logo
07 MAYIS 2026

Atatürk namaz kılardı -1-

Bazıları Mustafa Kemal’in savaşlarda hafızlara Kur’an okutmasını, askerlerini savaş meydanına gönderirken “Allah Allah” diyerek onlara güç vermesini, el açıp dua etmesini istiklal mücadelesinde yapılmış bir takiye diye yorumlar

04.05.2026 00:55:00
Haber Merkezi
Atatürk namaz kılardı -1-
Atatürk namaz kılardı -1-
Bazıları Mustafa Kemal'in savaşlarda hafızlara Kur'an okutmasını, askerlerini savaş meydanına gönderirken "Allah Allah" diyerek onlara güç vermesini, el açıp dua etmesini istiklal mücadelesinde yapılmış bir takiye diye yorumlar.

Yine bazıları illa ki, "dinsiz bir Atatürk" ortaya çıkarabilmek için namaz kıldığı anıları kaleme alırken bile namazdan uzak bir insan anlatmaya çalışırlar.

Atatürk namaz kılardı. Bu O'nun aldığı İslam terbiyesinin bir yansımasıydı.

Eğer, Mustafa Kemal dinsiz idiyse, askerî okullarda dahi namaz kıldığı ile alakalı anılar neyle izah edilebilir?







"… Birkaç gün daha geçti, vakitsiz kimseyi ürkütmek istemediğimden cumaları selamlık resminde Yıldız'ın Sultan Ahmed yapısı camiinde ben de ordu komutanları sıfatıyla hazır beklemekteydim.

Bir gün namazdan evveldi bir sabah Başkumandan Vekili Enver Paşa, İzzet Paşa, Vehip Paşa Balkan Muharebesi'ni idare etmiş büyük kumandanlarla namaz vaktini bekliyorduk. Namazdan sonra Naci Paşa, zat-ı şahanenin özel salonunda beni görmek istediğini bildirdi."  Atatürk dindardı.

Ve o dindar Atatürk'ün "Selanik Askerî Rüştiyesi 4. sınıfında okutulan Tarih-i İslam dersinden 45 üzerinden 43; Harp Okulu 1. sınıfında okutulan "Akaid-i Diniyye" dersinden ise 45 üzerinden 42; Harp Okulu 2. sınıfta okutulan "Akaid-i Diniyye" dersinden ise 45 üzerinden 45 aldığı ortadadır. 

Ancak çocukluğundan itibaren İslam terbiyesi ile büyüyen ve emir ve yasakları bilen bir genç bu yüksek notları alabilir.







Falih Rıfkı Atay, Çankaya eserinde bakın hangi anıyı kaleme almıştır:

"Çocukluğunu ve gençliğini yakından bilen Kılıçoğlu Hakkı bana yazdığı mektupta der ki:
Ailece pek yakındır. Zübeyde Molla'yı ikinci defa kocaya veren benim büyük kaynatam Şeyh Rıfat Efendidir.

Mustafa Kemal tatillerde Selanik'te sılaya geldiği vakit büyük kaynatamın tekkesine gelir, ayin günlerinde dervişler halkasına katılarak, 'Huuuu, Huuuu' diye kan ter içinde kalıncaya kadar döner, dururmuş." 







Atatürk'ün hayatında her dönemde namaz kıldığıyla alakalı anılara rastlamaktasınız.

O, bazılarının işine geldiği şekliyle anlattığı gibi, dini, namazı bir istismar aracı olarak kullanmamış, Allah'a kulluğu her devir ve şartta yerine getirmiştir.

Mesela, Padişah Vahdettin ile son görüşmesi dahi bir Cuma namazı sonrasına rastlar:

"… Mayıs'ın 15'i Cuma'ya tesadüf eylemişti. Padişah'a 3. Ordu Müfettişi'nin vedası tabiyatıyla camide oldu.

Namazı müteakip huzura çağırılan Mustafa Kemal'in bir saatten fazla Padişah'la konuşması herkesin dikkat nazarını çekti. Vahdettin, İzmir işgalinden dolayı teessürler izhar etmiş fakat Samsun ve havalisinde bir an evvel sükûnet teminine uğraşılması aksi halde orası da işgal edilebilir demiş ve 'Bütün kabahatler İttihat ve Terakki'nin…' (diye eklemiştir).







