logo
18 AĞUSTOS 2026

23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali perdelerini kapattı

Muğla'nın Bodrum ilçesinde bu yıl 23'üncüsü düzenlenen Uluslararası Bodrum Bale Festivali, "Pinokyo.exe" gösterisiyle sona erdi

 

18.08.2026 11:20:00
Anadolu Ajansı
 
23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali perdelerini kapattı
23. Uluslararası Bodrum Bale Festivali perdelerini kapattı

Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünce Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği Sahnesi'nde gerçekleştirilen festivalin kapanışında, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğunca (MDTİstanbul) "Pinokyo.exe" sahnelendi.

Koreografisini Erika Silgoner'in yaptığı eserde, Carlo Collodi'nin klasik Pinokyo hikayesi gerçeklik, yapay zeka, hafıza ve insan olma kavramları üzerinden yeniden yorumlandı.

Gökçe Özücoşkun'un müzikleri, Gülden Sayıl'ın dekor ve kostüm tasarımı ile Yasin Gültepe'nin ışık tasarımıyla sahnelenen yapım, izleyicilerden ilgi gördü.

Festivalde, bale ve dansın farklı yorumlarını izleyiciyle buluşturan 5 farklı yapım, 10 temsille sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Festival, yerli izleyicilerin yanı sıra Bodrum'da tatillerini geçiren yabancı turistlerden de ilgi gördü. 

İBB Davası'nın 66. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 66. duruşması başladı

18.08.2026 11:25:00 / Güncelleme: 18.08.2026 11:31:01
Anadolu Ajansı
 
İBB Davası'nın 66. duruşması başladı
İBB Davası'nın 66. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın da aralarında bulunduğu bir kısım tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşmada, tutuksuz sanık iş insanı Seyfi Beyaz'ın ifadesi alınıyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 sanığın tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu sanık bulunuyor. 

Devlet üniversitelerinin doluluk oranı yüzde 99,5'e ulaştı

2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) yerleştirme sonuçlarına göre, devlet üniversitelerindeki kontenjanlarda yüzde 99,52 doluluk oranına ulaşıldı

 

18.08.2026 11:10:00
Anadolu Ajansı
 
Devlet üniversitelerinin doluluk oranı yüzde 99,5'e ulaştı
Devlet üniversitelerinin doluluk oranı yüzde 99,5'e ulaştı

Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, devlet üniversitelerinin örgün programlarındaki 481 bin 684 kontenjanın 479 bin 392'sine yerleştirme yapıldı.

Yalnızca 2 bin 292 kontenjan boş kaldı. Geçen yıl 5 bin 503 olan boş kontenjan sayısı yüzde 58,3 azaldı.

Devlet üniversitelerinde lisans programlarının doluluk oranı yüzde 99,15, ön lisans programlarının doluluk oranı yüzde 99,98, toplam doluluk oranı ise yüzde 99,52 olarak gerçekleşti. Ön lisans programlarında yalnızca 37 kontenjan boş kaldı.

Başarı sırası barajı bulunan tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk programlarının, devlet üniversitelerinin yurt içi kampüslerindeki genel kontenjanlarının tamamı doldu.

Mühendislik programlarında doluluk yüzde 98'i aştı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, işletme ve ekonomi programlarının devlet üniversitelerindeki genel kontenjanlarında da boşluk kalmadı.

Vakıf yükseköğretim kurumlarındaki genel kontenjanların doluluk oranı ise yüzde 79,7 olarak gerçekleşti.

Yapay zeka tabanlı programlar yüzde 100 doluluğa ulaştı

Bu yıl ilk kez açılan İşletme ve Yapay Zeka, Paramedik, Hayvancılık Teknolojileri ve İşletmeciliği, İlaç Üretim Teknolojisi, Laboratuvar Hayvanları, Mobil Güvenlik Teknolojileri, Patlayıcı ve Enerjetik Malzemeler Teknikerliği ve Balıkçılık Teknolojisi programlarının kontenjanlarının tamamı doldu.

Yapay zeka tabanlı lisans ve ön lisans programları da yüzde 100 doluluğa ulaştı. Yapay Zeka Mühendisliği, Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi, Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği, Robotik ve Yapay Zeka, Yapay Zeka Destekli Kodlama ile Yapay Zeka Operatörlüğü programlarında boş kontenjan kalmadı.

Devlet üniversitelerindeki öğretmenlik programlarının önemli bölümünde de kontenjanların tamamı doldu. Almanca, Coğrafya, Fransızca, Japonca, Matematik, Okul Öncesi, Özel Eğitim, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Sınıf, Sosyal Bilgiler, Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı ile Türkçe öğretmenliği programları yüzde 100 doluluğa ulaştı.

Açıköğretim ve uzaktan öğretimde kontenjanlar doldu

Devlet üniversitelerindeki açıköğretim programları için ayrılan 89 bin 396 kontenjanın tamamına yerleştirme yapıldı. Uzaktan öğretim programlarındaki 8 bin 298 kişilik kontenjan da tamamen doldu.

Vakıf üniversitelerinin uzaktan öğretim programlarına ayrılan bin 210 kişilik kontenjanın doluluk oranı yüzde 97,2 oldu. Başarı sırası barajı olan ve olmayan programlarındaki doluluk oranı ise yüzde 79 olarak gerçekleşti.

