Tarihte defalarca sırtından hançerlenme tecrübesini yaşayan Türk milleti maalesef bu yaşadıklarından ders almadığı için tekrar tekrar aynı badireleri yaşamaya devam etmektedir.
Doğru, Türk milleti olarak 16 devlet kurmuşuz ama bu, aynı zamanda 15 devleti yıktığımızın da göstergesidir.
Ve bu 15 devletin yıkılış nedenlerine baktığımızda millet olarak nerelerde ciddi zaafımızın olduğunu açıkça görebiliriz. En büyük zaafımız da düşman olanları dost bilmemiz ve onlara güvenerek hareket etmemizdir.
Osmanlı Devleti örneğine baktığımızda, Fransızları dost bilmişiz, kapitülasyonlarla onlara özel imtiyazlar sunmuşuz, neticede bu Fransızlar güneydoğumuzu işgal etmişler.
İngiliz hayranı padişahlarımız, sadrazamlarımız olmuş ama bu İngilizler bizi yok etmek için Çanakkale'ye dayanmışlar, İstanbul'u işgal etmişler ve Yunan işgalini finanse etmişler, perde arkasında da koordine etmişler.
Geçmişte Çinlilerin gönderdiği bir kadınla ikiye bölünen Hun İmparatorluğu, yine Saray'a sokulan İngiliz ajanlarıyla paramparça edilen bir Osmanlı İmparatorluğu?
Bugün dost bildiğimiz, ipleriyle kuyuya indiğimiz, bizi de aranıza alın diye yalvardığımız, peşlerinde koştuğumuz Batılı devletlerin tarihi soykırımlarla doludur.
Onlar menfaatleri uğruna kendi milletlerini bile katletmişler, yıkmışlar, yakmışlar ki, senin hiç gözünün yaşına bakarlar mı? Tarihte bakmadılar, bugün bakarlar mı?
Haçlı seferlerini, Kazıklı Voyvodaları, Mondrosları, Sevrleri, yaşadığımız işgal ve katliamları ne çabuk unuttuk?
Hadi, tarihten ders çıkartamıyoruz da, Batılı ülkelerin bugün taze taze yaptıkları, bizzat haberlerle, videolarla şahit olduğumuz katliamları bizi hiç ayıktırmıyor mu?
Irak'ta milyonlarca masum insan, ABD'nin bombalarıyla, füzeleriyle hayatlarını kaybetti.
Afganistan'da, Libya'da, Somali'de, Yemen'de ve daha birçok İslam ülkesinde aynı kanlı tabloları gördük. Bugün Suriye'de, Musul'da aynı katliamları seyrediyoruz.
ABD'nin meşhur gazetlerinden Washington Post, insan hakları derneklerinin paylaştığı videolara dayandırdığı haberinde, ABD'nin Rakka ve Musul'da en az iki kez "beyaz fosfor bombası" kullandığını bildirdi. ABD, bu iki Müslüman şehrinde, IŞİD'i bahane göstererek, sivillerin üzerinde kitle imha silahı kullanıyor.
ABD'nin bu operasyonlarda beyaz fosfor bombası kullanması, gerçek amacının terörle mücadele olmadığını, bu bahaneyle Müslüman sivilleri katletmek olduğunu göstermektedir.
Çünkü beyaz fosfor bombası, atıldığı bölgede sivil-terör ayrımı yapmaz çoluk çocuk herkesi katleder, hem de acımasızca?
Bomba patladığında, içindeki kimyasal, hava ile reaksiyona girerek kalın bir bulut oluşturuyor. İnsana değdiği zaman ise kemikleri bile yakarak ölüme neden oluyor.
Hatırlarsanız, İsrail de Gazze saldırılarında fosfor bombasını çokça kullanmıştı ve birçok Filistinlinin katledilmesine neden olmuştu.
Dün Ortaçağ'ın barbar Batısı, insanları kazıklara oturtarak katlediyordu, bugünün sözde modern(!), medeni(!) batısı insanların tepesinde kimyasal bir bomba patlatarak kemikleri dahi eriterek acımsızca katlediyor. Teknolojik gelişmeler, Batıya medeniyeti değil, daha zalimane bir şekilde katletmenin yöntemlerini getirdi.
Ramazan'ın başından bu yana ABD operasyonlarıyla 400'den sivil katledildi.
Bu haberleri okudukça, Türkiye'deki milletin halini anlamakta zorluk çekiyorum.
Hala "ABD'siz olmaz" zihniyeti hakim. Ve milletimiz sandık başına gidince okyanus ötesinin icazetini almayan siyasileri Meclis'e dahi sokmuyor.
Ondan sonra da çözüm bekliyor, nasıl gelecekse?
Bu ABD mi bize demokrasi getirecek? Irak'a, Afganistan'a, Libya'ya, Mısır'a, Suriye'ye nasıl getirdiğini görüyoruz, fosfor bombalarıyla?
Bizi bu badireden, bu zifiri karanlık kuyudan çıkartacak çözüm, Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Ne AB, ne ABD, tek çözüm Bağımsız Türkiye" duruşudur; bu duruşun ekonomik zeminini oluşturacak olan dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'dir; devlet-millet, asker-sivil birlikteliğini temin edecek, ülkemizi dünyanın en güçlü ülkesi yapacak olan Milli Devlet tezidir.
Eğer bu sese kulak vermemekte hala inat edersek, bizden, önce demokrasiyi uzaklaştırırlar, sonra demokrasi getirmek bahanesiyle tepemize fosfor bombalarını atarlar.
Bizden söylemesi?
Doğru, Türk milleti olarak 16 devlet kurmuşuz ama bu, aynı zamanda 15 devleti yıktığımızın da göstergesidir.
