Açlık sınırı 10 bin TL olmuşken, emeklilere, alın size 7.500 TL ve sesinizi çıkarmayın denildi.
Bu arada, sakın ola oylarınızı da başkasına vermeyin demek istendi.
Oysa 4 ayrı yerden maaş almak suretiyle, muslukları veya bilumum hortumları kendi cebine bağlayan nice çok özel yetenekli insanlar da var aramızda.
Ekonomi denilince, yalnızca kapitalist öğretiye iman etmiş ve bunu adeta bir amentü olarak bellemiş garip yaratıkları dinlemekten öylesine bunaldık ve sıkıldık ki, anlatmaya gerek bile duymuyorum.
Kafaları ve gönülleri milli olmayan sayısız isimler geldi geçti bu diyardan.
Hem de ekonomistim diyerek!
Bazıları ise, heteredoks - meteredoks gibi zırvalıkları, ekonominin bir gereği ve gerçeğiymiş gibi anlattı ülkemizde.
Milletimiz de dinledi.
Vardır herhalde bir bildikleri diye de mırıldananlar oldu.
Kaynakları sınırlı, ihtiyaçları ise sınırsız gören mermer kafalı kapitalist beyinler tarafından, ne kadar da fazla zaman harcadı bu ülke.
Kabahat hep sizde aziz milletim!
Size musluktan akan damlayı reva görenleri ağzınız açık izliyorsunuz. Aynı zamanda okyanusları önünüze koyan ilim ve fikir insanlarına karşı ise, mesafeli duruyorsunuz.
Bence asıl mesele, toplumumuzun hakkı olanı talep etme yeteneğine kavuşturulması meselesidir.
Bilimsel çalışmaları olan, ekonomi sahasında dünyanın hayranlıkla takip ettiği ve uyguladığı bir model sahibi olan Prof. Dr. Haydar Baş Bey, Türk milletinin önüne okyanusları koymuştu.
Türk milleti de ona, "Sen bunları nereden bulacaksın, kaynağın ne? Sana bunları yaptırmazlar ki!" gibi içi tamamen boş sözlerle karşılık verdi.
Şimdi çekilen bunca eza ve cefanın nedeni tam da budur.
Akıl en büyük servettir.
Onun için yüce Allah, "akletmez misiniz?" diye yüzlerce kez ikazlarda bulunuyor yüce kitabında.
Bakınız size daha önce de yaptığım özet ve ortalama bir hesaptan hareketle, asgari ücretli ve emeklilerin maaşları ile memur maaşlarının olması gereken yere dikkat çekeceğim.
Emeklilikte Yaşa Takılanlar düzenlemesiyle, 2 milyon 250 bin kişi emekli edilmiş oldu. Toplam emekli sayısı ise, 15,3 milyona ulaştı.
Türkiye'de asgari ücretle çalışan işçi sayısı ise, 14 milyon 299 bin kişi.
5 milyon kadar da ülkemizde memur bulunmaktadır.
Asgari ücretle çalışan işçi sayısı ile emeklilerin toplamı aşağı yukarı 30 milyonu buluyor.
Her iki kesime denk bir oranda ve ortalama olarak, mesela 20 bin TL aylık maaş verilmiş olsa, ayda 400 milyar TL, yılda ise, 4 trilyon 800 milyar TL tutarında bir meblağ eder.
Memurlar içinde ortalama olarak 25 bin TL gibi bir aylık maaş verilmiş olsa, aylık tutar, 126 milyar 300 bin TL, yıllık ise, 1 trilyon 515 milyar TL gibi bir meblağa tekabül eder.
Toplamda ise bütçeye maliyeti, 6 trilyon 315 milyar TL gibi ortalama bir parasal değere denk gelir.
2022 yılında bankacılık sektörü, 807,5 milyarı kredilerden olmak üzere toplam 1 trilyon 403,2 milyar lira faiz geliri elde etti.
Bu arada 2023 yılı için bütçesinden faiz ödemeleri için ayrılan pay, 565,6 milyar lira olarak belirlendi.
Bankacılık sektörünün yılık faiz kazancı ile bütçede yer verilen ve milletin cebinden çıkacak olan faiz giderleri toplamı, 2 trilyon TL dolayında.
Yani bu da demek oluyor ki, 35 milyon insanımıza verilen toplam maaşın 3'te 1'i kadar tutar, milletimiz tarafından zaten faiz olarak ödenmiş oluyor.
Diğer taraftan bankacılık sektörünün sahip olduğu toplam mevduata mukabil yaratılan kredi hacim tutarı, 7.5 trilyon TL civarı bir rakam.
Düşünebiliyor musunuz?
Bu meblağ, 2023 yılı bütçe rakamlarının hemen hemen iki katına denk geliyor.
Yani, MB bu parayı piyasaya sürmeye kalksa, en başta muhalefet kıyameti koparır ve enflasyon geliyor diye çığlık basar.
Oysa MB, piyasalara bu parayı tamamen maliyetsiz olarak ve toplum kesimlerine eşit dağıtılmak üzere, bir hükümet projesi gereği vermiş olsa, tek kuruş bile enflasyona yol açmaz.
Bir başka bakış açısıyla, bankacılık sektörünün, havadan yarattığı bu kaydi para toplamı, 35 milyon çalışana verilecek yıllık maaştan bile daha fazlaya tekabül ediyor.
Anlatmaya çalıştığım tablo ilk bakışta kafanızı karıştırmış olabilir ama bu özet çalışmanın çok derin ve bilimsel karşılığı olduğunu bilmenizi isterim.
Ayrıca, bahsettiğim bu rakamların da üzerinde bir maaşın asgari ücretlilere, emeklilere ve memurlara çok rahatlıkla verilebileceğinden zerre kadar kuşkum yoktur.
Tüm bunları kendi içinde bir iktisat matematiği ve bilimsel formüller çerçevesinde barındıran dünya üzerinde tek bir sistem veya model var.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın özgün iktisat tezi olan, "Milli Ekonomi Modeli".
Bu model hayata geçmeden ne mevcut iktidar ve ne de gelmesine kesin gözü ile bakılan muhalefetin Türkiye'nin inşası ve ihyası için yapabileceği şeyler bellidir.
İşte bu yönü itibariyle Hüseyin Baş'ın yer alacağı ittifak, bence en şanslı ittifak olacaktır.
Çünkü bu model ancak ve ancak, Hüseyin Baş'ın ortaya koyacağı irade ile uygulama imkânına kavuşabilir.
Enkaz altındaki Türkiye'nin inanın bundan başka tek bir şansı bulunmamaktadır.
- Türk milleti bu gerçeği anladığı gün… / 02.01.2026
- Dünyanın sahibi Türklerdir / 30.12.2025
- Hedef, 8 milyar nüfusu 1 milyara düşürmek / 29.12.2025
- Türk ordusu teyakkuzda olmalı / 26.12.2025
- Öcalan: “Bahçeli’yi bu çizgiye ben getirdim” / 23.12.2025
- Bozkurtçu CHP’den Atlantikçi CHP’ye / 18.12.2025
- Emperyalizmin dayattığı yalan: “Hilafet makamı Meclis’te mündemiçtir” / 17.12.2025
- Atatürk’ün büyüklüğünü kabul edin / 16.12.2025
- Bu gidişe kim dur diyecek? / 15.12.2025
























































