1 milyon 279 bin aday tercih yaptı

2026-YKS'ye giren 2 milyon 255 bin 76 adaydan, 2 milyon 187 bin 747'sinin yerleştirme puanı hesaplandı. Bu adaylardan 1 milyon 279 bin 439'u tercihte bulundu.

Bu yıl Özel Yetenek Sınavı (ÖZYES) ve KKTC uyruklulara ayrılan kontenjanlar dahil yaklaşık 807 bin kontenjan bulunurken, ÖZYES'e ve KKTC uyruklu adaylara ayrılanlar hariç 766 bin kontenjan için tercih yapıldı.

Örgün, açık ve uzaktan öğretim programlarının tamamı dikkate alındığında tercihte bulunan adaylardan 730 bin 854'ü bir yükseköğretim kurumuna yerleşme hakkı kazandı.

Yurt içindeki devlet ve vakıf üniversitelerinin örgün ön lisans ve lisans programlarına yerleşen aday sayısı ise 619 bin 766 oldu.

Her 10 adaydan 4'ü ilk üç tercihinden birine yerleşti

Yerleştirme sonuçlarına göre, adayların yüzde 19'u ilk, yüzde 12'si ikinci, yüzde 9'u üçüncü tercihine yerleşti. Böylece adayların yüzde 40'ı ilk 3 tercihinden birini kazandı.

Dördüncü tercihine yerleşenlerin oranı yüzde 8, beşinci tercihine yerleşenlerin oranı yüzde 7 oldu. Böylece adayların yüzde 55'i ilk beş tercihinden birine yerleşti.

Tercih yapma hakkına sahip olmasına rağmen herhangi bir tercih yapmayanların oranı tüm adaylarda yüzde 41,5, son sınıf öğrencilerinde yüzde 45,7 olarak gerçekleşti.

Daha önce ortaöğretimden mezun olan ancak herhangi bir yükseköğretim programına yerleşmemiş adayların ise yüzde 70'i tercihte bulundu.

"Amacımız Türkiye'yi teknoloji üreten ülkelerden biri haline getirecek nitelikli insan gücünü yetiştirmektir"

Açıklamada görüşlerine yer verilen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, "Yükseköğretime erişimi artırmanın yanı sıra niteliği yükselten ve gençlerimizi Türkiye'nin geleceğine hazırlayan büyük bir dönüşüm gerçekleştirdik" ifadesini kullandı.

Özvar, sonuçların arz-talep dengesi gözetilerek yürütülen kontenjan politikasının isabetini gösterdiğini belirtti.

Hukuk, eczacılık, diş hekimliği, psikoloji ve öğretmenlik başta olmak üzere bazı programların kontenjanlarını yeniden düzenlediklerini vurgulayan Özvar, "Uyguladığımız kontenjan politikasının yerleştirme sonuçlarına olumlu yansımasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Devlet üniversitelerimizde doluluk tarihi bir seviyeye ulaştı, neredeyse boş kontenjan kalmadı. Başarı sırası barajı bulunan tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk programlarında yüzde 100 doluluk sağlanması da bu politikanın isabetini açık biçimde gösteriyor." açıklamasında bulundu.

Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojilere yönelik programlarda oluşan güçlü talebin ayrıca önem taşıdığını belirten Özvar, gençlerin tercihlerinin Türkiye'nin gelecekte ihtiyaç duyacağı insan kaynağıyla örtüştüğüne dikkati çekti.

Özvar, "Bu tablo, öğrencilerimizin geleceğin mesleklerine ilişkin yüksek farkındalığını gösterdiği gibi, yükseköğretim politikalarımızın ülkemizin insan kaynağı ihtiyacıyla uyumlu biçimde ilerlediğini de ortaya koymaktadır. Amacımız Türkiye'yi yapay zeka ve ileri teknolojilerde geliştiren, üreten ve yön veren ülkelerden biri haline getirecek nitelikli insan gücünü yetiştirmektir." değerlendirmesinde bulundu.

Bazı programlarda başarı sıralamalarının birkaç binlik dilimlere kadar yükseldiğini belirten Özvar, "Köklü devlet üniversitelerimizin programlarına artık çok daha yüksek başarı sıralamasına sahip öğrenciler yerleşiyor. Bazı programlarda sıralamaların birkaç binlik dilimlere kadar yükselmesi, bu üniversitelerimize yönelik güçlü talebin ve güvenin açık göstergesidir." ifadelerini kullandı.

Özvar, öğrencilerin başarısı ve akademisyenlerin birikiminin birleşmesiyle gelecek dönemde daha güçlü bir yükseköğretim tablosunun ortaya çıkacağına inandığını ifade etti.

Bir yükseköğretim programına yerleşen adayları ve ailelerini kutlayan Özvar, ilk yerleştirmede herhangi bir programa yerleşemeyen adaylara da ek yerleştirme sürecini takip etmeleri çağrısında bulundu.

Üniversitelerin boş kalan kontenjanlarının YÖK tarafından ÖSYM'ye bildirileceğini belirten Özvar, ek yerleştirme takviminin ÖSYM tarafından ilan edileceğini kaydetti. 

