Yüzde 10 seçim barajının olduğu ülkemizde sağlıklı bir seçimin yapılabilmesi asla mümkün değildir. Demokrasilerde seçim sandığı, proje üretmeyen, çalışmayan, milletin iradesini temsil edemeyen siyasilerin cezalandırılmasını, çözümü olanların ve hizmet edenlerin ise önünün açılmasını ifade eder.Yüzde 10 barajı sandığın bu demokratik özelliğini devre dışı bırakmaktadır.Yüzde 10 barajıyla seçmen, çözüme, projeye değil, güce oy vermeye zorlanmaktadır.Barajın kaldırılması, bu ülke ve millet için çözüm üretenlere imkan tanıyacak, demokrasi, insan hakları yaşanmaya başlanacak, kurulan siyasi partiler de millete hizmet etmek, proje üretmek konusunda yarışacak. Yüzde 10 barajı, bir siyasi iradenin, hizmet etmeden millete kendisine oy verdirmenin ya da milletin büyük bir bölümü oy vermese de iktidarda kalmasının adıdır, yöntemidir.Yüzde 10 barajı, milleti "çözümsüzlüğün kölesi" haline getirmektedir.Sandık başına giden seçmen, çok farklı görüşlere sahip olmasına rağmen, çözümün de farkında olmasına rağmen, "yüzde 10 barajını aşamaz", "oyum boşa gitmesin" endişesiyle arzu ettiği partiye oy vermemekte, beğenmese de hatta eleştirse de çözümsüzlüğe oy vermek durumunda kalmaktadır. Her ne kadar sandıklar başlangıçta boş olup, milletin oyuyla şekillense de yapılan her türlü menfi propaganda neticesinde seçmen böyle bir adım atmaya zorlanmaktadır.Başlangıçta birçok vaatlerle, dindar görünümü de ihmal etmeden milletin oyunu kapan siyasi irade, daha sonraki dönemlerde, hizmet etmemiş, milletin beklentilerini karşılamamış olsa da, yüzde 10 barajının verdiği güçle, yüzde 7'nin üzerinde oy aldığı için devletin milyonlarca liralık seçim yardımından istifadeyle, hükümet olmanın avantajlarını kullanarak elde ettiği geniş propaganda imkanlarıyla bir daha barajın altına düşmemekte, konumunu güçlendirmektedir.Böyle bir barajın uygulandığı ülkemizde gerçek demokrasinin varlığından söz edilemez; bu olsa olsa krallık sisteminin demokrasi kılıfıyla sunulmasıdır.Siyasi irade sık sık AB'nin bir medeniyet projesi olduğundan bahsetmekte ve Türk milletine, kokuşmuş ve dağılmakta olan AB'yi bir idol olarak göstermektedir.AB hayaliyle yanıp tutuşan AKP hükümetinin Fransa, İngiltere gibi AB'nin lokomotifi ülkelerde seçim barajının yüzde 0 olmasını örnek almaması ise oldukça manidardır.Üstelik Almanya Yüksek Mahkemesi, Avrupa Parlamentosu'na girmek için gerekli olan yüzde 3 seçim barajını "Anayasaya aykırı" gerekçesiyle kaldırmıştır. Böylece Mahkeme, aldığı kararla yapılacak seçimlerde küçük partilerin de Avrupa Parlamentosuna üye göndermelerinin önündeki engeli kaldırmıştır. Mahkeme, seçim barajı engelini bütün politik partilere eşit davranmanın önünde ciddi bir engel olarak gördüğü için kaldırmıştır.Sayın Erdoğan, Sayın Davutoğlu AB konusunda samimi iseniz neden bu AB uygulamasını hayata geçirmiyorsunuz? "AB bizim aşkımızdır" diyen Sayın Arınç, aşık olduğunuz AB'nin uygulaması bu... Bugün seçim barajında ısrarcı olanlar, demokrasiyi rafa kaldırarak "tek güç" olma hevesiyle buna dört elle sarılmaktadır. Bu noktada bir uyarı yapmayı uygun görüyoruz: "Aşırı güç sahibi olmak, daha fazla sorumluluğu da beraberinde getirmektedir."Bunu dediğimizde sakın "AKP hükümeti millete karşı çok sorumlu da yükü daha da artacak" anlamında söylemiyorum. 12 yıllık icraatlarında çiftçiye, işçiye, memura, emekliye kısaca topyekun Türk milletine ne verdi ki daha fazla güç sahibi olduğunda versin. Kastettiğimiz bu değil.Bugün bu iktidara sizi layık gören dış güçler, gücünüz arttıkça sizden daha fazla taviz isteyecekler ve elde edemediklerinde de tek sorumlu siz olduğunuz için bunu hesabını daha şiddetli soracaklardır. Bugün belki sizden istenenleri yapabiliyor olabilirsiniz ama yarın bu taviz talepleri o kadar çok olacak ki, kendinizden de öyle fedakarlıklar(!) istenecek ki bunlara cevap vermeniz imkansız olacak.Bu, Saddam'ın, Hüsnü Mübarek'in, Karzai'nin, Tunus Devlet Başkanı'nın son dönemlerinde yaşadıklarıydı. Saddam, ABD'nin menfaatleri için din kardeşleriyle, İran'la tam 8 yıl kıran kırana çarpıştı; buna rağmen yaranamadı ve ABD'nin ipiyle idam edildi. Sizler de bugün Saddam'ın ve benzerlerinin kaderini yaşamaya doğru hızla adım atıyorsunuz.Yüzde 10 barajının kaldırılmasıyla Meclis'te oluşacak olan demokrasi, sizlerin böyle bir kaderi yaşamanızı da engelleyecektir.Yani sizin kurtuluşunuz da bu yüzde 10 barajının kaldırılmasında?Bunu böyle bilesiniz.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Milli gelir, her hanenin tenceresinde aş, her gencin geleceğinde umut olmalı / 28.04.2026
- Küresel hegemonyanın kanlı bilançosu / 27.04.2026
- ABD’den diplomasi maskeli kuşatma / 26.04.2026
- Monarşiden milli iradeye, geçmişten geleceğe / 25.04.2026
- Muhalefet için stratejik çıkış yolu / 24.04.2026
- Tom Barrack ve "sömürge valisi" diplomasisi / 23.04.2026
- Trump’ın İran kararı müttefiklerini vurdu / 22.04.2026
- ABD’nin 100 yıllık deniz hegemonyasının sonu mu? / 21.04.2026
- Trump’ın abluka ısrarı küresel enerji koridorunu yeniden kararttı / 20.04.2026
- Petro-Dolar sisteminin çöküşü ve kağıttan imparatorluğun son çırpınışları / 19.04.2026
- Küresel hegemonyanın kanlı bilançosu / 27.04.2026
- ABD’den diplomasi maskeli kuşatma / 26.04.2026
- Monarşiden milli iradeye, geçmişten geleceğe / 25.04.2026
- Muhalefet için stratejik çıkış yolu / 24.04.2026
- Tom Barrack ve "sömürge valisi" diplomasisi / 23.04.2026
- Trump’ın İran kararı müttefiklerini vurdu / 22.04.2026
- ABD’nin 100 yıllık deniz hegemonyasının sonu mu? / 21.04.2026
- Trump’ın abluka ısrarı küresel enerji koridorunu yeniden kararttı / 20.04.2026
- Petro-Dolar sisteminin çöküşü ve kağıttan imparatorluğun son çırpınışları / 19.04.2026




























































