Musul operasyonunda asıl problem Musul'un IŞİD'den alınıp altın tepside Büyük İsrail'in ya da ABD'nin yeni vatanının prensi Yahudi Barzani'ye altın tepside sunulması iken, Türkiye'nin siyasileri meseleyi mezhepsel gerilim boyutuna taşıyor.
Dün Muharrem Bayraktar'ın da yazısında altını çizdiği gibi, IŞİD işgalinden önce yüzde 30 nüfusu Şii olan Musul için siyasilerimiz Musul operasyonundan sonra burada kalacak olanların Sünni Türkmenler, Sünni Araplar ve Sünni Kürtler olması lazım diyor.
Halbuki Nisan ayında yaptıkları açıklamalarda siyasilerimiz, mezhepçiliğin fitne olduğunu ifade ediyorlardı.
Musul operasyonuna katılan 36 ülke var, peşmergesini eğittiğimiz Barzani'nin 18 bin kişilik ordusu içinde PKK'lı teröristler de var ama bizimkilerin derdi Şiiler?
Adamlar ABD ve Barzani adına ortak operasyon yaparken bile Şii-Sünni ayrımı yapmadan beraber hareket ediyorlar, bizimkiler Şii-Sünni gerilimi çıkartıyorlar.
Bu da tabii olarak, ABD'nin Ortadoğu için asıl planı olan devletlerarası mezhep savaşları, Şii-Sünni çatışması planının ekmeğine yağ sürüyor.
ABD, uzunca zamandır, Şii-Sünni gerilimi üzerinden bir Türkiye-Irak, ya da Türkiye-Suriye savaşı hatta nihai noktada bir Türkiye-İran savaşı planlıyor.
Türkiye'nin siyasileri bu amaca hizmet eden bu tür söylemler kullandıkça, bizi Musul'da adam yerine koymayan, Suriye'de de yalnız bırakan sözde müttefik ABD bir sonraki işgal adımı için ellerini ovuşturuyor.
Siyasilerimizin, bu tür söylemlerden acilen uzak durması ve ABD'nin Şii-Sünni çatışması projesini destekleyen bu tür adımların, BOP kapsamında parçalanması planlanan ve de etnik ve mezhepsel bir mozaiğe sahip olan Türkiye'yi de paramparça edeceğini bilmeleri gerekiyor.
Mezhep ayrımcılığını körükleyen ifadeler ve tavırlar hem kendi ülkemizde bindiğimiz dalı kesmemize, hem de İslam coğrafyasında büyük bir yangının çıkmasına neden olur.
Bugün gerek Türkiye olarak gerekse tüm İslam coğrafyası olarak birliğimizin adresi Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" tezidir.
Prof. Dr. Baş, bu eserinde ve daha geniş olarak 14 ciltlik Ehl-i Beyt Külliyatı'nda İmam Ali'nin hilafet ilanının ayetlerle, hadislerle ve icmayla ile sabit olduğunu 220 Ehl-i Sünnet kaynağını da madde madde sayarak delilleriyle belirtmiştir.
Yani Ehl-i Beyt'i sevmek, onlara itaat etmek, Hz. Ali'nin hilafeti gibi konular sadece Şii dünyanın değil, Sünni dünyanın kaynaklarının da önemle ifade ettiği gerçekler.
Eserde, İmam Azam, İmam Şafi, İmam Gazali gibi büyük alimlerin de bu noktadaki görüşlerine geniş geniş yer veriliyor.
Yani Şii'nin, Sünni'nin ve de Alevi'nin ortak paydası Ehl-i Beyt?
Ayrıca eserde, Şiilerin ve Sünnilerin iman ve İslam şartları tek tek sayılmış. Bakıldığında açıkça görülüyor ki, Alevi'si de, Sünni'si de, Şii'si de hepsi tek bir Allah'a iman ediyor, Hz. Muhammed'in Allah'ın son peygamberi olduğuna inanıyor, Kur'an-ı Kerim'e iman ediyor, kıblelerimiz aynı, namazın, orucun, zekâtın, haccın İslam'ın şartları olduğunu kabul ediyor, kısaca temel hiçbir noktada ayrımız gayrımız yok.