2026-YKS yerleştirme sonuçları açıklandı


 
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy,  üniveriste adaylarının yerleştirme sonuçlarına ÖSYM'nin 'ykssonuc.osym.gov.tr' adresinden erişebileceğini aktardı. Ersoy, "Bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri 24-28 Ağustos'ta, elektronik kayıtlar ise 24-26 Ağustos'ta yapılabilecek" dedi.

18.08.2026 09:28:00
Haber Merkezi
 
2026-YKS yerleştirme sonuçları açıklandı
2026-YKS yerleştirme sonuçları açıklandı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) yerleştirme sonuçlarının "ykssonuc.osym.gov.tr" adresinden açıklandığını bildirdi.

Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: "Kıymetli adaylar, YKS tercih süreci tamamlandı, hayırlı olsun. Yükseköğretim programına yerleşen adaylarımızı tebrik ediyor, verimli bir eğitim süreci geçirmenizi diliyorum. Herhangi bir programa yerleşemeyen adaylarımız için ek tercih süreci yeni bir imkan olacaktır. Adaylar, yerleştirme sonuçlarına ÖSYM'nin 'ykssonuc.osym.gov.tr' adresinden erişebilecektir.

Kayıt işlemleri 24-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında, elektronik kayıtlar ise 24-26 Ağustos 2026 tarihleri arasında yapılabilecektir. Sınava hazırlık sürecini özverili çalışmalarıyla geride bırakan adaylarımızı, adaylarımıza katkı sağlayan öğretmenlerimizi ve büyük fedakarlıklar yaparak adeta sınav sürecini adaylarla birlikte yaşayan ailelerimizi tebrik ediyorum."

Elektronik kayıtlar 24-26 Ağustos'ta yapılabilecek

ÖSYM'nin internet sitesinden yapılan duyuruya göre, sınavın sonuçlarıyla adaylardan alınan tercihler doğrultusunda, 2026-YKS yükseköğretim programlarına merkezi yerleştirme işlemleri tamamlandı. Adaylar, yerleştirme sonuçlarına ÖSYM'nin "ykssonuc.osym.gov.tr" adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle erişebilecek. Yerleştirme Sonuç Belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecek. 2026-YKS sonuçlarına göre bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri 24-28 Ağustos'ta, elektronik kayıtlar ise 24-26 Ağustos'ta yapılabilecek.

Kayıt için adayların yerleştirildikleri yükseköğretim programının bağlı bulunduğu üniversiteye belirtilen süre içerisinde başvurmaları gerekecek.
Elektronik kayıt yapan adaylar, üniversiteleri tarafından duyurulan belgelere ve tarihe göre işlem yapacak.

Ortadoğu'da dört kritik ülkede büyükelçiler değişti


 
 
Türkiye'nin "haydut, cani ve vahşi devletler ABD/İsrail" ikilisinin İran'a yönelik saldırılarında ön cephe rolü biçilen Ürdün, Katar ve Kuveyt büyükelçileri değişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca Tahran Büyükelçisi'ni de değiştirdi. 

18.08.2026 01:28:00
Haber Merkezi/AA
 
Ortadoğu'da dört kritik ülkede büyükelçiler değişti
Ortadoğu'da dört kritik ülkede büyükelçiler değişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan büyükelçi atamalarına ilişkin kararlar, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, Türkiye'nin Doha Büyükelçiliğine, Türkiye'nin Amman Büyükelçisi Yakup Caymazoğlu, Türkiye'nin Amman Büyükelçiliğine İkili İlişkiler (Orta Doğu) Genel Müdür Yardımcısı Hakan Karaçay, Türkiye'nin Kuveyt Büyükelçiliğine Doğu Avrupa Genel Müdür Yardımcısı Can Oğuz, Türkiye'nin Kişinev (Moldova) Büyükelçiliğine İkili İlişkiler (Suriye) Genel Müdür Yardımcısı Nazmiye Başaran atandı.

Afrika'da da değişiklikler var

Ayrıca, Türkiye'nin Cibuti Büyükelçiliğine Dış Politika Danışma Kurulu Üyesi Hüseyin Özdemir, Türkiye'nin Tallin (Estonya) Büyükelçiliğine Havva Yonca Gündüz Özçeri, Türkiye'nin Kinşasa (Demokratik Kongo Cumhuriyeti) Büyükelçiliğine Batı Afrika Genel Müdür Yardımcısı Senem Güzel, Tahran (İran) Büyükelçiliğine TBMM Dış İlişkiler ve Protokol Başkanı Ahmet Aydın Doğan, Türkiye'nin Gaborone (Botsvana) Büyükelçiliğine Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Silahların Kontrolü ve Silahsızlanma Genel Müdür Yardımcısı Vesime Ela Beşkardeş Karagöl getirildi.

Öte yandan, Türkiye'nin Cibuti Büyükelçisi Erdal Sabri Ergen ile Türkiye'nin Montevideo (Uruguay) Büyükelçisi Tunca Özçuhadar merkeze alındı.

"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 4 ayrı "yeni nesil" suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalarda, 4 örgüt elebaşı, 20 örgüt yöneticisi ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu toplam 818 şüphelinin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına da el koyulması kararı verildi

18.08.2026 00:46:00
AA
 
"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı
"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Daltonlar, Barış Boyun, Gündoğmuşlar ve Şapkalılar suç örgütlerine yönelik yürütülen mali soruşturmalar devam ediyor.