(...) Atatürk camiden ayrılır ayrılmaz, 'Çok alçak bir adam! Çok mel'un! Millet memleket mahvoluyor, o yalnız kendini düşünüyor' diyordu." 

Yine Millî Mücadele'nin ilk günlerinde, bayram namazını kılışını Kılıç Ali şöyle anlatır:

"Millî Mücadele'nin ilk günleriydi. Memleket içeriden dışarıdan düşmanların tazyiki altında bulunuyordu. İşte o günlerin birinde Mustafa Kemal Paşa ile bayram namazını kılmak için yanımızda bazı arkadaşlarda olduğu halde Ankara'da Hacı Bayram-ı Veli Camii'ne gitmiştik. Cami hınca hınç dolmuş, halk cami dışında sokaklarda hasır, kilim, hatta paltolarını sererek üzerlerinde namaz kılmaya hazırlanmıştı…" 







"Hastalığımın tedavisinden sora kıtaya geri döndüğümde Çanakkale cephesi hâlâ adeta cehennemî bir ateş içerisinde kaynıyordu.

Taburun hesap memur vekili olarak göreve başlamıştım. Görev icabı geri planda olmama rağmen yine de harbin bütün şiddetini ve korkunç yüzünü gördüm ve yaşadım.

(...) Müttefik kuvvetlerin Çanakkale'den çekilmelerini müteakip birliğimiz de istirahat için Edirne'ye sevk edildi. (Ocak 1916). Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş geldin Atatürk eserinden)

Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul'a geldi

İsrail'in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı'na geldi

05.05.2026 06:20:00
İHA
Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul'a geldi
Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul'a geldi
Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan'da İspanya'nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan'ın Girit Adası'na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul'a getirilmişti. İsrail'in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya'dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali'ne geldi. Bükreş'ten THY'nin tarifeli uçağıyla Türkiye'ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi'nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu'na gitti.








"Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar"

İstanbul Havalimanı'nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım 'Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım' dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. 'Bu gemiler hayra alamet değil' dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım 'Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak' dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail'in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi.









"Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar"

Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. 'Çıkarılacaksınız' dediler. Biz de 'Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız' diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro'nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. 'Onu Yunanlara teslim ettik' dediler. Yunan'lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan'lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.İHA

Siber zorbalık: Okul bahçesinden ekran karasına taşınan şiddet

Eskiden okul koridorlarında veya mahalle aralarında fiziksel bir temasla sınırlı kalan akran zorbalığı, dijitalleşen dünyayla birlikte kabuk değiştirdi

05.05.2026 00:26:00
Abdülkadir Gündoğdu
Siber zorbalık: Okul bahçesinden ekran karasına taşınan şiddet
Siber zorbalık: Okul bahçesinden ekran karasına taşınan şiddet
Eskiden okul koridorlarında veya mahalle aralarında fiziksel bir temasla sınırlı kalan akran zorbalığı, dijitalleşen dünyayla birlikte kabuk değiştirdi.

"Siber Zorbalık" adı verilen bu yeni nesil şiddet türü, artık okul zili çaldığında bitmiyor; akıllı telefonlar aracılığıyla çocukların en güvenli kalesi olan evlerine, hatta yatak odalarına kadar sızıyor.







Zil çalınca bitmeyen şiddet

Eğitim uzmanları ve psikologlar, zorbalığın mekân değiştirmesinin yarattığı tehlikeye dikkat çekiyor. Geleneksel zorbalıkta mağdur eve gittiğinde şiddetten uzaklaşabilirken, siber zorbalıkta taciz 7/24 devam ediyor.







Sosyal medya platformları, oyun sohbetleri ve anlık mesajlaşma grupları üzerinden yürütülen bu süreç; dışlama, aşağılama, izinsiz fotoğraf paylaşımı ve sahte hesaplarla karalama gibi yöntemlerle yapılıyor.






"Görünmez yaralar" akademik başarıyı vuruyor

Konuyla ilgili görüş bildiren uzmanlar, dijital şiddetin fiziksel şiddet kadar iz bıraktığını vurguluyor. Yapılan araştırmalara göre, siber zorbalığa maruz kalan çocuklarda:







Özgüven kaybı ve sosyal izolasyon,

Uyku bozuklukları ve yoğun anksiyete,

Okula gitme isteğinde azalma ve akademik başarıda ani düşüşler gözlemleniyor.

