logo
18 NİSAN 2026

Aşk var mı aşk?

25.08.2004 00:00:00
Yunanlılar Atina olimpiyatlarının açılış törenlerinde iki temel mesaj vermişlerdi:

1. İnsanlığın atası biziz. Düşünce, fikir, din kısaca medeniyet adına ne varsa bizden kaynaklanıyor.

2. Olimpiyat halkalarını oluşturan beş kıta gelecekte, Hristiyanlaşacak. Yunanlılar ikinci mesaj için "5 kıtadan çan" çaldırarak bizleri selamladılar! Sanıyorum hatırlıyorsunuzdur...

Bu mesajla Yunan Başpiskoposunun "Türkler aslında saf insanlardır. Onları vahşileştiren yöneticileridir" sözünün arka planındaki psikolojiyi tahlil edebiliriz ama biz bu gün onu "es" geçelim ve kendi ruh halimizi konuşalım.

Büyük umutlar beklediğimiz Elvan Abeylegesse 5000 m finalinde hepimizi üzerek resmen piste gömüldü. Olimpiyatları "bir halter şampiyonasına" çeviren spor zihniyeti, halterden gelen her altında sanki kendileri o tonlarca yükü kaldırıyormuşçasına poz verirken, Elvan'ın çöküşünde her ne hikmetse ortalarda gözükmemeyi tercih ediyorlar.

Bunu bir tarafa not edelim. Ancak Elvan'ı devşirerek kazanılacak altın madalyanın zaten "soru işaretleri ile" dolu olduğunun da altını çizelim.

Burada spor komisyonun kamuoyunun cevabını aradığı temel soruya bir karşılık üretmeye çalışalım.

Soru şu:

İki ay önce dünya rekorunu kıran bir sporcu nasıl oluyor da "hedef yarışta" nal topluyor ve rekor derecesinin bir dakika kadar gerisine düşebiliyor.

"Spor bu olabilir" diyebiliriz ama bir dakikalık geriye düşme çok çok önemli bir gerileme. Yani kendimizden örnek verecek olursak "yürümeyi unutmamız gibi bir şey" bu...

Öyleyse "gününde değil", "madalya beklentisi stres yaptı" gibi gerekçeler fotoğrafı netleştirmeye yetmiyor. Ortada bir "sporcu sakatlığı" filan da olmadığına göre bu soruya anlamlı bir cevap üretmek zorundayız. Bunun için Elvan'ın kameralar önünde yapacağı konuşma yeterli olmayacaktır. Abeylegesse normaldir ki, mikrofonlara "kendisinden istenen cevapları" verecektir. Bu konuda da illaki kulağına birşey üflemiştir ve de üflenecektir. Ama dediğimiz gibi görüntü gerçeği yansıtamayabilir. Biz Elvan'ın durumunu gerçek anlamda yansıtan bir cevap bulmalıyız.

Peki bu cevap acaba ne?

Elvan Abeylegesse Etiyopyalı bir sporcu.

Onun için "devşirme sporcu" tanımı kullanılıyor. Yani naylon bir evlilik, iyi bir maaş ve Türk vatandaşlığı ile "yürü kızım" diye pistlere sürülmüş bir genç kız...

Yani Elvan'ın bizden birinin olması için kılımız kıpırdamıyor ve de Elvan devşirilemiyor. Sonuç olarak Elvan'ın aklı-kalbi Etiyopya'da, koşan ayakları Türkiye'de kalıyor ve bu koşullarda da Elvan milliliğin öne çıktığı yarışmada ka-za-na-mı-yor.

Bu basit ve çok sıradan bir görüntüye indirgenmiş cümleler içinde dikkat ederseniz ruh! Yok. Hani bir ciklet reklamında denildiği gibi;

"Bu gezegende aşk yok mu aşk?"

Maalesef aşk yok ve Elvan ruhu Etiyopya'da, ama bedeni burada bir hayat sürmeye ve bu koşullarda "bizim adımıza" yarışmaya çalışıyor.

Sonuç ortada... Elvan bu koşullarda "devşirme sporcu" Elvan "devşirilememiş sporcudur." Bu minyon sporcu bizim AB'ye katılma maceramızda düştüğümüz duruma başka bir açıdan benzerlikle "kayıp kuşaktır."

Yani ne İsa'ya, ne Musa'ya yaranabilme durumu ile karşı karşıyayız.

Elvan bilebildiğimiz kadarıyla önemli telefon faturaları ödüyor ve nişanlısı da yine kendi ülkesinden birisi. Babası ise isminin değiştirilmesini kabul etmekle birlikte "soyadının" Türkleşmesine izin vermiyor.

Yani ortada bir bilinç var ve biz Elvan'a bu ülkenin "değerlerini" kazanacak hiç bir eğitim ve yaklaşım vermiyoruz.

Korkarım Elvan'ın bundan sonra kazanma şansı yok! Belki paranın gerçerli olduğu profesyonel yarışlarda Grand Prix'lerde birinci olabilir. Ancak milli yarışlarda değil.

Çünkü O, arkasında-önünde Etiyopya bayrağı taşıyan vatandaşlarının "sen vatan hainisin" bakışlarının ağırlığı altında başarılı olamaz. Eğer Elvan Etiyopyalılara aynı bakışla bakamazsa sonuç hep böyle olur.

Nihayet elemelerde Etiyopyalı sporcuların ona tekme atması ve Elvan'la konuşmaları bunun ispatıdır.

Bu koşullarda yapılacak şey galiba şu:

Ya Elvan'a bizim değerlerimiz anlatılarak, sporcu sadece cebiyle değil ruhuyla da kazanılacak! Ya da bu küçük kız ülkesine gönderilecek vicdan azabı dindirilecek!

Açıkçası ben birinci şık için hiçbir umut taşımıyorum. Kendisini "Batı'nın zencisi" olmaya adamış, kendinden vazgeçen, köklerini unutan bir millet bunu yapamaz.

Siz kendi değerinize, dininize, medeniyetinize inanmıyorsunuz ki, Elvan'ı kazanabilesiniz.

Dolayısıyla korkarım ki, Elvan da, biz de kaybedeniz. İşin gerçeği bu.

 
Ahmet Erimhan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.