Soruşturma kapsamında, bu örgütlerle bağlantılı olduğu değerlendirilen şüphelilerin tüm banka hesaplarına, kiralık kasalarına ve kripto varlıklarına el koyulmasının ardından yeni bir karar daha alındı.

Bu kapsamda tüm şüphelilerin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına da el koyulduğu kaydedildi.

Böylece Daltonlar suç örgütüne yönelik soruşturmada, örgüt elebaşı Beratcan Gökdemir, yöneticiler Batın Can Gökdemir, Bünyamin Yıkar, Murat Küçükyavuz, Sinan Memi, Mustafa Aktürk, Ahmet Mustafa Timo ve Murat Özavşar ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 399 şüphelinin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına el koyulmasına karar verildi.

Barış Boyun suç örgütüne ilişkin soruşturmada, örgüt elebaşı Barış Boyun, yöneticiler Tolga Gültepe, Taha Kutay Karasoy, Gurur İşinçelik, Efe Kantık ve Batuhan Karaca ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 281 şüpheli için de aynı karar alındı.

Gündoğmuşlar suç örgütüne yönelik soruşturmada, örgüt elebaşı Uğurcan Gündoğmuş, yöneticiler Şeyhmus Ergün, Murat Kuzucu, Furkan Kalıma, Ozan Cem Aksoy ve Umur Balkan Şit ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 69 şüpheli için menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına el koyulması kararı çıktı.

Aynı karar, Şapkalılar suç örgütü elebaşı Volkan Ramazan Ayhan, yönetici ve koordine edici konumda oldukları belirtilen Ataberk Taşkıran, Emre Kılıçkaya ve Diyar Altunkaynak ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 69 şüpheli için de verildi.

Bakan Gürlek, şüphelilerin banka hesapları ve kripto varlıklarına el koyulduğunu açıklamıştı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmaya ilişkin NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, milletin güvenliğini ve huzurunu hedef alan organize suç örgütleriyle mücadeleyi, yalnızca sahadaki unsurlarıyla değil, bu yapıları ayakta tutan finansal kaynaklarıyla da kararlılıkla sürdürdüklerini belirtmişti.

Bu kapsamda 22 Haziran'da tüm illerdeki 175 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına "Organize Suç Örgütleri ile Mücadele" konulu genelge gönderildiğini aktaran Gürlek, genelgeyle ortaya konulan "topyekun mücadele" anlayışında önemli bir adım daha atıldığını ifade etmişti.

Bakan Gürlek, açıklamasında şunları kaydetmişti:

"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, 4 ayrı yeni nesil suç örgütüne yönelik yürütülen mali soruşturmalar kapsamında 818 şüphelinin kiralık kasaları dahil tüm banka hesapları ile kripto varlıklarına el konulmuştur. Genelgemizde açıkça ortaya koyduğumuz üzere, örgütlerin suçtan elde ettikleri gelirleri kripto varlıklar, yasa dışı bahis, kumar ve benzeri yöntemlerle gizleme veya aklama girişimleri mali soruşturmalarla titizlikle takip edilmektedir. Suç örgütlerinin yalnızca insan kaynağını değil, finansal damarlarını da keseceğiz. Sokaktaki tetikçiden örgüt yöneticisine, azmettiriciden finansörüne, banka hesabından kripto varlığına kadar suç örgütlerinin tüm yapısını hedef almaya devam edeceğiz. Çocuklarımızı ve gençlerimizi suçun karanlık ağına çekmeye, esnafımızı ve vatandaşlarımızı tehdit etmeye, suçtan elde ettikleri gelirlerle güç devşirmeye çalışan hiçbir yapıya müsamaha göstermeyeceğiz." 

Özgür Özel'den mahkeme başkanına tepki

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın ikinci celsesi öncesinde ve sırasında yaptığı açıklamalarda, savunma hakkının kısıtlandığını vurgulayarak süreci "tarihin en kritik duruşmalarından biri" ve "rezaletin daniskası" olarak nitelendirdi. Silivri'deki duruşmayı takip eden Özel, "YENİ Parti dimdik ayakta" mesajı verdi

17.08.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den mahkeme başkanına tepki
Özgür Özel'den mahkeme başkanına tepki
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu, 53'ü tutuklu toplam 414 sanıklı İBB Davası'nın ikinci celsesi, 65'inci İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin Yeni Duruşma Salonu'nda görüldü. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İstanbul İl Başkanı, ilçe başkanları, belediye başkanları ve milletvekilleriyle birlikte duruşmayı takip etmek üzere cezaevine geldi. Özel, celse öncesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada sürecin hukuksuzluğuna dikkat çekerek, "Umudumuz duruşmanın kaldığı yerdeki hukuksuzluğun bugün giderilmesi" dedi.