Siber zorbaların en büyük silahı ise "anonimlik". Kimliğini gizleyen saldırganlar, ekranın sağladığı sahte cesaretle çok daha acımasız davranabiliyor.







Klavye başındaki tehlikeye karşı "dijital empati"

Haber merkezimize konuşan eğitimciler, çözümün sadece yasaklarda olmadığını belirtiyor. Uzmanlar, ailelerin çocuklarıyla "yargılamadan" iletişim kurması gerektiğini savunurken, şu önerilerde bulunuyor:

"Çocuklara dijital ayak izinin kalıcılığını ve ekran başındaki davranışların gerçek dünyadaki sonuçlarını öğretmeliyiz. Dijital okuryazarlık, matematik kadar temel bir ihtiyaç haline geldi."







Mağdurlar ne yapmalı?

Uzmanlar, siber zorbalığa maruz kalan gençlere şu üç temel adımı öneriyor:

Cevap Vermeyin: Zorbanın amacı tepki almaktır, sessiz kalarak bu döngüyü bozun.

Kanıt Toplayın: Yapılan tacizlerin ekran görüntülerini alarak kayıt altında tutun.







Yardım İsteyin: Durumu vakit kaybetmeden güvenilir bir yetişkinle, öğretmenle veya aileyle paylaşın.

Emniyet birimleri de siber zorbalığın bir suç olduğunu ve ciddi hukuki yaptırımlarının bulunduğunu hatırlatarak, aileleri bilişim suçları konusunda duyarlı olmaya davet ediyor.

Mayıs ayında 60 santimetre kar yağdı

Düzce'nin yüksek rakımlı bölgelerinde mayıs ayında aniden bastıran kar yağışı sonucu kar kalınlığı 60 santimetreye ulaştı. Ekipler, ulaşımın aksamaması için yayla ve köy yollarında kar küreme çalışmalarına başladı

04.05.2026 13:30:00
İHA
Mayıs ayında 60 santimetre kar yağdı
Mayıs ayında 60 santimetre kar yağdı
Bölgede hava sıcaklıklarının aniden düşmesiyle Düzce-Bolu sınırında yer alan 1485 rakımlı Sinekli Yaylası'nda gece saatlerinde başlayan kar yağışı, aralıksız devam etti. Bahar mevsiminde kış manzaralarının yaşandığı bölgede kar kalınlığı kısa sürede 60 santimetreye ulaştı. Görüş mesafesinin de düştüğü yaylada, vatandaşlar mayıs ayında yağan yoğun kar karşısında hazırlıksız yakalandı.






Bölge sakinlerinden Mehmet Albayrak, yağışın etkisini sürdürdüğünü belirterek, "Bugün 4 Mayıs 2026 Pazartesi. Geceden beri kar yağışı devam ediyor. Rakım bin 485, Düzce-Bolu sınırı. Kar seviyesi 60 santimetreye ulaştı ve yoğun şekilde yağmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.








Ekiplerden sürücülere kış lastiği ve zincir uyarısı

Kar yağışının etkili olduğu bölgelerde Düzce İl Özel İdaresi ekipleri harekete geçti. Yayla ve köy bağlantı yollarının kapanmaması için ekipler tarafından kar küreme ve tuzlama çalışmaları aralıksız sürdürülüyor.








Ulaşımda aksama yaşanmaması ve vatandaşların mağdur olmaması için bölgede yoğun mesai harcayan yetkililer, yüksek kesimlere çıkacak sürücüleri tedbirli olmaları, araçlarında mutlaka kış lastiği ve zincir bulundurmaları konusunda uyardı.






Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi

İznikli mutasavvıf Eşrefoğlu Abdullah Rumi İznik'teki kabri başında yad edildi

03.05.2026 15:58:00
İhlas Haber Ajansı
Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi
Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi
İznikli mutasavvıf Eşrefoğlu Abdullah Rumi İznik'teki kabri başında yad edildi






Program, Eşrefzade Camii bahçesinde sela okunması ve Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Eşrefoğlu Rumi'nin 14'üncü kuşaktan torunu Safiyüddin Erhan "Bazı kişiler, evliyaların kabrinde 'ne buluyorsunuz diye' bizleri tenkit ediyor. Biz büyüklerin kabirlerinde türbelerinde Allah'a halimizi arz ediyoruz. Onlardan feyz alıyoruz. Büyüklerin kılıcı kabre girdikten sonra daha keskin oluyor. Onun için biz Allah'a olan halimizi arz etmek için onun sevgililerini vesile kılıyoruz. Bugün Çin'de yaşayan Kadiriler Türkiye'ye, Bursa'ya, İznik'e gelip Eşrefzade Abdullah Rumi, Abdülkâdir Geylânî'nin izlerini sürüyor, onların türbelerini arıyor" dedi.