Ve bu 15 devletin yıkılış nedenlerine baktığımızda millet olarak nerelerde ciddi zaafımızın olduğunu açıkça görebiliriz. En büyük zaafımız da düşman olanları dost bilmemiz ve onlara güvenerek hareket etmemizdir.
Osmanlı Devleti örneğine baktığımızda, Fransızları dost bilmişiz, kapitülasyonlarla onlara özel imtiyazlar sunmuşuz, neticede bu Fransızlar güneydoğumuzu işgal etmişler.
İngiliz hayranı padişahlarımız, sadrazamlarımız olmuş ama bu İngilizler bizi yok etmek için Çanakkale'ye dayanmışlar, İstanbul'u işgal etmişler ve Yunan işgalini finanse etmişler, perde arkasında da koordine etmişler.
Geçmişte Çinlilerin gönderdiği bir kadınla ikiye bölünen Hun İmparatorluğu, yine Saray'a sokulan İngiliz ajanlarıyla paramparça edilen bir Osmanlı İmparatorluğu?
Bugün dost bildiğimiz, ipleriyle kuyuya indiğimiz, bizi de aranıza alın diye yalvardığımız, peşlerinde koştuğumuz Batılı devletlerin tarihi soykırımlarla doludur.
Onlar menfaatleri uğruna kendi milletlerini bile katletmişler, yıkmışlar, yakmışlar ki, senin hiç gözünün yaşına bakarlar mı? Tarihte bakmadılar, bugün bakarlar mı?
Haçlı seferlerini, Kazıklı Voyvodaları, Mondrosları, Sevrleri, yaşadığımız işgal ve katliamları ne çabuk unuttuk?
Hadi, tarihten ders çıkartamıyoruz da, Batılı ülkelerin bugün taze taze yaptıkları, bizzat haberlerle, videolarla şahit olduğumuz katliamları bizi hiç ayıktırmıyor mu?
Irak'ta milyonlarca masum insan, ABD'nin bombalarıyla, füzeleriyle hayatlarını kaybetti.
Afganistan'da, Libya'da, Somali'de, Yemen'de ve daha birçok İslam ülkesinde aynı kanlı tabloları gördük. Bugün Suriye'de, Musul'da aynı katliamları seyrediyoruz.
ABD'nin meşhur gazetlerinden Washington Post, insan hakları derneklerinin paylaştığı videolara dayandırdığı haberinde, ABD'nin Rakka ve Musul'da en az iki kez "beyaz fosfor bombası" kullandığını bildirdi. ABD, bu iki Müslüman şehrinde, IŞİD'i bahane göstererek, sivillerin üzerinde kitle imha silahı kullanıyor.
ABD'nin bu operasyonlarda beyaz fosfor bombası kullanması, gerçek amacının terörle mücadele olmadığını, bu bahaneyle Müslüman sivilleri katletmek olduğunu göstermektedir.
Çünkü beyaz fosfor bombası, atıldığı bölgede sivil-terör ayrımı yapmaz çoluk çocuk herkesi katleder, hem de acımasızca?
Bomba patladığında, içindeki kimyasal, hava ile reaksiyona girerek kalın bir bulut oluşturuyor. İnsana değdiği zaman ise kemikleri bile yakarak ölüme neden oluyor.
Hatırlarsanız, İsrail de Gazze saldırılarında fosfor bombasını çokça kullanmıştı ve birçok Filistinlinin katledilmesine neden olmuştu.
Dün Ortaçağ'ın barbar Batısı, insanları kazıklara oturtarak katlediyordu, bugünün sözde modern(!), medeni(!) batısı insanların tepesinde kimyasal bir bomba patlatarak kemikleri dahi eriterek acımsızca katlediyor. Teknolojik gelişmeler, Batıya medeniyeti değil, daha zalimane bir şekilde katletmenin yöntemlerini getirdi.
Ramazan'ın başından bu yana ABD operasyonlarıyla 400'den sivil katledildi.
Bu haberleri okudukça, Türkiye'deki milletin halini anlamakta zorluk çekiyorum.
Hala "ABD'siz olmaz" zihniyeti hakim. Ve milletimiz sandık başına gidince okyanus ötesinin icazetini almayan siyasileri Meclis'e dahi sokmuyor.
Ondan sonra da çözüm bekliyor, nasıl gelecekse?
Bu ABD mi bize demokrasi getirecek? Irak'a, Afganistan'a, Libya'ya, Mısır'a, Suriye'ye nasıl getirdiğini görüyoruz, fosfor bombalarıyla?
Bizi bu badireden, bu zifiri karanlık kuyudan çıkartacak çözüm, Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Ne AB, ne ABD, tek çözüm Bağımsız Türkiye" duruşudur; bu duruşun ekonomik zeminini oluşturacak olan dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'dir; devlet-millet, asker-sivil birlikteliğini temin edecek, ülkemizi dünyanın en güçlü ülkesi yapacak olan Milli Devlet tezidir.
Eğer bu sese kulak vermemekte hala inat edersek, bizden, önce demokrasiyi uzaklaştırırlar, sonra demokrasi getirmek bahanesiyle tepemize fosfor bombalarını atarlar.
Bizden söylemesi?
Murat Çabas / diğer yazıları
- Yeni anayasa, meşruiyet arayışı ve muhalefetin dizaynı / 24.06.2026
- Cenevre’de tehditlerin gölgesinde 60 günlük yol haritası / 23.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Cenevre’de tehditlerin gölgesinde 60 günlük yol haritası / 23.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026

























































