İktidarın sevdiği tabir bunlar. Paketler, düzenlemeler, torba yasalar…
İyi de yasal düzenlemeler ve kanun teklifleri neden tek tek konuşup, görüşülmüyor da bu tarz bir çalışma modeli uygulanıyor?
Tabi ki cevap çok basit. Toplumun karşı çıkacağı ya da muhalefetin kabul etmeyeceği, kamuoyu oluşturacağı yasalar ve kanun tekliflerini geçirebilmek için de ondan.
Öyle yasalar, öyle maddeler koyuyorlar ki ve medya gücü ile öyle yönlendirmelerde bulunuyorlar ki, kimsenin itiraz edecek durumu kalmasın.
En baştan söyleyeceğimi söyleyeyim. Af, düzenleme, yargı paketi adına ne derseniz deyin, insan canına, malına, ırzına namusuna, emeğine, yaşam şekline müdahele eden ve bundan dolayı ceza alan kişileri affetme yetkisi devlette değil, mağdur olan tarafın insiyatifinde olmalıdır.
"Kul kuldan razı ise Hak da kuldan razıdır" ilkesinin temsil ettiği şey otorite, irade, yöneten ya da bütünleyici tabirle devlet değildir.
Ahmet ve Ahmet gibi çocukları katleden yine yasaya göre yaş haddinden çocuk sayılan canilerin cezasını, annesinin ve tüm ülkenin kanayan vicdanına bıraksaydınız bir daha kimse böyle bir suç işlemeye cesaret dahi edemezdi.
Bayram günü 999 vatandaşı zehirleyen tavuk ürününü satan işletmenin sorumlularını 3 ay geçmeden salıvermeseydiniz, ibreti alem için kamuoyunun önünde günlerce gösterseydiniz ve cezasızlık algısı oluşturmasaydınız, gün aşırı duyduğumuz memleketin her köşesindeki zehirlenme vakaları bu kadar artmazdı.
Toplumun vicdanı yaralayan ve cezasızlık algısını oluşturan söylem ve eylemler tamiri imkansız yaralar açmaktadır.
Cezaevleri doldu taştı diye, insanların alt alta üst üste nöbetleşerek hapiste yatmamaları için bir nevi af çıkması yönünde can hıraç çalışanlar, harıl harıl yeni cezaevleri inşaatlarının yapımı için oluk oluk para akıtanlar, kusura bakmasınlar iyi yönetim gösterememektedirler.
Sayın Grup Başkanı ve aynı parti mensubu Sayın Adalet Bakanı, cezaevlerindeki kötü muamele ve insan hakları ihlalleri sorulunca dut yemiş bülbül kesilirken, salıverme işine gelince, o TV senin bu mikrofon benim konuşuyorlar.
Peki, insanlar neden cezaevine düşüyor, neden içerdeki insan sayısı rekor üzerine rekor kırıyor Bunun sorumlusu kim?
Hangi sebepler suçun ve suça bulaşan insanların oluşmasına zemin hazırlıyor?
Eğitim ve kültürel yozlaşma, kent yaşamının pahalılığı, çalışma şart ve koşulları ile istihdamın yetersizliği.
Bunlar gibi bir çok sebep sayılabilir.
En önemli sorunun başında ahlaki çöküntü malesef.
Aile kurumunun temelinden sarsılması, çiftler arasındaki maddi zorlukların getirdikleri ekonomik ve ruhsal problemler, toplumun yavaş yavaş çürümesinde başlıca rol alan etmenlerdir.
Şimdi sayın Grup Başkanı madde madde açıklıyor, şöyle oldu, böyle bitti diye.
Siz eğer her beş senede bir af veya sizin tabirinizle düzenleme, paket çıkartırsanız, ceza alan insanı toplumun içine cezasını çekmeden, rehabilite olmadan, hatasını anlamadan salıverirseniz, doğru olur mu?
Akıllara şu soru gelmez mi: Ne olacak yatar çıkarım, çok yatmam, ettiğimde yanıma kâr kalır demez mi?
Sizin bu düzenleme ile yapmak istediğiniz çok açık. Bakın cezaevleri düzgün, insan hakkına uygun bir idare var.
Şimdi destek almayı umduğumuz kesimlere de…
Di mi canım işte…
Tam olarak yapılmak istenen bu gibi duruyor.
Hapise gireni çıkart, vergi ödemeyeni affet, yapılandır, cezaları ötele, sil…
O zaman bu koyduğunuz kural ve yasaklara uyanlar demiyecek mi biz neyiz şimdi?
11 değil 1111 paket çıkarsanız nafile.
Bu yöntem ve yönetme şekli ile belki yine seçilebilir, yine idare edebilirsiniz, buna saygım var, demokrasiye inanıyorum.
Ama tarih sizi de yaptıklarınızı ve yapmadıklarınızı da yazacak.
(Adını yazmadığım, bilmediğim, fakat her gün bir şekilde şiddet mağduru olmuş ve olan, kadın, erkek, çocuk ve kim varsa zarar gören herkes adına göz yaşı dökmek istemiyoruz artık.)
- İznik / 28.11.2025
- Asgari ücret / 27.11.2025
- Öğretmenler Günü / 25.11.2025
- Kuraklık, beka sorunudur / 24.11.2025
- İmralı’ya değil, Anıtkabir’e gidiyoruz / 23.11.2025
- Gebzespor Futbol Kulübü / 22.11.2025
- Ruhu olan yollar / 21.11.2025
- Havadan sudan / 20.11.2025
- 26 Kasım deprem tatbikatı: 'Marmara’da yaşayan Simonlar' / 18.11.2025



















































































