"Sünnetullah'ta (Allah'ın yaratış sisteminde) asla değişme bulamazsın" (Feth-23) ayeti, bu genel düzeni ve sistemi anlatıyor. İster nebat, ister hayvan, ister insan, ister melek, ister cin olsun, tüm varlıklar bu genel sistem içinde kendi varoluş gayelerine uygun olarak görevlerini yerine getirmektedirler! "Gökte ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder" (Haşr-24) ayeti bunun delilidir.
"Kesinlikle Allah indinde din İslam'dır" ayetinde işaret edilen mânâ, tüm varlıkların bu doğal ve zorunlu teslimiyetidir. Var olan hiçbir varlık, hakikati-esası itibariyle, Allah'a isyan edemez, asi olamaz. İblis'in Allah'a isyanı dahi, ezelî görevi ve varoluş programının sonucudur. Eğer İblis'in o isyan dediğimiz hâli olmasa, ne Hz. Âdem cennet yaşamından ayrı düşer; ne insanlar madde bedenin getirdiği sıkıntı ve zorluklara düşer; ne de insanların geçmişteki cennet hâlinden çok daha ileri boyutlarda olan özlerindeki İlâhî gücü ortaya çıkarma çalışmaları var olurdu.
Hz. Ali (a.s.), "Cenneti ancak takva ile elde ederseniz" buyurdu.
Hz. Âdem'in (a.s.), cennette hemen her istediği oluyordu! Ancak şu farkla ki; Âdem (a.s.) yeryüzünde yaratılmıştı. "Rabbin meleklere, 'Ben arzda bir halife meydana getireceğim' dedi" (Bakara-30) ayeti de, O'nun yeryüzünde varoluşunun apaçık ispatıdır. Bizler gibi fiziki bir bedeni mevcuttu. Bu sebeple de bulunduğu yere yeryüzü cenneti denmekteydi. Ancak yeryüzünde yaşamasına rağmen, bizim bugün elde edemediğimiz İlâhî kuvvetlerle, pek çok isteklerini gerçekleştirebiliyordu. Çünkü kendisindeki ilâhî güçlerin çıkmasını engelleyen vehim duygusu oluşmamıştı!
Vehim duygusu insanda mevcut olan en büyük şer güçtür! Var olamayan ya da var olması mümkün olmayan şeyleri imkân dâhilinde göstererek bilinci âdeta esir eder! Tüm korkuların, endişelerin, sıkıntıların kökeninde vehim yatar. Eğer kişi vehim duygusunu kontrol altına alabilirse, yaşamı âdeta cennet yaşamına döner. Buna karşılık insan vehminin esiri olursa, yaşamı artık bir cehennemdir! Var olmayanı var sandıran; var olanı da görmezlikten getiren kuvvettir vehim.
Kâinatta bulunan her varlık Allah'a kulluk halindedir. İnsanlar ve cinlerin, Kur'an'da açık bir şekilde ibadet etmekle yükümlü oldukları vurgulanmıştır.
"Allah kimin derununun İslam'ı kavrayacak şekilde genişletti ise, o Rabbinden bir nur üzere değil midir?" (Zümer-22). Evet, mü'min nurludur. Kur'an-ı Kerim'de deniyor ki: "Mü'minler kardeştir; kardeşler arası barışı sağlayınız." Hz. Ali (a.s.), bu ayeti şöyle tefsir ediyor: "Evet, mü'min mü'minin kardeşidir. Çünkü mü'min Cennetin hamurundan yaratıldı. Babası nur, annesi rahmettir."
İmam Bakır (a.s.) buyuruyor ki: "Her mü'minin nuru vardır. Ve nurunun bir kısmı yanındadır. O gün (kıyamet günü mü'min) diyecek ki: Ey Rabbim nurumu tamamla."
Evet, görüldüğü üzere İslam'ı gerçek anlamıyla kavrayabilmek son derece önemli bir iştir; ki Rabbinden kendisinde açığa çıkan bu nur, yani gerçeği fark etme ve kavrama gücü, kişiyi kainattaki sistemi tanıma noktasına ulaştırır.