Her dönemde insanları ilahi aşka kavuşturan Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi zâtların mevcut olduğuna dikkat çeken Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, "Buraya gelen davetliler, 6 asır önce onun beyitleriyle sözleriyle buraya çağrıldılar. Onlar Allah dostları aşkı, yaradanı anlattılar. Onun için burada olanlar özel davete icabet edenlerdir" dedi.






İznik Kaymakamı Arif Karaman konuşmasında etkinliğin önemine dikkat çekerken her yıl geleneksel olarak gerçekleşmesinde emeği geçen İznik Belediyesi'ne teşekkür etti.
İznik Belediye Başkan Vekili Zeliha Peşte gerçekleştirdiği konuşmasında, "2015 yılından bu yana devam eden anma programlarımızda bizleri yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyorum. Niyet edip buraya gelen herkes, isimlerinin önünde ne unvan olursa olsun buraya gelerek bu güzel ortamın bereketinden nasiplenmek istiyoruz" diye belirtti.
Programda ayrıca İznik Belediyesi tarafından günün anlam ve önemine binaen hazırlanan köfteli çorba katılanlara ikram edildi.






Programa İznik Kaymakamı Arif Karaman, Belediye Başkan Vekili Zeliha Peşte, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, Eşrefoğlu Rumi'nin 14'üncü kuşaktan torunu Safiyüddin Erhan, belediye başkan yardımcıları, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda misafir katıldı.İHA

Kadın avukat cinayetinde 5 kişi tutuklandı: Zanlının ifadesi ortaya çıktı

Bursa'nın Gürsu ilçesinde avukat Hatice Kocaefe'nin hayatını kaybettiği, kardeşi Elif Ç.'nin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin 5 kişi tutuklanırken, katil zanlısının ifadesi ortaya çıktı. Şüpheli Hakkı Ç. ateşi Elif Ç.'ye doğrulttuğunu, avukatı istemeden vurduğunu öne sürdü. Şüpheli Hakkı Ç. ve olaya adı karışan 4 kişi daha tutuklandı. 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

02.05.2026 11:16:00
İHA
Kadın avukat cinayetinde 5 kişi tutuklandı: Zanlının ifadesi ortaya çıktı
Kadın avukat cinayetinde 5 kişi tutuklandı: Zanlının ifadesi ortaya çıktı
29 Nisan günü Ağaköy Mahallesi'nde meydana gelen olayda, alacak verecek meselesi nedeniyle ablası için icra takibi başlatan Avukat Hatice Kocaefe' ile Hakkı Ç., arasında yaşanan gerginlik kanlı bitti. Şüpheli, depo önünde yürüyen baba ve iki kız kardeşe otomobilin içinden ateş açtı. Saldırıda Elif Ç. dizinden yaralanırken, avukat Hatice Kocaefe göğsüne isabet eden kurşunla ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Kocaefe, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.






İddiaya göre Elif Ç.'nin alacağı nedeniyle başlatılan icra süreci sonrası taraflar arasında gerilim tırmandı. Süreci avukat Hatice Kocaefe'nin yürütmesi üzerine şüphelinin rahatsızlık duyduğu ve tehditlerde bulunduğu öne sürüldü. Olay günü ise şüpheli Hakkı Ç.'nin araçla bölgeye gelerek depo önünde yürüyen baba ve iki kız kardeşin önünü kestiği ve otomobilin içinden ateş açtığı belirtildi. Saldırıda Elif Ç. dizinden yaralanırken, Hatice Kocaefe göğsünden vurularak hayatını kaybetti.








Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Bürosu ekiplerinin başarılı operasyonuyla olaya adı karışan 7 kişi gözaltına alındı. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın titiz bir şekilde yürüttüğü soruşturma sonrası Hakkı Ç. ve olaya adı karışan A.Ç., E.Ü., S.S., H.S. tutuklandı. V.A. ve S.U. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.