Şii-Sünni çatışması planları bugüne ait bir proje değil, önceleri İngilizlerin, sonraları ise ABD'nin hedefinde olan bir konu?
Bu nihai kirli senaryoya engel olacak tek çözüm Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt tezidir ve bu çerçevede yukarıda ifade ettiğimiz birlik unsurlarıdır.
Şu gerçekleri de unutmamak gerekir:
1) Saydığımız iman ve İslam şartlarını kabul eden her Alevi, Şii ve Sünni Müslüman'dır. (Buhari, 128, Müslim, 32)
2) Bir Müslüman'a kafir diyen kendisi kafir olur. (Buhari, Edeb, 73; Müslim, İman, 111; Tirmizi, İman, 16)
3) Bir Müslüman'ın ölümüne fetva veren kafir olur. (İbn Mace, Diyat, 1)
4) Bir mü'mini kasten öldüren ebediyen cehennemlik, yani kafir olur ve Allah tarafından lanetlenir. (Nisa, 93)
Dün Muharrem Bayraktar'ın da yazısında altını çizdiği gibi, IŞİD işgalinden önce yüzde 30 nüfusu Şii olan Musul için siyasilerimiz Musul operasyonundan sonra burada kalacak olanların Sünni Türkmenler, Sünni Araplar ve Sünni Kürtler olması lazım diyor.
Halbuki Nisan ayında yaptıkları açıklamalarda siyasilerimiz, mezhepçiliğin fitne olduğunu ifade ediyorlardı.
Musul operasyonuna katılan 36 ülke var, peşmergesini eğittiğimiz Barzani'nin 18 bin kişilik ordusu içinde PKK'lı teröristler de var ama bizimkilerin derdi Şiiler?
Adamlar ABD ve Barzani adına ortak operasyon yaparken bile Şii-Sünni ayrımı yapmadan beraber hareket ediyorlar, bizimkiler Şii-Sünni gerilimi çıkartıyorlar.
Bu da tabii olarak, ABD'nin Ortadoğu için asıl planı olan devletlerarası mezhep savaşları, Şii-Sünni çatışması planının ekmeğine yağ sürüyor.
ABD, uzunca zamandır, Şii-Sünni gerilimi üzerinden bir Türkiye-Irak, ya da Türkiye-Suriye savaşı hatta nihai noktada bir Türkiye-İran savaşı planlıyor.
Türkiye'nin siyasileri bu amaca hizmet eden bu tür söylemler kullandıkça, bizi Musul'da adam yerine koymayan, Suriye'de de yalnız bırakan sözde müttefik ABD bir sonraki işgal adımı için ellerini ovuşturuyor.
Siyasilerimizin, bu tür söylemlerden acilen uzak durması ve ABD'nin Şii-Sünni çatışması projesini destekleyen bu tür adımların, BOP kapsamında parçalanması planlanan ve de etnik ve mezhepsel bir mozaiğe sahip olan Türkiye'yi de paramparça edeceğini bilmeleri gerekiyor.
Mezhep ayrımcılığını körükleyen ifadeler ve tavırlar hem kendi ülkemizde bindiğimiz dalı kesmemize, hem de İslam coğrafyasında büyük bir yangının çıkmasına neden olur.
Bugün gerek Türkiye olarak gerekse tüm İslam coğrafyası olarak birliğimizin adresi Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu "Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" tezidir.
Prof. Dr. Baş, bu eserinde ve daha geniş olarak 14 ciltlik Ehl-i Beyt Külliyatı'nda İmam Ali'nin hilafet ilanının ayetlerle, hadislerle ve icmayla ile sabit olduğunu 220 Ehl-i Sünnet kaynağını da madde madde sayarak delilleriyle belirtmiştir.
