadoruk, eski TFF Merkez Hakem Kurulu Başkan Vekili Ahmet Şahin, eski TFF Merkez Hakem Kurulu Üyesi Yunus Yıldırım, TFF Eğitim ve 4'üncü Bölge Sorumlusu Sebahattin Şahin, TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul Şubesi Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar ile TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul İl Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında Süper Lig hakemi Yasin Kol ile Süper Lig yardımcı hakemi Göktuğ Hazar Erel'in de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alındığı bildirilmişti.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.