"Tarihin bu noktasına tanıklık etmeye geldik"

Özel, İmamoğlu'nun savunma hakkının elinden alındığını hatırlatarak şunları söyledi: "Kendisi 'Savunma yapmak istiyorum' dediği halde bir gün gibi, yarım gün gibi kısa bir süre verilmişti; aksi takdirde 'Susma hakkınızı kullandık kabul edeceğiz' demişlerdi. Bırakın Türkiye siyasi tarihinin en kritik duruşmalarından birinde, bu Türkiye'de 972 tane ilçenin herhangi bir tanesindeki bir adliye binasında herhangi basit bir davada uygulandığında verilecek ilk karar bozma kararıdır. Ne yapmaya çalışıyor bilmiyoruz. Kendine güvenen bir savcı, kendine güvenen bir hakim, adalet dağıtacağını düşünenler savunma hakkını kısıtlarlar mı? Demek ki o kadar berbat durumdalar, o kadar kendi iddiaları savunulamaz ve çürütülmeye müsait ki Ekrem Başkan'ın kendisini savunmasına izin vermemeyi tek çare olarak görüyorlar. Tarihin bu noktasına tanıklık etmeye geldik."

"YENİ Parti dimdik ayakta"

Parti olarak sürecin böyle işlemesini istemediklerini belirten Özel, "Buradaki kumpası kuranlarla oradaki kumpası kuranlar aynı büyük planın parçası ve bu plan elimizden partiyi almaya kalktı. Buna teslim olmayacağımızı söylemiştik. Bakın görüyorsunuz. YENİ Parti'nin İstanbul İl Başkanı burada. Bir ara ana muhalefetten düştünüz diye birtakım valilik tarafından kısıtlamalar uygulanıyordu. Şimdi ana muhalefet partisinin il başkanıdır. Bütün ilçe başkanlarımız burada. 39'da 38'i devam ediyor. Bir arkadaşımız da yeni katıldı. Hepsi burada. Belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz burada. YENİ Parti dimdik ayakta. Partimizi elimizden almak isteyenler ortalıkta yok. Bir kısmı burada savunma hakkını kullandıracak mı, kullandırmayacak mı onu göreceğiz" ifadelerini kullandı.

Özel salondan ayrıldı

Duruşma devam ederken İmamoğlu'na söz hakkı verilmemesi üzerine Özel, salondan ayrıldı ve basın mensuplarına daha kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Geçen celsede yaşananları hatırlatan Özel, "Silivri'de hep birlikte geçen celsenin bitişinde savunma hakkının nasıl kısıtlandığını konuşmuştuk. Bunun ne 1960 Darbesi'nde ne 12 Eylül Darbesi'nde ne Almanya'daki Nürnberg mahkemelerinde ne 12 Eylül dönemindeki DİSK'in yargılandığı süreçlerde yaşanan ki onların hepsi darbe dönemlerinin yargılamalarıydı. Hiçbirisinde yaşanmayan bir şey yaşandı" dedi. İmamoğlu'na "Hakkında 150'ye yakın örgüt kurucusu, örgüt lideri olmakla suçlandığı için güneşin altındaki gerçekleşen her olaydan, her iddiadan Ekrem İmamoğlu'nu da mesul tutuyorlar" şeklinde yaklaşıldığını belirten Özel, mahkemenin önce "sınırsız savunma hakkı" vaat ettiğini, ardından 9 Temmuz'da davayı bitirme hedefiyle süreyi beş-altı saate indirdiğini ve feragat dayattığını anlattı.

"Savunma hakkı asla kısıtlanamaz"

Bugünkü celsede avukatların hukuki itirazlarını dinledikten sonra mahkemenin "belirsiz bir gün" için savunma hakkı tanıdığını söyleyen Özel, "Avukatlar ısrar edince, 'Onu size önceden söyleyeceğim' dedi. Bir de söylemeseydin. Savunma yapacağı günü bilmeyecek. 'Bir arada' diyor, 'uygun yerde, makul zamanda.' Yani yerine, zamanına, süresine hakim karar verecek. Oysaki asla kısıtlanamaz savunma hakkı. 'Bu haktan yararlandıracağım' deyip bahşetti beyzade. Gerçekten burada artık göstermelik yargılama bile yapılmıyor. Bu rezaletin daniskasıdır. Bu rezaletin dik alasıdır" diye konuştu.

Duruşma salonuna eleştiri

Yeni ve büyük duruşma salonunun fiziksel koşullarını da eleştiren Özel, seyircilerle sanıklar arasında "futbol sahasından daha fazla, belki iki futbol sahasına yakın" mesafe olduğunu, dürbünle izleyenlerin bulunduğunu, avukatların müvekkilleriyle göz teması kuramadığını ve savcının heyetin bir üyesi gibi oturduğunu söyledi. "Yargılamanın güya yüz yüze yapılıyormuş gibi olduğu ama Ekrem İmamoğlu veya herhangi bir arkadaşımız cezaevinde kamera karşısında olsa, ailesi evden televizyonla izlese, avukatı bürodan katılsa, hakim bey o çok isteyip de koşa koşa gittiği tatilinden dönmemiş olsa yine bir yargılama teknik imkanlarla buradaki kadar yapılır. Bir mekanda olunmuş falan değil burada. Burada mekanı büyütmek, araları açmak, bariyerler koymak ve en uzağa yerleştirmek suretiyle bu devasa mekanda bir mekansızlık yaratılmış. Yüz yüze yargılama imkanı ortadan kaldırılmış durumda" ifadelerini kullandı.