Emniyette ifade veren şüpheli Hakkı Ç. olayın planlı olmadığını savunarak "Ben pusu kurmadım, tesadüfen gördüm. Araçtan inmeden ayaklarına doğru ateş ettim" dedi. Zanlı ayrıca, "Amacım öldürmek değildi, avukatı istemeden vurdum" sözleriyle kendini savundu.








Ancak soruşturma dosyasına giren güvenlik kamerası kayıtları, zanlının olay öncesinde köy meydanında araçla bir süre tur attığını ortaya koydu. Görüntülerde şüphelinin aynı bölgede dolaştığı ve bir süre sonra saldırının gerçekleştiği noktaya yöneldiği görüldü.








İfadesinde, Elif Ç.'yi gördükten sonra ateş ettiğini ve çevredeki diğer kişileri fark edince ateşi kestiğini belirten zanlı, olayın ardından hızla kaçtığını, farklı noktalara giderek saklanmaya çalıştığını anlattı. Daha sonra saklandığı evde yakalanan şüpheli, olayda kullandığı silahı da polise teslim etti.








Saldırı anı da güvenlik kameralarına saniye saniye yansırken, görüntülerde aracın yaklaşarak ateş açtığı ve iki kardeşin yere yığıldığı anlar yer aldı.

Gözaltına alınan şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin olayla ilgili soruşturması sürüyor.

3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi

Bursa'da yasadışı bahis şebekesine yönelik dev operasyonda 31 şüpheli yakalandı, 22'si tutuklandı

02.05.2026 10:02:00
İhlas Haber Ajansı
3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi
3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi
Bursa'da yasadışı bahis şebekesine yönelik dev operasyonda 31 şüpheli yakalandı, 22'si tutuklandı






Yaklaşık 3 milyar 812 milyon TL işlem hacmine ulaştığı belirlenen organizasyonun 2 ayrı "bahis ofisi" deşifre edildi.








Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Bursa Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü soruşturmada, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ve banka hareketleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan analizlerde, şüphelilerin farklı kişiler adına açılmış çok sayıda banka hesabını kullanarak para transferlerini parçalara böldüğü, bu yöntemle finansal takibi zorlaştırmaya çalıştığı belirlendi. Ayrıca, yasadışı bahis sitelerinin yönetiminin Bursa'daki sözde "ofisler" üzerinden organize edildiği, bu merkezlerde teknik altyapının kurularak site yönetimi, para trafiği ve müşteri ilişkilerinin buradan yürütüldüğü tespit edildi.








Ekiplerin aylar süren teknik ve fiziki takibi sonucunda, şüphelilerin yurt dışı bağlantılı bahis siteleri üzerinden faaliyet gösterdiği, vatandaşları yüksek kazanç vaadiyle sisteme dahil ederek haksız kazanç sağladığı ortaya çıkarıldı. Operasyon öncesinde iletişim trafiği ve para akışı anbean izlenirken, elde edilen deliller doğrultusunda eş zamanlı baskınlar için düğmeye basıldı.








Operasyon kapsamında adreslere düzenlenen baskınlarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, ayrıca 2 ruhsatsız tabanca ve 18 fişeğe de el konuldu.
Gözaltına alınan 31 şüpheli adliyeye sevk edilirken, mahkemece 22 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi, 9 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
Yetkililer, yasadışı bahis ve benzeri suç örgütlerine karşı mücadelenin aralıksız sürdürüleceğini vurguladı.

Instagram’da çekiliş tuzağı büyüyor


 
Çözüm platformu Şikayetvar, Instagram çekilişleri sonrasında oluşan mağduriyetlerle ilgili verileri açıkladı. Platform, son bir haftada şikayetlerin yüzde 88, Nisan ayında da 35 arttığı bildirdi.

02.05.2026 07:50:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
Instagram’da çekiliş tuzağı büyüyor
Instagram’da çekiliş tuzağı büyüyor

Şikayetvar verilerine göre Instagram üzerinden gerçekleştirilen sahte çekiliş dolandırıcılıklarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. 2026 yılı Nisan ayında şikayet sayısı bir önceki aya göre yüzde 35 arttı. Haftalık bazda yüzde 88'lik artış yaşandı.







