Ülkemiz siyaseti, 'söz konusu vatan ise' cümlesi üzerine kurgulandırılmaya başlandı. MHP'nin, AKP'ye asma kat olma mantığını ve de BBP'nin pay kapma heyecanını sormaya, eleştirmeye kalkarsanız hemen en yetkili ağızlardan ve sokaktan, 'söz konusu vatan ise gerisi teferruattır' cümlesi ile gerçekler örtbas edilip, karşısındakini susturma mantığı olarak kullanılıyor.
Mesela FETÖ, FETÖ'nün siyasi ayağını, metal yorgunluğun altındaki gerçekleri, yargılamaları vs. sormaya kalkarsanız karşınıza 'söz konusu vatan ise gerisi teferruattır' mazereti konulur.
Esad mı demeli, Esed mi diye fikir beyan etmeye kalkarsanız, Kudüs, İsrail, ABD, AB'ye kürsülerden yapılan delikanlılığın sahada da görmek istediğinizi söylerseniz, 'söz konusu vatan ise gerisi teferruattır' mantığıyla hain, bölücü, terörist ilan edilirsiniz.
Şimdi ciddi bir soru soralım; "Vatan neden söz konusu oldu?" Yazayım mı?
Yaklaşık 60 yıldır ülkemizdeki siyasi partiler (iktidar ve muhalefet) koro halinde aynı marşı, futbol seyircisinin notalarıyla söylüyor. Hele son 15 yıldır bu marş öyle bir ses tonuyla dillendiriliyor ki, kulak zarları patladı. Neydi o marş?
"Avrupa, Avrupa duy sesimizi
Biz, senin kapında olmaya geldik
Kapıyı açmasan, açmasan bile
Her dediğini yapmaya, yapmaya geldik."
Ülkemiz siyasi partilerinin AB marşı bu. Diğer yandan ülkemiz siyaseti, İsmet İnönü ile ABD kara sevdasına tutuldu. Adı ne olursa olsun sağcı, solcu, muhafazakâr, dinci vs. hepsi bu kara sevda uğruna bırak kendilerini, ülkemizi ABD'nin önüne serdiler. Dillerinde ise hâlâ aynı şarkı:
"Gördüğüm her rüyadasın, bütün dünyamda sen varsın
Her şeyi senle yaşadım, sen benim, kara sevdamsın.
Ne seni unutabildim, ne senden vazgeçebildim
Yaşama sebebim sendin, ben seni ölümsüz sevdim."
Ülkemiz siyasi partilerinin bu teslimiyet ve kara sevdasına, 'hayır, yok öyle bir şey! Biz milliyetçiyiz, biz Allah ve Resulünün izindeyiz, biz Atatürkçüyüz' diyerek itiraz edebilecek olan bir lider, bir parti var mı?
Varsa onlara sorun ki; Macron, ülkemizi tehdit ediyor, Merkel ediyor, Çipras ediyor, Hollanda, Belçika, İsveç ne kadar AB ülkesi varsa, söz konusu Türkiye olunca hep aynı cümleleri kuruyorlar.
İşte Çekya ve Almanya. Salih Müslim'i verdiler mi, alabildiniz mi?
İşte ticaret anlaşmaları! Onlar, bizim mallarımıza istediği gümrüğü koyuyor. Biz ise aynı duruşu gösteremiyoruz.
İşte güvenlik! Türkiye, NATO üyesi.. Ortadoğu'da bitmeyen savaşlar devam ediyor. Ülkemiz mülteci üssü haline geldi. Artı yöneticilerimiz açıkça, "biz, sizin güvenliğinizi sağlıyoruz, güney sınırınızı koruyoruz" diyorlar.
AB ne yapıyor? Terörle mücadelede ülkemizi suçluyor. AB, terörist yetiştiriyor, kendisine sığınan teröristlere sahip çıkıyor ama ülkemiz adaletinden, insan haklarından vs. şikâyetçi oluyor.
Ülkemiz siyasi partileri ise marşa devam ediyor:
"Avrupa, Avrupa duy sesimizi
Biz, senin kapında olmaya geldik
Kapıyı açmasan, açmasan bile
Her dediğini yapmaya, yapmaya geldik."
ABD'ye karşı duruşumuz ise izahtan yoksun. Hani halk arasında bir tabir var ya! "Bir kulağımızın arkası kaldı" diye. İşte o hesap.
Ama ülkemiz siyasileri hâlâ, 'biz, seni ölümsüz sevdik' duruşunda.
Haliyle bu marşın, bu aşkın karşılığı da 'söz konusu vatan' oluyor.
Vatanın söz konusu olmaması için ülkemiz liderlerinin, siyasi partilerinin özü milli olmalı. O özün kaynağı Hacı Bektaşi Veli'den, duruşu ise Atatürk'ten örnek alınarak fiiliyata geçirilmeli.
Eğer böyle duruşu, özü milli olan bir lider, parti, kadro aramaya çıkarsanız bütün işaretler sizi Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosuna götürecektir.
Mesela FETÖ, FETÖ'nün siyasi ayağını, metal yorgunluğun altındaki gerçekleri, yargılamaları vs. sormaya kalkarsanız karşınıza 'söz konusu vatan ise gerisi teferruattır' mazereti konulur.
Esad mı demeli, Esed mi diye fikir beyan etmeye kalkarsanız, Kudüs, İsrail, ABD, AB'ye kürsülerden yapılan delikanlılığın sahada da görmek istediğinizi söylerseniz, 'söz konusu vatan ise gerisi teferruattır' mantığıyla hain, bölücü, terörist ilan edilirsiniz.
Şimdi ciddi bir soru soralım; "Vatan neden söz konusu oldu?" Yazayım mı?