"Kesinlikle Allah indinde din İslam'dır" ayetinde işaret edilen mânâ, tüm varlıkların bu doğal ve zorunlu teslimiyetidir. Var olan hiçbir varlık, hakikati-esası itibariyle, Allah'a isyan edemez, asi olamaz. İblis'in Allah'a isyanı dahi, ezelî görevi ve varoluş programının sonucudur. Eğer İblis'in o isyan dediğimiz hâli olmasa, ne Hz. Âdem cennet yaşamından ayrı düşer; ne insanlar madde bedenin getirdiği sıkıntı ve zorluklara düşer; ne de insanların geçmişteki cennet hâlinden çok daha ileri boyutlarda olan özlerindeki İlâhî gücü ortaya çıkarma çalışmaları var olurdu.
Hz. Ali (a.s.), "Cenneti ancak takva ile elde ederseniz" buyurdu.
Hz. Âdem'in (a.s.), cennette hemen her istediği oluyordu! Ancak şu farkla ki; Âdem (a.s.) yeryüzünde yaratılmıştı. "Rabbin meleklere, 'Ben arzda bir halife meydana getireceğim' dedi" (Bakara-30) ayeti de, O'nun yeryüzünde varoluşunun apaçık ispatıdır. Bizler gibi fiziki bir bedeni mevcuttu. Bu sebeple de bulunduğu yere yeryüzü cenneti denmekteydi. Ancak yeryüzünde yaşamasına rağmen, bizim bugün elde edemediğimiz İlâhî kuvvetlerle, pek çok isteklerini gerçekleştirebiliyordu. Çünkü kendisindeki ilâhî güçlerin çıkmasını engelleyen vehim duygusu oluşmamıştı!
Vehim duygusu insanda mevcut olan en büyük şer güçtür! Var olamayan ya da var olması mümkün olmayan şeyleri imkân dâhilinde göstererek bilinci âdeta esir eder! Tüm korkuların, endişelerin, sıkıntıların kökeninde vehim yatar. Eğer kişi vehim duygusunu kontrol altına alabilirse, yaşamı âdeta cennet yaşamına döner. Buna karşılık insan vehminin esiri olursa, yaşamı artık bir cehennemdir! Var olmayanı var sandıran; var olanı da görmezlikten getiren kuvvettir vehim.
Kâinatta bulunan her varlık Allah'a kulluk halindedir. İnsanlar ve cinlerin, Kur'an'da açık bir şekilde ibadet etmekle yükümlü oldukları vurgulanmıştır.
"Allah kimin derununun İslam'ı kavrayacak şekilde genişletti ise, o Rabbinden bir nur üzere değil midir?" (Zümer-22). Evet, mü'min nurludur. Kur'an-ı Kerim'de deniyor ki: "Mü'minler kardeştir; kardeşler arası barışı sağlayınız." Hz. Ali (a.s.), bu ayeti şöyle tefsir ediyor: "Evet, mü'min mü'minin kardeşidir. Çünkü mü'min Cennetin hamurundan yaratıldı. Babası nur, annesi rahmettir."
İmam Bakır (a.s.) buyuruyor ki: "Her mü'minin nuru vardır. Ve nurunun bir kısmı yanındadır. O gün (kıyamet günü mü'min) diyecek ki: Ey Rabbim nurumu tamamla."
Evet, görüldüğü üzere İslam'ı gerçek anlamıyla kavrayabilmek son derece önemli bir iştir; ki Rabbinden kendisinde açığa çıkan bu nur, yani gerçeği fark etme ve kavrama gücü, kişiyi kainattaki sistemi tanıma noktasına ulaştırır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ahmet Topacık / diğer yazıları
- Hz. İbrahim'in kavminden örnekler / 23.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-7 / 22.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-6 / 21.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-5 / 20.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-4 / 19.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-3 / 18.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-2 / 17.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-1 / 16.03.2017
- Harun Reşid ile İmam Musa Kâzım'ın (a.s.) tartışması-2 / 15.03.2017
- Harun Reşid ile İmam Musa Kâzım'ın (a.s.) tartışması-1 / 14.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-7 / 22.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-6 / 21.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-5 / 20.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-4 / 19.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-3 / 18.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-2 / 17.03.2017
- Hz. Fâtımatü'z-Zehra (a.s.)-1 / 16.03.2017
- Harun Reşid ile İmam Musa Kâzım'ın (a.s.) tartışması-2 / 15.03.2017
- Harun Reşid ile İmam Musa Kâzım'ın (a.s.) tartışması-1 / 14.03.2017