Apple ürünleri ana tuzak

Şikayetlere göre dolandırıcılar, kullanıcıları genellikle popüler teknoloji ürünleri  (özellikle iPhone) kazandıkları yönünde Instagram'dan mesajlarla hedef alıyor. Sürecin ilk aşamasında 'kargo', 'sigorta' veya 'vergi' gibi gerekçelerle düşük tutarlı ödemeler talep ediliyor. İlk ödeme sonrasında ise süreç farklı bir boyuta taşınıyor. Kullanıcılardan kademeli olarak daha yüksek meblağlar talep edilirken, bazı vakalarda toplam kaybın on binlerce liraya ulaştığı görülüyor.







Ödeme yapmayı reddeden kullanıcılar ise bu kez icra veya yasal işlem tehdidiyle karşı karşıya kalabiliyor. Şikayetler, dolandırıcılığın tek seferlik değil, çok aşamalı bir yapıya dönüştüğünü ortaya koyuyor. 'Kazandınız' mesajıyla başlayan süreçte, taklit hesaplarla güven oluşturuluyor; ardından ödeme talepleri artarak devam ediyor. Bununla birlikte kullanıcıların yalnızca maddi kayıp değil, kişisel veri riskiyle de karşı karşıya kaldığı görülüyor. Kimlik, adres ve iletişim bilgileri talep edilerek farklı dolandırıcılık türleri için de zemin hazırlanabiliyor.







Ne yapılabilir?

• Kazandınız mesajlarına şüpheyle yaklaşın.
• Ödül için kargo, vergi veya sigorta adı altında para talep edilmesine itibar etmeyin.
• Şüpheli hesapları (takipçi sayısı, profil geçmişi) kontrol edin.
• IBAN'a para göndermeden önce alıcıyı mutlaka doğrulayın.
• T.C. kimlik numarası, adres ve telefon gibi kişisel bilgileri paylaşmayın.
• İcra veya yasal işlem tehditlerinin gerçeği yansıtmadığını unutmayın.
• Mağduriyet durumunda bankayla iletişime geçip resmi mercilere başvurun.







İşte bazı şikayetler

• Instagram çekilişinde iPhone kazandığım söylendi. KDV vb. gerekçelerle toplam 18.750 TL ödedim, ürün gönderilmedi. Ardından ek 14.651 TL istendi, dolandırıldım.
• Telefon kazandığım belirtilerek önce 583 TL, ardından iki kez 6.674 TL olmak üzere yaklaşık 24 bin TL ödedim. Ürün gelmedi, tehdit mesajları aldım.
• Çekilişten telefon kazandığım söylenip 462 TL kargo ücreti istendi, ödedim. Sonrasında 6.674 TL talep edildi. Reddedince icra tehdidi aldım, bilgilerimi paylaşmıştım.
• Telefon kazandığım belirtilerek 486 TL ödedim. Sonrasında 7 bin TL ve 150 bin TL istendi, tehdit edildim. Dolandırıcılık olduğunu anlayıp süreci sonlandırdım.

Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?

Beykoz’da 26 Nisan’da ormanlık alanda çıkan yangın, uzunca bir çabadan sonra söndürülmüştü. Bu üzücü olay, aslında doğanın bize her bahar sonunda gönderdiği sert bir uyarı mektubu gibi. Nisan ayında bile rüzgarın etkisiyle yeniden alevlenen bir yangın, asıl sıcakların hüküm süreceği Temmuz ve Ağustos ayları için "tetikte olun" mesajı veriyor

30.04.2026 19:32:00
Hasan Gündoğdu
Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?
Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?
Türkiye, jeopolitik konumu ve iklim kuşağı gereği orman yangınlarına en hassas bölgelerden biri. Peki, bu kaçınılmaz döngüye karşı gerçekten ne kadar hazırlıklıyız?






Türkiye'nin mevcut hazırlık durumu: Neredeyiz?

Son yıllarda yaşanan büyük felaketler (özellikle 2021 yangınları), Türkiye'nin yangınla mücadele doktrininde köklü değişikliklere yol açtı.

Hava gücü: En büyük tartışma konusu olan uçak ve helikopter filosu, geçmiş yıllara göre daha sürdürülebilir bir modele geçti. Kiralık araçların yanına Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı envanterindeki araçların entegrasyonu sağlandı.

