3,62 TON GIDA YAKALANDI: BOZUK GIDA PİYASASI NEDEN BÜYÜYOR?
Sosyal medyadan vatandaşa sağlıksız gıda satışı: Sucuk, kavurma ve peynir… Denetimler korkutan tabloyu bir kez daha ortaya çıkardı
Haber Merkezi





İl Emniyet Müdürlüğü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin ortak çalışmasında yaklaşık 1,62 ton sucuk ve kavurma ele geçirildi. Denetimlerde ayrıca gerekli hijyen şartlarının sağlanmadığı, son tüketim tarihi geçmiş ve sağlık şartlarına uygun olmayan yöntemlerle üretildiği belirlenen yaklaşık 2 ton tulum peyniri ve beyaz peynir muhafaza altına alındı.
İlgili kişi ve işletmeler hakkında idari işlemler başlatılırken, sosyal medya üzerinden insan sağlığını tehdit edebilecek şekilde gıda satışı yapanlara yönelik denetimlerin sürdürüleceği bildirildi.
ANCAK ASIL SORU ŞU: BU ÜRÜNLER DENETLENENE KADAR KAÇ KİŞİNİN SOFRASINA GİRDİ?

Afyonkarahisar'daki operasyon yalnızca 3,62 ton gıdanın ele geçirilmesi olarak görülmemeli. Çünkü sosyal medya artık yalnızca haberleşme ve reklam alanı değil; kayıt dışı gıda satışının da önemli kanallarından biri haline geliyor.
Instagram, Facebook, WhatsApp ve benzeri platformlarda "köy ürünü", "organik", "ev yapımı", "doğal", "katkısız" gibi ifadelerle satılan ürünlerin gerçekten nerede ve hangi koşullarda üretildiği tüketici tarafından çoğu zaman bilinmiyor.
Daha da önemlisi, tüketici çoğu zaman ürünün Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında olup olmadığını, üretim yerinin denetlenip denetlenmediğini veya son tüketim tarihinin değiştirilip değiştirilmediğini anlayabilecek durumda değil.
PEKİ, NEDEN BÜYÜYOR?
Türkiye'de hayat pahalılığı arttıkça tüketici daha ucuz ürün arıyor. Ucuz ürün arayışı ise bazı satıcılar açısından ciddi bir fırsata dönüşüyor. Denetim dışındaki üretim, kayıt dışı satış ve sosyal medya üzerinden doğrudan tüketiciye ulaşma, maliyetleri aşağı çekebiliyor.
Sahte veya standart dışı ürünlerin piyasaya girmesinde yalnızca üreticinin sorumluluğu bulunmuyor. Denetim mekanizmalarının etkinliği, cezaların caydırıcılığı, kayıt dışı üretimin büyüklüğü ve tüketicinin ekonomik koşulları da tartışmanın merkezinde bulunuyor.
CEZA MI CAYDIRIYOR, RİSK Mİ BÜYÜYOR?

Bir işletmenin yakalanması elbette önem taşıyor. Ancak kamuoyunun bilmek istediği daha büyük soru şu: Yakalanan her işletmeye karşılık kaç işletme denetim dışında kalıyor?
Bir ürünün son tüketim tarihi geçtikten sonra satışa sunulması veya hijyen koşullarına aykırı biçimde üretilmesi, yalnızca "ticari usulsüzlük" olarak görülebilecek bir mesele değil. Gıda doğrudan insan sağlığını ilgilendiriyor.
Üstelik sosyal medya üzerinden yapılan satışlarda klasik denetim yöntemleri de zorlaşıyor. Fiziki dükkânı olmayan, üretimini ev, depo veya farklı bir adreste gerçekleştiren satıcıların tespiti daha karmaşık hale gelebiliyor.
Vatandaşın sağlığı algoritmaya mı emanet?
Bugün sosyal medyada binlerce kişiye ulaşmak için büyük bir market zincirine veya mağazaya ihtiyaç yok. Bir telefon, bir sosyal medya hesabı ve kargo bağlantısı yeterli olabiliyor.
Bu nedenle mesele artık yalnızca "bozuk gıda satan kaç kişi yakalandı?" sorusu değil.
Asıl mesele: Türkiye'de gıda üretiminden satışına kadar uzanan zincir yeterince denetleniyor mu?
Kayıt dışı üretim ne kadar büyük?
Sosyal medya üzerinden yapılan gıda satışlarının ne kadarı denetim altında?
Son tüketim tarihi geçmiş ürünlerin yeniden piyasaya sürülmesi nasıl engelleniyor?
Ve en önemlisi: Vatandaşın sofrasına ulaşmadan önce kaç ton daha bozuk, sahte veya sağlıksız ürün yakalanmayı bekliyor?














































