"Korktukları bir tek şey var"

Özel'e göre mahkemenin korktuğu tek şey etkili savunmalardı. Özel, "Korktukları bir tek şey var. Etkili savunmalar yapılıyor ve en etkilisi Ekrem İmamoğlu tarafından yapılacak. Bu savunmanın etkisinden, bu savunmanın gerçekleri ortaya koymasından, iftiraları çürütmesinden, yalancılarla yüzleşmesinden korkuyorlar. Yapılan budur" dedi. Aileler, seyirciler ve basın mensuplarının tahrik edilmeye çalışıldığını da öne süren Özel, oturma yerlerinin sürekli değiştirildiğini, bariyerler çekildiğini ve en uzak noktalara yönlendirildiklerini anlattı. "Bekliyor ki biz sinirlerimize hakim olamayacağız. Burada bağıracağız, çağıracağız. Ona hak ettiği gibi davranacağız" şeklinde konuştu.

Süreçte biriken kini sorgulayan Özel, "Mesele, Ekrem İmamoğlu'nun ilk ifadesinin alındığı gün, şu anda Adalet Bakanlığı'nda görevlendirilmiş, Ankara'da görevlendirilmiş, o zamanki bir başsavcıvekilinin Ekrem Bey'e, 'Ekrem Bey bu işler böyle. Gün değişir, siz iktidar olursunuz. Biz oraya geçeriz, siz bizi yargılarsınız. Bu işler böyle' dediği. Yani adaleti aramak yok da biz ve onlar var. İki tane düşman kutup var. Nerede düşmanlaştı bunlar? Nerede, ne zaman bu kadar kini biriktirdiler? Biz onlara ne yapmışız? Bizim yaptığımız bir tek şey var: Demokrasilerde olduğu gibi, üstüne o cübbeyi giydiren Cumhuriyet, ona cübbe verdiyse, tokmak verdiyse altına araba çektiyse; bize de muhalefet etme, milleti ikna edersek gün gelince iktidar olma hakkı vermiş" şeklinde konuştu.

"Ben daha güneşin doğmadığı bir gece, iyinin kötüyü yenmediği bir gün görmedim"

Tarih önünde teessüf ettiğini belirten Özel, Ergenekon davasındaki benzer uygulamaları hatırlatarak, "Kendisine tarih önünde teessüf ediyorum. Bir kere daha demiştim bu cümleyi. İkinci kez kullanıyorum... Tarih önünde hepsine teessüf ediyorum ve hepimizin haysiyetini ve hukukunu milletimize emanet ediyorum. Başka kimseye değil. Çünkü tuz koktuktan sonra, ben şimdi buradaki hakimi HSK'ya mı şikayet edeyim? Başında Akın Gürlek var, zaten bu zulmü başlatan, kurgulayan, sürdüren kişi... Kimi, kime şikayet edeyim? O yüzden hepimizin hakkını, hukukunu ve varsa bir gün hakkımızı almamızla ilgili umudu milletimize emanet ediyoruz. Ettiklerini bulsunlar. Zulümleri artsın ki sonları tez gelsin. Bu dünyada adaleti bulursak buluruz, bulmazsak öbür dünyada bütün bu masumların iki elleri yakalarındadır. Bu devran böyle sürmez. Ben daha güneşin doğmadığı bir gece, ben daha iyinin kötüyü yenmediği bir gün ve ben daha tarih önünde zalimlerin zulümleriyle sınanmadıkları bir süreci hiç görmedim. Yine görmeyeceğiz inşallah" dedi.

Özel'in açıklamaları, İBB Davası'nın ikinci celsesinde yaşanan tartışmaların gölgesinde, hem yargı sürecine hem de siyaset kurumuna yönelik sert eleştiriler içeriyordu. Duruşma salonu dışında yapılan bu değerlendirmeler, partisinin "dimdik ayakta" durduğunu vurgulayan liderin, sürecin hukuki ve siyasi boyutlarını kamuoyuna taşıma çabası olarak kayda geçti.

2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı

Adana'da eşi ve 16 yaşındaki oğlunu bıçaklayarak öldüren tutuklu sanığa verilen 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onandı

17.08.2026 17:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı
2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı
Adana'da eşini 39, oğlunu ise 49 yerinden bıçaklayarak öldüren sanığa verilen 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onandı.

Olay, 19 Ağustos 2023'de merkez Çukurova ilçesine bağlı Toros Mahallesi 78101 Sokak'ta bulunan bir apartmanın 9'uncu katında meydana geldi. Sabaha karşı cinnet getiren Cem Suna, eşi Deniz'i (43) 39 yerinden ve oğlu Alperen'i (16) 49 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından yakalanıp tutuklanan Cem Suna 'canavarca hisle öldürme' suçundan hakim karşısına çıktı.

"Asıl mağdur benim"

Karar davasında hakim karşısında son savunmasını yapan Cem Suna, "Bugüne kadar sustuysam adalete güvenimden sustum. Herkes hükmünü vermiş. Asıl mağdur benim. Dünyası yıkılan, ailesi katledilen benim. Ne olduysa bana oldu. Eşim ve çocuğum sürekli gözümün önünde. Dışarı çıksam da bir şey değişmeyecek" dedi.