Teknoloji kullanımı: İHA'lar (İnsansız Hava Araçları) bu konuda en güçlü yanımız. Yangını dumanı yükseldiği an tespit etmek, ekipleri nokta atışı yönlendirmek konusunda dünya standartlarındayız.

Yapay zeka destekli erken uyarı: Meteorolojik verileri (nem, rüzgar, sıcaklık) analiz ederek "risk haritaları" üzerinden önleyici konuşlanmalar yapılıyor.






Eksiklerimiz ve "yumuşak karnımız"

Sadece araç ve personel sayısını artırmak, yangını durdurmaya yetmiyor. Hala iyileştirilmesi gereken kritik noktalar var:

Yerel koordinasyon ve gönüllülük: Yangın çıktığında bölge halkı yardım etmek istiyor ancak profesyonel eğitim almamış kalabalıklar bazen müdahaleyi zorlaştırabiliyor. Mahalle bazlı "eğitimli gönüllü" ağımız hala yeterince yaygın değil.

Orman-yerleşim yeri arayüzü: Beykoz örneğinde olduğu gibi, yerleşim yerlerinin orman içine girdiği bölgelerde "tampon bölge" eksikliği var. Evlerin dibine kadar gelen kuru otlar ve ağaçlar, yangının yerleşim yerlerine sıçramasını hızlandırıyor.

Biyolojik çeşitlilik ve monokültür: Tek tip ağaçlandırma (örneğin sadece çam dikilmesi), yangının bir "ateş fırtınasına" dönüşmesini kolaylaştırıyor.






Geçmiş hatalardan çıkarılan dersler

Geçmişte yapılan en büyük hata, yangını sadece "söndürülmesi gereken bir alev" olarak görmekti. Oysa yangın yönetimi bir bütündür:
İletişim kazaları: Sosyal medyadaki bilgi kirliliği, sahadaki ekiplerin moralini ve lojistiği etkiliyordu. Valilik ve OGM'nin daha şeffaf ve anlık bilgilendirme yapması bu hatayı gidermeye başladı.

Lojistik planlama: Geçmişte su tankeri ve personel sevkiyatında yaşanan tıkanıklıklar, artık "Yangın Yönetim Merkezleri" üzerinden daha dijital bir şekilde takip ediliyor.

Restorasyon hataları: Yanan alanları hemen dozerle düzlemek yerine, doğanın kendi kendini yenilemesine izin vermek (doğal gençleştirme) artık daha fazla tercih edilen bir yöntem.






İdeal hazırlık nasıl olmalı?

Yangın sezonuna girmeden önce şu stratejik adımlar "hayat kurtarıcı" olacaktır:

"Savunulabilir alan" oluşturma: Orman içindeki veya kenarındaki yerleşim yerlerinde, binaların çevresindeki yanıcı materyaller (kuru dal, ot, çöp) temizlenmeli.

Gece görüşlü müdahale: Beykoz'da gördüğümüz gibi, yangınlar gece de devam eder. Gece uçuş kabiliyeti olan hava araçlarının sayısı ve bu konudaki pilot eğitimi artırılmalı.

Karma orman yapısı: Yanan alanların rehabilitasyonunda, yangına daha dirençli olan geniş yapraklı (meşe, palamut vb.) türler ile iğne yapraklı türlerin karıştırıldığı "yangın bariyeri" ormanlar kurulmalı.

Halkın bilinçlendirilmesi: Yangınların %90'ı insan kaynaklı. Sadece piknik yasağı değil; anız yakma, cam kırıkları ve sigara izmaritleri konusunda çok daha sert denetimler ve eğitici kampanyalar şart.






Türkiye teknik donanım olarak eskiye oranla çok daha güçlü, ancak orman yangınlarıyla mücadele sadece itfaiyenin değil, topyekun bir toplumun görevidir. Beykoz'daki yangın, doğanın bize "Hazırlanın, sıcaklar geliyor" uyarısıdır. Bu uyarıyı ciddiye almak, sadece ağaçları değil, geleceğimizi kurtarmaktır.