Yani Ehl-i Beyt'i sevmek, onlara itaat etmek, Hz. Ali'nin hilafeti gibi konular sadece Şii dünyanın değil, Sünni dünyanın kaynaklarının da önemle ifade ettiği gerçekler.
Eserde, İmam Azam, İmam Şafi, İmam Gazali gibi büyük alimlerin de bu noktadaki görüşlerine geniş geniş yer veriliyor.
Yani Şii'nin, Sünni'nin ve de Alevi'nin ortak paydası Ehl-i Beyt?
Ayrıca eserde, Şiilerin ve Sünnilerin iman ve İslam şartları tek tek sayılmış. Bakıldığında açıkça görülüyor ki, Alevi'si de, Sünni'si de, Şii'si de hepsi tek bir Allah'a iman ediyor, Hz. Muhammed'in Allah'ın son peygamberi olduğuna inanıyor, Kur'an-ı Kerim'e iman ediyor, kıblelerimiz aynı, namazın, orucun, zekâtın, haccın İslam'ın şartları olduğunu kabul ediyor, kısaca temel hiçbir noktada ayrımız gayrımız yok.
Şii-Sünni çatışması planları bugüne ait bir proje değil, önceleri İngilizlerin, sonraları ise ABD'nin hedefinde olan bir konu?
Bu nihai kirli senaryoya engel olacak tek çözüm Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt tezidir ve bu çerçevede yukarıda ifade ettiğimiz birlik unsurlarıdır.
Şu gerçekleri de unutmamak gerekir:
1) Saydığımız iman ve İslam şartlarını kabul eden her Alevi, Şii ve Sünni Müslüman'dır. (Buhari, 128, Müslim, 32)
2) Bir Müslüman'a kafir diyen kendisi kafir olur. (Buhari, Edeb, 73; Müslim, İman, 111; Tirmizi, İman, 16)
3) Bir Müslüman'ın ölümüne fetva veren kafir olur. (İbn Mace, Diyat, 1)
4) Bir mü'mini kasten öldüren ebediyen cehennemlik, yani kafir olur ve Allah tarafından lanetlenir. (Nisa, 93)
Murat Çabas / diğer yazıları
- ABD’nin 100 yıllık deniz hegemonyasının sonu mu? / 21.04.2026
- Trump’ın abluka ısrarı küresel enerji koridorunu yeniden kararttı / 20.04.2026
- Petro-Dolar sisteminin çöküşü ve kağıttan imparatorluğun son çırpınışları / 19.04.2026
- Sınıflarda yankılanan kurşun sesleri / 18.04.2026
- Bütçenin yükü vatandaşa, rantı faiz lobisine / 17.04.2026
- BOP kıskacında Türkiye ve bölgesel direnç hattı / 16.04.2026
- Fikirden aksiyona bir deha portresi: Prof. Dr. Haydar Baş / 15.04.2026
- Birlik insanı Baş Hoca / 14.04.2026
- Trump’ın gidişi hızlandı / 11.04.2026
- İran kazandı: Müzakerelerde İran’ın teklifi baz alınacak / 09.04.2026
- Trump’ın abluka ısrarı küresel enerji koridorunu yeniden kararttı / 20.04.2026
- Petro-Dolar sisteminin çöküşü ve kağıttan imparatorluğun son çırpınışları / 19.04.2026
- Sınıflarda yankılanan kurşun sesleri / 18.04.2026
- Bütçenin yükü vatandaşa, rantı faiz lobisine / 17.04.2026
- BOP kıskacında Türkiye ve bölgesel direnç hattı / 16.04.2026
- Fikirden aksiyona bir deha portresi: Prof. Dr. Haydar Baş / 15.04.2026
- Birlik insanı Baş Hoca / 14.04.2026
- Trump’ın gidişi hızlandı / 11.04.2026
- İran kazandı: Müzakerelerde İran’ın teklifi baz alınacak / 09.04.2026


























