15 Ekim 2024'de Cem Suna'nın Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karar davası görüldü. Karar davasında Cem Suna'ya 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Karar Yargıtay'da onandı

Suna'nın avukatları Yargıtay'a başvurarak karara itiraz etti. Ancak Yargıtay'da cezada herhangi bir indirim yapmayarak 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı.

Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı

Eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğamiral Türker Ertürk, katıldığı bir yayındaki açıklamaları ve sosyal medyada paylaşılan video içerikleri nedeniyle başlatılan resen soruşturma kapsamında gözaltına alındı

17.08.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı
Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı
Eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğamiral Türker Ertürk, dijital platformlarda ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan video içeriklerindeki ifadeleri nedeniyle adli takibata uğradı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen resen soruşturma kapsamında, Ertürk hakkında öğle saatlerinde gözaltı kararı uygulandı.

Soruşturmanın gerekçesi olan sözler

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Ertürk'ün internet ortamında yayılan bir programda sarf ettiği iddia edilen siyasi içerikli ifadeleri üzerine inceleme başlattı. Kamuoyunda geniş yankı bulan ve soruşturma dosyasına giren açıklamalarda Ertürk'ün şu sözleri kullandığı belirtildi:

"Bakın artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli. Siz de, ben de... Tabii ki herkes de... Onun için Yüksek Seçim Kurulu'nun vicdanlarına ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece diye düşünüyorum."

Suçlamalar neler?

Başsavcılık tarafından yürütülen resen soruşturmanın detayları da netleşmeye başladı. Alınan bilgilere göre emekli Amiral Türker Ertürk'e, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında "halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" ve "suç işlemeye tahrik" suçlamaları yöneltiliyor.

Emniyete götürüldü, savcılığa sevk edilmesi bekleniyor

Hakkında başlatılan adli sürecin ardından harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri, Türker Ertürk'ü saat 14.00 sıralarında gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilerek savcılık makamına ifade vermesi beklenen Ertürk hakkında adli kontrol veya tutuklama talebinin gelip gelmeyeceği ise işlemlerin ardından belli olacak.

Sürece ilişkin güncel yasal ve idari gelişmeler yakından takip ediliyor.

Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı

Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı. Prof. Dr. Naci Görür, olası bir depreme karşı uyarılarını sürdürdü

17.08.2026 12:00:00
Haber Merkezi
 
Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı
Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı
Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti.

Türkiye tarihine bir "felaket" olarak geçen 7,4 büyüklüğündeki deprem, saat 03.02'de meydana geldi ve 45 saniye sürdü. Sarsıntı Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce'de yıkıma neden oldu.

17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı.

Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremden 16 milyona yakın kişi farklı düzeylerde etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi.

İstanbul'da 454 kişi yaşamını yitirdi. Yalova, Düzce ve Gölcük'ten kentteki hastanelere getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981'e çıktı.

Binaların depreme dirençli hale getirilmesine ilişkin çalışmalar tüm hızıyla sürerken uzmanların uyarıları da sürüyor.

Türkiye'de kentsel dönüşüm destekleri başta olmak üzere bugüne dek birçok adım atıldı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, geçtiğimiz günlerde İstanbul'da kentsel dönüşümü tamamlanan bağımsız bölüm sayısının 1 milyona ulaştığını belirterek "Şehrimizi afetlere hazırlamak için dönüşüme süratle devam edeceğiz." ifadesini kullandı.

Konuyla ilgili olarak bakanlıktan yapılan açıklamada da Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'nın, kurulduğu 2012'den bu yana Türkiye genelinde deprem ve diğer afetlere karşı riskli binaların dönüşüm süreçlerini yürüttüğü belirtildi.

Bugüne kadar 81 ilde 2 milyon 761 bin bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığı belirtilen açıklamada, 2 milyon 378 bin bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığı, 383 bin bağımsız bölümün dönüşümünün ise devam ettiği vurgulandı.

Kentsel Dönüşüm Başkanlığının iki kentsel dönüşüm projesinden birini deprem tehdidiyle karşı karşıya olan İstanbul'da hayata geçirdiği vurgulanarak "İstanbul'da 2012'den bu yana 1 milyon 298 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı. Kentte 291 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise devam ediyor" bilgisine de yer verildi.

"Er ya da geç büyük bir deprem olacak"

Dr. Naci Görür de 17 Ağustos'un yıldönümü nedeniyle kişisel X hesabında yayınladığı mesajda Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlattı.

Türkiye'nin ülkeyi depreme dirençli hale getirmeye gücü olduğunu belirten Görür, şöyle konuştu:

"Arkadaşlar kendimizi aldatmayalım. Bir deprem ülkesinde yaşıyoruz. Er veya geç, orada veya burada büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecektir. Bırakın fayı, bırakın yeri, insanlar ölmesin istiyorsanız ülkenizi deprem dirençli yapınız ve depremi minimum zararla atlatınız. Bütün iş bir bakanlık kurup bunu en az 20 sene siyaset yapmadan ciddiyetle çalıştırmak gerekir. Türkiye'nin bunu yapmaya gücü vardır."

Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler Kocaeli'de anıldı

Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler için anma programı düzenlendi

17.08.2026 05:28:00 / Güncelleme: 17.08.2026 05:35:31
AA
 
Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler Kocaeli'de anıldı
Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler Kocaeli'de anıldı

Merkez üssü Gölcük olan depremin 27. yılı dolayısıyla Kavaklı sahilinde gerçekleştirilen programda, depremde yaşamını yitirenler anıldı.

Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, programda yaptığı konuşmada, 17 Ağustos'un yalnızca hayatını kaybedenleri anma değil, aynı acıların tekrar yaşanmaması için eksikliklerin değerlendirilmesi ve gerekli derslerin çıkarılması gereken bir gün olduğunu söyledi.

Türkiye'nin 1999'dan bu yana afet yönetiminde kurumsal yapılanma, müdahale ve afet sonrası iyileştirme çalışmalarında önemli mesafe aldığını belirten Aktaş, afet öncesi risklerin azaltılması konusunda ise yapılması gereken çalışmalar bulunduğunu ifade etti.

İl Risk Azaltma Planı kapsamında Kocaeli'de deprem başta olmak üzere deniz kazaları, büyük sanayi kazaları ve orman yangınları gibi risklerin belirlendiğini aktaran Aktaş, bunların azaltılması ve kentin afetlere dirençli hale getirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü dile getirdi.

Afetlere hazırlığın kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların birlikte hareket etmesini gerektirdiğini vurgulayan Aktaş, özellikle eski yapı stokunun yenilenmesinin önemine dikkati çekti.

Aktaş, 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan binaların yüzde 90'ından fazlasının 1999 depreminden önce inşa edildiğini belirterek, "Gerçekçi olmak gerekiyorsa bizim bu acı kayıplara son vermemiz, kayıplarla karşı karşıya kalmamamız için bu dönüşümü hızlı bir şekilde gerçekleştirmemiz lazım." diye konuştu.

"Bir saniyemizi bile boşa geçirmememiz gerekiyor"

Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan da 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin Türkiye'deki afet yönetimi anlayışı açısından dönüm noktası olduğunu söyledi.

Depremin ardından bilimsel çalışmaların ve yasal düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirten Pehlivan, Zorunlu Deprem Sigortası'nın yaygınlaştırıldığını, bina deprem yönetmeliğinin güncellendiğini ve yapı denetiminin zorunlu hale getirildiğini anlattı.

Pehlivan, 2009'da AFAD'ın kurulmasıyla kriz odaklı anlayıştan afetleri öncesi, sırası ve sonrasıyla ele alan "Bütünleşik Afet Yönetimi" modeline geçildiğini ifade etti.

Türkiye Afet Risk Azaltma Planı ile 81 ilde hazırlanan İl Risk Azaltma Planları doğrultusunda çalışmaların sürdürüldüğünü dile getiren Pehlivan, Kocaeli'de de risklerin belirlenerek ilgili kurumlara sorumluluklar verildiğini vurguladı.

Afet gerçekleşmeden önce yapılacak çalışmaların önemine dikkati çeken Pehlivan, "Öncesinde atacağımız bir adım, öncesinde bertaraf edeceğimiz bir birimlik maliyet bizi afetler anında en az 7-8 birim yükten kurtarıyor. O yüzden 1 saniyemizi bile boşa geçirmememiz, 1 saniyemizi bile afetlere hazırlıklı olma konusunda değerlendirmemiz gerektiğini ifade ediyorum." diye konuştu.

Pehlivan, Zorunlu Deprem Sigortası oranının yüzde 58'e ulaştığını bildirdi.

Kocaeli'de yaklaşık 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi gerekiyor

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ise depremden sonra kentteki yapı stokunun yaklaşık yarısının yenilendiğini, diğer yarısını ise 1999 öncesinde inşa edilen yapıların oluşturduğunu söyledi.

Kentteki yapı stokuna yönelik tarama çalışmalarının tamamlandığını belirten Büyükakın, yaklaşık 160 bin binanın depremden önce inşa edildiğini, zemin ve yapı özellikleri dikkate alındığında yaklaşık 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

Dönüşümün yalnızca finansmanla çözülebilecek bir konu olmadığına dikkati çeken Büyükakın, Kocaeli'nin yıllık inşaat kapasitesinin yaklaşık 15 bin bağımsız birim olduğunu, mülk sahipleri ile kullanıcıların farklı beklentileri, hukuki süreçler, ekonomik kaygılar ve vatandaşların yaşadıkları bölgeyle kurdukları aidiyet bağlarının da dönüşüm sürecini zorlaştırdığını kaydetti.

Büyükakın ayrıca kentteki sivil toplum kuruluşlarını kentsel dönüşüm çalışmalarına destek vermeye çağırdı.

Programda, Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler için Kur'an-ı Kerim okundu ve dua edildi.

Konuşmaların ardından, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, 6 Şubat 2023'te yaşanan ve "asrın felaketi" olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli depremlerde arama kurtarma faaliyetlerine katılan ekiplere teşekkür belgesi verdi.

Daha sonra, arama kurtarma kursunu başarıyla tamamlayan Gölcük Arama Kurtarma Derneği (GESOTİM) kursiyerlerine sertifikaları protokol üyelerince verildi.

Anma programına Kocaeli milletvekilleri Radiye Sezer Katırcıoğlu ve Veysal Tipioğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Mehmet Özgür Özömek, bazı siyasi partilerin il ve ilçe yöneticileri ile vatandaşlar katıldı.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.