Bursa'da 25 yaşındaki avukatı öldüren şüpheli yakalandı

Bursa'nın Gürsu ilçesinde genç avukat Hatice Kocaefe'nin hayatını kaybettiği silahlı saldırının faili yakalandı. 5 milyonluk alacak davası nedeniyle çıktığı öne sürülen olayda dehşet anları kameraya yansırken, şüpheli Hakkı Ç., Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonla gözaltına alındı

30.04.2026 12:29:00
İHA
Bursa'da 25 yaşındaki avukatı öldüren şüpheli yakalandı
Bursa'da 25 yaşındaki avukatı öldüren şüpheli yakalandı
Olay, 29 Nisan saat 17.00 sıralarında Ağaköy Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Elif Ç.'nin 5 milyon liralık plastik meyve kasası alacağı nedeniyle açılan davayı geri çekmemesi üzerine taraflar arasında gerilim yaşandı. Avukat Hatice Kocaefe'nin yürüttüğü davada geri adım atılmaması sonrası şüphelinin tehditlerde bulunduğu ileri sürüldü.






Olay günü araçla bölgeye gelen şüpheli, depodan çıkıp yola doğru yürüyen baba ve iki kız kardeşin önünü keserek otomobilin içinden ateş açtı. Saldırıda Elif Ç. dizinden yaralanırken, Hatice Kocaefe göğsüne isabet eden kurşunla ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan genç avukat tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.








Saldırı anı güvenlik kameralarına yansırken, görüntülerde aracın yaklaşarak ateş açtığı ve iki kardeşin yere yığıldığı anlar net şekilde görüldü.








Olay sonrası kaçan şüpheli Hakkı Ç., Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin titiz çalışması sonucu yakalanarak gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma Asayiş Şube Müdürlüğü'nde sürüyor.




















Kozan'da selin izleri havadan görüntülendi

Adana'nın Kozan ilçesinde dün akşam etkili olan sağanak yağış ve dolunun ardından meydana gelen sel felaketinin izleri havadan görüntülendi

30.04.2026 12:20:00
İHA
Kozan'da selin izleri havadan görüntülendi
Kozan'da selin izleri havadan görüntülendi
Kozan ilçesinde dün akşam etkili olan sağanak yağışın ardından Tabak Deresi taştı. Taşkının etkisiyle Bucak yolu üzerindeki Karabuzağı Mahallesi Döşeme mevkiinde bağlantı yolları su ve çamurla kaplanarak trafiğe kapandı. Yolda bulunan bazı araçlar ise sel sularında mahsur kaldı. Selin boyutu dron ile kaydedildi. Görüntülerde taşan derelerin yatağından çıkarak çevreye yayıldığı, asfalt yolların söküldüğü ve dev kayaların sürüklenerek yerleşim alanlarına kadar ulaştığı görüldü. Özellikle Eskikabasakal ve Karabuzağı mahallelerinde tarım arazilerinin suyun şiddeti nedeniyle etkilenip zarar görmesi dikkat çekti.






Bölgede bazı yollar tamamen kullanılamaz hale gelirken sel sularının bıraktığı çamur ve moloz yığınları havadan görüntülendi.








"Tarım arazileri ve yollarda büyük hasar oluştu"

Eskikabasakal Mahalle Muhtarı Levent Kara, yaşanan afetin büyüklüğüne dikkat çekerek, "Hepimize geçmiş olsun. Şu an durum ağır, bir can kaybımız var, bir üreticimizin de hayvan kaybı var. Tarım arazileri ve yollarda büyük hasar oluştu. Sel yaklaşık 20 dakikada dağdan aşağıya indi. Yağmur dolu ile karışık şekilde yağdı. Maden ocakları dağın yapısıyla oynadı, açılan yollar nedeniyle su doğrudan yerleşim alanlarına yöneldi. Mahallemizde en son böyle bir olay 60 yaşındaki vatandaşlarımızın çocukluk döneminde yaşanmış" dedi.








"Daha önce de sel oluyordu ama bu kadarını görmedik"

Sel sırasında evinin önünden suyun aktığını belirten Bekir Özgan ise, "Yoldayken köyde sel olduğunu eşimden öğrendim. Daha önce de sel oluyordu ama bu kadarını görmedik. Köprü yapılması lazım, tarlalara su gitmeyecek alanlar oluşturulmalı. Kozan'ın en yakın köylerinden biri burası ve en fazla zarar gören yer de burası" diye konuştu.





















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.