logo
23 HAZİRAN 2026

Ruhban okulu açılırsa, Lozan iptal olur!

22.06.2026 00:00:00
Türk milleti ve devletinin bekasını çok yakından ilgilendiren Ruhban Okulu konusu, Lozan antlaşması açısından kritik konuma sahiptir.

Başlığa bakıp da, "yok artık" diyenleri duyar gibiyim.

Sarı öküz hikayesini bilirsiniz.

Bundan bir şey olmaz denilerek ilk olarak sarı öküz verilmişti ama sonunda nelerin olduğunu hepiniz çok iyi biliyorsunuz.

İşte bu konu da tam olarak böyledir.

Lozan görüşmelerinde, belki de Türkiye'de yüzde 99'un bilmediği çok kritik görüşmeler cereyan etmişti.

Neydi bu çok önemli görüşmeler derseniz bir iki cümle ile özetleyeyim.

Lozan görüşmelerinde Türk heyetine çok şiddetli bir şekilde dayatılan bir mesele vardı.

Bu konu, gayr-i müslim azınlıklara sağlanacak imtiyazlar konusuydu.

İngiliz ve Fransız delegasyonu dışında halka dağıtılan Lozan kitapçıklarında, 17 oturumdan oluşan 165 sayfalık bölüm buharlaşmıştı.

Bu 17 oturum boyunca Türk heyetine dayatılan ve fakat Atatürk'ün talimatı doğrultusunda büyük bir direnç ortaya konularak, çok büyük bir kazanım elde edilmişti.

Türk heyetine dikte edilen mesele şuydu:

Gayr-i müslim azınlıkların hakları, tıpkı Osmanlı'da olduğu gibi korunacaktı.

Bunun için yeni Türkiye Cumhuriyeti'nden istenen ve beklenen şey, Osmanlı'da uygulanan çok hukuklu sistemin aynısının devam ettirilmesiydi.

İngiliz ve Fransızlar sırf bu meseleden dolayı, 17 oturum boyunca görüşmelere basının alınmamasını istemişlerdi.

Tutanaklar aynen tutulmuş ancak, sonuçta Türk heyetinin talepleri geçerli olmuştu.

Osmanlı'da uygulanan çok hukuklu sistemin yeni kurulacak Türk devletine dayatılması konusu, Atatürk'ün asla kabul edemeyeceği bir işti.

Çünkü Osmanlı'nın çöküşüne yol sistemin bu çok hukuklu sistem olduğunu, en iyi Atatürk biliyordu.

Lozan'da Türk heyeti bu taleplere karşı şiddetle itiraz etmiş ve yeni Cumhuriyetin, İsviçre Medeni Kanunu'nu uygulayacağını söylemişti.

Saltanat kaldırılmış ve laik demokratik bir rejime geçilmişti.

Artık çok hukuklu sisteme son verilmiş ve tek hukuklu sistem dönemine geçilmişti.

Yani herkes yasalar önünde eşit ve aynı haklara sahip olacaktı.

Atatürk, Lozan'da dayatılan çok hukuklu sistemin bir milleti nasıl parçaladığını çok iyi biliyordu.

Şimdi geldiğimiz noktada, tekrar gerisin geriye dönülmek istenmektedir.

ABD'li yetkililer ve hatta bizim yetkililerimiz tarafından son yıllarda ısrarla gündeme getirilen konu, Osmanlı sistemine dönülmesi ve devamında gelecek olan çok hukuklu rejimdir.

Bilindiği üzere Heybeli Ruhban Okulu, Fener Rum Patrikhanesi'ne bağlıdır.

Türkiye'nin bu işten elde edeceği hiç bir şey yoktur.

Görüleceği üzere emperyalist güçler halen daha dini bir aparat olarak kullanmaya devam etmektedir.

Batı Trakya'daki Türk azınlığın kendini Türk olarak tanımlaması bile engellenirken, bu haklar neyin karşılığı Ruhban Okulu'na tanınacaktır bu apayrı bir konudur.

Okulun açılması uzun bir aradan sonra,  2024'te tekrar gündeme gelmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Mayıs'a Yunan basınında yer alan bir açıklamasında, "Okulun açılması için çalışmalar yaptıklarını" söylemişti.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise 28 Mayıs'ta okulu ziyaret etmişti.

Tekin ziyaretin ardından verdiği bir röportajda, Kişisel olarak okulun açılmasını istediğini söylemişti.

Eylül ayında Patrik Bartholomeos Yunan basınına verdiği demeçte ise, "Okulumuzun yeniden faaliyete geçmesi eşiğinde bulunduğumuza artık eminiz" açıklamasında bulunmuştu.

Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Selçuk Erenerol ise, Ruhban Okulu'nun açılmasına karşı çıkmış ve bu meselenin sadece dini değil, siyasi bir mesele olduğunu görmek gerekir değerlendirmesinde bulunmuştu.

Erenerol, Patrikhane'nin "Ekümenik" unvanı kullanılarak atılacak adımların ülkenin üniter yapısını ve milli egemenliğini tehdit edeceğini ve Türkiye'yi bölebileceğini ifade etmişti.

Bilindiği üzere Heybeliada Ruhban Okulu, Osmanlı döneminde 1844'te açılmıştı.

Ancak kurtuluş savaşı yıllarında Türkiye karşıtı faaliyetlerin merkez üssü haline gelince, Mustafa Kemal Atatürk tarafından Fener Patrikhanesi "fesat ve ihanet ocağı" olarak tanımlanmıştı.

Aynı zamanda Lozan'da alınan karara göre yalnızca "dini" yetkilerle İstanbul'da Fatih Kaymakamlığına bağlı olarak faaliyet yapmasına müsaade edilmişti.

Cumhuriyet yönetimi ise Patrikhane'nin tüm siyasi ve hukuki yetkilerini kaldırmış ve patrik seçimi için Türk vatandaşı olma şartını getirmişti.

1971 yılında Anayasa Mahkemesi tüm özel yüksek okulları devlet üniversitelerine bağlamıştı.

Ancak Fener Patrikhanesi bu koşulu kabul etmediği için, okulu kendisi kapatmıştı.

Böylece Türkiye'de eğitim birliği ve egemenlik ilkeleri korunmuş oldu.

Ruhban Okulunun yeniden açılması, yalnızca bir okul meselesi değildir.

Bu, Türkiye'nin bağımsızlığına, egemenliğine, anayasaya, Lozan'a ve Cumhuriyet devrimlerine aykırılıktır.

Çünkü bunun altında Fener Patrikhanesi'nin "Ekümeniklik" ve bir tür  "Ortodoks Halifeliği" kurma girişimleri vardır.

Patrikhanenin esas gizli gayesi, İstanbul'un tekrar Helenlerin merkezi olacağına inanılan bir ütopyadır.

Aynı zamanda Başpiskopos Makarios da  bu Ruhban okulundan mezun olmuş, ömrünü Kıbrıs Türklerinin  Kıbrıs'tan atılması için sarf etmişti.

Şimdi esas mesele, Türkiye'nin geleceğine dair bir egemenlik sınavıdır. Türkiye'nin siyasi yöneticileri, aydınları, milli kadroları ve vatan sever hukukçuları, bu duruma duyarsız kalmamalı bu sinsi oyunu birlikte bozmalıdırlar.

Ruhban okulu, Patrikhane'nin adeta harp okulu gibidir!

ATATÜRK 25 Aralık 1922'de Lozan'da izlenecek politikayı anlatırken;

"Rum Patrikhanesi için Türkiye'nin kendi arazisi üzerinde bir sığınak göstermeye ne mecburiyeti var?!

Bu fesat ocağının hakiki yeri Yunanistan'da değil midir?" der.

Ocak 1923'te Lozan'da bu konuda büyük tartışmalar oluyor.

İsmet Paşa günlerce Patrikhane'nin tarih boyunca nasıl bir siyasi fesat yuvası olduğunu anlatıyor ve Türkiye'den çıkmasını istiyor.

Atatürk aslında Hilafet'le birlikte Rum, Ermeni ve Süryani patrikhaneleriyle Musevi Hahambaşılığını da kaldırmayı düşünmüş, 4 Mayıs 1924'te New York Herald gazetesine de bu niyetini söylemişti.

Lozan'da Patrikhane'nin bütün siyasi ve idari yetkileri kaldırılmış, Medeni Kanun kabul edildikten sonra hukuken nikâh kıyma yetkisi bile sona ermişti.

Dahası, Lozan'da nüfus mübadelesiyle, Türkiye'de artık Yunan milliyetçiliğinin dayanabileceği önemli bir Rum nüfus kalmamıştı.

Hele bugün, Rum vatandaşlarının sayısı birkaç bini geçmemektedir!

Biz her zaman olduğu gibi, Atatürk Cumhuriyeti'nin bekçileri olarak hatırlatma görevimizi yapalım istedik.

Sarı öküz giderse, geride kimse sağ kalmaz!

Ruhban Okulu tekrar açılırsa, Lozan iptal olur!

Cumhuriyeti koruma ve kollama görevini yapanların dikkatine!

 
Hacı Gaydan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.