Kul hakkı yememişler, kimsenin yemesine de müsaade etmeyeceklermiş.
Devlet malını kutsal kabul ediyorlarmış. Uzanan eli kıracaklarmış.
Adaleti sağlamışlar, farklı düşünenlere asla husumet beslemiyorlarmış.
Vesayeti yok etmişler.
Ülkeyi mafyalardan, çetelerden temizlemişler.
Küresel nizam kuruculardan biri olmuşlar.
Ekonomide eşine az rastlanır bir destan yazmışlar.
Eğitim ve sağlıkta çağ atlatmışlar.
Felsefeleri işçinin hakkını alın teri kurumadan vermekmiş gibi nice cümleleri ve geleceğe vaatleri her gün duyuyor, dinliyoruz.
Peki, sahaya, kendinize, ailenize, evlatlarınıza baktınız mı?
Baktıysanız! Bu iddialı cümlelerin hangisinin muhatabı oldunuz?
Devletin malının talan edildiği bir yerde devlet malının kutsallığına atıflar gerçek midir?
Dolandırıcılığın, yolsuzluğun, kara para aklamanın sıradanlaştığı bir ülkede hangi kulla hakkından bahsedilebilir?
Adalet! Kimin adaleti, kime adalet? Hani nerede?
İslam coğrafyası kan gölü, PKK ile masaya oturanlar halkın karşısında 'küresel oyunu kurucuyuz' diyorsa düşünmek lazım!
Evet, eski vesayetçilerin tamamının bitirdiler. Ama gelen gideni aratıyor!
Ya insan!
Gelirde adalet yok!
Eğitimde fırsat eşitliği yok!
Sağlıkta hizmet eşitliği yok!
Sosyal hizmetlerde partizanlık çok!
Efendim! Yol yaptılar, köprü, tünel, stat, havalimanı, iha, siha vs. yaptılar.
Bir iktidarın yol, köprü, havalimanı, silah vs. yapması devlete ve millete bir lütfu değil asli görevidir.
Artı bu iktidar, 'yaptık' dediklerini yapmadı. Komisyoncu, emlakçı mantığıyla senin vergilerinden yaptırdı hem de ne yaptırma!
Eski Türkiye ve sosyal devlet
'Eski Türkiye' adı ile bir tabu yarattılar. Sonra bu tabuyu, kendi başarısızlıklarına, 'eski Türkiye şöyleydi, böyleydi' mantığıyla kendilerine mazeret yaptılar. Şimdi yeni anayasa başlığını ısıtıyorlar.
60'lı yıllarda dünyada sosyalizm fırtınaları kopuyor. İnsanlar hak istiyor, emeğinin karşılığın istiyor, sermayeye karşı devlet güvencesi istiyor, özgürlük istiyor. Ülkemizde de gençler, işçiler sokaklarda aynı çağrıları yapıyor.
Her alanda olduğu gibi bu alanda da haklı istek sahibi insanları istismar edenler, kendi ideolojilerine kurban etmek isteyenler var.
Örneğin o dönemlerde bütün işçiler zorla sendikalı yapılmak isteniyor. Olmak istemeyenlere baskı yapılıyor. TBMM'de de büyük tartışmalar yaşanıyor. Konu en son Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor.
AYM'nin tarihi kararı
Anayasa Mahkemesi'nin aldığı sosyal devletin vasfını anlatan karar 27 Eylül 1967 tarihinde resmi gazetede yayımlanıyor.
İşte o karar!
'İnsan hak ve hürriyetlerine saygı gösteren, ferdin huzur ve refahını gerçekleştiren ve teminat altına alan, kişiyle toplum arasında denge kuran,
Emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, özel teşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayan,
Çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadi ve mali tedbirler alarak çalışanları koruyan,
İşsizliği önleyici, milli gelirin adalete uygun bir şekilde dağılmasını sağlayıcı tedbirleri alan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendini yükümlü sayan, hukuka bağlı kararlılık içinde ve gerçekçi bir özgürlük rejimi uygulayan bir devlet."
82 Anayasası
Hani 'darbecilerin yaptığı' dedikleri o anayasanın 5. Maddesinde devletin temel amaç ve görevleri şöyle ifade ediliyor;
'Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,
Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak;
Kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır'.
Geçmiş iktidarlar devletin bu vasıflarını sahaya yansıtamadı. AKP geldi. 23 yılda bu vasıfları bırak hayata geçirmeyi tam tersi icraatlar ortaya koydu. Her halde yeni anayasa ile bu maddeleri de ortadan kaldırıp, vicdanen rahatlamak istiyorlar!
Devlet malını kutsal kabul ediyorlarmış. Uzanan eli kıracaklarmış.
Adaleti sağlamışlar, farklı düşünenlere asla husumet beslemiyorlarmış.
Vesayeti yok etmişler.
Ülkeyi mafyalardan, çetelerden temizlemişler.
Küresel nizam kuruculardan biri olmuşlar.
Ekonomide eşine az rastlanır bir destan yazmışlar.
Eğitim ve sağlıkta çağ atlatmışlar.
Felsefeleri işçinin hakkını alın teri kurumadan vermekmiş gibi nice cümleleri ve geleceğe vaatleri her gün duyuyor, dinliyoruz.
Peki, sahaya, kendinize, ailenize, evlatlarınıza baktınız mı?
Baktıysanız! Bu iddialı cümlelerin hangisinin muhatabı oldunuz?
