Geçtiğimiz günlerde "Akıl tutulması" başlıklı bir makale kaleme almış, daha sonra da akıl tutulmasına bazı örnekler vermiştik. Öyle görülüyor ki akıl tutulmasıyla ilgili sık sık makale yazmamız gerekecektir. Akıl tutulmasına örnek teşkil edecek o kadar çok olaylar yaşanıyor ki, bu durum karşısında aklını koruyabilene de aşkolsun…
Öncelikle akıl tutulmasının ne manaya geldiğini belirttiğimiz makalemizden alıntı yapalım: "Akıl tutulması" psikolojik ve manevi bir hastalıktır. İman zafiyetinden kaynaklanır. En büyük etken aldanmadır. Aklın durumu, aynen güneş ve ay tutulması gibidir. Güneş ve ay tutulduğunda, güneş ya da ayın önünü kaplayan şey, güneş ya da ayın ışığına engel olur. "Akıl tutulması" yaşayan kimsenin hali de böyledir. Bu hal, insan aklının sağlıklı çalışmasına engel olur.
Bu durumu yaşayan insanın mantık süzgeci çalışmaz olur. Dolayısıyla söyledikleri ve yaptıklarıyla çevresindekileri şaşırtırlar." Akıl tutulmasına en belirgin örnek; Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rusya parlamentosu Duma'da yaptığı konuşmayı görmezlikten, duymazlıktan, anlamazlıktan gelenlerin halidir.
Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rus parlamentosuna devlet tarafından davet edilerek, "Milli Ekonomi Modeli"ni bizatihi modelin sahibinden dinlemek istemesi karşısında; TBMM'nin, medya patronlarının, yazarların, çizerlerin, program yapımcılarının; bu olay karşısında ilgisiz kalmasından daha talihsiz, daha vahim bir olay olabilir mi?
"Milli Ekonomi Modeli" ve "Sosyal Devlet Milli Devlet" projelerinin sahibi, Türk Milletinin öz evladı ve Türkiye'de siyaset yapan bir lider olmasına rağmen; Türk Parlamentosu, Türk medyası, Sayın Baş'a karşı ilgisiz kalarak Türk milletinin fakir ve mutsuz kalmasına; Türk devletinin güçsüz kalarak yok olmasına; bilerek ya da bilmeyerek zemin hazırlamaktadır.
Bu kadar vahim bir olay, olsa olsa "akıl tutulması" olarak izah edilebilir. Akıl tutulması problemi yaşayanların yaşadıkları bu hastalığın bedelini, topyekûn bir millet olarak ödemek zorunda kalmaktayız. Rabbim, milletimizi bu hastalıktan bir an önce kurtarsın diye dua etmekteyiz.
Öncelikle akıl tutulmasının ne manaya geldiğini belirttiğimiz makalemizden alıntı yapalım: "Akıl tutulması" psikolojik ve manevi bir hastalıktır. İman zafiyetinden kaynaklanır. En büyük etken aldanmadır. Aklın durumu, aynen güneş ve ay tutulması gibidir. Güneş ve ay tutulduğunda, güneş ya da ayın önünü kaplayan şey, güneş ya da ayın ışığına engel olur. "Akıl tutulması" yaşayan kimsenin hali de böyledir. Bu hal, insan aklının sağlıklı çalışmasına engel olur.
Bu durumu yaşayan insanın mantık süzgeci çalışmaz olur. Dolayısıyla söyledikleri ve yaptıklarıyla çevresindekileri şaşırtırlar." Akıl tutulmasına en belirgin örnek; Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rusya parlamentosu Duma'da yaptığı konuşmayı görmezlikten, duymazlıktan, anlamazlıktan gelenlerin halidir.
Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rus parlamentosuna devlet tarafından davet edilerek, "Milli Ekonomi Modeli"ni bizatihi modelin sahibinden dinlemek istemesi karşısında; TBMM'nin, medya patronlarının, yazarların, çizerlerin, program yapımcılarının; bu olay karşısında ilgisiz kalmasından daha talihsiz, daha vahim bir olay olabilir mi?
"Milli Ekonomi Modeli" ve "Sosyal Devlet Milli Devlet" projelerinin sahibi, Türk Milletinin öz evladı ve Türkiye'de siyaset yapan bir lider olmasına rağmen; Türk Parlamentosu, Türk medyası, Sayın Baş'a karşı ilgisiz kalarak Türk milletinin fakir ve mutsuz kalmasına; Türk devletinin güçsüz kalarak yok olmasına; bilerek ya da bilmeyerek zemin hazırlamaktadır.
Bu kadar vahim bir olay, olsa olsa "akıl tutulması" olarak izah edilebilir. Akıl tutulması problemi yaşayanların yaşadıkları bu hastalığın bedelini, topyekûn bir millet olarak ödemek zorunda kalmaktayız. Rabbim, milletimizi bu hastalıktan bir an önce kurtarsın diye dua etmekteyiz.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Eski siyaset çöktü: Türkiye’nin yeni şansı Hüseyin Baş / 10.05.2026
- MEM merkezli değişim artık mecburiyettir / 09.05.2026
- Türkiye için yol ayrımı: Devam mı değişim mi? / 08.05.2026
- Enflasyonun gerçek kaynağı ve görmezden gelinen yapısal sorun / 07.05.2026
- “Sansürlü enflasyon” gerçeği gizleyebilir mi? / 06.05.2026
- BTP’nin ‘birleşik muhalefet’ çağrısı toplumsal mutabakat çağrısıdır / 05.05.2026
- Dünya kaosa sürüklenirken: Sessizlik daha ne kadar sürecek? / 04.05.2026
- Kınama değil, caydırıcılık gerek / 03.05.2026
- Eski siyasetle yeni Türkiye kurulamaz / 02.05.2026
- Türkiye’nin ihtiyacı geleceği inşa etmektir / 01.05.2026
- MEM merkezli değişim artık mecburiyettir / 09.05.2026
- Türkiye için yol ayrımı: Devam mı değişim mi? / 08.05.2026
- Enflasyonun gerçek kaynağı ve görmezden gelinen yapısal sorun / 07.05.2026
- “Sansürlü enflasyon” gerçeği gizleyebilir mi? / 06.05.2026
- BTP’nin ‘birleşik muhalefet’ çağrısı toplumsal mutabakat çağrısıdır / 05.05.2026
- Dünya kaosa sürüklenirken: Sessizlik daha ne kadar sürecek? / 04.05.2026
- Kınama değil, caydırıcılık gerek / 03.05.2026
- Eski siyasetle yeni Türkiye kurulamaz / 02.05.2026
- Türkiye’nin ihtiyacı geleceği inşa etmektir / 01.05.2026


























