Yaklaşık 60 yıldır ülkemizdeki siyasi partiler (iktidar ve muhalefet) koro halinde aynı marşı, futbol seyircisinin notalarıyla söylüyor. Hele son 15 yıldır bu marş öyle bir ses tonuyla dillendiriliyor ki, kulak zarları patladı. Neydi o marş?
"Avrupa, Avrupa duy sesimizi
Biz, senin kapında olmaya geldik
Kapıyı açmasan, açmasan bile
Her dediğini yapmaya, yapmaya geldik."
Ülkemiz siyasi partilerinin AB marşı bu. Diğer yandan ülkemiz siyaseti, İsmet İnönü ile ABD kara sevdasına tutuldu. Adı ne olursa olsun sağcı, solcu, muhafazakâr, dinci vs. hepsi bu kara sevda uğruna bırak kendilerini, ülkemizi ABD'nin önüne serdiler. Dillerinde ise hâlâ aynı şarkı:
"Gördüğüm her rüyadasın, bütün dünyamda sen varsın
Her şeyi senle yaşadım, sen benim, kara sevdamsın.
Ne seni unutabildim, ne senden vazgeçebildim
Yaşama sebebim sendin, ben seni ölümsüz sevdim."
Ülkemiz siyasi partilerinin bu teslimiyet ve kara sevdasına, 'hayır, yok öyle bir şey! Biz milliyetçiyiz, biz Allah ve Resulünün izindeyiz, biz Atatürkçüyüz' diyerek itiraz edebilecek olan bir lider, bir parti var mı?
Varsa onlara sorun ki; Macron, ülkemizi tehdit ediyor, Merkel ediyor, Çipras ediyor, Hollanda, Belçika, İsveç ne kadar AB ülkesi varsa, söz konusu Türkiye olunca hep aynı cümleleri kuruyorlar.
İşte Çekya ve Almanya. Salih Müslim'i verdiler mi, alabildiniz mi?
İşte ticaret anlaşmaları! Onlar, bizim mallarımıza istediği gümrüğü koyuyor. Biz ise aynı duruşu gösteremiyoruz.
İşte güvenlik! Türkiye, NATO üyesi.. Ortadoğu'da bitmeyen savaşlar devam ediyor. Ülkemiz mülteci üssü haline geldi. Artı yöneticilerimiz açıkça, "biz, sizin güvenliğinizi sağlıyoruz, güney sınırınızı koruyoruz" diyorlar.
AB ne yapıyor? Terörle mücadelede ülkemizi suçluyor. AB, terörist yetiştiriyor, kendisine sığınan teröristlere sahip çıkıyor ama ülkemiz adaletinden, insan haklarından vs. şikâyetçi oluyor.
Ülkemiz siyasi partileri ise marşa devam ediyor:
"Avrupa, Avrupa duy sesimizi
Biz, senin kapında olmaya geldik
Kapıyı açmasan, açmasan bile
Her dediğini yapmaya, yapmaya geldik."
ABD'ye karşı duruşumuz ise izahtan yoksun. Hani halk arasında bir tabir var ya! "Bir kulağımızın arkası kaldı" diye. İşte o hesap.
Ama ülkemiz siyasileri hâlâ, 'biz, seni ölümsüz sevdik' duruşunda.
Haliyle bu marşın, bu aşkın karşılığı da 'söz konusu vatan' oluyor.
Vatanın söz konusu olmaması için ülkemiz liderlerinin, siyasi partilerinin özü milli olmalı. O özün kaynağı Hacı Bektaşi Veli'den, duruşu ise Atatürk'ten örnek alınarak fiiliyata geçirilmeli.
Eğer böyle duruşu, özü milli olan bir lider, parti, kadro aramaya çıkarsanız bütün işaretler sizi Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosuna götürecektir.
Akın Aydın / diğer yazıları
- De Gaulle’nin yapamadığını Haydar Baş yaptı / 13.02.2026
- Adalet ve insanlık teklifine siyasilerimiz ve medyamız cevap vermedi / 12.02.2026
- Sapıkların söz sahibi olduğu dünyada yaşamak / 11.02.2026
- Kimi bebek katiline, kimi de insanlığa umut oluyor / 09.02.2026
- Dünya Milli Ekonomi Modelini konuşuyor / 08.02.2026
- CHP rol çalma MHP çaldırmama peşinde / 07.02.2026
- Bu millet çok 6 Şubatlar gördü ve hepsini de unuttu / 06.02.2026
- Orta Çağ senyörleri, senyoraj, ABD ve MEM / 05.02.2026
- Bu ülkede ‘TÜRK’ sorunu vardır / 04.02.2026
- Mademki bu gece kader kalemleri hareket halindedir… / 02.02.2026
- Adalet ve insanlık teklifine siyasilerimiz ve medyamız cevap vermedi / 12.02.2026
- Sapıkların söz sahibi olduğu dünyada yaşamak / 11.02.2026
- Kimi bebek katiline, kimi de insanlığa umut oluyor / 09.02.2026
- Dünya Milli Ekonomi Modelini konuşuyor / 08.02.2026
- CHP rol çalma MHP çaldırmama peşinde / 07.02.2026
- Bu millet çok 6 Şubatlar gördü ve hepsini de unuttu / 06.02.2026
- Orta Çağ senyörleri, senyoraj, ABD ve MEM / 05.02.2026
- Bu ülkede ‘TÜRK’ sorunu vardır / 04.02.2026
- Mademki bu gece kader kalemleri hareket halindedir… / 02.02.2026



























