Devletin malının talan edildiği bir yerde devlet malının kutsallığına atıflar gerçek midir?
Dolandırıcılığın, yolsuzluğun, kara para aklamanın sıradanlaştığı bir ülkede hangi kulla hakkından bahsedilebilir?
Adalet! Kimin adaleti, kime adalet? Hani nerede?
İslam coğrafyası kan gölü, PKK ile masaya oturanlar halkın karşısında 'küresel oyunu kurucuyuz' diyorsa düşünmek lazım!
Evet, eski vesayetçilerin tamamının bitirdiler. Ama gelen gideni aratıyor!
Ya insan!
Gelirde adalet yok!
Eğitimde fırsat eşitliği yok!
Sağlıkta hizmet eşitliği yok!
Sosyal hizmetlerde partizanlık çok!
Efendim! Yol yaptılar, köprü, tünel, stat, havalimanı, iha, siha vs. yaptılar.
Bir iktidarın yol, köprü, havalimanı, silah vs. yapması devlete ve millete bir lütfu değil asli görevidir.
Artı bu iktidar, 'yaptık' dediklerini yapmadı. Komisyoncu, emlakçı mantığıyla senin vergilerinden yaptırdı hem de ne yaptırma!
Eski Türkiye ve sosyal devlet
'Eski Türkiye' adı ile bir tabu yarattılar. Sonra bu tabuyu, kendi başarısızlıklarına, 'eski Türkiye şöyleydi, böyleydi' mantığıyla kendilerine mazeret yaptılar. Şimdi yeni anayasa başlığını ısıtıyorlar.
60'lı yıllarda dünyada sosyalizm fırtınaları kopuyor. İnsanlar hak istiyor, emeğinin karşılığın istiyor, sermayeye karşı devlet güvencesi istiyor, özgürlük istiyor. Ülkemizde de gençler, işçiler sokaklarda aynı çağrıları yapıyor.
Her alanda olduğu gibi bu alanda da haklı istek sahibi insanları istismar edenler, kendi ideolojilerine kurban etmek isteyenler var.
Örneğin o dönemlerde bütün işçiler zorla sendikalı yapılmak isteniyor. Olmak istemeyenlere baskı yapılıyor. TBMM'de de büyük tartışmalar yaşanıyor. Konu en son Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor.
AYM'nin tarihi kararı
Anayasa Mahkemesi'nin aldığı sosyal devletin vasfını anlatan karar 27 Eylül 1967 tarihinde resmi gazetede yayımlanıyor.
İşte o karar!
'İnsan hak ve hürriyetlerine saygı gösteren, ferdin huzur ve refahını gerçekleştiren ve teminat altına alan, kişiyle toplum arasında denge kuran,
Emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, özel teşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayan,
Çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadi ve mali tedbirler alarak çalışanları koruyan,
İşsizliği önleyici, milli gelirin adalete uygun bir şekilde dağılmasını sağlayıcı tedbirleri alan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendini yükümlü sayan, hukuka bağlı kararlılık içinde ve gerçekçi bir özgürlük rejimi uygulayan bir devlet."
82 Anayasası
Hani 'darbecilerin yaptığı' dedikleri o anayasanın 5. Maddesinde devletin temel amaç ve görevleri şöyle ifade ediliyor;
'Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,
Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak;
Kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır'.
Geçmiş iktidarlar devletin bu vasıflarını sahaya yansıtamadı. AKP geldi. 23 yılda bu vasıfları bırak hayata geçirmeyi tam tersi icraatlar ortaya koydu. Her halde yeni anayasa ile bu maddeleri de ortadan kaldırıp, vicdanen rahatlamak istiyorlar!
Akın Aydın / diğer yazıları
- Lafa değil halinize bakın! / 30.07.2026
- Bu 15 Temmuz’da da destan (!) yazdılar / 21.07.2026
- Kıbrıs’ta savaş hazırlıkları / 20.07.2026
- Destanı millet yazdı, sefasını iktidar sürüyor / 15.07.2026
- ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ diyenler nerede? / 13.07.2026
- 6. Filo’dan Ankara’daki NATO Zirvesine / 12.07.2026
- NATO sonuç bildirisi / 10.07.2026
- NATO zirvesinde hiç İslam aklınıza gelmedi mi? / 09.07.2026
- Ali Hamaney’in cenazesi ve Armageddon Savaşı / 08.07.2026
- Deniz Göktaş’a sahip çıkanlar ve karşı çıkanlar / 06.07.2026
- Bu 15 Temmuz’da da destan (!) yazdılar / 21.07.2026
- Kıbrıs’ta savaş hazırlıkları / 20.07.2026
- Destanı millet yazdı, sefasını iktidar sürüyor / 15.07.2026
- ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ diyenler nerede? / 13.07.2026
- 6. Filo’dan Ankara’daki NATO Zirvesine / 12.07.2026
- NATO sonuç bildirisi / 10.07.2026
- NATO zirvesinde hiç İslam aklınıza gelmedi mi? / 09.07.2026
- Ali Hamaney’in cenazesi ve Armageddon Savaşı / 08.07.2026
- Deniz Göktaş’a sahip çıkanlar ve karşı çıkanlar / 06.07.2026

























































